Posts Tagged With: Nedir

Zebercet

Zebercet taşının, ismini Kızıldeniz’deki Zebercet Adasından aldığını öğrendim. Daha doğrusu, Mısır’ın güneyine düşen bu adadan zebercet çıkarıldığı için Arapça ‘Zebercet’ denmiş. Zebercet, yeşil bir taş.

Ayrıca Kadıköy’de ‘Zebercet’ isminde bir sahaf varmış. ‘Zebercet’ adında bir müzik grubumuz da varmış gerçi artık ama bence bir kitabevi için gerçekten çok başarılı bir isim seçimi.

Reklamlar
Categories: Coğrafya, Doğa, Edebiyat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gemi Aslanı

Gemilerin önünde bulunan figüre ‘gemi aslanı‘ dendiğini öğrendim. TDK ise ‘gemi aslanı’ için “hiçbir işe yaramayan adam” açıklamasını yapıyor. Hmmm… Tartışmalı bir mevzu.. Derin konu..

Onu bilmiyorum da geminiz olsa önüne nasıl bir gemi aslanı yerleştirirdiniz, merak ettim doğrusu.

Categories: Dil, Diğer | Etiketler: , , , , , , , , | 6 Yorum

FOMO

FOMO denen bir rahatsızlık olduğunu öğrendim. Daha doğrusu bu sıkıntının bir adı olduğunu öğrendim. Gündemi kaçırma, dışında kalma korkusu imiş FOMO (Fear Of Missing Out). Bu kişiler sanal dünyada yer alamayınca kendini çok kötü hissediyormuş. Paylaşımları yeterince ilgi görmeyince, beğenilmeyince kendilerinin onaylanmamış olduğunu düşünüyorlarmış. Toplum tarafından kabullenilmediklerine yani toplum dışında kaldıklarına inanıyorlarmış. Kısaca, sosyal medyanın körüklediği, sürekli yetersizlik hissi yani bir şeylerden geri kaldım hissi FOMO.

Categories: Psikoloji, Sağlık, Teknoloji | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Diptik

İki parçadan oluşan tablolara ‘diptik’ dediğimizi öğrendim. Birbiriyle bağlantılı fotoğraf ya da resim seti de olabiliyormuş bu, üzerine boyama işleminin yapıldığı ve ortadan menteşeyle birbirine tutturulmuş iki tahta panel de.

Marilyn Diptych, 1962, Andy Warhol

Categories: Dil, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bango

Mutfak tezgahına Ege dolaylarında ‘bango’ dendiğini öğrendim. ‘Bango’ sözcüğü TDK‘da “Tuhafiye, manifatura mağazalarındaki tezgâh, masa” olarak verilmiş de ona ‘banko’ diyorduk sanki.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum

Prafa

Prafa diye bir iskambil oyunu olduğunu öğrendim. Aynı sözcük hem Kazancakis’in Zorba romanında bir Girit kahvesinde gözlemlenenler anlatılırken hem de Sait Faik’in ‘Deli Çay’ şiirinde geçince merak edip baktım. Bilinen ve sevilen de bir oyun imiş meğersem. Dilinden hiç anlamadığım kağıtlar onlar 😉 Siz tanır mısınız bu oyunu?

Geceleyin üç ayaklı titrek masalarda oynanan
Kazıklı prafa partilerinin
Bıçak çektirdiği lüks lambalı kahveler…

(‘Deli Çay’ şiirinden)

 

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gakgo

Elazığlılar için gakgoş dendiğini öğrendim. Yiğit, mert, babayiğit, dürüst, delikanlı anlamına gelirmiş. Harput dolaylarında erkek kardeşe hitap ederken söylenegelen gakgo sözcüğünden türemiş. Akrabalar arasında kıymet verilen büyükler, saygı duyulan erkek figürler için kullanılırmış ama tanımadığına seslenirken de söylenebilirmiş. O zaman da size saygıyla yaklaşıldığını gösterirmiş. Kelimenin gakgoş halinin popüler kültür bozması olduğunu gören de var tabii. Doğrusu gakgodur diyenlere kulak vermeli sanırım. Kendi kültürleri ne de olsa. Gakgolara selam olsun.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Marsık Gibi

Güneşte çokça kalıp fazla yanmış ya da zaten çok koyu tenli kişilere yakıştırılan “marsık gibi” sözündeki marsığın bir tür odun kömürü olduğunu öğrendim. Ama hatalı üretilmiş, kalitesiz bir kömür. Hatası da, üretim aşamasında olması gerektiği gibi yanmamış olması. Dolayısıyla, siz yaktığınızda tütermiş ve rahatsız edici bir biçimde kokar, baş ağrısı yaparmış. TDK’ya göre, bu yakıştırmaya uğrayacak kişilerin zayıf da olması gerekiyor. İlk anlamını ise şu şekilde vermiş: “Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü.” Her halükarda hoş bir benzetme olmadığı ortada ama ben dahil bir çoğumuz bu sıfata maruz kalmıştır herhalde çocukluk yazlarında.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Çamaşırcı Ayı

Rakunlara çamaşırcıayı da dendiğini öğrendim.

Memeliler: Küçükayıgiller. (1981). Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi içinde (Cilt.2, s.346-347). İstanbul: Fratelli Fabbri Editori Milano ve Gelişim Basım Yayım A.Ş.

Categories: Dil, Hayvan | Etiketler: , , , | 5 Yorum

Eli Paketliler Sokağı

İngilizcede ‘Easy Street’ şeklinde bir tabir olduğunu öğrendim. Gayet varlıklı ve rahatı yerinde, bir eli yağda bir eli balda, refah içindeki kişilerin ekonomik durumunu ve güvenli yaşamını anlatmak için kullanılırmış bu deyim. Hatta Charlie Chaplin’in 1917 yapımı bir filmi var ‘Easy Street’ isminde. Filmin başında çok sıkıntılı bir sokakken o sokağa polis olarak atanan Şarlo sayesinde yaşam kaliteleri değişiyor ve tam Easy Street bir hâl alıyorlar. Yusuf Atılgan’ımız ise bu tür sakinleri olan sokaklara ‘Eli Paketliler’ sokağı diyor. “Aylak Adam” romanının muhteşem karakteri Bay C’nin tabiriyle “Komşusunun saygısını yitireceğinden başka sıkıntısı olmayanlar yaşar burda.” (s.14) Ve yine C’nin kendilerine benzemekten aşırı korktuğu bu eli paketliler kesimi, içlerinde boşluklar olmayan kimselerdir: “Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok.”

[iconauta]

Categories: Dil, Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bollos

‘Boyoz’ sözcüğünün İspanyolcadan geldiğini öğrendim. Aslında zaten boyoz da İspanyollardan geliyormuş. (Bakınız: 1492 & Sefaradlar)

Sözcüğün orijinali olan ‘bollos’ İspanyolcada ‘çörekler’ demektir.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat, Tarih, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Haymatlos 1

İstanbul sokaklarında takılan, içerken küfür bonkörü bir tavır sergileyen ve lakin bir şiir okuması istenince duruşu, bakışı ve hatta sesinin rengi bile değişen, ayrıca bir sürü şiiri ezbere okuyabilen Haymatlos¹ Müştak Galip Erdem adında bir karakter olduğunu öğrendim. Fakat bulduğumla yitirdiğim bir oldu. Lakin sözlüklerde yer alan bilgiler de netteki videolar da birkaç yıl öncesinde son buluyor ve kim olduğunu kimsenin bilmediği beyefendinin izi bu dünyadan tamamen silinmiş gibi bir görüntü var. Kendisini biliyorsanız bir-iki cümle yazar mısınız?

**************************

¹Almanca ‘heimatlos’ kelimesinden türemiş olan tabir, ‘vatansızlık’ yani herhangi bir ülkenin vatandaşı olmama durumunu anlatmak için kullanılır. Bir sebeple uyrukluğunu yitirmiş, hiçbir devletin yurttaşı olmayan, dolayısıyla yurdu olmayan yani ‘yurtsuz’ demektir.

Categories: Dil, Diğer | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İnayet Ola

“İnayet ola” lafının dilencileri savmak için kullanıldığını ve “Allah versin” anlamına geldiğini öğrendim. Geçmişte tabii.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Batar Kat

Asma kata Ege dolaylarında ‘batar kat’ dendiğini öğrendim.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Kav Gibisin

‘Kav’ denen şeyin ne olduğunu öğrendim. Dokunduğunuz kısmı elinizde ufalanan koca bir kütük parçası düşünün. Ufacık bir kıvılcımda tutuşuveriyor ve kolay kolay sönmüyor ama nemliyse ne yapsan yanmıyor. Mantarlanıp çürümüş ağaç diyelim.

Peki siz bu ismi taşıyan kibrit markasının kutularında çakmak reklamı olduğunu hiç fark etmiş miydiniz?

Categories: Dil, Doğa, Ekonomi, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Stelle

Dante’nin ‘İlahi Komedya’sını oluşturan üç bölümün üçünün de aynı sözcükle bittiğini öğrendim. Inferno (Cehennem), Purgatorio (Araf) ve Paradiso (Cennet) bölümlerinin hepsi ‘stelle’ yani ‘yıldızlar’ sözcüğüyle bitirilmiş.

Categories: Dil, Edebiyat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Vol

Müzikhol denilen yerlerde müşterilerin kadınlara (konsomatrislere) ısmarladığı içkiye ‘vol’ dendiğini öğrendim. Yani kazık yedirten elma suyuna… LOL

Categories: Dil, Ekonomi, Kültür, Müzik | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: