Posts Tagged With: Turizm

Mezarlık Adası

Paris‘te olduğu gibi İtalya’da da turistlerin ilgisini çeken bir mezarlık bulunduğunu öğrendim. İki adacığın birleşmesiyle oluşan Isola di San Michele üzerinde sadece mezarlar ve kiliseler varmış. 19.yüzyıl başlarından beri kent mezarlığı yani ‘cimitero’ olarak kullanılmaktaymış. Venedik’in bir adalar topluluğu olduğu göz önünde bulundurulduğunda kent mezarlığının da bir adada olmasında şaşılacak bir şey yok aslında ama yine de ilginç geliyor tabii. Turist de çekiyor. Ünlü besteci Stravinsky buradaymış örneğin. Ezra Pound da bu adanın protestan mezarlığı bölümünde yatmaktaymış. 

Ancak tabii ne de olsa bir ada olduğu için yer sıkıntısı varmış. Mezarların bir kısmı şifonyer usulü üst üste olsa da başka çözümler de gerektiği için, San Michele’de istirahatte olan bedenlerin kalıntıları bir süre sonra çıkarılıyormuş. Burada 10-12 yıl kadar huzur içinde yatabiliyormuşsunuz. Bu sürenin sonunda, ikinci defin işlemi için ücret ödenirse kemikleriniz bir kutuya aktarılarak daha küçük bir alana gömülüyormuş. Ödenmezse şayet ‘ossuary’ denen, ölü kemiklerinin koyulduğu yerlere aktarılıyormuşsunuz. Mezarlık girişinde, kimin ne zaman taşınacağının listesi varmış. Çok da ‘Rest In Piece’ değil yani 😦

Venedik’ten kalkan vapurlarla beş dakikada ulaşılıyormuş mezarlık adasına. Bu bölgedeki adaları gezdiren turlar da uğruyormuş. Ya da rengarenk Burano adası gibi adalara giderken önünden geçiliyormuş. O da ilginç bir ironi oluşturur herhalde. Neyse… Sağlıklı günler! 🙂

Kaynaklar:

Italy Heaven ve Minor Sights

Reklamlar
Categories: Coğrafya, Ekonomi, Kültür, Mekan, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Turistik Mezarlık

Birçok ünlünün mezarının Paris’teki Père Lachaise mezarlığında olduğunu öğrendim. Örneğin: Jim Morrison, Oscar Wilde, Édith Piaf, Chopin, Balzac, Proust, Maria Callas, Sarah BernhardtIsadora Duncan, Bizet, Yılmaz Güney,  Ahmet Kaya. Tam bir heykel müzesi gibi görsel şölen sunan yeşil ve yaşlı alanı görmek güzel olur. Bir mezarlık gezmek isteyeceğim aklımın ucundan geçmezdi ama yalnız değilim. Père Lachaise tam bir turistik cazibe merkezi.

[ParisByM]

Categories: Ekonomi, Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Narmanlı

Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Dietmar Friese’nin de bir dönem Narmanlı Yurdu’nun misafiri olduğunu öğrendim. Atölyesi varmış bu handa.

[Umut Mete SOYDAN]

19.yüzyılın ilk yarısında inşa edilen yapı, Narmanlı Han ismini almadan yıllar önce Rus Konsolosluğu imiş. Sefaret, çeşitli amaçlarla kullanmış binayı. Hatta sürgündeki Troçki’nin bile Büyükada’da yaşadığı köşkten önce burada olduğu söyleniyor. Derken Narmanlı Kardeşler almış yapıyı 1933’te. Onların ev sahipliğinde şairler, yazarlar, heykeltraşlar, ressamların ikametgâhı olmuş Narmanlı Han. Düşük ücretle stüdyo ve pansiyon olarak kiralamışlar odalarını. Evleri ve/veya atölyeleri Narmanlı Han’da olduğu için bir dönem burada yaşamış isimler arasında sayılanlardan bazıları şunlar: Ulus Gazetesi temsilcisi Neşet Atay, Tatyana Moran, ‘Fosforlu Cevriye’nin yazarı gazeteci Suat Derviş, Fidzek Karoly. Bir de onların misafirleriyle tam anlamıyla bir sanatçı yuvasıymış Narmanlı Han. Ama işte göçmüş hepsi birer birer… Ne Tanpınar kalmış ne Berger… Ne avluda barınan onlarca kedisi kalmış, ne bahçesinde akasyalar ne de yıllara meydan okuyan bekçi ve noter…

Üstteki fotoğraf, SALT Online’daki Eliza Day arşivinde yer alıyor. Yer, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesi. Poz veren kişi, bu blogda yayınladığım ilk yazıda bahsettiğim keman virtüözü Ayla Erduran. Arkasındaki tablodaki beyefendi, hem Ayla Hanıma hem de Aliye Hanıma keman dersleri veren Macar keman sanatçısı Karl Berger. Yani Aliye Berger’in kocası. (Fotoğraf kaynağı: saltonline.org)

Bilmeyenler için ekleyelim: Ressam ve gravür sanatçısı Aliye Berger, aynı zamanda Halikarnas Balıkçısının da kardeşidir.

Küçük bir not daha: Troçki’nin Meksika’da yaşadığı ev bugün müze olarak kullanılmakta ve her gün birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Londra’da İstanbul Nostaljisi

Fikret Otyam, Tuncel Kurtiz, Birol Kutadgu, Fatih Akın ve Işıl Özgentürk gibi isimlerin İstanbul’da tercih ettikleri ortak bir mekan olduğunu öğrendim. 12 Nisan 2007 tarihli ‘Yaşayan Mekanlar‘ programında anlatıyorlar ‘Büyük Londra Oteli’ne duydukları sevgiyi. Ressam Kutadgu, Yalıkavak’taki Geriş Köyü’nde yaşar ama kış aylarını Londra Oteli’ndeki odasında geçirirmiş. Tuncel Kurtiz, Edremit’te bir köyde yaşamasına rağmen Londra Oteli de İstanbul’daki eviymiş. Çekimler için gelip bu oteli mesken tutmuş diğer yönetmenler de Işıl Özgentürk ve Fatih Akın. Hatta Akın, bazı filmlerini burada çekmiş. Yabancı yönetmenlerin de gelince tercih ettiği bir yermiş. Ama beni asıl heyecanlandıran detay, Hemingway’in de 1922 yılında bu otelde kalmış olmasıdır.

‘Büyük Londra Oteli’ ya da nedense Fransızca olan ismiyle ‘Grand Hotel de Londres’, İtalyan asıllı zengin bir Levanten aileye aitmiş eskiden. Sadece Orient-Express ile İstanbul’a gelen Avrupalı turistleri değil, Pera’da yerleşmiş Levanten ve azınlık aileleri de ağırlıyormuş. 1930’lardan sonra Yunan asıllı bir ailenin yönetiminde bulunan otel 6-7 Eylül olaylarından da nasibini almış.

Ve böylece… çok görmüş geçirmiş bu mekanı ziyaret etmeyi de ‘İstanbul’a Gidersem Yapacaklarım’ listeme dahil etmiş bulunuyorum. 1967’de Adanalı bir ailenin satın aldığı Londra Oteli’nde İstanbul nostaljisi yapmak şart oldu.

***********************************

Kaynak: Yaşayan Mekanlar Programı, ‘Büyük Londra Oteli’ Bölümü, İz TV, 12 Nisan 2007
Hazırlayan ve Sunan: Nazmiye Karadağ
Internette Paylaşan: Sinan Genim, 3 Şubat 2013

Categories: Ekonomi, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Side’de Giritliler 2

Varını yoğunu Girit’te bırakıp Anadolu’ya göçmüş ailelerin Side’de büyümüş torunlarından birinin de Ali Barut olduğunu öğrendim. Antalya’da Lara tarafına gelindiğinin göstergesi olan Dedeman Oteli binasının 2014 yılından beri yeni sahibi. Yani çocukluğumun Antalya’sına dair anımsadığım tek bina, daha benim Antalya’ya yerleştiğim sene yeni Akra Barut olmuş. 

Ali İhsan Barut ile yapılan röportajı okumak için: Turizm Güncel, 09.05.2013

Girit kökenli Sideliler hakkında yazdığım diğer yazım için: “Side’de Giritliler

Categories: Antalya, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Side’de Frieseler

Side’deki Giritlileri araştırırken izlediğim Kalimerhaba belgeselinde şakır şakır Türkçe konuşan Alman heykeltraş Dietmar Friese’nin, flamenko öğretmenim olan muhteşem dansçı Deniz Friese’nin dedesi olduğunu öğrendim.

Bay Friese, 1955 yılında otostopla Türkiye’ye gelmiş, 1957’de Fatma Hanımla evlenip Beyoğlu’nda atölye açmış, 1961’de Side’yi görüp aşık olmuş. Oraya yerleşmeyi kafasına koyan çift bu hayalini gerçekleştirmek için elinden geleni yapmış ve nihayet başarılı olarak 1960’lı yıllarda Side’ye yerleşmiş. Bir de kafe açmışlar burada. İşte bu ‘Apollonik’ kafede büyüyen öğretmenim Deniz Friese’nin yaşamını da sanat kokan kafede her gün çalınan ezgiler şekillendirmiş.

Tabii burada beni asıl heyecanlandıran konu, Side’nin korunması için çok önemli çalışmalar yapmış kişilerden birinin, çok takdir ettiğim bir başka insanla bağlantılı olması oldu. Yani tam da bu günlerde yoğunlaştığım konu. Tesadüfün böyle tatlısı! Hatta Side’ye gidip Apollonik’te oturdum ve menüde öğretmenimin isminin de yazılı olduğunu görüp çocuk gibi sevindim.

Bay Friese, tarihi eserlerin restorasyonunda gönüllü çalışmış, kültür varlıklarını koruyabilmek için hizmet vermiş, danışmanlık yapmış. 2016 Ekiminde vefat edene kadar, yani yarım asır boyunca kendini Side Müzesine adamış. Müzedeki eserlerin korunması ve bakımıyla ilgili ayrıntılı raporlar hazırlayıp bakanlığa yollamış. Kendinden sonrasını da düşünerek, heykel onarabilecek öğrenci yetiştirmiş.

Dietmar Friese… Ressam Max Friese’nin oğlu… Aliye Berger gibi, güzellikleri yüreğinde yaşayan insanların dostu… Öğretmenimi de tanısanız, genleriyle devraldığı, görüp hissederek özümsedikleriyle içine nakşettiği ışıltılı güzelliğini ve bunun sanatına yansımasını gönül gözünüzle görebilirdiniz… İnsanın sizi dinlerkenki bir samimi kıvrılışında gizli geldiği ailenin değer yargıları… İşte bu kadar basit… Ve bir o kadar karmaşık…

*******************

Kaynaklarım:

Tamay Açıkel Söyleşisi, 5 Nisan 2007 
Azulmavidergi

Fotoğraf: Kumbara Haber

 

Categories: Antalya, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Side’de Giritliler

Suat Şakir Kabaağaçlı’nın, Side’nin dünyaya tanıtılmasında büyük emeği geçtiğini öğrendim.

Tarihinin İ.Ö. 7. yüzyıla dayandığı düşünülen Side, İ.S. 5 ve 6. yüzyıllarda en parlak devrini yaşamış. Bu gelişim 7.-9. yüzyıllar arasında Arap akınları ile son bulmuş ve kent önemini yitirmiş. Şehrin, büyük bir yangın ve birçok deprem geçirdiği kazılarda ortaya çıkmış. Arap istilası ve korsanlar bir taraftan, doğal felaketler diğer taraftan Pamfilya’nın yıldızını söndürüvermiş. Kent zamanla terk edilmiş. 13.yy’da Selçukluların, 14.yy’da da bazı Anadolu Beyliklerinin egemenliği altında olmasına ragmen, Side’de bu dönemlerde de yerleşim olmamış. Selçuklular gibi Osmanlılar da Side’de oturmadıklarından, yarımada üzerinde bu kültürlerin izleri yokmuş. Yani yaşadığı felaketlerle terk edilerek önemini yitiren ve yıllarca bomboş bırakılan yarımada, çok değil, bundan anca yarım asır önce yeniden hareketlenip bugünkü Side turistik beldesini ortaya çıkarmış. Peki bu nasıl olmuş?

1800’lerin sonlarında, Yunan ayaklanmalarının etkileri Girit’e kadar uzanır. Girit Adasında özellikle Hanya gibi yerlerde yaşanan bol kanlı olaylar nedeniyle Girit halkından birçok kişi bütün mallarını ve hatta ailelerini bırakarak, zor şartlarda Anadolu’ya göç ediyor 1897’de. Ulaşmayı başarabilenler çeşitli bölgelere dağılıyor. Antalya’ya gelenler de önce bir göçmen kampında kalıyor birkaç yıl, ama sonra bazı köylere yerleştiriliyorlar. Bunlardan biri de Selimiye, yani Side. Yarımadaya 68 tane ev yapılarak Giritli aileler yerleştiriliyor. Tabii ne sorunlar ne göçler sona eriyor. Başka aileler de geldikçe ev sayısı artıyor. En son göçünü mübadele ile 1924’te alıyor Side.

Her ne kadar adadan geldikleri için deniz kenarında yer verildiği düşünülse de asıl açıklaması bana biraz farklıymış gibi geliyor. Geçmişte deniz kenarındaki toprakların işe yaramazlığı sebebiyle kız çocuklarına bırakılmasıyla aynı mantık bu sanki. Side de Giritli göçmenlerin yerleştirildiği istenmeyen bir bölge gibi. Manavgat’ın en fakir köyü. Geldikleri adada çektikleri inanılmaz sıkıntılar, din ve ulusçuluk adına işlenen katliamlar yetmiyormuş gibi bir de Sidemizde yani Selimiye’de neredeyse yüz yıl boyunca ciddi bir geçim sıkıntısı, açlık, yoksulluk, bataklık durumundaki limandan dolayı sıtma benzeri hastalıklardan ölen çocuklar, askere gidip de yıllarca dönememeler, bölgenin ağasından dayak yeme, emeklerinin sömürülmesi, aza kanaat getirme durumlarını deneyimliyor Giritliler. Zeytin ağaçlarından ve sağda solda bularak değerlendirdikleri otlardan oluşan mutfaklarına yıllar sonra lüks meyhanelerde sarı ablaların “woaaa Girit mutfağı” diye atlayacaklarını henüz bilmiyorlar.

Antik Side’nin kalıntılarını da Giritli çocuklar koruyormuş eskiden. Buldukları taşları okullarına götürüyorlar, müze gibi bir odaya koyuyorlarmış. Derken Side halkının başına olabilecek en güzel şey gelmiş: 1947’de Prof. Arif Mansel burada kazılara başlamış. Tüm Side halkı kazı çalışmalarına katılmış, hatta tarihi eser kaçırmakta olan bir İngilizi yakalamışlar. El birliğiyle Side’yi tarihin derinlerinden güneş ışığına çıkarmışlar yeniden. Hasan Karakaş, evini kazı yapanlara vererek ilk pansiyoncu olmuş. 1960’larda, gelen konukların Side’deki evlere yerleştirilmesiyle tertemiz Giritlilerin ev pansiyonculuğu macerası da ufaktan başlar. Ancak Side tanınmaya başladıkça ve gelen giden arttıkça kazı çalışmalarında güçlükler baş gösterir ve 1967’de Arif Bey Side’den uzaklaşır. 1970’lerde Suat Şakir Kabaağaçlı’nın çabaları ve yabancı diplomatların sevdalarıyla Side turizm merkezi hâline gelme yolunda adım atar. Suat Bey’in, Fransız hanımıyla birlikte Side’ye yerleşip ilk küçük oteli açtığı söyleniyor kaynaklarda: Pamfilya Pansiyon. Beldenin dış dünyaya açılmasını sağlayan Suat Bey emekli diplomatmış. Yöre halkını ev pansiyonculuğuna teşvik ettiği, konukları arasındaki bazı kalburüstü Avrupalıları bile komşu evlere yerleştirerek pansiyonculuğun öğrenilmesine ve gelişmesine büyük katkıda bulunduğu söyleniyor. Halk, evlerinin yanına ek odalar yapmaya başlamış. 1975’ten sonra artık küçük işletmeler varmış.

Ardından başlayan süreç, her şeyleri yıkıp oteller yapmaya ve en nihayetinde günümüzün çok yıldızlı her şey dahil otellerine kadar varıyor. Torunlar kendi ‘kıymet bilme’ anlayışını getiriyor. Mülkler el değiştiriyor.

Yani… Bodrum’a büyük emeği geçmiş Girit kökenli Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kardeşi Suat Şakir Kabaağaçlı da Side’nin dünyaca tanınması konusunda büyük çabalar sarf etmiş. Onlarca yıllık geçmişe ve bir de bugüne bakınca tekrar düşünüyor insan tabii iyi mi yapmış ki acaba diye.

******

Side‘ yazılarım

Girit‘ yazılarım

Yunan‘ yazılarım

Cevat Şakir Kabaağaçlı‘ yazılarım

******

BU YAZI İÇİN KULLANDIĞIM BAŞLICA KAYNAKLAR:

antalyamiz.com

Kalimerhaba Side Belgeseli (Giritliler), Ağustos 2013, Giritliler Derneği [M. Savaş Güvezne yönetmenliğinde, Side Belediyesince 2004 yılında hazırlanan Kalimerhaba Side Belgeselinden üç bölüm]

Hüseyin Cimrin, Sabah Gazetesi, 14.11.2016

Categories: Antalya, Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Titus Tüneli

Seleukos Nikator’un kurduğu kentte yer alan Titus Tünelinin yüksekliğinin yedi metre olduğunu öğrendim. Birinci yüzyılda yapılan bir tünelden bahsediyorum. Çeyrek asır önce beni büyülemiş olan tünelden. Bugünün Musa Dağı’nı resmen ikiye yararak açılan bir tünelden.

Petra‘nın hayranlık uyandırıcı olduğu bir gerçek. Ama Ürdün’e gitmeden önce Hatay’daki Çevlik’i ziyaret etmeniz daha güzel olur. Tamamen el yapımı bir mühendislik harikası oluşu ve ikibin yıllık geçmişine rağmen iyi korunmuşluğuyla dünya miras listesine aday gösterilen ve geçici listeye yerleşen tünelin neden hâlâ asıl listeye alınmadığını çok merak ediyorum.

Categories: Coğrafya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Aizonai

Kütahya’da muazzam bir antik kent olduğunu öğrendim. Turizm potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan (ama nedense ismi yanlış yazılan 😦 ) web sayfalarında şu özellikleri ön plana çıkarılmış Aizonai Antik Kenti’nin:

* Dünyada bir benzeri bulunmayan ve günümüze en sağlam gelmeyi başarmış Zeus Tapınağına sahip oluşu,
* Dünyanın bilinen en eski borsa yapısını barındırışı (ki bu yapı 1970 depreminde cami yıkılınca altından çıkmış),
* Stadyum-Tiyatro kompleksinin eşsizliği,
* Romalılara ait ilk barajı,
* Nekropolleri, köprüleri, tüneli…

Kaynak: Aizanoi.com

Kent hakkında detaylı bilgi almak için Ömer Çelik videosunu izleyebilirsiniz.

Not: TÜRSAB‘ın sitesinde gördüğüm şu ibare çok hoşuma gittiği için bunu da eklemeden geçemeyeceğim: “Fotoğrafların gerek amatör, gerekse profesyonel alanda kullanımı telif hakları açısından serbesttir.” Kendilerine teşekkür ederim 🙂

Categories: Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Doğal Yaşam Köyü

Bademler’de bir doğal yaşam köyünün kurulmakta olduğunu öğrendim. Yapılacak bungalovlarda ve pansiyonculuk hizmeti verecek köy evlerinde kalmaya gelen konuklar o dönemde gerçekleşen tüm üretime katılacakmış. Domates toplama; çiçek hasadı; köy ekmeği pişirme; tarhana, bulgur, enginar dolması yapma gibi her türlü sürecin parçası olacaklarmış.

Kaynak: Cem Seymen, Para Dedektifi, 21.05.2017, CNN Türk

Categories: Doğa, Ekonomi, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kırmızı Palmiye Böceği

Koca palmiyelerin ömrünü bitiren böceğin neye benzediğini öğrendim. Kırmızı palmiye böceği, endemik Datça hurmasının başlıca düşmanlarından. İçten içten çürüttüğü ağacın yaprakları sararmaya başladı mı artık hiçbir kurtuluş yok demek. Kumluca dolayları, Bodrum ve bir de Girit Adasında bulunabilen bu ağaçlar Türkiye’de en fazla Datça’da görülüyor ama türü tehlike altında. Bunun nedeni, yurt dışından getirtilen palmiyelerle yayılmış bu böcek değil sadece. Yapılaşmanın yanı sıra, civarında yetişen başka bitkiler de endemik hurmamızı tehdit ediyor. Çünkü Datça hurması her daim su kaynaklarına ulaşabilmek istermiş ve bulunduğu yerde su seven başka bitki türerse ölümü kolay olurmuş. Hurmama dokunma!

Categories: Doğa, Ekonomi, Hayvan | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kırmızı Duvar

İspanya’da “La Muralla Roja” adında bir yer olduğunu öğrendim. Alicante’ye bağlı Calpe’de bulunan, bolca duvardan, basamaktan ve renkten oluşmuş La Manzanera yerleşkesinin bir parçası olan La Muralla Roja, Internetteki otel-pansiyon arama sitelerinden ulaşıp kalabileceğiniz bir yer. La Muralla Roja, İspanyolcada kırmızı duvar demek, ama içinde bulunduğu bina sadece kırmızı duvarlardan oluşmuyor. Kırmızının, mavinini, leylağın oynaştığı labirent gibi bir kaleye benzeyen yapı, bu haliyle ‘street jumper’ denen sokaklarda atlayıp zıplayarak dolaşan gençlerin de gözdesi.

Daha fazla fotoğraf için: Arch Daily

Categories: Seyahat, Spor | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Arapapıştı

Arapapıştı isminde bir kanyonumuz olduğunu öğrendim. Aydın taraflarından geçerken yol boyu adını görüp bir türlü okuyamadığım, daha doğrusu okuyup da yanlış okuduğumu sandığım Arapapıştı’yı eve dönünce araştırdım. Gerçekten ismi Arapapıştı olan bir kanyonumuz var! Videolara baktım, oldukça da güzel görünüyor.

Tam açılışının üstüne oradan geçtiğimiz için her yerde açılış duyurusu varmış meğer. Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da gazetecilere kanyonu gezdiren teknenin kaptanlığını yapmış ara ara. Hepsi iyi hoş da… güzelliği hayranlık uyandırıcı da… kanyonda kaya mezarı bulunması filan son derece heyecan verici de… isim sadece Arabı değil herkesi apıştıracak cinsten…

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Güncel, Kutlama, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 5 Yorum

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Budva’da Türkler

Budva’nın incisi Sveti Stefan adlı tarihi adanın 15.yüzyılda Türklere karşı savunma amaçlı inşa edildiğini öğrendim. Şu an adanın tamamı bir otel olarak kullanılıyor ve plajına günübirlik girebilmeniz için bile 70-80 Euro veriliyor (sağlam savunma).

Asıl güzel olan kısım şu ki, yayalar için de tüneller olduğunu öğrendim. Bugün Sveti Stefan’dan Budva’ya otobüsle dönmek istemedik ve yürümeye başladık. Ancak denize inen bazı dağ parçaları yüzünden sahilden ulaşmak olası görünmüyor, ana yolun bazı kısımları da kaldırımsız ve dar olduğundan zorlayıcı görünüyordu. Tekrar ana yola tırmanmamız gerekiyor diye ümitsiz bir şekilde sahilin sonuna doğru yürüyorduk ki tüneli fark ettik. Budva’daki bu Türklerin heyecanını siz düşünün artık.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

John Amcanın Kulübesi

Dallas’ın ortasında, kentin kurucusuna ait olduğu iddia edilen bir kulübe durduğunu öğrendim. 1841’de John Neely Bryan’ın inşa edip içinde yaşadığı kulübe mi bu yoksa sadece bir replikası mı olduğu konusunda her kaynak farklı bir şey söylüyor ancak koca binaların arasında gülümseyen kulübe her halükarda o yılların mimarisini ve yaşantısını gösteriyor ve Dallas’ın tohumlarının atıldığı yapıyı akılda tutmanızı sağlayarak Amerikan tarihine dair bir fikir veriyor, tarihe tanık olma heyecanını yaşatıyor. Ama onu kaldırsınlar oradan bence. Oraya ne güzel kocaman bir aveemee yapılır 😉

İleri Okuma: Phorum Dallas History

Categories: Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kumbaba

Turan Aziz Beler adında bir gazeteci-yazarımız olduğunu öğrendim. Düzeyli bir magazin gazeteciliği örneği de sergilemiş olan Beler, yazdığı kitaplarla adından çok söz ettirmiş, “Sevda” adlı romanı filme çekilmiş ve Şile’nin gelişimi için çok önemli adımlar atmış. Ilk sarı tabelasını diktirmiş, bir tesis kurmuş ve Şile halkına önemli bir ekmek kapısı açmış. Muhteşem doğayı koruyarak, yabancı eşiyle birlikte turistlere olağanüstü bir hizmet sunmuş. Çeşitli nedenlerle zaman içinde terk edilen “Kumbaba” adlı mekanı 2013 yılında yanmış.

Beler’in ilk eşi de Atatürk’le dans fotoğrafından tanıdığımız bir vali kızıymış.

Kaynaklarım:

Dr. Mithat Atabay

Sabri Kayacık

Yavuz Aydın

 

Categories: Edebiyat, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Akraba Napolyon

I.Abdülhamid’in kadını ve bir Valide Sultan kişi olan Nakşidil Sultan’ın, Napolyon’un hanımı Joséphine ile akraba olduğu söylentilerinin anlatılagelmekte olduğunu öğrendim. Alt tarafı 1800 civarı olmasına rağmen, ‘kayıt’ denen şey olmadığından kesin bilgiye ulaşılamıyor tabii. Ama hanımların doğum yeri olan Fransız Martinique adası sakinleri bu öyküden bayağı bir yararlanarak turistik çalışmalar yapıyorlarmış. Mis gibi…

Categories: Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Dheere Dheere Se Meri Zindagi

Antalya’da çekilen bir Hint klibi olduğunu öğrendim. Eylül 2015 tarihinde yüklenen video klibin benim izlediğimdeki tıklanma sayısı 114,668,872 idi. Bu yaz Rus turist out, Hintli turist in.

Categories: Antalya, Ekonomi, Güncel, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Nemo

Türkiye’nin ilk turistik amaçlı denizaltısının dün Antalya’da denize indirildiğini öğrendim. Yirmi metrelik Nemo 48 yolcu kapasitesine sahipmiş ve 110 metreye inebiliyormuş. Birbuçuk saatlik Akdeniz turları yaptıracakmış. Dünyada sadece Kanada ve İspanya’da denizaltı turizmi varmış.

 

Kaynak: Sabah

Kendi Web Sayfaları: Submarine Turkey

Categories: Antalya, Seyahat | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Türk Uçakları Wadi Rum’da

Bugün bir sürü para bayılarak gezdiğimiz turistik ve de büyüleyici Wadi Rum’u 100 yıl önce bombaladığımızı öğrendim.

Categories: Ülkeler, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Ürdün Ulaşımı, Tatili, Petrası

Ürdün’de Cuma günü hafta sonu olduğu için (Pazar iş başı) otel fiyatlarının Perşembeden itibaren arttığını öğrendim. Ülke içinde özellikle kışın yaşanan şehirler arası ulaşım sıkıntılarına, ekonomiye, siyasete, uluslararası ilişkilere dair fikir sahibi oldum. Petra antik kentinde yaşamış hissettim.

Detaylar Ürdün yazı dizimin dördüncü gününde: Petra

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Doğa, Ekonomi, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ürdün Denizi, Mutfağı, Direnişi

Ürdün’de denize girmenin kurallarını, içki içilip içilemeyeceğini ve ne yendiğini öğrendim. Ayrıca 1910lu yıllarda Türklere karşı gerçekleşen Arap Direnişinden haberdar oldum ve daha fazla bilgim olmadığı için kendime kızdım.

Detaylar Ürdün yazı dizimin üçüncü gününde: Akabe

Categories: Ülkeler, Seyahat, Tarih, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ürdün Kahvesi, Parası, Mankeni

Ürdün’de kahvenin kakuleyle çekildiğini ve bir Ürdün Dinarının bizim paramızın dört katı değerde olduğunu öğrendim. Ayrıca paraları hakkında fikir sahibi oldum ve çarşıdaki cansız mankenlerinin bizimkilerden farkını fark ettim 🙂

Detaylar Ürdün yazı dizimin ikinci gününde: Akabe

Categories: Ülkeler, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Düğmeli Evler

Antalya, Akseki tarafına özgü bir konut türü olan düğmeli evlerin dünyanın başka hiç bir yerinde bulunmadığını öğrendim. Ayrıca Akseki, İpek Yolu üzerinde yer alıyormuş.

Okuma:

Adem ÇETİN

Mahmut DAVULCU

Ormana Belediyesi

Categories: Antalya, Coğrafya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: