Posts Tagged With: Gazeteci

İstinyelinin Sevdası

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Ercüment Ekrem’in de yazar olduğunu öğrendim. İstinye’de doğmuş Ercüment Ekrem Talu, İstanbullu oluşuyla pek bir gururlanırmış. 1924’te Cumhurbaşkanlığı‘nda çalışmış. Birçok dil bilen Ercüment Bey öğretmenlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş. Gazetelere makaleler, sohbetler, öyküler yazmışsa da kaynaklar asıl romancılığını övmekte. Zamanının çok satan yazarı olduğu anlaşılan Ercüment Bey’in kitaplarını bulabilir miyiz bilmem.

Ercüment Ekrem Talu’nun torunu da Çiğdem Talu imiş. Yani Türk pop müziğinin pek ünlü şarkılarının sözlerini yazmış sevgili Talu, Recaizade Mahmut Ekrem’in torununun kızı imiş. Gazeteci Umur Talu da Çiğdem Talu’nun kardeşi.

Categories: Edebiyat, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Boğaziçili

Enis Berberoğlu’nun Boğaziçi Üniversitesi mezunu olduğunu öğrendim.

Categories: Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gazeteciler İkiye Ayrılır

Çetin Altan’ın gazetecileri ikiye ayırdığını öğrendim: ‘Kafa tutan gazeteciler’ ve ‘palto tutan gazeteciler’. Bunu Mete Akyol bir törende yaptığı konuşmasında anlatmış. Ancak Akyol da bu lafı kendi dönemine uyarlayarak şöyle demiş: “Şimdi patronlar ikiye ayrılıyor kafa tutanlar ve palto tutanlar olarak.” (Kaynak: Sabriye Aşır, OdaTV, 24.01.2015)

Öte yandan Enver Aysever de demiş ki: “İki tür yazar var derdi Çetin Altan; çok konuşan ve hep susan.” Acaba Çetin Altan her şeyi ikiye mi ayırıyormuş yoksa aynı sözü iki gazeteci iki farklı biçimde mi yorumlamış onu bilemedim. (Kaynak: Enver Aysever, BirGün, 08.11.2015)

 

 

 

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum

İngiliz Edebiyatçılarının Basın Merakı

Altı ay önce vefat eden (2 Kasım 2016) gazeteci Mete Akyol’un Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduğunu öğrendim. Çok sevdiğim Cem Seymen’in de lisans ve yüksek lisans çalışmalarını bu alanda yaptığını bilip gururlanırdım. Akyol’u da bugün öğrendim. 

Ayrıca, Mete Akyol’un 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında esir düşmüş olduğunu da yeni öğrendim. (Fotoğraflar için: Star, 03.11.2016)

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kumbaba

Turan Aziz Beler adında bir gazeteci-yazarımız olduğunu öğrendim. Düzeyli bir magazin gazeteciliği örneği de sergilemiş olan Beler, yazdığı kitaplarla adından çok söz ettirmiş, “Sevda” adlı romanı filme çekilmiş ve Şile’nin gelişimi için çok önemli adımlar atmış. Ilk sarı tabelasını diktirmiş, bir tesis kurmuş ve Şile halkına önemli bir ekmek kapısı açmış. Muhteşem doğayı koruyarak, yabancı eşiyle birlikte turistlere olağanüstü bir hizmet sunmuş. Çeşitli nedenlerle zaman içinde terk edilen “Kumbaba” adlı mekanı 2013 yılında yanmış.

Beler’in ilk eşi de Atatürk’le dans fotoğrafından tanıdığımız bir vali kızıymış.

Kaynaklarım:

Dr. Mithat Atabay

Sabri Kayacık

Yavuz Aydın

 

Categories: Edebiyat, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Yıllar Geçse Bile Acım Dinmiyor

“Cimbom Galatasaray, Galatasaray şampiyon” diye başlayan marşı ünlü piyanistimiz Mehveş Emeç’in yazıp bestelediğini öğrendim. Taraftar olsun olmasın insanların söylemekten hoşlandığı kanunlu manunlu bu hoş parçayı babasına verdiği söz üzerine yapmış derler. Bunun yanı sıra, babası değerli gazeteci Çetin Emeç için ‘Uzak Bir Rüya’yı (Reverie) bestelemiş. Eseri Yavuz Bingöl seslendirmiş.

Bir sabah uyansam
Yanımda seni bulsam
Saçımı okşayan
Ellerine sarılsam
Dur deyip zamana
Kalabilsem öylece
Sımsıkı sarılsam
Bir daha gitme diye
Sensiz geçen günler
Bitmek bilmiyor
Yıllar geçse bile
Acım dinmiyor
Söz ver bana söz ver ne olur
Ayrılmak yok artık de
Bir gün yine karşılaşırsak
Ayrılmak yok artık de

[Mehmet Özalp Birol tarafından]

Mehveş Emeç Kimdir: Biyografi.net

1970 tarihli gazete kupürü: Geçmiş Gazete

Categories: Müzik, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Fişek

Tepesi attı mı koridoru inleten küfürleri nedeniyle korktuğum ama yine de aynı gazetede aynı yıllarda çalışma ‘şerefine’ erdiğimi düşünecek kadar zeki ve aykırı bulduğum Kurthan Fişek hakkında bazı gerçekler öğrendim. O zaman herkes ona ‘Sıfırcı Hoca’ derdi de nedenini tam söyleyebilen olmamıştı (Bu kadar donanımlı bir insanın sadece içkisinden bahsetmeyi yeğlerdi çoğunluk nedense). ‘Sıfırcı Hoca’nın nereden geldiğini bugün öğrendim: Meğer Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar ve Abdüllatif Şener gibi pek çok politikacının hocası olmuş olan Kurthan Hoca ömrü boyunca aslında sadece bir tek öğrencisine sıfır vermiş ve lakabını bu sebeple almış: Abdullah Öcalan (ki o da sınava girmediği için).

Tıp dünyasında çok önemli bir isim olan babası Nusret Fişek‘in ısrarıyla Kimya Mühendisliği okuduğunda Erbakan, Demirel, İnönü ve Özal’ın öğrencisi olmuş. Özal hariç hepsinin dersinden kalınca atılmış da bu sayede hayatını yeniden şekillendirip İdari İlimler’e girmiş.

1978 sonu gibi, Spor Akademisinin başındayken bir televizyon programında ‘‘Galatasaray aristokrasiyi, Beşiktaş proletaryayı, Fenerbahçe burjuvaziyi simgeler’’ diyerek ortalığı karıştırmış. Hatta komünizm propagandası yapıyor diye ihbar edilerek savcıya ifade vermek durumunda kalmış. Ama zaten bu olay yaşandığında mahkemelere de savcılara da alışıkmış.

Akademisyenlikten uzaklaştırılınca gazeteye, gazeteden atılınca tekrar üniversiteye dönmek suretiyle geçimini sürdüren bu siyaset profesörünün gençken arkadaşlarının ödevlerini de yazdığını, Amerikan karşıtı haliyle Turkish Daily News Gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptığını, Hürriyet’teki işine son verilince Mülkiye’ye döndüğünü de yeni öğrendim. Geçmişte bir dönem Playmen’e yazdığını ise zaten biliyordum.

Birçok kişinin aksine, Kurthan Fişek hakkında soyadının nereden geldiğinden 555K‘da iyi cop yediğine kadar bilgiye ve detaya ulaşmak güzel. Örneğin, ‘telekulak’ ifadesini dilimize kazandıranların Kurthan Hoca ve Faruk Bildirici olduğunu bile öğrenmiş oldum (birlikte yaratmışlar).

Ölümünün ardından öğrencilerinin ve basın duayenlerinin paylaştığı anıları okurken, kenara çekilip yol vererek başını hafif öne eğdiğini ve “hanımefendi, saygılar” dediğini tekrar duyar gibi oldum.

Kaynaklarımdan Bazıları:

Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi olduğu ‘Çalışma Ortamı’ dergisinin Kurthan Fişek için hazırladığı web sayfası: kurthan.fisek.net (Fişek Enstitüsü)

Kurthan Fişek’ten Veda Röportajı – Deniz Bilgen Çakır, Halkın Habercisi (18 Eylül 2012)

Güzel İnsan Erken Ölmeye Mecbur mu? – Kurthan Fişek, Hürriyet (02 Ekim 1999)

Bu Haftanın Gündemi Nasıl Değiştirilir – Kurthan Fişek, Hürriyet (28 Ağustos 2000)

Çeşitli Anılar: Ekşi Sözlük

Kurthan’ım – Yalçın Küçük, Aydınlık (27 Eylül 2012)

Basın Mensuplarının Hakkında Yazdıkları

Categories: Dil, Diğer, Eğitim, Sağlık, Spor, Tarih, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: