Posts Tagged With: Kahve

Kahvenin Hatırı

Kahvenin yanında su verilmesinin nedenini öğrendim. Kahveden önce suyu içersen karnının aç olduğu anlamına gelirmiş ve ev sahibi sofrayı hazırlarmış. Suyu kahveden sonra içersen de “tokum, bir fincan kahveyle biraz laflayıp gideceğim” demek oluyormuşmuş… Eskiden tabii… Kibar zamanlarda… Düşünceli zamanlarda… Komşusunun hâlini kendinden çok önemseyen insanların zamanında… Bu bilgiyi bana kahvesini içerken aktaran canım arkadaşım Gülçin kadar hatır bilir zamanlarda… 

Internette farklı aktarımlar da var, tıbbi açıklamalar da var. Osmanlı’nın tıbbi açıklamayla iş yaptığını sanamıyorum bu konuda ama tabii ki boğaz temizlemeyle ya da böbrek rahatlatmayla ilintisi olabilir. Benim kahveden önce su içtiğim çok olur. Birincisi, gerçekten hafif aç hissediyorsam su bastırdığı yani rahatlattığı için içerim, ikincisi boğazımı hazırlayıp kahveden keyif almak için. Bir kahve yapayım o zaman ben…

Reklamlar
Categories: Kültür, Sağlık, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Ciddi Evlilik İlişkisi

Sait Faik Abasıyanık’ın güneye yerleşip bir kahve açmayı ve orada Leyla Erbil ile çalışmayı düşlediğini öğrendim. 1953 Nisanı ile 1954 Mayısı arasında arkadaşlık etmişler. Yani Sait Faik sirozdan ölene kadar. Tanıştıklarında Abasıyanık 47 yaşında. Leyla Hanım ise 22’sinde, filolojide okuyan bir genç kız ve İskandinav Hava Yollarında sekreterlik ve çevirmenlik yapıyor.

Abasıyanık’ın ölümünden Erbil’i suçlayanlar olmuş. Mektuplaştığı Ahmed Arif ise hiçbir suçu olmadığı konusunda Leyla Hanımı ikna etmiş.

Öykülerine hayranlık duyduğu, çok etkilendiği, tanışıp arkadaşlık ettiği yazarın ölümünden bir yıl sonra Erbil bir yüksek mühendis ile evlenmiş. Eşi Mehmet Erbil ile İskandinav Hava Yollarında çalışırken tanışmış.

Anladığım kadarıyla Erbil için Abasıyanık ömrünce en değer verdiği figürlerden biri olarak kalmış.

Kaynaklar:
* Abasıyanık, S.F. (2014). Şimdi Sevişme Vakti. İstanbul: Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları
Writers of Turkey
Sennur Sezer, 22.09.2013, Radikal Kitap

İleri Okuma:
Elif Tanrıyar, 19.07.2015, t24

 

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Prafa

Prafa diye bir iskambil oyunu olduğunu öğrendim. Aynı sözcük hem Kazancakis’in Zorba romanında bir Girit kahvesinde gözlemlenenler anlatılırken hem de Sait Faik’in ‘Deli Çay’ şiirinde geçince merak edip baktım. Bilinen ve sevilen de bir oyun imiş meğersem. Dilinden hiç anlamadığım kağıtlar onlar 😉 Siz tanır mısınız bu oyunu?

Geceleyin üç ayaklı titrek masalarda oynanan
Kazıklı prafa partilerinin
Bıçak çektirdiği lüks lambalı kahveler…

(‘Deli Çay’ şiirinden)

 

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Cafe X

Verilen kahve siparişlerini bir robotun yerine getirdiği ve hiç çalışanı olmayan bir kafe olduğunu öğrendim. San Francisco’da açılan kafede sadece bir koldan oluşan robot çalışıyor.

Categories: Ekonomi, Güncel, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kahve

Kahvenin antioksidan olduğunu ve enerji verdiğini öğrendim.

Categories: Sağlık, Yiyecek | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Ürdün Kahvesi, Parası, Mankeni

Ürdün’de kahvenin kakuleyle çekildiğini ve bir Ürdün Dinarının bizim paramızın dört katı değerde olduğunu öğrendim. Ayrıca paraları hakkında fikir sahibi oldum ve çarşıdaki cansız mankenlerinin bizimkilerden farkını fark ettim 🙂

Detaylar Ürdün yazı dizimin ikinci gününde: Akabe

Categories: Ülkeler, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sar Bedeni Bedene

“Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene” sözleriyle başlayan ve neredeyse her Türk’ün bildiğini düşüneceğim kadar eski ve ünlü Yozgat türküsünde geçen ‘çedene’ sözcüğünün gerçekten çıt çıt yenen bir atıştırmalık olduğunu öğrendim. Bugün bir televizyon programında tatlı yapımında kullanıldığını izlediğim bu minik taneleri araştırdığım zaman, az-buz değil, ülkemin oldukça geniş bir kesiminde de (Yozgat, Sivas, Elazığ, Giresun, Güneydoğu) zevkle tüketilmekte olduğunu gördüm. 

Ben neden bilmiyormuşum acaba diye merak etmekten kendimi alamadım tabii ama kavurgası ve pestili ve hatta kahvesi de yapılan bu bitki hakkında gayet ilginç gerçekler de öğrendim. Bir kere, çedene denen şey kenevir tohumuymuş ve anladığım kadarıyla, dişi kenevir uyuşturucu ana malzemesi olduğu için halk tarafından kontrolsüz ekimi yasakmış. Öte yandan, Anadolu adetlerinde yeri varmış çedenenin. Ayrıca, çok faydalı olduğu ve kanser dahil çeşitli hastalıklardan koruduğunu savunan tıp uzmanları da var. Ancak bu noktada, aynı bitkinin farklı iki türünden bahsedildiğini söyleyen de var, uyuşturucuyu elde etmek için bitkiyi işlemek gerektiğini (yani o niyette olmak gerektiğini) söyleyen de.

Kimi ülkede serbest bırakılan kenevir bir çok ülkede de ciddi anlamda yasak. Okuduğum kaynaklarda tohumların kuş yemi olarak satıldığı bilgisi de yer aldığı için ülkemdeki durumu tam olarak çözemedim. Ama belli ki, daha serbest olduğu zamanlarda, köylerde zaten rahatlıkla kendiliğinden yetişen bu bitkinin saplarından köylünün bildiği yöntemlerle sapasağlam çuvallar üretilir, çırpılması suretiyle elde edilen taneleri de kavrulup yenirmiş. Ha… kavurmadan yenirse, belli bir miktar tüketildikten sonra yarattığı hisle ‘sar bedeni bedene’ kıvamına geçilirmiş demek ki 🙂

Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere
Onbeşinde yar sevdim de sezdirmedim ellere
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane

Bu arada, kaynaklarda geçen sözcük kullanımı konusunda ciddi bir kargaşa olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Örneğin çedene ile menengiçin aynı olduğu söyleniyor ama karşıma çıkan resimler birbirinden farklı. Kenevir ve kendir de aynı bitkiyi anlatıyormuş gibi kullanılsa da bazı kaynaklar ikisinin aynı aileden gelen farklı bitkiler olduğunu söylüyor. Bunlar da konunun net anlaşılmasını engelliyor. Kesin olan bir şey varsa, türküde geçen çedenenin çerez gibi çıtır çıtır yenen bir yiyecek olduğu.

 

Yozgatlı bir gazetecinin çedeneye dair anıları: Mustafa Topaloğlu (Yozgatmuhabir)

Çedenenin faydaları: Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu (Haberturk)

Dr Mehmet Öz anlatıyor: Dr Oz Show (Vidivodo)

Kenevirin yararları: 1Organik

Kenevir Helvası: Refika

Categories: Dil, Doğa, Hayvan, Kültür, Müzik, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: