Posts Tagged With: Kitap

Trump Konya’da Bulundu

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde “İnsansı Taşlar Müzesi” olduğunu öğrendim. Müze kurucusu Ahmet Aslan bir çoban. Konya’da hayvan güderken rastladığı ‘insan yüzünü andıran’ taşları toplamış. Mevlana’ya benzeyen taşı tam da Konya’da bulmuş. Gel gör ki Trump da Konya’da bulunmuş. Walt Disney’in “her şey bir fareyle başladı” sözünden çok etkilenen Aslan, sekiz yıldır biriktirdiği taşların bir yerde sergilenmesi için, sosyal medya da dahil çeşitli araçlar kullanmış ve yılmadan girişimlerde bulunmuş. Sonunda Edirne’den kabul görmüş ve taşlarıyla Uzunköprü yolunu tutmuş. Kültür-Sanat Evi olarak kullanılan Aziz İoannis Kilisesi’nde sergilenen taşların ziyaretçilerle buluşmaya başlaması Aslan’ı çok mutlu etmiştir eminim. Kendisi ise 2023 hedefinin olduğunu belirtmiş. Belirgin bir hedefimiz olmadan hiçbir şey başaramayız ne de olsa.

Urfalı çoban Ahmet Aslan dört tane de kitap yayınlamış bugüne kadar. Belli ki kendisinden öğreneceğimiz çok şey var…

Japonya’da da Chinsekikan Müzesi var aynı şekilde.

Kaynak: Anadolu Ajansı, Gökhan Zobar, 29.11.2017 ve Edirne Televizyonu

Reklamlar
Categories: Doğa, Güncel, Mekan, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 14 Yorum

Koca Kentin Kitap Kulübü

Viyana’da her yıl ‘Eine STADT. Ein BUCH.’ adında bir etkinlik gerçekleştirildiğini öğrendim. ‘Bir KENT. Bir KİTAP.’ olarak çevirebileceğimiz bu etkinlik kapsamında belirlenen bir kitap ücretsiz olarak halka dağıtılıyormuş. Sınırsız değil elbet, ama nüfusu iki milyonu bile bulmayan kentte 100.000 bedava kitap bence son derece harika bir miktar. Yazarın wordpress blogundaki etkinlik listesinde ‘öğrencilerle tartışma’ ve ‘yazarla sohbet’ de var. Ne diyeyim? Ben daha üç kişi bulup bir kitap kulübü yapmayı başaramıyorum kendi kentimde, âlem şehirce organize olup kitap okuyor, tartışıyor. Tabii bu şehircilik başarısını göz ardı etmemek gerek. İşte kitap okumayı sevdirecek, teşvik edecek örnek bir çalışma. Ayrıca bu etkinlik sadece Viyana’da değil dünyanın başka şehirlerinde de yıllardır gerçekleştirilmekteymiş.

Bu harika projeden beni haberdar eden kitap dostu İrem Hölzl’e çok teşekkür ederim. Dilveedebiyat.com sitesinden bu konudaki yazısını okuyabilirsiniz: Yola Çıkmak

Bu sene seçilen kitabın Amerikalı yazarının kendi blogunu inceleyebilirsiniz: Stewart O’Nan

Etkinliğin resmi sitesine bakabilirsiniz: Eine STADT. Ein BUCH.

Dublin kent konseyinin her yıl Nisan ayında gerçekleştirdiği ve başkentle ilgili bir kitabı geniş kitlelere okuttukları ödüllü inisiyatifine delirebilirsiniz: Dublin One City One Book

Ya da hiçbir şey yapmayabilirsiniz… 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Categories: Antalya, Ülkeler, Edebiyat, Etkinlik, Kültür, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Sürükleyici Kitap

“Kısa, kolay okunan, sürükleyici bir kitap” sorulunca yanıtlayamadığımı öğrendim. Sizlerden bana yardım etmeniz ricasında bulunacağım: Okumaya pek alışık olmayan ama bir yerden başlamak isteyen bir yetişkin için zorlanmadan okuyabileceği ama tabii zevk de alabileceği kitap önerisinde bulunabilir misiniz?

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | 17 Yorum

Çölde Bowles

“Çölde Çay” adıyla sinemaya uyarlanmış “Esirgeyen Gökyüzü” (The Sheltering Sky)  romanının yazarı Paul Bowles’ın aslında oldukça iyi eserlere imza atmış bir kompozitör olduğunu öğrendim. İlk romanı “Esirgeyen Gökyüzü” 1949 yılında yayınlandığında yani 39 yaşındayken birçok beste yapmış kişi olarak tanınmaktaymış. 1910’da gözlerini açtığı New York’tan, kitabını yazdığı yer olan Fas’ın Tanca kentine yerleştiğindeyse yıl 1947 imiş ve Bowles bir daha Büyük Elma’ya dönmemiş yani 1999 yılında ölene kadar Fas’ta yaşamış, o kültürün parçası olmuş.

Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İki Keklik

Zorba romanında Türkçe bir türkü söylendiğini öğrendim. Şu şekilde vermişler:

İki keklik bir tepede ötüyor
Ötme de keklik, benim derdim yetiyor

 [AysiiO]

Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Fayrap

Türkçe’de kullanılan ‘fayrap’ sözcüğünün İngilizce ‘fire up’tan geldiğini öğrendim. Küçükken hep duyardım etraftakilerden ‘faryap etti’ diye. Ne dendiğini tahmin ederdim de tam bilmezdim. Kelimeyi yıllardır duymamıştım. ‘Zorba’da çok geçiyor. Sözcüğün doğrusu faryap değilmiş tabii ama fayraptan daha rahat söylendiğinden öyle deniyor olsa gerek. Ne de olsa İngilizce kelime.

Neyse, ateşin yakılması ya da harlamasıyla ilintili olan ‘fayrap’ şu anlamda kullanılırmış: “Herhangi bir işi veya şeyi hızlandırma.” TDK‘nın verdiği örnek: “Beleş rakıyı bulunca fayrap etti.” Eder…

Ben de Zorba’dan bir örnek vereyim: “Kısa bir sessizlikten sonra yine fayrap etti; kalbi taşıyor, artık ona komuta edemiyordu.” (s.256) Edemez… 

[Kazancakis, N. (2017). Zorba. (Ahmet Angın, çev.) İstanbul: Can Sanat Yayınları]

Categories: Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bursalı Laklakan

Bursa’da bir leylek hastanesi olduğunu öğrendim. Daha doğrusu, ondokuzuncu yüzyılda dünyanın ilk leylek hastanesine sahipmişiz. ‘Gurabahane-i Laklakan’, sakatlanan leyleklerin yanı sıra göç yolunda sıkıntısı olan diğer göçmen kuşların derdine de deva olmuş yıllarca. Derken bakımsız kalmış binası ve zamanla yok olup gitmiş. Ancak Osmangazi Belediyesi bu değere sahip çıkmayı aklına koymuş ve tarihi Irgandı Köprüsü’nün yanındaki hoş bir binanın restorasyonunu sağlayarak yine laklakana gurabahane olarak 2010 yılında hizmete açmışsa da yeni bina hayvan hastanesi olarak kedi-köpek-kuş, tüm sokak hayvanlarına yardım etmekteymiş.

Ben Pierre Loti’nin bir makalesinden öğrendim, ama Ahmet Haşim’in de “Gurebâhâne-i Laklakan” adında bir kitabı varmış ve Haşim de Bursa’da Haffaflar Çarşısı (Kapalıçarşı’daki ayakkabıcılar) meydanında bakım alan kuşlardan bahsedermiş.

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tutunanlar

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserinin ilk baskısının 1.500-2.000 liraya satılabildiğini öğrendim. Ahh rahmetlik de görseymiş de kıymetini bilseymiş…

Kaynak: Bayram Koç, Kırkambar Sahaf (Kedili Kütüphane 27.Bölüm)
[Edebiyat tutkunuysanız mutlaka 26. dakikadan sonrasını izleyin derim…]

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kitap Okumak Yasak

Okumaya tutkun Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın (Halikarnas Balıkçısı), Robert Kolej’de öğrenciyken okul kütüphanesinden kitap almasının yasaklandığını, onun da arkadaşlarına aldırdığı kitapları gece gizlice battaniye altında yaktığı fenerle okuduğunu öğrendim. Robert’den sonra Oxford Üniversitesi’ne gidince kütüphanedeki kitapları yutmuş üç-dört yıl boyunca. Bunu duyunca ben de pek rahatladım çünkü küçükken benim de sokak lambasından gelen ışıkla kitap okumak durumunda kaldığım acılı bir dönemim olmuştu 😀

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Booktube-A-Thon

‘Booktube-A-Thon’ isminde bir okuma maratonu olduğunu öğrendim. 24-30 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılacak olan etkinliğin detaylarını Ayşegül Hanımın ‘Içimdeki Hisler‘ adlı blogundan öğrenebilirsiniz.

Categories: Etkinlik, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Altın Leoparlar

Locarno Film Festivalinin düzenlendiği kentin İsviçre’de olduğunu öğrendim. En eskilerden olan festivalin ödülü altın leopar imiş. İki altın leoparımıza dair bir anıyı okurken öğrendim:

Ayrıca şehrin jeopolitik konumunun uygunluğundan olsa gerek şöyle de bir tarihi önemi varmış: I. Dünya Savaşında ortalığı kasıp kavuran Avrupa devletleri, savaştan sonra ilişkilerini düzeltmek için bu kentte biraraya gelmişler. Yani bir nevi öpüşüp barışma anlaşması olan Locarno Anlaşması burada oluşturulmuş. Detaylarını Ali Çimen’in ‘Sessiz Tarih‘ sitesinden okuyabilirsiniz.

Bu arada Cuma gecesi Locarno’da Imagine Dragons konseri varmış. Gidecekseniz söyleyeyim 😀

Categories: Coğrafya, Edebiyat, Etkinlik, Konser, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Batıya Doğru!

Ünlem işaretiyle biten bir yer ismi olduğunu öğrendim. Devon’da bulunan Westward Ho! isimli sahil kasabası adını bir romandan almış. 1855’te yayınlanan Westward Ho! (Batıya Doğru!) adlı kitap Charles Kingsley tarafından yazılmış. I.Elizabeth döneminde yaşamış bir denizcinin maceralarından yola çıkarak kaleme alınmış bu tarihi kurgu da Devon’da başlar ve denizlerde devam eder. İspanyollara karşı elde edilen zaferleri kutlar niteliktedir. Karakterimiz Amyas, Yenilmez Armada’ya büyük zararlar veren kuvvetleri komuta eden ‘Sir’ ünvanlı korsan Francis Drake’e katılır ve okuyucuyu keşiflere, fetihlere, zafer coşkusuna sürükler. İngiliz Emperyalizminin ateşli bir savunucusu tarafından yazılan kitap içinde korsanlarla mücadele, Karayiplerde hazine avı, sevdiğini kurtarma gibi unsurlar da barındırınca çok beğeni görmüş ve kısa sürede çok satmış tabii. İşte Devon’daki o yerleşim biriminin insanları da acaba bu kadar sevilmiş ve meşhur olmuş bir kitap bizi de iyi bir turist destinasyonu yapar mı ki diyerekten köylerine Westward Ho! ismini vermiş. Batıya Doğru!


Kitapla ilgili bilgi kaynağı: Revolvy

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

12 Kez

Yazılan ilk Harry Potter kitabı nüshalarının oniki yayınevine yollandığını ancak hep ret yanıtı alındığını öğrendim.

 

Kaynak: The Guardian

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Tutunamayanların Fotoğrafı

Oğuz Atay kitaplarının kapağında yer alan fotoğrafın Ara Güler tarafından çekildiğini öğrendim.

 

 

Cemal Süreya fotoğraflarını kim çekti?
Yusuf Atılgan fotoğraflarını kim çekti?

Categories: Edebiyat, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Edebiyat Aşığı Başkan

Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın en sevdiği yazarın Dostoyevski olduğunu öğrendim. Sanatın her dalıyla ilgilendiğini bildiğimiz başkanın en büyük aşkı edebiyatmış. Kendisi de öyküler yazan Uysal, Hürriyet’e verdiği bir röportajda şu üç kitabı önermiş:

* Semerkant, Amin Maalouf,
* Pupa Yelken, Sadun Boro
* Esir Şehir Üçlemesi, Kemal Tahir

Kaynak: Ceren Deniz, Hürriyet Akdeniz, 30.03.2017

Categories: Antalya, Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kitaplarına Dokunmayın

Kemal Sunal’ın okumayı çok sevdiğini, çok sayıda kitabı olduğunu, ödünç kitap isteyen arkadaşlarına “tamam, veririm tabii” diyip kitapçıdan yenisini alıp verdiğini öğrendim. Sanırım hayatta en kıymet verdiği ‘mal’ kitapları olmuş.

Categories: Sinema | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Basılamayanlar

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserini ilk yazdığında yayınevlerinin basmak istemediğini öğrendim. Yarışma kazanmasına rağmen bir yıl basan olmamış. Kitaplarının ikinci baskısını hiç görmemiş. Tiyatro oyunu da öldükten sonra sahnelenmiş.

Categories: Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Çarşamba Karıları

Annemin çocukluk anıları arasında yer alan “Çarşamba Karıları” korkutmasının sadece ona ve babasına ait bir anı olmadığını, ülkemin değişik köşelerinde de nice çocukların bu kandırmacayla korkutularak büyütüldüğünü öğrendim. Bunun üzerine “Çarşamba karılarını biliyor musun” diye sormaya başladığım kişilerden bir çoğu suratıma tuhaf tuhaf baksa da Yalvaç (Isparta) ve Hızırşah (Datça) gibi iki Akdeniz beldesinde görülmüş olması buralara has bir hikaye olduğunu düşündürüyor. Sizin bir anınız var mı acaba bu hanımlarla ilgili?

Neden Perşembe değil de Çarşamba karıları olduğunu çok merak ediyorum gerçekten ama bu korkutma geleneğinin kökenine dair hiçbir kaynak bulamadım maalesef. Bilen varsa yazsın lütfen…

 

Categories: Edebiyat, Kültür, Psikoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Cin Ali

Okuma-yazmayı öğrenmemize yardımcı olan minimalist karakter Cin Ali’nin yaratıcısı Öğretmen Rasim Kaygusuz’un Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunu olduğunu öğrendim. Bu arada Cin Ali’nin sadece bizim kuşağı değil bizden öncekileri de eğittiğini keşfettim. Nitekim kendisi 1968 doğumluymuş.

 

 

Web Sayfası: Cin Ali ®

Categories: Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Arayan Bulur

Yusuf Atılgan’ın ikinci eşi olan Serpil Gence’nin, değerli yazarın “Aylak Adam” kitabını okuyup kendisine hayran olunca kılı kırk yararak onu bulup tanıştığını öğrendim. Hem de gencecik bir kız olarak seyahat etmesi son derece zor iken bulmuş Sevgili Atılgan’ı. O zamanlar Manisa’nın Hacırahmanlı Köyünde yaşayan yazarla yıllarca mektuplaşmışlar ve “Anayurt Oteli” kitabının ardından da evlenmişler.

Sevgili Gence de en az Aylak Adam C kadar çabalamış yani o kişiyi bulabilmek için. Vay be..

 

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Palamut

Meşe palamudunun tekstil sektöründe bir önemi olduğunu öğrendim. Kök boya yapımında kullanıldığı için ve yine bu amaçla yani boya hammaddesi yapılsın diye İtalya’ya yollandığı için eskiden palamuta talep çokmuş ve Datça’nın da her yeri palamut doluymuş. Zamanla bu talep azalınca ağaçlar yerini bademlere bırakmış.

Bu arada palamut (pelit) kestane gibi pişirilip yenirmiş.

Kaynak: Akın, Ç. (2016) Eski Zaman Batırlıları – Datça’da Anılar, Adetler, Yemekler. Ankara: Kanguru Yayınları

 

Ileri Okuma:

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı

Garova Günlüğü 

Haberler.com

Categories: Doğa, Ekonomi, Giyim, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Aylak Adamın Fotoğrafı

Yusuf Atılgan kitaplarının kapağında yer alan fotoğrafın Ülkü Tamer tarafından çekildiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , | 1 Yorum

Prens Medici

Machiavelli’nin “Prens” isimli kitabının, yazarın ölümünden sonra yayınlandığını öğrendim. Machiavelli, eserinin bir prens tarafından kabul görmesi gerektiğine inandığı için, o sıralar Floransa’ya egemen olan Medici sülalesinden II.Lorenzo’ya adamış. Böylece onun gözüne gireceğini düşünmüş. Ama söylenen odur ki Muhteşem Lorenzo de Medici hiiiç oralı olmadığı için eserin kitap şeklinde basıldığını görmek Machiavelli’ye nasip olmamış. El yazması kopyalarından okunan eser, ilk kez 1532’de basılmış. Eseri dört ayda yazmış olan yazarın elinden çıkışından 19 yıl sonra, ölümünden de beş yıl sonra. Yazık yaa.. Mukadderat.

Kaynak: Nazım Güvenç’in Anahtar Kitaplar’dan çıkan kitap için yazdığı ‘Sunuş’ (Eylül 1992)

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Bakkal Amca

İstanbul’da bir bakkalın kitap okuyan çocuklara ne isterlerse bedavaya verdiğini öğrendim. Okuduğu kitabı anlatması ve bakkalın sorularını yanıtlaması beklenen çocuk sonra ne isterse alabiliyormuş. Okuma-yazma bilmeyene de büyük çocuklar okuyormuş ki onlar da alabilsin. İşte özlediğimiz bakkallarımız…

Haber: BirGün Pazar (16.10.2016)

Categories: Edebiyat, Eğitim, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Otyam Kemal

Orhan Kemal’in Fikret Otyam ile de dost olduğunu ve hatta bu arkadaşlığın kitabının yazıldığını öğrendim. Değerli Kemal’in Nazım Hikmet gibi yazın insanlarını okuduğu için hapse girdiğini ve hapiste de Nazım Hikmet ile tanışarak hayatının değiştiğini biliyordum da, Otyam tarafından hazırlanmış “Arkadaşım Orhan Kemal” adlı kitabı hiç görmemiş olmama içerledim açıkçası. Otyam’ın 1975’te yayınladığı kitap Orhan Kemal’in kendisine yolladığı mektuplardan oluşuyormuş. Evlerinde yangın çıktığında Otyam’ın ilk aklına gelen ve ilk kurtardığı eşyası olan mektuplardan… Alınacak kitaplar listesinde en üst sıraya yerleşti. 

Otyam’ın bir gazete yazısı: Orhan Kemal ve 72. Koğuş

Işık Öğütçü’nün yazısı: Ah Bu Parasızlığın Gözü Çıksın

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Stelle

Dante’nin ‘İlahi Komedya’sını oluşturan üç bölümün üçünün de aynı sözcükle bittiğini öğrendim. Inferno (Cehennem), Purgatorio (Araf) ve Paradiso (Cennet) bölümlerinin hepsi ‘stelle’ yani ‘yıldızlar’ sözcüğüyle bitirilmiş.

Categories: Dil, Edebiyat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Görgülü Koçlar

Suna Kıraç’ın, onüç yaşındayken, aldıkları ayakkabının fiyatını akrabalarına söylediği için annesinden dayak yediğini öğrendim. Hiçbir şeyin fiyatının söylenmemesi ve övünülmemesi gerektiğini önemseyen bir aileymiş Koç Ailesi (s.29). 

Umarım zenginlerimiz bu kitabı okuyordur. Okuyor ve ders çıkarıyordur. Sadece bu değil, özellikle Vehbi Koç’un yaşam görüşüne dair çok değerli anekdotlar içeriyor kitap.

 

Kaynak:

Kıraç, S. (2006). Ömrümden Uzun İdeallerim Var. İstanbul: Suna ve İnan Kıraç Vakfı

Categories: Kültür | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum

Doktor Doğramacı

Zamanında, Ankara’da yaşadıkları dönemlerde, Koç ailesinin çocuk doktorunun İhsan Doğramacı olduğunu öğrendim. Suna Kıraç filan çocukken hastalanınca hemen rahmetli Doğramacı’ya götürülürmüş.

 

 

 

 

Kaynak:

Kıraç, S. (2006). Ömrümden Uzun İdeallerim Var. İstanbul: Suna ve İnan Kıraç Vakfı

Categories: Diğer, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Proust Bile

Marcel Proust’un, yayınevi tarafından reddedilen ilk romanını kendi parasıyla yayınladığını öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: