Posts Tagged With: Roman

Çölde Bowles

“Çölde Çay” adıyla sinemaya uyarlanmış “Esirgeyen Gökyüzü” (The Sheltering Sky)  romanının yazarı Paul Bowles’ın aslında oldukça iyi eserlere imza atmış bir kompozitör olduğunu öğrendim. İlk romanı “Esirgeyen Gökyüzü” 1949 yılında yayınlandığında yani 39 yaşındayken birçok beste yapmış kişi olarak tanınmaktaymış. 1910’da gözlerini açtığı New York’tan, kitabını yazdığı yer olan Fas’ın Tanca kentine yerleştiğindeyse yıl 1947 imiş ve Bowles bir daha Büyük Elma’ya dönmemiş yani 1999 yılında ölene kadar Fas’ta yaşamış, o kültürün parçası olmuş.

Reklamlar
Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çalışkan Oblomov

Gonçarov’un “Oblomov” adlı romanını bir ayda yazdığını öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Tutunanlar

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserinin ilk baskısının 1.500-2.000 liraya satılabildiğini öğrendim. Ahh rahmetlik de görseymiş de kıymetini bilseymiş…

Kaynak: Bayram Koç, Kırkambar Sahaf (Kedili Kütüphane 27.Bölüm)
[Edebiyat tutkunuysanız mutlaka 26. dakikadan sonrasını izleyin derim…]

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Batıya Doğru!

Ünlem işaretiyle biten bir yer ismi olduğunu öğrendim. Devon’da bulunan Westward Ho! isimli sahil kasabası adını bir romandan almış. 1855’te yayınlanan Westward Ho! (Batıya Doğru!) adlı kitap Charles Kingsley tarafından yazılmış. I.Elizabeth döneminde yaşamış bir denizcinin maceralarından yola çıkarak kaleme alınmış bu tarihi kurgu da Devon’da başlar ve denizlerde devam eder. İspanyollara karşı elde edilen zaferleri kutlar niteliktedir. Karakterimiz Amyas, Yenilmez Armada’ya büyük zararlar veren kuvvetleri komuta eden ‘Sir’ ünvanlı korsan Francis Drake’e katılır ve okuyucuyu keşiflere, fetihlere, zafer coşkusuna sürükler. İngiliz Emperyalizminin ateşli bir savunucusu tarafından yazılan kitap içinde korsanlarla mücadele, Karayiplerde hazine avı, sevdiğini kurtarma gibi unsurlar da barındırınca çok beğeni görmüş ve kısa sürede çok satmış tabii. İşte Devon’daki o yerleşim biriminin insanları da acaba bu kadar sevilmiş ve meşhur olmuş bir kitap bizi de iyi bir turist destinasyonu yapar mı ki diyerekten köylerine Westward Ho! ismini vermiş. Batıya Doğru!


Kitapla ilgili bilgi kaynağı: Revolvy

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zor Çeviri

Otomatik Portakal kitabını dilimize ilk çevirenin Aziz Üstel olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Tutunamayanların Fotoğrafı

Oğuz Atay kitaplarının kapağında yer alan fotoğrafın Ara Güler tarafından çekildiğini öğrendim.

 

 

Cemal Süreya fotoğraflarını kim çekti?
Yusuf Atılgan fotoğraflarını kim çekti?

Categories: Edebiyat, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Livaneli Hollywood’da

Serenad adlı romanın haklarının Almanlar ve Amerikalılar tarafından satın alındığını ve bir Hollywood filmi yapılacağını öğrendim.

Categories: Edebiyat, Güncel, Sanat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Aylak Adamın Fotoğrafı

Yusuf Atılgan kitaplarının kapağında yer alan fotoğrafın Ülkü Tamer tarafından çekildiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , | 1 Yorum

Edebiyat Ödülü

1942-1946 yılları arasında roman ve şiir dallarında ‘CHP Edebiyat Ödülleri’ verildiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Her Yerde İbrahim Paşa

Amin Maalouf’un Tanios Kayası adlı romanında geçen İbrahim Paşa ile Adana’ya hükmetmiş İbrahim Paşa’nın aynı kişi olduğunu öğrendim. Yani fellahları Adana’ya getiren zat-ı muhteremin. Aslen Osmanlı Devletine bağlı olan bu şahıs önce başarıları sonra da ayaklanmaları sonucu Adana eyaleti dahil yedi eyaletin yönetimini elde etmiş: Mısır, Sudan, Suriye, Lübnan, Filistin, Hicaz, Adana.

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Ölüm İlişkileri

Tomris Uyar’ın, “Ölüm İlişkileri” adlı romanı yazan Selim İleri’ye çok çok kızdığını öğrendim. Günlük notlarından oluşan “Gündökümü” adlı kitabından İleri’ye ağır sözler yağdıran Uyar, “Hiçbir romanını bitirmeyi başaramadığım bir yazarın zanaatı üstüne yazmak güç” diye başladığı yaklaşık beş sayfa boyunca süren eleştirilerini şu tümcelerle bitiriyor: “İleri ise ilerde neler yazacak dersiniz? Sanırım, gerçek yaşamda nefret ettiği cinselliği gerçek yaşamda öfkelendiği kişilere gönlünce bölüştüreceği çok satışlı seks romanları. Gerçek orjiler! Belki de o tür bir boşalma (toplum sorunlarını kendi başlarına bırakmak kaydıyla) selim bir tümörün habercisi olacaktır.” (ss.250-255) Sinire bak!

Ölüm İlişkileri“, bir grup entellektüelin yaşantısını, düşüncelerini, aşk hayatını, cinselliklerini ele alan bir romanmış. Uyar’ın kızmasının sebebi ise İleri’nin içine girdiği ve üç yılını geçirdiği ortamlarda tanıdığı insanların hayatlarını romanına taşıyarak bir nevi sırları ifşa etmesi.

Bu arada, şu çok iyi bildiğimiz Tomris Uyar-Turgut Uyar çiftinin karizmatik fotoğrafında en sağda Selim İleri de varmış ama her yerde sadece ikisiymiş gibi paylaşılıyor.

———————————————————————

Uyar, T. (2003). Gündökümü – Bir Uyumsuzun Notları I. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

 

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bohem Cingenler

İngilizcedeki ‘gypsy’ (çingene) kelimesinin ‘Egyptian’ (Mısırlı) sözcüğünden türediğini, bunun nedeninin de ülkelerinde görmeye başladıkları Roman halkının Mısır ülkesinden geldiğini sanmaları olduğunu öğrendim (orijini 16.yüzyıl). Oysa ki esmer vatandaşlar Kuzey Hindistan’dan yayılmıştır dünyaya. Fakat ne hikmetse Fransızlar da, Bohemya’dan (bugünkü Çek Cumhuriyeti’nde) geldiklerini düşündükleri için ‘Bohemién’ demiş çingenelere, yani bugün Türkçe’de de kullandığımız ‘bohem’ sözcüğünün atası. Bohem yaşam tarzına sahip kişiler Çigan’a benzetilmiş belli ki de Türkiye’nin ünlü Romanlarına bakınca pek de bohem bir duruş göremiyor insan. Buyrun size gerçek Bohemian Rhapsody:

(filmturkey.net – documentary on gypsies – with English subtitles)

Categories: Coğrafya, Dil, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: