Posts Tagged With: Oyun

Prafa

Prafa diye bir iskambil oyunu olduğunu öğrendim. Aynı sözcük hem Kazancakis’in Zorba romanında bir Girit kahvesinde gözlemlenenler anlatılırken hem de Sait Faik’in ‘Deli Çay’ şiirinde geçince merak edip baktım. Bilinen ve sevilen de bir oyun imiş meğersem. Dilinden hiç anlamadığım kağıtlar onlar 😉 Siz tanır mısınız bu oyunu?

Geceleyin üç ayaklı titrek masalarda oynanan
Kazıklı prafa partilerinin
Bıçak çektirdiği lüks lambalı kahveler…

(‘Deli Çay’ şiirinden)

 

 

Reklamlar
Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kelime Bulucu

Scrabble gibi kelime oyunlarında sizin yerinize sözcük bulan bir web sitesi öğrendim. Örneğin ‘lur’ ile biten kelimeleri listeletebiliyorsunuz. Hatta elinizdeki harfleri yazıyorsunuz, o size kelime türetiyor. Kelimeler.net sitesi bir yandan da sözcük öğrettiği, hafiften Türkçe dersi verdiği ve de kelime oyunları hakkında bilgi verdiği için hoş bir site ve kelimelerle çok ilintili bir işiniz varsa oldukça yararını görebilirsiniz gibi geldi. Örneğin şiir yazarken bir türlü uyak tutmadı diyelim, çıldırmadan önce buraya başvurabilirsiniz. Beyninizi zorlamanız her zaman daha iyi olsa da bu sizin tercihiniz. Ama Scrabble oynarken karşımdakinin telefonundan kelime aradığını görürsem de kalkar giderim yani. Bu da benim tercihim. 

Bugün bir Scrabble oynayalım o zaman. İyi Pazarlar!

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İlk Yapboz

İlk yapbozun bir harita olduğunu öğrendim. Eğitim amaçlı olarak yaratma gereksinimi duyulmuş. Mucidine dair rivayet çeşitli olsa da en sık rastlanan yanıt İngiliz Spilsbury’ye işaret ediyor. 1760’larda John Spilsbury coğrafya öğretimini desteklemek için bu aracı geliştirmiş ve bir tahta parçasına iliştirdiği haritayı sınırlardan keserek parçalara ayırmış. Yıllarca sadece harita yapbozları üretilmiş ve bunlar tahtadan yapıldığı için pahalıymış. Gerçi şimdi de puzzle fiyatları hiç fena değil.

 

Kaynak: ThoughtCo, Mary Bellis

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hastalık Hastasının Ölümü

Molière’in nasıl öldüğünü öğrendim. Son yazdığı eser olan ‘Hastalık Hastası’ sahnelenmektedir. Yazar da baş rolü oynamaktadır, yani ölümden ve doktorlardan korkan hipokondriyak bir insanı. Ancak yazarın kendisi de gerçek hayatta verem hastasıdır ve sahnede fenalaşır. Durumunun ciddiyetine ve yakın çevresinin uyarılarına rağmen oyunu tamamlamayı başarır, ancak oyundan sonra götürüldüğü evinde ölür. 

 

 

‘Hastalık Hastası’ oyununu dinlemek için: Radyo Tiyatrosu

Categories: Edebiyat, Psikoloji, Sanat, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Meşe Oyunu

Bilye oyununun bir adının da ‘meşe’ olduğunu öğrendim. Biz cilli derdik. Bunun dışında misket ve gulle de duymuştum, ama Ege’de de meşe dendiğini yeni öğrendim.  

Nasıl güzeldir bilyeler…

Categories: Dil, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Sinek Papaz

Oyun kartlarındaki resimlerin, yani vale-kız-papaz kartlarındaki karakterlerin tanıdığımız isimleri sembolize ettiğinin söylendiğini öğrendim. Örneğin Sinek Papazı Büyük İskender imiş. Ama bunun sadece bir efsane olduğunu savunan kaynaklar da var tabii.

 

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Fare Kapanındaki Sefil Hayalet

“Opera’daki Hayalet” (The Phantom of the Opera) müzikalinin Broadway’in en uzun süredir gösterilen NYCmüzikali olduğunu öğrendim (1988 yılından beri). Londra’nın ‘West-End’ olarak bilinen tiyatrolar bölgesinde ise 1985’ten beri oynanan Sefiller’in bu ünvana sahip olduğunu, Opera’daki Hayalet’in onu izlediğini öğrendim. Ancak Agatha Christie tarafından yazılan ve 1952’den beri West End’de sahnelenen “Fare Kapanı” (Mousetrap) adlı oyun, tiyatro tarihinin en uzun süre sahnede kalmayı başarmış eseri imiş. Değil bu kadar uzun süre gösterimde kalan oyunlar olması, sadece düzenli olarak müzikallerimizin gösterildiği ve akın akın gelen insanların o salonu doldurduğu günleri görsek bana yetecek.

 

Categories: Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 7 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: