Posts Tagged With: Nasıl Öldü

Baba Travmalılardan

‘Halikarnas Balıkçısı’ olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın babasını tabancayla öldürdüğünü öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | 8 Yorum

Hastalık Hastasının Ölümü

Molière’in nasıl öldüğünü öğrendim. Son yazdığı eser olan ‘Hastalık Hastası’ sahnelenmektedir. Yazar da baş rolü oynamaktadır, yani ölümden ve doktorlardan korkan hipokondriyak bir insanı. Ancak yazarın kendisi de gerçek hayatta verem hastasıdır ve sahnede fenalaşır. Durumunun ciddiyetine ve yakın çevresinin uyarılarına rağmen oyunu tamamlamayı başarır, ancak oyundan sonra götürüldüğü evinde ölür. 

 

 

‘Hastalık Hastası’ oyununu dinlemek için: Radyo Tiyatrosu

Categories: Edebiyat, Psikoloji, Sanat, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Öldüren Eşarp

ABD’de modern dansın yaratıcısı olarak bilinen Isadora Duncan’ın bir eşarp yüzünden öldüğünü öğrendim. Ya da şal diyelim. O yıllarda hanımların boynuna doladığı şu havalı aksesuardan bahsediyorum. 1927 yılının Fransa’sı. Arkadaşının armağanı olan upuzun eşarbını dolayıp üstü açık arabadaki yerini alan Duncan’ın yaşamı çok kısa sürede son bulmuş. Çünkü arabanın hareket etmesiyle tekerleğe dolanan eşarbın boynunu sıkması bir olmuş.

Yaşarken dansına hayat veren, can katan bir aksesuar olarak kullandığı eşarbın* aynı canı yok etmesi oldukça ironik geliyor. Ancak güçlü, devrimci ve feminist Isadora’nın hayatını incelediğimizde karşılaştığımız trajediler bununla sınırlı değil. Yenilikçi bir kadın olarak zorluklar yaşadığını zaten tahmin edersiniz. Evliliğe karşı olan ve bağımsız yaşamayı seçen Isadora’nın yaşamı heyecanlar kadar mutsuzluklarla dolu. Gordon Craig ile olan birlikteliğinden bir kızı, Paris Singer’den bir oğlu oluyor. Singer dikiş makinelerinin varlıklı oğlu Paris’le memnun mesut yaşarken asıl hayatını karartan araba kazasını yaşıyor. Çocukları eve götürecek aracın şoförü motoru çalıştırmak için arabadan iniyor. Eğimde çalışan araba, şoförü binemeden hız alıyor ve Sen Nehrinin sularına dalıyor. Boğulduklarında kızı yedi, oğlu üç yaşında. Yıl 1913.

26 Nisan 1913 tarihli ve 3661 sayılı L’Illustration kapağında yayınlanan fotoğraf

Duncan bir İtalyan’dan hamile kaldığında da I.Dünya Savaşı patlak veriyor ve olanaksızlıklar sebebiyle bebeğini kaybediyor.

1921’de Moskova’ya taşınıyor. Aşk yaşadığı genç Rus şair Sergei Esenin ile evlenerek onu ABD’ye götürüyor. Kısa süre sonra şair boşanarak ülkesine dönüyor. Birkaç yıl sonra da intihar haberi geliyor. Bu ölümün üstünden iki yıl geçmeden Isadora’nın acılarla yoğrulmuş hayatı da son buluyor. İnadına sanatla, aşkla ve kavgayla örülü hayatı… 

 

* Günümüzde çalışmalarını sürdüren Duncan dansçılarından Elyssa Dru Rosenberg Isadora’nın eşarp kullanımını şu şekilde açıklıyor: “Sahnede kullandığı kırmızı eşarp Isadora’nın bekaretini temsil ederdi. Seyirciler arasından seçtiği kişilerin önünde eşarbını azametle dalgalandırırdı. Dansın sonunda, o günkü ruh haline göre ya bir meydan okumayla eşarbı yere atar ya da iyice kendine çeker ve böylece cinselliğinin sadece ve sadece kendine ait olduğunu ilan ederdi.” (Kaynak: isadoraNOW, YouTube)

 
[LaVale]

 

Categories: Giyim, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Yapılacaksa Biz Yaparız 

Ankara’nın eski valilerinden Nevzat Tandoğan’ın 1946’da intihar ederek öldüğünü öğrendim. Tek partili dönemde onyedi yıl Ankara’ya vali (ve tabii belediye başkanı) olmuş ve başkentteki birçok uygulamanın mimarı kabul edilen, eski eğitimci Tandoğan hakkında günümüzde pek kimse bir şey bilmiyor olsa da Anadolu insanına seslendiği şu lafı birçok yerde geçiyor: “Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız, komünizm gerekirse onu da biz getiririz.”

Ankara’nın Tandoğan Meydanının adı birkaç yıldır Anadolu Meydanıdır.

Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Brandon Lee

Bruce Lee’nin oğlu Brandon Lee’nin ‘The Crow’ filminin çekimleri sırasında yanlışlıkla vurularak öldüğünü öğrendim. Filmde canlandırdığı karakteri vurmakta kullanılan silah dolu olunca 28 yaşındaki aktör de gerçekten ölüvermiş. Film bir şekilde tamamlanmış ve tabii ki oldukça iyi hasılat yapmış. Babası o sırada hayatta olsa döverdi hepsini 🙂 Ama baba Bruce Lee de oğlu Brandon Lee’nin ölümünden yirmi yıl önce yine sevimsiz bir şekilde hayata veda etmiş. Başı ağrıdığı için bir tanıdığın verdiği ağrı kesici sebebiyle. Arkadaş tavsiyesiyle içilen ilacın ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha görüyoruz. Savunma sanatının en usta ismi bile böyle bir ölümden kaçamamış.

Çok filmini izlemekten çok yaşadı sanıyoruz ama öldüğünde Bruce Lee de 32 yaşındaymış sadece.

Categories: Sağlık, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Ütopik Düşünceler

Ütopya kitabının yazarı Thomas More’un idam edilerek öldürüldüğünü öğrendim. İngiltere Kralı Henry VIII yeni kadınıyla evlenebilmek için, var olan eşinden ayrılmak istemekteydi. Boşanmasına karşı çıkan papalık kurumuna gıcık olan Kral, 1532’de bir yasa çıkartarak (Act of Supremacy) ülkesini Katoliklerden ayırdı, Anglikan Kilisesinin kuruluşunu duyurdu ve kendini de bu yeni oluşumun başı ilan etti. ‘Kilisenin başını seçme yetkisinin parlamentoda olmadığı’ da dahil konu hakkında tüm fikirlerini açıkça söyleyerek kralın başkanlığına da Anne Boleyn ile evlenmesine de karşı duruş sergileyen More, Henry’nin gazabından kurtulamadı ve 1535’te idam edildi.

Categories: Edebiyat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: