Posts Tagged With: Web Sitesi

Knidos Aslanı

‘Knidos Aslanı’ mermer heykelinin orijinalinin İngiltere’de bir müzede olduğunu öğrendim. Bizim elimizde hediyelik eşya olarak satılan aslan parçaları var şimdi tabii ama heykelin resmini görmek ve hakkında bilgi edinmek isterseniz the British Museum sayfasına bakabilirsiniz.

Bu konu hakkında ve Datça’daki Knidos Antik Kenti hakkında nefis bir yazı okumak istiyorsanız Sevil Okay‘ın detaylı bilgi veren ama tabii ki insanın içini buran yazısını önereceğim. Bildiklerinizi cömertçe paylaştığınız için bir kez daha teşekkür ederim Sevil Hanım.

 

Reklamlar
Categories: Ekonomi, Kültür, Sanat, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Timsah Yiyen Kedi!

Timsahtan yapılma kedi maması olduğunu öğrendim! Bunu Değerli Oğuz Süzen’in “Kelimeler Hazır” başlıklı harika yazısında okuyunca şok geçirip nete davrandım. Gerçekten de sadece timsah da değil, kanguru, bizon, yılan balığından filan da mama yapılıyormuş. Görsellere rağmen yanlış anladığımdan öyle emindim ki konu hakkında bir sürü yazı okudum. Öğrendiğim ileri düzey saçmalıklar hakkında sayfalarca yazabilirim ve kimseyi kırmayacağımı garanti edemiyorum. Bu nedenle yazıyı burada kesmek daha hayırlı olacak sanırım… Kendimize ettik edeceğimizi, şu hayvanların dünyasını da altüst etmeden rahat edemeyeceğiz bir türlü… Göreceğiz bir gün hep birlikte de… Cık cık cık… 

Sadece şunu söylemeden geçemeyeceğim: Bebekliğimden beri bizim evimizde mutlaka en az bir kedi yaşamıştır ve yemekte biz ne yediysek aynısını yemişlerdir. Muzaffer İzgü’nün de kendi kedileri Tekir’i anlattığı bir konuşmasını anımsıyorum. Tekir’in günde iki zeytin yeme hakkı varmış sadece, yoksul evin diğer üyeleri gibi. Karpuz yeniyorsa karpuz yermiş. Kediciğin bir derdi olsa derme çatma evden rahatlıkla kaçardı zannımca. Yine tutamadım, söylendim yahu…

Bir kez daha öğrenince mutsuz olmuş olsam da bilgi için teşekkür ederim Oğuz Bey…

 

Categories: Doğa, Ekonomi, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 11 Yorum

Uçma Uçma Böceğim, Kal

Uğur böceğine neden bu ismin verildiğini yani çeşitli kültürlerde uğurlu kabul edilmesinin sebebini öğrendim. Bir böcek türü olmasına rağmen neredeyse hepimiz uç uç böceklerini sever, görünce mutlu oluruz tabii, ama çiftçiler çok daha fazla severlermiş. Sebep: yaprak bitlerini ve bitkiler için zararlı diğer böcekleri yiyerek bitkileri rahatlatması.

Uğur böcekleri, yumurtalarını bile bitlerin toplandığı yaprakların altına bırakırmış. Birkaç güne çıkan larvalar, ki bunlar uğur böceğini değil de minik timsahları andıran ince-uzun yapıdalar, hemen turalamaya başlayarak önlerine çıkan hayvancıkları yani bitleri lüpletmeye başlıyorlarmış. Artık nasıl yediğinin detayını bilemem, ama kısaca bu hayvanımız bitle mücadelede çiftçinin yanında ❤

Anlatılageldiği üzere bir tarihte bir bölgede ürünlere bitler dadanmış. Çok zor durumdaki çiftçileri bu sevimli böcekler kurtarmış. Çiftçiye şans getirdiği içindir ki ‘uğur böceği’ olarak anılırlar denir. Rivayet olma olasılığı var tabii ama okuduğum tüm Türkçe ve İngilizce kaynaklar aynı açıklamayı getirmiş. Yabancı kültürlerde Hazreti Meryem’in adını aldığı bile görülüyor. Onu bunu bilmem, ama en azından bolca uğur böceği görünen yerlerde bitkilerinin geleceğini tahmin edebilen çiftçi mutlu oluyordur herhalde.

Bu vesileyle, sabah-akşam blog dünyasını selamlamaktan yılmayan Uğur Böceğimize bir kere de ben iyi akşamlar demek isterim 🙂

Categories: Dil, Doğa, Ekonomi, Hayvan, Kültür, Teknoloji, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Hemingway Kitaplığı

Hemingway’in Küba’daki evinde 8.000 kitap bulunduğunu öğrendim. Aydınlık ve ferah evin, çalışma odasında yere serili ayı postunun, bahçesindeki kedi mezarlığının ve teknesi Pilar’ın fotoğraflarını şu sayfada bulabilirsiniz: Glimpses of The World

Categories: Edebiyat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Seviyor Sevmiyor

Şu bizim “seviyoooor… seemiyoor…” bel bağlamasıyla yapraklarını yolduğumuz zavallı papatyanın falına Fransızların daha farklı baktığını öğrendim. Yenilgi Günlükleri’nin bir yazısında okuyunca haberdar olduğum konuyu araştırdım ve Fransız papatya falında çiçeğin beşli set halinde parçalandığını anladım. Yani yolma işlemine “Il m’aime” diye başlıyor ve koparılan her yaprakta seviyor-sevmiyor değil, sırasıyla şunları söylüyorlarmış: 

az seviyor (un peu),
çok seviyor (beaucoup),
tutkuyla seviyor (passionnément),
delice seviyor (à la folie),
hiç sevmiyor (pas du tout)

Böylece sevmeme ihtimali %50’den %20’ye düşmüş oluyor. Daha iyimser ve heyecanlı!

 

Bu arada, eğer “o beni takip etti, ben de onu edeyim,” “yazısını beğeneyim ki o da beni beğensin” şeklindeki blog okurlarından değilseniz eğer Yenilgi Günlükleri‘ni öneririm. Bilgi, deneyim ve duyguların birleştiği derin yazılar okumayı özleyenlere Onikinci Defter iyi gelecektir.

 

Categories: Dil, Doğa, Kültür, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | 2 Yorum

Booktube-A-Thon

‘Booktube-A-Thon’ isminde bir okuma maratonu olduğunu öğrendim. 24-30 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılacak olan etkinliğin detaylarını Ayşegül Hanımın ‘Içimdeki Hisler‘ adlı blogundan öğrenebilirsiniz.

Categories: Etkinlik, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Altın Leoparlar

Locarno Film Festivalinin düzenlendiği kentin İsviçre’de olduğunu öğrendim. En eskilerden olan festivalin ödülü altın leopar imiş. İki altın leoparımıza dair bir anıyı okurken öğrendim:

Ayrıca şehrin jeopolitik konumunun uygunluğundan olsa gerek şöyle de bir tarihi önemi varmış: I. Dünya Savaşında ortalığı kasıp kavuran Avrupa devletleri, savaştan sonra ilişkilerini düzeltmek için bu kentte biraraya gelmişler. Yani bir nevi öpüşüp barışma anlaşması olan Locarno Anlaşması burada oluşturulmuş. Detaylarını Ali Çimen’in ‘Sessiz Tarih‘ sitesinden okuyabilirsiniz.

Bu arada Cuma gecesi Locarno’da Imagine Dragons konseri varmış. Gidecekseniz söyleyeyim 😀

Categories: Coğrafya, Edebiyat, Etkinlik, Konser, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Van – Tatvan

Tatvan – Van arası feribot yolculuğunun dört saat sürdüğünü öğrendim.

Gezinin detaylarını Hakan Özcan’ın blogundan okuyabilirsiniz: Uzaklara Yolculuk

Categories: Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

7/24 Ödünsüz Emniyet

Hava trafik kontrolörlüğünün düşünemediğimiz kadar çok önemli bir meslek olduğunu öğrendim. Kendisi de kontrolör olan Burçak Şenler Sınmaz’ın kaleminden işlerinin ve hayatlarının zorluklarını okumanızı öneririm. “Nöbetlerdeyim” adlı yazısında esprili üslubuyla bir şaka gibi anlattığı anılarını okuyunca, hepimizin yaşantısında en az bir operatör doktor kadar önemi olan mesleğine derin bir saygı duymaktan kendinizi alamıyorsunuz.

 

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , , | 4 Yorum

Güneşin Adası

Rodos’a ‘Güneşin Adası’ dendiğini öğrendim. “Berrak gökyüzü, turkuazdan laciverte bir renk skalası sergileyen denizi, yüksek dalgalarıyla ve neredeyse her zaman güneşli oluşuyla bu ismi zaten hak ediyor” diyor Glimpses of the World ve ekliyor: “ama bu ismi almasının tek nedeni bu değil elbet.” Yunan mitolojisine dayanan öyküyü bu blogdan aktarıyorum:

“Zeus, devleri yenip de yeryüzünün efendisi olunca, dünyayı Olympos’un görkemli tanrıları arasında pay etmeye karar verir. Ancak paylaştırma işini gece yaptığı için ve Güneş Tanrısı Helios tabii ki o sırada orada olmadığı için, bu tanrının ismini de dahil etmek kimsenin aklına gelmez. Dolayısıyla bölüşüm işleminin dışında bırakılmış olur ve kendine ait toprak elde edemez. 

Sabah Zeus’a varır ve bu adaletsizlikten yakınır. Kendisi Zeus’un favorilerinden olduğu için ‘denizden gelecek ilk kara parçası’ ile ödüllendirilme sözü verilir. Konuşurlarken derin mavi sulardan çok güzel, çiçeklerle bezeli bir ada belirir.
Mutlulukla dolan Helios, adayı kendi aydınlığıyla yıkar ve Ege Denizinin en sevimli adalarından birine çevirir. Deniz Tanrısı Poseidon’un kızı Rodos’u görür görmez güzelliğine vurulduğu için bu peri ile evlenir ve topraklarına yerleştirir.”

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Kelime Bulucu

Scrabble gibi kelime oyunlarında sizin yerinize sözcük bulan bir web sitesi öğrendim. Örneğin ‘lur’ ile biten kelimeleri listeletebiliyorsunuz. Hatta elinizdeki harfleri yazıyorsunuz, o size kelime türetiyor. Kelimeler.net sitesi bir yandan da sözcük öğrettiği, hafiften Türkçe dersi verdiği ve de kelime oyunları hakkında bilgi verdiği için hoş bir site ve kelimelerle çok ilintili bir işiniz varsa oldukça yararını görebilirsiniz gibi geldi. Örneğin şiir yazarken bir türlü uyak tutmadı diyelim, çıldırmadan önce buraya başvurabilirsiniz. Beyninizi zorlamanız her zaman daha iyi olsa da bu sizin tercihiniz. Ama Scrabble oynarken karşımdakinin telefonundan kelime aradığını görürsem de kalkar giderim yani. Bu da benim tercihim. 

Bugün bir Scrabble oynayalım o zaman. İyi Pazarlar!

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kesal Doktor

Ercan Kesal’ın aslen tıp doktoru olduğunu öğrendim. Psikoloji alanında yüksek lisansı varmış ve şimdi de Sosyal Antropoloji doktorası yapıyormuş. Taşrada hekimlik yapmış olmasının yanı sıra özel tıp merkezi kurmuşluğu da varmış ve şu anda da hastane yöneticiliği yapıyormuş. Peki nasıl başlamış oyunculuğa? Sinemaya ilgisi hep varmış ama meslek olarak yapmaya eşi sayesinde başlamış. Eşi Nazan Kesal da oyuncuymuş. ‘Uzak’ filminin çekimleri sırasında bir gün Nuri Bilge Ceylan kendisine şöyle diyor: “Yarın senin sevgilini oynayacak bir oyuncuya ihtiyacımız var. Seninle kafeden içeri girecek ve dışarı çıkacak.” Nazan Hanım da zaten hazırda bir sevgilisi olduğunu belirtince Ercan Kesal’a sinema yolları açılıyor ve ‘bara giren kel adam’ olarak kariyerine başlıyor.

Ama tabii bu kadar dolu bir bey olmasaydı bu konuda da bunca başarılı olamazdı. Yazarların kütüphanelerini inceleyen bir Internet serisi var: BookSerf. Kesal’ın çalışma odasını anlattığı bölümü izleyerek keşfettim kendisini zaten ve bilgisine ve de kafasının doluluğuna, okuma düzeyine hayran kaldım.

 

Kaynaklar:

Kendi web sitesi ercankesal.com

Miraç Zeynep Özkartal Röportajı, Milliyet, 22.01.2012

Categories: Edebiyat, Eğitim, Psikoloji, Sağlık, Sinema, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lüks Cezaevi

İstanbul’daki lüks bir otelin, geçmişte yazın dünyamızın önemli isimlerinin yattığı Sultanahmet Cezaevi olduğunu öğrendim.

 

Cezaevi’nin yürek burkan öyküsünü Sevil Okay‘ın kaleminden okuyun. Ve Sultanahmet’te dolaşırken bastığınız yerin altında neler yatıyor olabileceğini…

 

Categories: Edebiyat, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gözümün Önünde Çoğalıyoruz

Nüfus artışının izlenebildiği bir site öğrendim. Örneğin Türkiye nüfusu sayacı gözünüzün önünde bir bir artıyor: worldometers

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ana sayfanın Türkçesine bakarak sadece nüfus değil, birçok konudaki anlık değişimi izleyebilirsiniz yüreğiniz kaldırırsa: worldometers

 

Categories: Doğa, Ekonomi, Sağlık, Teknoloji, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Zalipie

Polonya’da Zalipie adında süslü evlerden oluşan masalsı bir köy olduğunu öğrendim. 

 

 

Öğrettiğin için teşekkür ederim Ruşyena

 

Categories: Ülkeler, Seyahat | Etiketler: , , , , | 2 Yorum

Şengen

Schengen’in Lüksemburg’da bir kasaba olduğunu öğrendim. 1985 yılında bazı ülkeler bu kasabada bir araya gelerek bir anlaşma imzalayıp bir nevi sınırları kaldırdıkları için şengen ismi verilmiş vizelerine de.

Kaynak: Sami KILIÇ, Olmadı Gezeriz (Schengen vizesi ve nasıl alınabileceği hakkında çok daha detaylı bilgi almak isterseniz mutlaka ziyaret edin.)

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Nigde

Sırpçada ‘nigde’ sözcüğünün ‘hiçbir yer’ anlamına geldiğini öğrendim.

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 2 Yorum

Fun Trivia

‘Fun Trivia’ isminde, binlerce soru dönen bir web sayfası öğrendim. Sorularınıza yanıt arayabileceğiniz, sorulan soruları yanıtlayabileceğiniz, oyun oynayabileceğiniz, oyun hazırlayabileceğiniz, iyi olduğunuz bir konuda test ya da bulmaca çözebileceğiniz siteye üye olarak her gün bir soruyu elektronik posta ile de alabiliyorsunuz. İngilizce diline hakimseniz ve benim gibi öğrenmeye tutkunsanız çok keyifli bir site. 1995’ten beri varmış gerçi.

http://www.funtrivia.com/

Categories: Teknoloji | Etiketler: | Yorum bırakın

İnce Memed ile Yedi Mehmet

Antalya’daki 7 Mehmet adlı restoranda Yaşar Kemal’in de yemek yediğini, beğendiğini ve hatta anı defterine “Akdeniz Lokantası Akdeniz gibi büyük ve güzel” yazdığını öğrendim. Web sitesinde Talipoğlu ve Koç’un da yazılarını görmek olası: 7 Mehmet Web Sitesi

Ayrıca mekanın isminde geçen 7’nin sebebi ve Atatürk için güç bela bulunan 850 gram taze fasulyenin öyküsü de dahil bazı sevimli anılar da yer alıyor.

Categories: Antalya, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Charlie Chaplin Sevilmez mi?

Yıllarca dünyanın dört bir yanındaki insanları kahkahaya boğmuş Charlie Chaplin’in, neden bazı çevrelerce sevilmediğini öğrendim. Ama söylemek istediklerim uzayınca “Şarlo” yazımı diğer blogumda yayınladım. Beklerim…

Sesli film çekme konusunda yıllarca gösterdiği direnci mecburen kırmak zorunda kaldığı savaş ve faşizm karşıtı filmi “Büyük Diktatör”ün son dört dakikasındaki ünlü konuşmasını sayfasında yayınlayarak konuyu gündemime getiren Sinem Hanım’a teşekkür ederim. Konuşma videosu için: Sinem’in Kalemi

Categories: Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Foto Bulmaca

Ücretsiz ve sorunsuz fotoğraf bulabileceğimiz bir site daha öğrendim.

Categories: Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Minestrone

Minestrone sözcüğünün İtalyancada çorba anlamına geldiğini öğrendim. Yani ‘çorba’ demek için üç farklı sözcük kullanırlarmış, ‘minestra’dan türeyen ‘minestrone’ da bunlardan biriymiş ve o bol sebzeyle yapılan leziz minestrone çorbasını kastediyormuş. Tadına hayran olduğum bu çorbanın nasıl yapıldığını da öğrendim ama onu da artık bizlere Konuşan Mutfak anlatır umarım. Benden daha iyi anlatabileceği kesin 🙂

Categories: Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Orwell’in Peri Masalı

George Orwell’in ünlü ‘Hayvan Çiftliği’ eserinin ‘Bir Peri Masalı’ şeklinde bir alt başlığı olduğunu öğrendim. Bunu hiçbir zaman fark etmemiş olmanın şaşkınlığıyla kitaplığıma yönelip kitabı elime alınca bir şok daha yaşadım: Kitabı Türkçe’ye çeviren Halide Edib Adıvar imiş. Bunu görmemiş olmam anormal olacağı için sadece unutmuş olduğumu düşünmek istiyorum tabii ama alt başlık konusunda suçsuzmuşum. Birçok çevirmen (ya da yayınevi) bu alt başlığı kullanmamayı tercih etmiş nitekim.

Konuya dikkatimi çeken Kütüphanem adlı bloga teşekkür ederim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum

Kısaltma Çılgınlığı

Yabancı dildeki kısaltmaları kolaylıkla çözmemi sağlayacak bir web sayfası öğrendim: abbreviations.com. Malum, özellikle Amerikalılar her şeyi kısaltarak yazmaya ve söylemeye meraklıdır. Ne anlama geldiğini bilemediğiniz harf öbeğini bu sitenin arama kutusuna yazdığınız anda olabilecek bütün seçenekler İngilizce olarak önünüze seriliyor. Çok pratik ve faydalı.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Az Öpüş

ABD’nin Iowa eyaletinde beş dakikadan uzun öpmenin kanunla yasaklanmış olduğunu öğrendim. Gitmek istediğiniz bir ülke varsa öncesinde ‘Dumb Laws‘ adlı siteye bir göz atın bakalım, bilmeniz gereken bir yasa olabilir mi diye.

Categories: Ülkeler, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Askıda Ne Var?

Üniversite öğrencilerine yiyecek, giyecek, tiyatro-konser bileti, kitap ve benzeri gereksinimi ücretsiz olarak sağlayan ve Askıda Ne Var isminde bir sosyal girişim projesi olduğunu öğrendim. Öğrenciler için askısı olan restoranlar anladığım kadarıyla İstanbul’dalar ama başka illerdeki öğrenciler de sosyal medya hesaplarını takip ederek istedikleri bir şeylere ulaşabilirler. Örneğin Twitter üzerinden @askidanevar‘ı takip eden üniversiteliler oradan yapılan duyuruları retweet ederek çekilişe katılıp konser, kitap filan kazanabiliyorlar. Bayılıyorum böyle proje fikirleriyle yaşamı kolaylaştıranlara…

Askıda ne var panosu olan bir mekanda bulunursanız siz de üniversite öğrencileri için askıya bir şeyler bırakmayı unutmayın.

Categories: Ekonomi, Teknoloji, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Fotoğraf Sitesi

Özellikle ünlülerin muhteşem fotoğraflarını bulabileceğiniz bir pinterest hesabı öğrendim:

Just The Two of Us

Categories: Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: