Posts Tagged With: İstanbul

İstinyelinin Sevdası

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Ercüment Ekrem’in de yazar olduğunu öğrendim. İstinye’de doğmuş Ercüment Ekrem Talu, İstanbullu oluşuyla pek bir gururlanırmış. 1924’te Cumhurbaşkanlığı‘nda çalışmış. Birçok dil bilen Ercüment Bey öğretmenlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş. Gazetelere makaleler, sohbetler, öyküler yazmışsa da kaynaklar asıl romancılığını övmekte. Zamanının çok satan yazarı olduğu anlaşılan Ercüment Bey’in kitaplarını bulabilir miyiz bilmem.

Ercüment Ekrem Talu’nun torunu da Çiğdem Talu imiş. Yani Türk pop müziğinin pek ünlü şarkılarının sözlerini yazmış sevgili Talu, Recaizade Mahmut Ekrem’in torununun kızı imiş. Gazeteci Umur Talu da Çiğdem Talu’nun kardeşi.

Categories: Edebiyat, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İngilizceci Çiğdem

Söz yazarı Çiğdem Talu’nun, İstanbul’da bir özel okulda 17 yıl İngilizce öğretmeni olarak çalıştığını öğrendim. Ben doğduğum yıl mesleği bırakıp şarkı sözü yazarlığına başlamış.

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sinematek

Dünya sinemasının kendisine çok şey borçlu olduğu Henri Langlois’nın 1914’te İzmir’de doğduğunu öğrendim. Çocukluktan itibaren sinemaya büyük ilgi duyan Henri Langlois bulduğu her filmi toplayarak ciddi anlamda bireysel arşivcilik yapmış. Ayrıca zarar görmüş filmleri onarmış ve hatta II.Dünya Savaşı yıllarında filmleri saklayarak bu günlere ulaşmalarını sağlamış. Fransız Sinematek Derneği’ni kurmuş ve binlerce filmden oluşan kocaman bir arşiv armağan etmiş sinema dünyasına. Fakat 1968’de, sol görüşe yakınlığından dolayı hükümet Henri Langlois’yı görevden alınca, sanatçı ve aydın kesimden oluşan büyük bir grup eylemler yapmış. Yönetmenler filmlerinin sinematekte gösterimini yasaklamış önce, sonra toplanmışlar. Olaylar çıkmış ve hatta Truffaut yaralanmış. Olayların büyümesi sonucu Langlois’ya görevi iade edilmiş. 

Aynı Langlois, 1965’te Onat Kutlar, Hüseyin Baş ve Şakir Eczacıbaşı’na yardımcı olarak Türk Sinematek’ini kurmalarını sağlamış, Türk sinemasına ve özellikle Yılmaz Güney’e destek vermiş. Ancak maalesef 1980’de Türk Sinematek arşivi kaybolmuş.
Kaynaklar:
TSA, Jak Şalom ile söyleşi, Barış Saydam, 21 Mart 2016
SOL, Hakkı Başgüney, 10 Nisan 2013
Categories: Eğitim, Kültür, Sanat, Sinema, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Arif Efendi

İstanbul’da yaşarken Pierre Loti’ye ‘Arif Efendi’ dendiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , | 1 Yorum

Loti Evi

Pek çoklarının ‘eksantrik’ kabul ettiği ondokuzuncu yüzyıl yazarı Pierre Loti’nin Fransa’daki evinin 1969 yılında müze yapıldığını ve günümüzde de gezilebildiğini öğrendim. Rochefort’taki Pierre Loti Sokağında bulunan üç katlı evin içi Loti’ye yakışır biçimde son derece şaşaalıymış. Çok seyahat eden ve seyahatlerinden de mutlaka hayvan ve sanat eserleri toplayarak dönen yazarın doğduğu ev bu hediyelik eşyalarla dolunca yandaki evi de satın almış. İspermeçet balinası dişi, Senegal bilezikleri, Mısır kedisi mumyası, Japon süsleri gibi objeler toplayan bu ilginç insanın evi Cezayir’den alınan kaplumbağa ve mezar taşları gibi çeşitli nesneyle dolup taşarmış. Kaplumbağa çoktan ölmüş olsa da Loti’nin ilk romanı Aziyadé’ye adını veren trajik kahramanın sözde mezar taşı halen Fransa’daki müze evde sergilenmekteymiş. Loti, mezar taşının asıl sahibine olan büyük aşkını İstanbul’da yaşamış, bu aşkın romanı Aziyadé’yi de Rabia Kadın Kahvesi’nde yazmış derler. Yani adı sonradan Pierre Loti Kahvesi olan mekanda. Yani bulunduğu tepenin ismini değiştirerek İdris-i Bitlisi Tepesi yapmak istedikleri mekanda.

Oryantal dünyaya ve özellikle de Osmanlı’ya hayran olan Loti’nin ellerinden çıkan evin bazı bölümlerinde doğu hayranlığı çok net görülüyormuş. Umman sultanının verdiği hançer ve kılıç ile Fas sultanının armağanı olan kılıç ve gümüş kaplama tabancanın da yer aldığı Arap silahları koleksiyonu, damarlı mermer sütunlar, Osmanlı sediri, salon fıskiyesi, ahşap oymalı tavanıyla Türk salonu, çiniler ve çakma cami… Loti, Şam’da yanan bir caminin parçalarını satın alıp Rochefort’a taşımış ve yapıyı evinde yeniden inşa etmeleri için Suriyeli bir ekibi de beraberinde getirmiş.

Ev, halka açık olsa da ziyaret etmek zormuş. Sınırlı sayıda ziyaretçiye izin verildiği için rezervasyon zorunluymuş.

Kaynaklar:

Arthur Clark, Saudi Aramco World, Temmuz/Ağustos 1992 (Cilt 43, Sayı 4)

Elaine Sciolino, The New York Times Style Magazine, 12 Temmuz 2011

 

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kadıköy’ün Terbiyecisi

Kadıköy ‘ün ilk Belediye Başkanının ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin ressamı Osman Hamdi Bey olduğunu öğrendim.

 

 

 

Kaynak: Gazete Kadıköy

Categories: Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Loti

Pierre Loti isminin yazarın gerçek adı değil takma isim olduğunu öğrendim. Louis Marie Julien Viaud’e ilk kez Pierre şeklinde hitap eden kişi o zamanların büyük tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt imiş. Yani Pierre ismini veren kişi ünlü tiyatrocu Sarah Bernhardt. Rivayet odur ki, 1875’te Paris’te aktrisin performansını izleyen Viaud, bu oyuncuyla tanışmayı kafasına koyar ve şöyle bir mizansene girişir: Viaud kendini bir acem halısına sardıracak, Arap kıyafetleri içindeki adamlar rulo halindeki halıyı tiyatrocunun odasına getirecek ve sanatçının gözleri önünde yuvarlanarak açılan halının içindeki genç yazarımız hanımefendinin huzuruna serilecek! Böyle bir girişin ardından ikisinin hemen dost olduğu söyleniyor.

Loti kısmı ise henüz 22 yaşındayken yani 1872 yılında yapışıyor üzerine. Katıldığı donanmayla Tahiti’ye giden Viaud’a ‘Loti’ ismi bu adada verilir. Loti’nin adaya özgü bir çiçek olduğu kesin olsa da yazara ismi kimin verdiği net değil. Kimi kaynak yerlilerin Viaud adını telaffuz edememesi nedeniyle Loti dediklerini söylüyor, kimi bu adı bizzat kraliçenin taktığını belirtiyor, kimi de yazarın roti sözcüğünü yanlış söylemesinden sonra loti diye çağrılmaya başladığını ifade ediyor. Sonuç olarak bir Tahiti çiçeğinden almış takma ismini. 

Categories: Dil, Doğa, Edebiyat, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Babylon’da Yeni Dünya

Light in Babylon grubunun ‘Yeni Dünya’ isminde taze bir albümleri olduğunu öğrendim.

İran kökenli İsrailli şarkıcı, Fransız gitarist ve santur çalan Türkten oluşan gruptan bir de kendi yöremin bir parçasını paylaşayım.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Lüks Cezaevi

İstanbul’daki lüks bir otelin, geçmişte yazın dünyamızın önemli isimlerinin yattığı Sultanahmet Cezaevi olduğunu öğrendim.

 

Cezaevi’nin yürek burkan öyküsünü Sevil Okay‘ın kaleminden okuyun. Ve Sultanahmet’te dolaşırken bastığınız yerin altında neler yatıyor olabileceğini…

 

Categories: Edebiyat, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Haymatlos 1

İstanbul sokaklarında takılan, içerken küfür bonkörü bir tavır sergileyen ve lakin bir şiir okuması istenince duruşu, bakışı ve hatta sesinin rengi bile değişen, ayrıca bir sürü şiiri ezbere okuyabilen Haymatlos¹ Müştak Galip Erdem adında bir karakter olduğunu öğrendim. Fakat bulduğumla yitirdiğim bir oldu. Lakin sözlüklerde yer alan bilgiler de netteki videolar da birkaç yıl öncesinde son buluyor ve kim olduğunu kimsenin bilmediği beyefendinin izi bu dünyadan tamamen silinmiş gibi bir görüntü var. Kendisini biliyorsanız bir-iki cümle yazar mısınız?

**************************

¹Almanca ‘heimatlos’ kelimesinden türemiş olan tabir, ‘vatansızlık’ yani herhangi bir ülkenin vatandaşı olmama durumunu anlatmak için kullanılır. Bir sebeple uyrukluğunu yitirmiş, hiçbir devletin yurttaşı olmayan, dolayısıyla yurdu olmayan yani ‘yurtsuz’ demektir.

Categories: Dil, Diğer | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Turşumuzu Kurmuşlar

İstanbul’da Soydan Turşucusu olduğunu hem de pek meşhur olduğunu öğrendim. Evlenmemize karşı olan annemle “turşumuzu mu kuracaksın” diye dalga geçerdim yıllardır, kadının bir bildiği varmış meğer.

Categories: Mekan, Yiyecek | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Kumbaba

Turan Aziz Beler adında bir gazeteci-yazarımız olduğunu öğrendim. Düzeyli bir magazin gazeteciliği örneği de sergilemiş olan Beler, yazdığı kitaplarla adından çok söz ettirmiş, “Sevda” adlı romanı filme çekilmiş ve Şile’nin gelişimi için çok önemli adımlar atmış. Ilk sarı tabelasını diktirmiş, bir tesis kurmuş ve Şile halkına önemli bir ekmek kapısı açmış. Muhteşem doğayı koruyarak, yabancı eşiyle birlikte turistlere olağanüstü bir hizmet sunmuş. Çeşitli nedenlerle zaman içinde terk edilen “Kumbaba” adlı mekanı 2013 yılında yanmış.

Beler’in ilk eşi de Atatürk’le dans fotoğrafından tanıdığımız bir vali kızıymış.

Kaynaklarım:

Dr. Mithat Atabay

Sabri Kayacık

Yavuz Aydın

 

Categories: Edebiyat, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Uyan Vedat

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın intihar teşebbüsleri olduğunu, oğlu Vedat’ın ise gencecik yaşında Galata Kulesi’nden atlayıp öldüğünü öğrendim.


Galata Kulesi’nden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat
Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kıskanç Bayanlar

Çocukluğumun unutamadığım reklam sloganı “kıskanç bayanlar, eşinize er-os giydirmeyin” sözünün ürün satışında etkili olup olmadığını öğrendim. Erkeklerin iç çamaşırlarını kadınların aldığı bir ülkede böyle bir sloganın yanlış etki yapmış olacağını düşünmüştüm ama bu reklam gerçekten zamanında çok işe yaramış. Bugün Eren Holding olarak bilinen ve ülkemizin en zengin ailelerinden birine ait olan holdingin temellerini bu çamaşır, bu reklam ve Eros’un oku atmış. Nedense kıskanç bayanlar eşlerine bu çamaşırı giydirmiş. Belki kıskanç olmadıklarını ispatlamak içindir. Belki de ilk defa farklı renklerde erkek iç giyimi ile tanıştıklarından hoşlarına gitmiştir. Ama sonuç olarak, 1969’da kurulan iç giyim markası Er-os Çamaşırları A.Ş. için bu reklam ciddi bir başarı getirmiş. Bitlis’ten İstanbul’a göçmüş bir aile olan Erenler küçük bir atölyede çamaşırcıklar üretmeye başlamış. Nasıl olup da bu kadar küçük bir bütçeyle böyle fazla reklam harcaması yapabildikleri konusu İşletme Fakültelerinde irdelenmiş. Ama işe yaramış işte ve bu reklam sayesinde er-os erkek çamaşırları iç piyasamızı renklendirmiş. Yıllar içerisinde sadece bizim değil Komünist Rusya’nın bile dünyasını şenlendirmiş çamaşırlarımız. Ancak sonra çeşitli sebeplerle yön değiştirme ihtiyacı duymuş ve kağıt, çimento, turizm gibi çeşitli alanlara kaymışlar ve bugünkü servetlerine ulaşmışlar. Birçok ciks markanın temsilcisiler ama bizim er-os ile artık pek ilgileri yok anladığım kadarıyla. Olsun… Çocukluk anılarımız bize yeter. Sayesinde Yunan mitolojisinin karakterlerinden birini öğrendiğimiz reklamın videosunu bulamadım. Reklamın kim tarafından yaratıldığı bilgisini de. Bu bilgilere ulaşabilsek çok güzel olurdu.

Kaynaklarım: Capital (Nilüfer Gözütok)  &   Hürriyet (10.01.2003)  &   Holding Web Sitesi

Categories: Ekonomi, Giyim, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Şişli’de Bir Apartıman

‘Lüküs Hayat’ operetinin parçalarından olan ‘Şişli’de Bir Apartıman’ şarkısının Betûl Mardin’in çocukluğunun geçtiği apartman dairesinde bestelendiğini öğrendim. Yani o apartıman, Mardingillerin yaşadığı, operetin yaratıcısı Cemal Reşit Rey ve kardeşinin sık ziyaret ettiği, Nazım Hikmet’in salonunda uyukladığı daireymiş. Sözlerin de Nazım’a ait olduğu söylenmekte.

Lüküs hayat, lüküs hayat 
Bak keyfine yan gel de yat
Ne güzel şey
Oh ne rahat
Yoktur eşin lüküs hayat

 

Kaynak: İzzet Çapa Röportajı, HT Hayat, 19.08.2012 Pazar

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ah İstanbul

Alpha Blondy’nin 17 Kasım 2016 Perşembe günü İstanbul’da sahne alacağını öğrendim. İstanbul’da olmayı dilediğim ender zamanlardan birini yaşıyorum şu an. Ah Alpha… aah gençlik anılarım…

Categories: Etkinlik, Güncel, Konser, Müzik | Etiketler: , , , , , , , | 6 Yorum

2 x Asia Minor = ?

Gençlik sevdalarımdan Asia Minor adlı grubun dışında bir tane daha Asia Minor adında grup olduğunu öğrendim. Benim hayranı olduğum grup olan ve Kamil Erdem, Yahya Dai gibi çok değerli caz müzisyenlerimizden oluşan Asia Minor, anadolumsu ezgilere caz tarzında hayat veren saksofonlu, kemanlı, kanunlu, udlu bir grup ve 1990’da kuruldu. Diğeri, yani yeni öğrendiğim Asia Minor ise ondan daha da eski bir progresif rock topluluğuymuş. Onların da müziği gayet kaliteli. Hikayeleri ise 1970’li yıllara dayanıyormuş. İstanbul Saint-Joseph’de okurken ilk çalışmalarını gerçekleştiren ve liselerarası müzik yarışmasında ödül alarak güç bulan gençler müzik yaşamlarını yıllarca sürdürüyorlar. Hatta bu sene (2016) eski bir albümleri yeniden yayınlanmış ve grubun kurucularından Eril Tekeli, İstanbul’da imza günü yapmış.

Nasıl oluyor da aynı isimli iki grubumuz oluyor ve buna dair nette pek bir bilgi bulunmuyor acaba? Bir de bu iki grubun kalitelerinden ödün vermeyerek birbirlerine hiç sataşmadan müzik hayatlarını sürdürüp sürdüremediğini merak ettim doğrusu.

İyi pazarlar, müzikli ve kaliteli günler dilerim.

 [Tümer Uluçınar]

Categories: Güncel, Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Modadaki Evler

Yusuf Atılgan’ın da Barış Manço gibi Moda’daki evinde kalp krizi geçirerek öldüğünü öğrendim. ysftlgn

Categories: Edebiyat, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Bakkal Amca

İstanbul’da bir bakkalın kitap okuyan çocuklara ne isterlerse bedavaya verdiğini öğrendim. Okuduğu kitabı anlatması ve bakkalın sorularını yanıtlaması beklenen çocuk sonra ne isterse alabiliyormuş. Okuma-yazma bilmeyene de büyük çocuklar okuyormuş ki onlar da alabilsin. İşte özlediğimiz bakkallarımız…

Haber: BirGün Pazar (16.10.2016)

Categories: Edebiyat, Eğitim, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Pera’daki Terbiyeci

‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablonun orijinalinin Suna-İnan Kıraç’a ait İstanbul Pera Müzesinde sergilenmekte olduğunu öğrendim.

Categories: Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

İstanbul’da Belgrad

İstanbul’daki Belgrad Ormanının ismini gerçekten Sırbistan’ın Belgrad kentinden aldığını öğrendim. 1521’de Kanuni Sultan Süleyman Belgrad Seferinden dönerken yanında birçok esir de getirmiş Sırp diyarından ve bu savaş esirleri ormandaki eski bir köye yerleştirilmiş. Tabii zamanla köy Belgradlı konuklarından dolayı bu isimle anılmaya başlanmış.

Categories: Coğrafya, Tarih | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Booooozaaaaa

İstanbul Vefa Bozacısında Atatürk’ün boza içtiği bardağın hala saklandığını öğrendim.

Categories: Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Baldan Tatlı

Halen korunmakta olan dünyanın bilinen en eski aşk şiirinin İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilendiğini ve üç-dört bin yıl önce yazıldığını öğrendim.

Detaylar ve Şiiri Okumak için:

Ayşe Kilimci, KadınMedya.com

Kadir Yıldırımsal, Turkishnews.com

 

Categories: Edebiyat, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Kitaplar Dünyasında Uyuma Keyfi

İstanbul’da bir özel okulun her sene Kütüphaneler Haftasında bir geceyi öğrencilerle okul kütüphanesinde geçirdiklerini öğrendim. Geleneksel ‘Kütüphanede Bir Gece’ etkinliğini kapsamında konuk yazarlarla vakit geçirmek ve uyku tulumunda yatıp kitap okumak gibi etkinliklerin yanı sıra oyun oynama ve film izleme gibi aktivitelere de yer veriliyormuş. Ne güzel bir duygu olmalı kitaplar arasında uyumak. Ne büyülü rüyalar görülür kitap kokulu dünyada…

[A Haber & Kütüphanemi Seviyorum tarafından]

Categories: Edebiyat, Eğitim, Güncel, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eskiden…

Eskiden otobüslerimizde kadın biletçiler olduğunu öğrendim. Bazı yolcular kadın biletçi olan otobüsleri beklermiş özellikle.

Kaynak: Kültür Mafyası (Gökçe Uygun)   &   Milliyet (Serkan Yazıcı)

Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Faydalı Hırs

Lise çağındayken İsmail Hakkı Tonguç’un binbir zorlukla okumaya geldiği İstanbul’da, bir okula girebilmek için yardım istemek üzere huzuruna çıktığı bir Paşanın kendisine söylediği sözlere çok içerlediğini öğrendim:

Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz. Sen İstanbul’da okumayı o denli kolay mı sanıyorsun? Şaşarım babalarınızın aklına. Sizleri böyle parasız pulsuz okumaya gönderiyorlar. Olacak iş mi bu? Sana ancak şu iyiliği yapabilirim. Tramvay şirketine seni biletçi yazdırayım. Birkaç ay çalış orada. Köyüne dönecek kadar para biriktir. Sonra çek git evine. Buralarda boş yere sürünme.” (s.29)

İyi ki çekip gitmemiş evine Tonguç, iyi ki sürünmüş. İyi ki yıllarca eğitim ve iş imkanı sunduğu yüzlerce köy çocuğunun gözlerindeki ışıltıya bakarken bu sözleri hatırında tutmuş… Umut kırmak ne kolay!

————————————————————————-

Kaynak: Cimi, M. (2015). Tonguç Baba – Ülkeyi Kucaklayan Adam. İstanbul: KaNeS Yayınları

Categories: Ekonomi, Eğitim, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ankara Güzel mi?

Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüşüdür” lafını ortaya çıkaran zat-ı muhteremin Yahya Kemal olduğunu öğrendim. Tabii Üstadın Ankara yaşamının Kurtuluş Savaşı yılları ardından başladığını unutmamak lazım. 1923-26 arası Urfa Milletvekiliydi. 1926-33 yılları arasında ise Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde elçi olarak yaşadı. Dönüşte yine vekillik işleriyle uğraştı ve bu arada otellerde yaşamını sürdürdü. Gezmeyi seven bu İstanbul aşığı zaten 1958’de de öldü ve dolayısıyla Ankara’nın bu gününü görmedi. Görseydi ne derdi bilemem tabii ama Ankaralı Can Dündar’ın, şairi zaten şu şekilde yanıtladığını da yeni öğrendim: “Ankara’nın en iyi tarafı İstanbul’dan dönmesidir.” Takdir sizin.

 

Bloglarımdan:

Ankara’da Ne Yapılır?

Ankara’da Başka Ne Yapılır?

Sonbaharda Kızılay

Ankaralı Gerçekler

Ankara’da Ne Yapılmaz?

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum

Kitap Okuyun, Okutun 2

İstanbul’da, bireysel çabalarıyla kitap okuma oranını artırmaya çalışan güzel insanlar olduğunu öğrendim.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Yaz’a aşık Deniz Köker

Categories: Edebiyat, Güncel | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Efsanevi Sülün

Sülün Osman’ın gerçekte yaşamış bir karakter olduğunu öğrendim. Küçükken, parayla ilgili bir konuda annem bana şakayla takıldığında “Sülün Osman mı oldun başımıza?” derdi de sadece iyi bir şey olmadığını hissederdim. Meğerse Sülün Osman, zamanının dolandırıcılar kralı imiş. 1950’lerde, 1960’larda aktif olarak İstanbul sokak yaşamındaki yerini almış olan Sülün Osman’ın, Galata Kulesi gibi kamuya ait taşınmazı vatandaşlara güya satarak kazıklayacak kadar becerikli oluşu Yeşilçam’ın bile ilgisini çekmiş. Boğaz’daki gemileri, tramvayları, ünlü meydanlardaki saat kulelerini ve hatta meydanların kendilerini vatandaşa satarak ya da kiralayarak dolandırırmış. Cennetten bile yer satmış. Galata Köprüsü’nü ise satmak üzereyken yakalanmış. Kendisinin yaptığı bir konuşmadan alıntılanmış bir yazıyı okuduğumda ise felsefesine hayranlık duymaktan kendimi alamadım. Sülün Osman’ın bakış açısına göre asıl dolandırıcı olan kendisi değil diğer insanlar çünkü bu insanların Osman’a kanma sebebi onu yolduklarını sanmaları, daha fazla para kazanma hırsında olmaları, kendilerini başkalarından akıllı görmeleri. “Ben onları dolandırmasaydım onlar beni dolandıracaktı” şeklinde özetliyor. Ne diyeyim, böyle insanların kazıklanmasına insan pek de üzülemiyor. Örneğin fabrikatörmüş gibi girdiği barda içtiklerinin parasını etrafına üşüşen kızlara bırakıp sıvışıyorsa insan gerçekten kimin daha suçlu olduğuna karar veremiyor. Tabii rivayet çeşitli olunca meydan saatine bakan vatandaştan ‘saate bakma parası’ aldığını bile iddia eden var ama Sülün, kendisini dolandırmaya çalışmayan hiç kimseyi kandırmadığını söylüyor. Üniversite bahçesi satmak üzere olduğu bir adamın hasta torununu görünce vazgeçtiğini anlatıyor örneğin.

Internet üzerinden paylaşılan bolca -miş’li geçmiş zamanlı anılar şehir efsanelerini andırır nitelikte ama dolandırıcılık hikayeleri ilginizi çekiyorsa detaylı bir araştırma yapmanıza değer derim…

 

Başlıca Kaynaklarım:

emlakansiklopedisi.com      &      Ertuğrul Akkaya – wowturkey.com

Daha fazla haber için Geçmiş Gazete’ye de bakın

Categories: Ekonomi, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 8 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: