Posts Tagged With: Okul

Kitap Okumak Yasak

Okumaya tutkun Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın (Halikarnas Balıkçısı), Robert Kolej’de öğrenciyken okul kütüphanesinden kitap almasının yasaklandığını, onun da arkadaşlarına aldırdığı kitapları gece gizlice battaniye altında yaktığı fenerle okuduğunu öğrendim. Robert’den sonra Oxford Üniversitesi’ne gidince kütüphanedeki kitapları yutmuş üç-dört yıl boyunca. Bunu duyunca ben de pek rahatladım çünkü küçükken benim de sokak lambasından gelen ışıkla kitap okumak durumunda kaldığım acılı bir dönemim olmuştu 😀

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Boğaziçili

Enis Berberoğlu’nun Boğaziçi Üniversitesi mezunu olduğunu öğrendim.

Categories: Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yazın Mühendisleri

Murat Gülsoy’un da mühendis olduğunu öğrendim. Böylece yazın dünyasında mühendis olduğunu bildiğim kişiler listeme bir isim daha ekledim:

Murat Gülsoy (Elektrik-Elektronik Mühendisi),
Cemil Kavukçu (Jeofizik Mühendisi),
Oğuz Atay (İnşaat Mühendisi),
Boris Vian (Maden Mühendisi),
Fyodor Dostoyevski (Askeri Mühendis),
Mehmet Eroğlu (İnşaat Mühendisi)

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İngiliz Edebiyatçılarının Basın Merakı

Altı ay önce vefat eden (2 Kasım 2016) gazeteci Mete Akyol’un Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduğunu öğrendim. Çok sevdiğim Cem Seymen’in de lisans ve yüksek lisans çalışmalarını bu alanda yaptığını bilip gururlanırdım. Akyol’u da bugün öğrendim. 

Ayrıca, Mete Akyol’un 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında esir düşmüş olduğunu da yeni öğrendim. (Fotoğraflar için: Star, 03.11.2016)

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Afrika’ya Kaynak

Güney Afrika, Cape Town’da bir lisenin 12. sınıf öğrencilerinin, Wikipedia’ya ücretsiz erişim olanağı sağlanması için cep telefonu operatörlerine mektup yolladığını öğrendim: “Okulumuzun kütüphanesi yok. Öğrencilerin yüzde doksanında cep telefonu var ama fatura ücretleri bizim için çok yüksek. Wikipedia’ya serbest erişim sağlayabilmemiz büyük fark yaratacak. Bunun, biz öğrencileri ve Güney Afrika’nın tüm eğitim sistemini nasıl olumlu yönde etkileyeceğini düşünün. Eğitim sistemimizin desteğe ihtiyacı var ve Wikipedia’ya erişim çok olumlu bir fark yaratacaktır. Teşekkür ederiz.” Üç ay sonra da şirketlerin birinden olumlu bir yanıt almışlar.

Wikipedia kurucusu Jimmy Wales, işlerin bu raddeye geleceğini hiç düşünmüş müydü acaba? Ben düşünmemiştim şahsen. Kurulduğu ilk yıllarda kabusum oldu Wikipedia, çünkü araştırma derslerimde öğrenciler sadece oradaki bilgileri kopyalayıp yapıştırırdı ve bu beni çileden çıkarırdı. Tek kaynak kullanmanın doğru olmadığını anlatana kadar dilimde tüy biterdi ama tabii ki bu, ödevlerden bunalmış öğrencilere çok kolay gelirdi. Ancak Wikipedia da ilk yıllarında doğruluk-güvenilirlik anlamında yerlerde sürünüyordu.

Öte yandan, ulaşabileceği tek bilgi kaynağı olarak Wikipedia’ya ihtiyaç duyacak toplumlar olduğunu da hiç düşünmemiştim.

Kaynak: TED Archive, 13.02.2017

Categories: Eğitim, Güncel, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 7 Yorum

Se Ne Plaši

“Imaj nekoga ko se ne plaši da samo tebi pripada” cümlesinin “sadece sana ait olmaktan korkmayacak birisi var” anlamına geldiğini öğrendim. Kotor eski kent içinde öğretmenleriyle sevgililer günü etkinliği yapan gruptan bir çocuğun hediye ettiği kalp şeklindeki kurabiyenin yanında verilen mesajda yazıyordu.

Categories: Ülkeler, Dil, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Ne Problemim Var Dediniz?

Hindistan’da hala daha tuvalet problemi olduğunu öğrendim.

2014’te seçilen Başbakan bu sorunu 2019 yılına kadar çözmüş olacağını taahhüt etmiş ve gerçekten de evleri tuvaletlendirmenin yanısıra halkı da kapalı yerlerde hacetini gidermeye teşvik etmek üzere nice çalışmalar yapmış. Örneğin, evinde tuvaleti olmayan erkeğe kız verilmesin diye bir kampanya yapılmış. Umumi tuvalet kullanan çocuklara para verilerek özendirilmiş. Büyük bir yüzdesinde cep telefonu bulunan bu halkın demiryolu raylarına pislemesi konusunda karikatürler paylaşılmış. Ama anladığım kadarıyla sorun öyle büyük ki çözüm çok yavaş gelmekte.

Erkekler her zamanki gibi buldukları en uygun köşeye dönüp biyolojik rahatlamaya ererken kızlar saatlerce tuvaletlerini tutmak zorunda kalıyormuş. Açık havada tuvalete çıkan kız çocukları tacizci eşşeklerle karşılaşabiliyormuş. Zaten birçok kız evladı da sırf tuvalet sorunu yüzünden okula gitmiyormuş.

Internette arama yapınca çıkan görseller o kadar facia şekilde pis tuvalet manzaraları sunuyor ki, o rezaletle karşılaşacağımı bilsem hiç düşünmeden ben de doğanın kucağına bırakırım kendimi.

Bence üzülmekte olduğunuz abuk-subuk sorunları bir an önce bir tarafa bırakıp hayatınıza dört elle sarılın. İlk olarak da tuvaletinizi kutsamakla başlayın 😉

[Mirceacatalinandrei]

*********************

Kaynaklar:
BBC Türkçe – 1 Eylül 2015 (Türkçe)
PRI Public Radio International – 12 Mayıs 2016 (İngilizce)

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Eğitim, Güncel, Kültür, Sağlık, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Kitaplar Dünyasında Uyuma Keyfi

İstanbul’da bir özel okulun her sene Kütüphaneler Haftasında bir geceyi öğrencilerle okul kütüphanesinde geçirdiklerini öğrendim. Geleneksel ‘Kütüphanede Bir Gece’ etkinliğini kapsamında konuk yazarlarla vakit geçirmek ve uyku tulumunda yatıp kitap okumak gibi etkinliklerin yanı sıra oyun oynama ve film izleme gibi aktivitelere de yer veriliyormuş. Ne güzel bir duygu olmalı kitaplar arasında uyumak. Ne büyülü rüyalar görülür kitap kokulu dünyada…

[A Haber & Kütüphanemi Seviyorum tarafından]

Categories: Edebiyat, Eğitim, Güncel, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Faydalı Hırs

Lise çağındayken İsmail Hakkı Tonguç’un binbir zorlukla okumaya geldiği İstanbul’da, bir okula girebilmek için yardım istemek üzere huzuruna çıktığı bir Paşanın kendisine söylediği sözlere çok içerlediğini öğrendim:

Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz. Sen İstanbul’da okumayı o denli kolay mı sanıyorsun? Şaşarım babalarınızın aklına. Sizleri böyle parasız pulsuz okumaya gönderiyorlar. Olacak iş mi bu? Sana ancak şu iyiliği yapabilirim. Tramvay şirketine seni biletçi yazdırayım. Birkaç ay çalış orada. Köyüne dönecek kadar para biriktir. Sonra çek git evine. Buralarda boş yere sürünme.” (s.29)

İyi ki çekip gitmemiş evine Tonguç, iyi ki sürünmüş. İyi ki yıllarca eğitim ve iş imkanı sunduğu yüzlerce köy çocuğunun gözlerindeki ışıltıya bakarken bu sözleri hatırında tutmuş… Umut kırmak ne kolay!

————————————————————————-

Kaynak: Cimi, M. (2015). Tonguç Baba – Ülkeyi Kucaklayan Adam. İstanbul: KaNeS Yayınları

Categories: Ekonomi, Eğitim, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Robertli Çiftler

Tomris Uyar ve ilk eşi Ülkü Tamer gibi Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit’in de, Tansu ve Özer Çiller’in de Robert Kolej’de okurken tanıştıklarını öğrendim. Bu okulda yetişen insanlar ilginç bir çeşitlilik sergiliyor. Buyurun size wikipedia‘dan kısalttığım liste:

Abidin Dino,
Halide Edip Adıvar,
Gündüz Vassaf,
Halikarnas Balıkçısı,
Ayşe Kulin,
Mihri Belli,
Mina Urgan,
Orhan Pamuk,
Perihan Mağden,
Pınar Kür,
Sevan Nişanyan,
İpek Ongun,
Refik Erduran,
Can Kozanoğlu,
Ömer Madra,
Çiğdem Talu ve Melih Kibar,
Cem Karaca,
Ömer Kavur,
Halit Refiğ,
Genco Erkal,
Zeki Alasya,
Nevra Serezli,
Gülriz Sururi ve eşi Engin Cezzar,
Nedim Saban,
Haldun Dormen,
Özdemir Nutku,
Talat Halman,
Behice Boran,
Cem Boyner,
İsmail Cem,
Rüştü Saracoğlu,
Kasım Gülek,
Cem Kozlu,
Betül Mardin,
Hüsnü Özyeğin,
Mehmet Emin Karamehmet,
Şakir Eczacıbaşı,
Nejat Eczacıbaşı,
Rahmi Koç,
Suna Kıraç,
Arman Manukyan,
Kaan Kural,
Neşe Erberk

Categories: Diğer, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bay Milor

Tüm Türkiye’nin ‘gurme’ olarak bildiği ve özellikle üniversite öğrencilerinin, programlarını yalanarak seyrettiği Vedat Milor’un aslında ekonomist, sosyolog, hukukçu ve akademisyen olduğunu öğrendim. Aslen Konyalı olan Milor’un soyu babaanne tarafından Mevlana’nın ilk eşine dayanıyormuş (Celaleddin-i Rumi olsa gerek). Akrabalar arasında millet vekilleri, bakanlar da olan ve Atatürk’ü evinde ağırlamış olan sülalenin bağları (Meram Bağları) filan varmış. Milor’un Almanya’da mühendis olmuş dedesi ilk meyva sularını (Meram Meyva Suları) üreten başarılı bir işadamı imiş. Tek çocuk olan Milor’un çok küçük yaştayken annesi ve babası boşanınca, babaannesi ve dedesiyle büyümüş ama orta ikideyken dedesi de ölünce Galatasaray Lisesinde yatılı okumaya başlamış. 16 yaşındayken de babaannesi ölünce, ‘kadınları fazla seven’ babası ve tiyatro-sinema oyuncusu olan yeni eşi Gül Gülgün Hanımın ünlü tiyatrocularla dolup taşan evine dahil olmuş ve böylece, her şeyi satmaya başlayan babasının yanında, çok büyük bir servetin onbeş yılda uçup gittiğini gözlemleyip paranın önemsizliğini öğrenme fırsatı edinmiş (şu an Konya’da sahip oldukları hiç bir şey yok örneğin). Bir yandan da 26 yaşındayken depresyona giren, güzel ama çok mutsuz anneciğini izleyerek tatminsiz bir çocukluk geçirmiş. Okuduğum her röportajında, annesiyle gittikleri bir Çin Lokantasında annesinin çok güldüğünü anlatması, ne kadar derinden etkilendiğini gösteriyor. Dostları Can İren’in intiharıyla birlikte sarsılmışlar örneğin. Kendisi ergen bir delikanlıyken, bir subaya çok aşık olan annesinin kaygılarıyla kendinden çok ilgilenmiş, onun için endişelenmiş. Bu adamla evlendikten sonra ise annesini pek doğru düzgün görememiş zaten.

 

Galatasaray Lisesinde yatılı okuyan Milor evde iyi yemek piştiği için okulda hiç yiyemezmiş. Ayrıca diğer çocuklarla doğal olarak pek uyuşamıyormuş. Onların oyunları ilgisini çekmiyormuş ve arkadaşlarının oyun oynarken tek dertlerinin kazanmak ya da kaybetmek olması ona tuhaf geliyormuş. Gönüllü olarak sosyal değilmiş yani ve kendine yarattığı dünyada hiç de yalnız hissetmiyormuş kendisini. Çocuk Milor sinemayla ilgilenir, yönetmen olmak ister, şiir yazar, şiirlerini Can İren’e mektupla yollar, büyüklerle sohbet etmekten keyif alırmış ve çok çok okurmuş. Ne yapacağını bilemeyip sürekli okuyormuş. İktisatçı olmasını isteyen ailesinin isteğiyle Boğaziçi Ekonomide ve London School of Economics’te eğitim almış ve ardından Berkeley’de (ABD) Sosyoloji Doktorası yapmış. Türkiye ve Fransa’da planlama ve ekonomik kalkınmanın karşılaştırmalı analizini yaptığı doktora tezi ABD’de en iyi tez seçilmiş. 1991’de Dünya Bankası’na girmiş (Kemal Derviş’le çalışmış). Eşine uzak kalmamak için Stanford’da Hukuk eğitimi alma yoluna gitmiş. Karısı Linda’nın teşvikiyle mutlu olduğu işleri yapabilmesi için akademisyenliğe son vermiş ama Brown, Princeton ve Koç Üniversitelerinde de çalışmışlığı var. Bir ara Vehbi Koç burs vermek istemiş.

 

Özellikle masa tenisi ve teniste çok iyi olduğunu ve çok hızlı koşabildiğini de yeni öğrendiğim Milor, nasıl iyi futbol oynanacağı konusunda da yine şair dostları Can İren’den tüyolar almış çocukken. Ellerinin titremesiyle bildiğimiz rahatsızlığından dolayı şimdi bu kadar iddialı olmasa da çocukken arkadaşları arasında onu kurtaran konular bu sportif başarılarıymış. Ellerinin titreme sebebini ise çok fazla balık ve kabuklu tükettiği için vücudunda civa fazlalığı olmasına veriyor değerli dünya vatandaşı.

 

Can İren 9-10 yaşlarındaki Milor için “Bu çocuk Bay Herkes olmayacak” demiş. Sayın Milor’un Bay Herkes olmadığı ve asla olamayacağı gün gibi aşikar.

 

******************************************************************

Mesut Yılmaz’ın yanında üvey babası tarafından nasıl kırıldığı, şiir yazmayı neden ve ne zaman bıraktığı gibi, Vedat Milor’un hayatına dair bir çok ilginç detay içeren röportajlara bir bakmanızı öneririm.

RÖPORTAJLAR:

Ayşe Arman (Hürriyet – 20.11.2011)

Tan Sağtürk (Tan Sağtürk Akademi – 28.07.2013)

Can Binali Aydın (BirGün – 19.07.2015)

 

GÜL GÜLGÜN & OKTAY MİLOR:

Selami Ates (Sinema Esintileri – Gül Gülgün Kimdir)

Türk Nostalji (2 Aralık 1961 tarihli bir dergiden – Gül Gülgün & Oktay Milor)

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Eğitim, Psikoloji, Sinema, Spor, Tarih, TV, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yiyecek Atmak Yasak

Fransa’da çıkarılan bir yasayla büyük marketlerin yiyecek atmasının yasaklandığını öğrendim. Bütün büyük marketlerin bir hayır kurumuyla anlaşma yapması zorunlu hale getirilmiş. Satılamayan yiyecekler kurumlara verilecek, yenemeyecek durumdaysa hayvan yemi olarak kullanılacak veya enerji amaçlı kullanım için bağışlanabilecek. Ayrıca yiyecek tüketimi ve israfı konusunda okullarda verilecek dersler müfredatın bir parçası olacakmış. Darısı bu kadar fakirlik dillendirilen ülkemin başına…

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Eğitim, Güncel, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: