Posts Tagged With: İlginç

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Reklamlar
Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

İşe Erken Gitsen Ölür müsün?

Jack Daniel’ın işe erken gittiği için öldüğünü öğrendim. Şöyle ki; Bay Daniel işe bir gün herkesten önce gidiyor, kargalardan bile önce ki biraz iş bitirsin kimse yokken. Ve fakat alması gereken evrak kasada. Bay Daniel öyle yapıyor böyle yapıyor, şifresini anımsayamadığı kasayı açamıyor ve sinirden küplere binerekten kasaya haşmetli bir tekme savuruyor. Kasa açılmıyor muhtemelen ama Jack Daniel’ın parmağı kırılıyor. Bu bölgede oluşan enfeksiyon zamanla yayılıyor, kan dolaşımını etkiliyor ve bacak ampute ediliyor. Fakat kangren yayılması önlenemiyor ve Sevgili Jack işe erken gittiği günden 5-6 yıl sonra (1911) kan zehirlenmesinden (sepsis) ölüyor.

Olayın yaşandığı yörenin halkı bu öyküden yola çıkarak bir söz geliştirmişler: İşe asla erken gitme! (Belki de gece yuvarlanan Jackler yüzünden işe hep geç kalanların ahı tutmuştur.)

Tennessee’de Jack Daniel Distillery turu yapanlar adam öldüren kasayı da görebiliyormuş. Kasa da kasa ama yani…

Categories: Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Renkli Dünyamız 2

Siyah pirinç olduğunu öğrendim.

Categories: Yiyecek | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Pembe Göl

Avustralya’nın batısındaki Middle Island adlı adada şeker gibi pembe bir göl olduğunu öğrendim: Lake Hillier.

Categories: Coğrafya, Doğa, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Şeytan İşi Mangal

Et pişirme işini volkan ateşinde gerçekleştiren restoran olduğunu öğrendim. İspanya’ya bağlı Kanarya Adalarından Lanzarote’de bulunan Timanfaya Milli Parkında uyumakta olan volkanik dağın üzerine inşa edilmiş El Diablo Restoran belli ki barbekü işini ucuza getirmiş ve onlarca yıldır jeotermal ısıyla et pişirmekte. [Kaynak: DailyMail]
[Martin Allen]

 

Uzmanlar, en son 1824 yılında patlamış olan Ateş Dağının güvenli olduğunu belirtmiş. Halkı da ateşle yaşamaya alışmış belli ki. Videolardan gördüğüm kadarıyla restoran çalışanları müşteriler için ateşli gösteriler yapmaktan çekinmiyor.

[Isabel García]
 

Categories: Coğrafya, Doğa, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Amerika’da Araba Yasağı

ABD’nin Michigan eyaletinde bulunan Mackinac adlı kentte (bir ada) 119 yıldır süregelen bir araba yasağı olduğunu öğrendim. Adada araba sürülemiyor. Hatta motora da binilemiyor. İzin verilen ulaşım yolları sadece bisiklet, paten ve at arabası. Yürüyebilirsiniz de tabii. Şehir merkezinde paten de yasakmış. Kışın snowmobile denen kar araçlarına izin veriyorlarmış. Yerleşeceğim yeri buldum galiba!

 

 

Adanın resmi web sitesi: mackinacisland.org

Eyalet web sitesindeki bağlantısı: michigan.org

Resimlere bakabileceğiniz bir site: mightymac.org

Categories: Ülkeler, Doğa, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Döner Yol

Japonya’da otobüsün dönemeyeceği kadar dar yola ilginç bir sistemle çözüm getirildiğini öğrendim. Dönebilen yol yapmış adamlar. Sistemi anlatması zor geldi bana ama videosunda çok net görülüyor. Bu sistem Japonya’da Gora’da varmış örneğin ama sadece orada değil başka ülkelerde de varmış. İngilizce arama yapmak isterseniz ‘bus turntable’ sözcükleriyle ulaşabilirsiniz.

Categories: Ülkeler | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Önerilen Hapishane

Karosta Hapishanesinin, TripAdvisor tarafından mükemmellik sertifikasıyla belgelendirildiğini öğrendim.

Letonya’da (Latvia) yer alan Karosta, geçmişin acılarına ev sahipliği yapmış gerçek bir hapishane binası olsa da yıllardır bir butik otel olarak hizmet vermekte. Alternatif tatil arayışı içerisindeki müşterilere hitap eden hapishaneden bozma otele 17 Euro civarı ödeyerek ilginç bir tecrübeye sahip olabilirsiniz. Girerken, kabul etmeniz gereken koşulların yazılı olduğu sözleşmeyi imzalarsanız gerçekten tutukluymuş gibi muamele göreceğiniz bir gün geçirebilirsiniz. Bir gece kalıp, demir parmaklıklar ardında Sovyetler dönemi yemeği yiyip, odanızın pis tuvaletini kullanıp, mahkumların yattığı yataklarda ya da yerde uyuyabilirsiniz. Ama geceyi geçiremem oralarda derseniz (bazıları keyifle başlayıp gittikçe ürktüğünden bahsediyor) sadece gündüz deneyimlemeyle yetinebilirsiniz (6 Euro). Sözleşmeyi imzalamazsanız zaten sizi otele almıyorlar çünkü kötü muamele ve hakaret içeren sözleri kabul ettiğinizden emin olmaları gerekiyor. İmzaladığınız halde hapishane kurallarına uymaz ve emirleri yerine getirmezseniz size egzersiz ya da temizlik yaptırabiliyorlar. On kişilik gruplar aldıklarından geceyi orada geçirmek isteyen tek müşteri olabileceğinizi de aklınızda tutun.

1900’de farklı bir amaçla inşa edilip zaman içinde şekil değiştirerek askeri hapishane haline gelen ve 1997’ye kadar da o şekilde hizmet veren bina, komünist rejim döneminin korkulu rüyalarındanmış. Sadece Sovyetler değil Naziler tarafından da kullanılmış. Şu an kaliteli hizmeti garantilemek için müşterilere kötü davranıyor olabilirler ama asıl binanın geçmişi ölen ve hatta kafadan vurulan mahkumlarla dolu.

Geçmişte kaçmak isteyeceğiniz bugünse para ödeyerek girebileceğiniz binada yankılanan zincir şıkırtıları, kapı gıcırtıları ve ağlama-inleme seslerinin yanı sıra ölüm tehdidi ya da uyarı atışı duymanız da olası. Müşteri olduğunuzu unutmadan en gerçekçi haliyle tarihi yaşatmayı hedefliyorlar. Tabii kaçış oyununa (Escape) katılmak gibi turistik başka etkinlikleri de gerçekleştirebileceğiniz hapishane-otel, müşterilerin edineceği deneyimdeki kaliteyi garantileyen belgeyi almaya doğal olarak hak kazanmış.

Son yıllarda Türkiye’de moda olan seyahat destinasyonlarından ‘Riga’ya (başkent) otobüsle 2,5 saatlik mesafedeymiş Karosta ama buna rağmen çok bilinmemesi normal. Bu binanın çalışmaları konusunda yerel halktan bazılarının bile haberdar olmadığını öğrenmek de ayrı bir heyecan uyandırıyor.

İnsankızına rahat batıyor zaten. Tuhaf mıyız neyiz?

Kaynaklar:

Karosta
Karostas Cietums
Lonely Planet
Daily Mail
tripadvisor

Categories: Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gönül Bu…

1980 yılında John Lennon’ı öldüren hayranı Mark Chapman’ın şarkıcıya benzeme işini fazlasıyla abartıp John Lennon Yoko Ono’yla evlendi diye Japon bir kadınla evlendiğini öğrendim. Hala hayatta olan Chapman’ın altmış yaş üstü eşi Gloria ise sevgilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini düşünüyor ve hala yılda bir kez 44 saatlik yalnız kalma-yeme-içme-sevişme ve televizyonda Çarkıfelek izleme iznini birlikte geçirmek üzere Hawaii’den New York’a Mark Chapman’ın yanına uçuyor.

 

Kaynaklar:
Daily Mail 2010 – Daily Mail 2014Daily Mail 2015
New York Post (2014)

Categories: Müzik, Psikoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Nöbetçi Kütüphane

Adana’da Nöbetçi Kütüphane olduğunu öğrendim. Cemil Sobacı, geç saatlerde okuma yapılabilecek bir mekan sıkıntısı duyunca önce kendi evinde bu hizmeti sunmaya başlamış. Sonra iktisat mezunu kankasıyla bir olup yarışmaydı, fon bulmaydı derken, elde ettikleri kapitalle ilk Nöbetçi Kütüphaneyi Balcalı kampüsüne (Çukurova Üniversitesi) konduruyorlar.

Geceleri saat ikiye kadar açık olan kütüphanede çay-kahve de mevcut. Gelirken pasta-börek getirip herkesle paylaşılabiliyorsun. Fonda hep müzik oluyormuş sakin sakin. Sadece okumak değil, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek için de kullanılan bir mekan olduğundan klasik kütüphane sessizliğinin beklenmemesi gerekiyormuş. Kullanıcılar, okudukları kitaptan beğendikleri kısımları diğerleriyle paylaşıp, anlamadıklarını sorup tartışabiliyorlarmış. Ayrıca söyleşiler-atölyeler yapılıyor, sinema-fotoğraf gibi konularda arada eğitim de veriliyor, konser organize ediliyor.

İçecekler dahil hemen hemen hiçbir şey için para istemiyorlar ancak kumbaraları varmış ve durumun varsa armağan edebiliyormuşsun. Yapılan desteklerle daha fazla kitap alıyorlar. Bir de Nöbetçi Kütüphaneleri çoğaltmayı hedefliyorlar. Gerçi Balcalı kampüsündeki NK’yi kapatmak zorunda kalmışlar ama yılmadan yola devam etmeleri güzel.

Web Sayfaları: NK

Röportaj: Duygu Sedefoğlu, Hürriyet (2015 Eylül)

Röportaj: Osman Yenilmez, Haber Turk (2015 Ekim)

Röportaj ve Yeni Kütüphanenin Fotoğrafları:

Pelin Emrahoğlu, Altınşehir Adana Dergisi 2016 Mart)

[Emre Ersel Erbaş ve Mert Altay tarafından]

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Eğitim, Mekan | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

En Özel Okur

Manavgat’ın işlek bir caddesinde simit satan bir bayanın Antalya’nın en değerli okuru seçildiğini öğrendim. Havva Genç yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelebilmek için okumaya başlamış. Kitaplarda huzur bulunca da üç yılda binbeşyüz kitap okuyarak örnek okur gösterilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından 2016 sıra dışı okurlarından seçilerek plaket almaya hak kazanmış. Kitap kurdu simitçi, halkı okumaya özendirmeyi ve kütüphane kullanmayı öğretmeyi de kendine görev bilmiş.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan sıra dışı halk kütüphanesi kullanıcılarını anlatan onbeş dakikalık belgeselde Havva Genç’in yanı sıra diğer üç özel okur da kitap okumanın güzelliğini, önemini ve gerekliliğini kendi sözcükleriyle ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak olağanüstü bir biçimde anlatıyorlar. Belgesel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Türk Kütüphaneciler Derneği işbirliği ile hazırlanmış.

(Kürşat Kafkaslı aracılığıyla)

Categories: Antalya, Edebiyat, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Dayaklık Güzellik Anlayışı

Güzellik uğruna takılan koca küpelerle kulaklarını uzatan Borneo’lu kadınlara ‘Dayak’ kadınları dendiğini öğrendim.

Categories: Ülkeler, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Romantik Hayvan

Erkek farelerin dişi farelere kur yaparken ve cinsel ilişki sırasında şarkı söylediklerini öğrendim. Tabii bunu normalde duyamıyoruz. Kaydedilen sesler bizim duyabileceğimiz frekansa getirilince anlaşılıyor.

(Duke University)

Categories: Hayvan | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: