Posts Tagged With: Hastalık

Harikalar Diyarı mı Kabus mu?

Alice Harikalar Diyarında Sendromu (AIWS: Alice In Wonderland Syndrome) isminde bir rahatsızlık olduğunu öğrendim. Bu bir tür algısal bozukluk durumu imiş. Vücut parçalarını farklı büyüklüklerde algılıyorlarmış örneğin. Ya da odadaki eşyalar minik minik görünüyormuş. Dünyayı bir dürbünün yanlış tarafından görmek gibi. AIWS hastalığından muzdarip kişiler, nesneleri olduklarından büyük ya da küçük görme, boşluk-derinlik ve zaman gibi kavramları doğru algılayamama, dokunduğu cismi olduğundan farklı hissetme, sesleri farklı algılama gibi sorunlar yaşarmış. Yani algılama bozukluğu ve perspektif ile ilgili bir sendrommuş ve duyularda bozukluklar görülmesiyle karakterize imiş. Halüsinasyonlar görenler oluyormuş. Nöbet sırasında yürümekte zorlanan bile olabiliyormuş.

Yazılarında çektiği migren ağrılarından bahseden Lewis Carroll’ın yani “Alice Harikalar Diyarında” kitabının yazarının da bu bozukluğun pençesinde yaşamış olabileceği düşünülüyor.

Reklamlar
Categories: Bilim, Edebiyat, Psikoloji, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , | 2 Yorum

Gülmekten Ölmüş

Gülmekten ölünebildiğini öğrendim. Gülmenin hayatımızda yarattığı olumlu etkileri herhalde hepimiz biliyoruzdur. Çok çok nadiren görülüyor olsa da ‘kontrol edilemeyen gülme’nin ölüme varması da mümkünmüş. Solunum rahatsızlığı ya da astım hastalığı gibi nedenler yatabiliyor bu ölüm şeklinin altında. Bilinmeyen bir beyin anevrizması durumu olabiliyor ve gülme sonucu artan basınç bu durumdaki bir hastanın hayatını tehlikeye sokabiliyormuş. Uzun süre gülüp nefes alamama yani havasız kalıp boğulma da bir diğer sebep. Yemek yerken gülmenin oluşturabileceği riskinse zaten farkındayız. Kahkahalarla çok çok uzun süre gülmek kalbi, kan basıncını ve hatta karın zarını bile zorluyormuş. Kalp atış hızını artırdığı için kalp hastası bir kişinin bu yoğunluğu kaldıramaması ya da kaslarda ani güç kaybı (katapleksi) sonucu düşme gibi durumlar görülebiliyormuş. Ama başta dediğim gibi, tarihte örnekleri görülse de (örnek: Danimarkalı Odyolog Ole Bentzen – 1989 – ‘Wanda Adında Bir Balık’ filmini seyrederken kalp durması) bu tür ölme vakasına çok sık rastlanmıyor. Gülmenize bakın 😀

Öte yandan kontrol edilemeyen gülme yaşanıyor olması bazı rahatsızlıkların bir semptomu olabiliyormuş. Örneğin sebepsiz gülme atakları beyindeki istenmeyen bir durumun habercilerinden biri olabilirmiş.

Azlığına-çokluğuna, kalitesine, şiddetine ve frekansına kendimiz karar verebileceğimiz bol kahkahalı günler dilerim.

*******************************

Konuyla bağlantılı bazı yazılarım:

Yapmacık gülüş anlaşılır mı?

Gülme yogası nedir?

Uykusuzluktan ölünür mü?

Kaynak: Ole Bentzen

Categories: Sağlık, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eksiği Yok Fazlası Var

Down sendromlu bir kişinin öğretmen de olabileceğini öğrendim. Noelia Garella, Arjantin’in tek Down sendromlu öğretmeniymiş ve elde ettiği başarıyla Latin Amerika’da örnek teşkil etmiş. 2012’den beri okul öncesi eğitiminde çalışıyormuş. Geçmişinde çok sıkıntılar yaşamış ama şu anda kendisi öğrencileriyle çok mutluymuş, veliler ve okul yönetimi de Noelia ile. Demek ki neymiş? Fazladan bir kromozoma sahip olmak eksik bir yaşam sürülmesi gerektiğini göstermiyormuş. Down sendromunun bir hastalık olmadığını öğrenelim, öğretelim.

Kaynak: Yahoo! Sports

Categories: Eğitim, Güncel, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eşcinsellik Üzerine

Freud ve Reich’ın eşcinsellik üzerine düşüncelerini öğrendim. Sigmund Freud, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, dolayısıyla utanılacak ya da aşağılanacak bir durum da olmadığını söylemiş. Bir dönem Freud’un öğrencisi olmuş ve onun çalışmalarını ileri götürmüş psikanalist Wilhelm Reich ise, sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplumın oluşması için özgür cinselliği savunarak tepkileri çekmiş bir bilim insanı olmasına rağmen eşcinselliği bir hastalık ve sapma olarak betimlemiş ancak küçümsemeyi ya da saldırmayı o da yanlış bulmuş.

Categories: Bilim, Psikoloji, Sağlık | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Turşu

Turşunun yüksek lifli bir yiyecek olduğunu, bu yüzden de düşündüğümün aksine tüketilmesi önerilen bir besin olduğunu öğrendim. Engellediği rahatsızlıklar arasında Alzheimer ve hatta kanserin bile adı geçiyor, ama beni asıl şaşırtan reflüye iyi geldiğini okumak oldu.

Kaynak: CNN Türk

Categories: Sağlık, Yiyecek | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Bay Milor

Tüm Türkiye’nin ‘gurme’ olarak bildiği ve özellikle üniversite öğrencilerinin, programlarını yalanarak seyrettiği Vedat Milor’un aslında ekonomist, sosyolog, hukukçu ve akademisyen olduğunu öğrendim. Aslen Konyalı olan Milor’un soyu babaanne tarafından Mevlana’nın ilk eşine dayanıyormuş (Celaleddin-i Rumi olsa gerek). Akrabalar arasında millet vekilleri, bakanlar da olan ve Atatürk’ü evinde ağırlamış olan sülalenin bağları (Meram Bağları) filan varmış. Milor’un Almanya’da mühendis olmuş dedesi ilk meyva sularını (Meram Meyva Suları) üreten başarılı bir işadamı imiş. Tek çocuk olan Milor’un çok küçük yaştayken annesi ve babası boşanınca, babaannesi ve dedesiyle büyümüş ama orta ikideyken dedesi de ölünce Galatasaray Lisesinde yatılı okumaya başlamış. 16 yaşındayken de babaannesi ölünce, ‘kadınları fazla seven’ babası ve tiyatro-sinema oyuncusu olan yeni eşi Gül Gülgün Hanımın ünlü tiyatrocularla dolup taşan evine dahil olmuş ve böylece, her şeyi satmaya başlayan babasının yanında, çok büyük bir servetin onbeş yılda uçup gittiğini gözlemleyip paranın önemsizliğini öğrenme fırsatı edinmiş (şu an Konya’da sahip oldukları hiç bir şey yok örneğin). Bir yandan da 26 yaşındayken depresyona giren, güzel ama çok mutsuz anneciğini izleyerek tatminsiz bir çocukluk geçirmiş. Okuduğum her röportajında, annesiyle gittikleri bir Çin Lokantasında annesinin çok güldüğünü anlatması, ne kadar derinden etkilendiğini gösteriyor. Dostları Can İren’in intiharıyla birlikte sarsılmışlar örneğin. Kendisi ergen bir delikanlıyken, bir subaya çok aşık olan annesinin kaygılarıyla kendinden çok ilgilenmiş, onun için endişelenmiş. Bu adamla evlendikten sonra ise annesini pek doğru düzgün görememiş zaten.

 

Galatasaray Lisesinde yatılı okuyan Milor evde iyi yemek piştiği için okulda hiç yiyemezmiş. Ayrıca diğer çocuklarla doğal olarak pek uyuşamıyormuş. Onların oyunları ilgisini çekmiyormuş ve arkadaşlarının oyun oynarken tek dertlerinin kazanmak ya da kaybetmek olması ona tuhaf geliyormuş. Gönüllü olarak sosyal değilmiş yani ve kendine yarattığı dünyada hiç de yalnız hissetmiyormuş kendisini. Çocuk Milor sinemayla ilgilenir, yönetmen olmak ister, şiir yazar, şiirlerini Can İren’e mektupla yollar, büyüklerle sohbet etmekten keyif alırmış ve çok çok okurmuş. Ne yapacağını bilemeyip sürekli okuyormuş. İktisatçı olmasını isteyen ailesinin isteğiyle Boğaziçi Ekonomide ve London School of Economics’te eğitim almış ve ardından Berkeley’de (ABD) Sosyoloji Doktorası yapmış. Türkiye ve Fransa’da planlama ve ekonomik kalkınmanın karşılaştırmalı analizini yaptığı doktora tezi ABD’de en iyi tez seçilmiş. 1991’de Dünya Bankası’na girmiş (Kemal Derviş’le çalışmış). Eşine uzak kalmamak için Stanford’da Hukuk eğitimi alma yoluna gitmiş. Karısı Linda’nın teşvikiyle mutlu olduğu işleri yapabilmesi için akademisyenliğe son vermiş ama Brown, Princeton ve Koç Üniversitelerinde de çalışmışlığı var. Bir ara Vehbi Koç burs vermek istemiş.

 

Özellikle masa tenisi ve teniste çok iyi olduğunu ve çok hızlı koşabildiğini de yeni öğrendiğim Milor, nasıl iyi futbol oynanacağı konusunda da yine şair dostları Can İren’den tüyolar almış çocukken. Ellerinin titremesiyle bildiğimiz rahatsızlığından dolayı şimdi bu kadar iddialı olmasa da çocukken arkadaşları arasında onu kurtaran konular bu sportif başarılarıymış. Ellerinin titreme sebebini ise çok fazla balık ve kabuklu tükettiği için vücudunda civa fazlalığı olmasına veriyor değerli dünya vatandaşı.

 

Can İren 9-10 yaşlarındaki Milor için “Bu çocuk Bay Herkes olmayacak” demiş. Sayın Milor’un Bay Herkes olmadığı ve asla olamayacağı gün gibi aşikar.

 

******************************************************************

Mesut Yılmaz’ın yanında üvey babası tarafından nasıl kırıldığı, şiir yazmayı neden ve ne zaman bıraktığı gibi, Vedat Milor’un hayatına dair bir çok ilginç detay içeren röportajlara bir bakmanızı öneririm.

RÖPORTAJLAR:

Ayşe Arman (Hürriyet – 20.11.2011)

Tan Sağtürk (Tan Sağtürk Akademi – 28.07.2013)

Can Binali Aydın (BirGün – 19.07.2015)

 

GÜL GÜLGÜN & OKTAY MİLOR:

Selami Ates (Sinema Esintileri – Gül Gülgün Kimdir)

Türk Nostalji (2 Aralık 1961 tarihli bir dergiden – Gül Gülgün & Oktay Milor)

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Eğitim, Psikoloji, Sinema, Spor, Tarih, TV, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: