Posts Tagged With: Antalya

Müzede Bir Gece

18 Mayıs 2018 Cuma günü bazı müzelerin geç saate kadar ziyaretçilere açık ve de ücretsiz olacağını öğrendim. Avrupa Müzeler Gecesi etkinlikleri kapsamında gece 23:00’a kadar gezilebilecek olan müzeler TC Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfasından duyurulmuş. Hatay gibi, Side gibi birbirinden değerli müzeler var listede. Henüz gezmediyseniz çok önemli bir fırsat. Müzelerin normalde kapanış saatinden başlayıp 23:00’e kadar ücretsiz gezebileceklerinize listeden bakabilirsiniz.

Açık müzeler listesi: kulturvarliklari.gov.tr

Ancak Antalya’da bazı özel müzeler de bu etkinlikte yer alacaklarını kendi sosyal medya hesaplarından paylaştılar. Buna göre, Kaleiçi’ndeki Oyuncak Müzesi (23:00), Suna-İnan Kıraç Müzesi (22:00) ve Deniz Biyolojisi Müzesi (23:00) de geç saate kadar açık kalacak müzeler arasında. Kendi kentinizde de bakanlık sayfasında yer alandan daha fazlası olacağından emin olabilirsiniz. Bu fırsatı kaçırmayalım derim ben 🙂

Tabii Avrupa’da da birbirinden ilginç etkinlikler var bu akşam…

Reklamlar
Categories: Antalya, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kültür, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Güzel Bakan Gözler Birbirini Bulur

Fotoğraf sanatçısı Yıldız Moran’ın, şair Özdemir Asaf’ın eşi olduğunu öğrendim. Ve de aslan burcu olduğunu 😀 

1932 doğumlu Moran, Robert Kolej’de öğrenim görür. Ardından İngiltere’ye gider ve fotoğrafçılık eğitimi alır. 1953 yılında ilk sergisini açar İngiltere’de. Sergilerin ve çalışmaların arkası gelir. Onsekiz yaşında fotoğraf makinesi ile tanışıp kendini bu alanda yetiştirmeye başlayan Moran, “Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk kadın fotoğraf sanatçısı” ünvanına erişir. Çok gezer ve çok fotoğraflar. İngiltere’de iyi para getiren sanatı Türkiye’de aynı heyecanla karşılanmaz. O da para kazanmak için yılbaşı kartları yapıp satmak ister. Fakat anlaştığı yerle problem yaşayınca, şair Asaf’ın matbaası önerilir kendisine ve titiz çalışmaları övülür. Yıldız Moran matbaadan içeri adım atınca hayatı değişir. Şairi ilk gördüğü günü ve hatta saati bir daha asla unutmaz. Yani 4 Kasım 1954 gününü. O sırada zaten evli olan Özdemir Asaf ile Yıldız Moran’ın evlenmesi ise sekiz yıl kadar sonra gerçekleşir ve bu evliliğin ardından Moran sanatını bırakarak çeviri ve sözlük çalışmaları yapmaya başlar. Üç çocukları olur: Gün, Olgun, Etkin. 1981’de Asaf ayrılır aramızdan, 1995’de de Moran.

Tutkularının peşinden gitmekte hiç tereddüt etmeyen cesur, güçlü ve kararlı kadınlara saygılarımla…

“Zamansız Fotoğraflar” sergisini Antalya’ya getirerek bu değerli sanatçımızdan haberdar olmamı sağlayan Antalya Kültür Sanat’a bir kez daha teşekkür ederim. Sergiden kareler:

Yıldız Moran Arun web sayfası: yildizmoran.com.tr

Bu web sayfası çok kapsamlı ve harika derlenmiş. Kaynağım olan iki röportaja da oradan ulaştım:

Moran ile Röportaj 1: Ses Dergisi, 25.Sayı, 25 Haziran 1983, “Türkiye’nin İlk Kadın Fotoğraf Sanatçısı Yıldız Moran”
Moran ile Röportaj 2: Son Saat, Mart 1955, “Kapanmıyacak Bir Sergi!.” Yüksel Söylemez – Sanat Âleminde

Facebook: Yıldız Moran Arun

Categories: Antalya, Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Cehaletle Mücadele Malzemeleri

Antalya sokaklarında bir cehalet savaşçısının dolaştığını öğrendim.

 

Categories: Antalya, Eğitim, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Susuz Yaz

Yurt dışında ödül kazanan ilk Türk filminin “Susuz Yaz” olduğunu öğrendim. 1964 yılında, Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ alan bu Metin Erksan filminden, çekildiği yer olan Bademler Köyü‘ne yaptığım geziyi anlatan yazımda bahsetmiştim. Ancak o zaman bunun ilk ödülümüz olduğunu bilmiyordum. Bu ödülün, ülkemizin sinema alanındaki ilk ‘uluslararası başarı’ sevincini yaşattığını ise Antalya Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen ‘Felsefe Konuşmaları’nın konuğu Doç. Dr. Zehra Yiğit’ten öğrendim. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanı Yiğit, “Türk Sineması’nda Aşkın Aşk” üzerine konuşuyordu.

Categories: Antalya, Etkinlik, Mekan, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Attalos Tuttalos

II.Attalos heykeli 2004 yılında Antalya’nın merkezindeki yerini almadan önce kentte bolca argüman döndüğünü öğrendim. Bir kısım halk “bu adam eşcinsel, onun heykelini istemeyük” diye tutturmuş. Kimisi “sapık o zaten, kardeşiyle evlendi” diye vıdı vıdı yapmış. “Onun yerine Korkutelili Mustafa’yı dikelim” diyen olmuş. Bir dünya başarıya imza atmış kent kurucumuz Attalos Attalos olalı böyle söylenen halk görmemiş. Derken bilim insanları sinirlenmiş. Belediye Başkanı da “heeeeyt, o zaman şehrin adını da değiştirelim voyn” demiş de heykel kurtulmuş, ama zabıta bir ay heykelin başını beklemiş 🙂 Bu arada tabii sanatçılar da boş durmayıp 80 milyar lira para dökülen heykelin aslına hiç benzemediğinden yakınmış. Aslında, Attalos’un tam olarak neye benzediğini gösteren çok sağlam kanıtlı bir görsel materyal yokmuş. Roma’daki ulusal müzede sergilenen Helenistik Prens figürünün o olabileceği düşünülse de kesin değilmiş. Gel gör ki o heykel de çıplak imiş ama bizim Attalos’a giydirmişler! Yani her zamanki gibi yine ülkede herkes attalos tuttalos! Benim de haberim yok, beyefendinin yanından her geçişimde “Ne güzel kent yaaaa, bak kurucusunu ve de isim babasını ne güzel onurlandırıyorlar, işte Antalya farkı, sanat aaabiii, kültür başka bir şey” diye gerim gerim geriniyorum. Hihihi. Canım ülkem ❤

Categories: Antalya, Kültür, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Sazak

Antalya’daki çok çok sevdiğim bir koyun da ismi olan ‘Sazak’ sözcüğünün mersin bitkisi olduğunu öğrendim.

Categories: Antalya, Dil, Doğa, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İki Bilim İnsanının Hayatı

Türkiye’nin çok değerli kadın arkeologu Prof. Dr. Jale İnan’ın eşi Mustafa İnan’ın, Oğuz Atay eseri olan “Bir Bilim Adamının Romanı”nda yaşamı anlatılan Mustafa İnan olduğunu öğrendim.

Side ve Perge kazılarına büyük emek vererek Pamfilya için çok önemli işler başarmış Jale Hanım 1 Şubat 1914’te doğmuş. Yirmi yaşındayken, arkeoloji eğitimi almak üzere Almanya’ya gitmiş. Doktorasını da tamamlayıp dönünce İstanbul Üniversitesi’ne girmiş. Klasik Arkeoloji kürsüsünü kuran Arif Müfid Mansel‘in asistanlığını yapmaya başlamış ve kendisiyle birlikte 1946’da Antalya’ya gitmiş kazı çalışmalarına. Arif Bey’in 1975’teki ölümünün ardından da çalışmaları sürdürmüş. Antik Agora Hamamının onarılarak içinde Side Müzesinin açılmasını sağlamış. Eski eser kaçakçılığıyla da sıkı mücadele etmiş. Yaptığı kazılar ve restorasyon çalışmaları sayesinde birçok yer ‘turistik’ nitelik kazanarak yöre halkının gelir düzeyinin iyileşmesine tesir etmiş. Prof. İnan, değerli kitaplarını da Antalya Müzesi’ne bağışlamış. 

Side’ye gönül verenleri tanıdıkça beldeye gidişlerimden daha fazla keyif alıyorum. Bu değerli kişilerle birlikte geziyormuş gibi hissediyorum.

 

Kaynak: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji A.B.D. Web Sayfası

 

Categories: Antalya, Bilim, Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hibeş

Antalya mezesi hibeşin tahinden yapıldığını öğrendim. 

Categories: Antalya, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bakırköy’ün Arif’i

Psikiyatrinin önemli ismi Prof. Dr. Arif Verimli’nin Antalya’da doğduğunu ve okuduğunu, mühendis olmak istemesine karşı çıkan babası nedeniyle tıp eğitimi aldığını, psikiyatrist çıkınca 1982-83 yıllarında Adana Askeri Hastanesinde görev yaptığını öğrendim. Askerliğin ardından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine de zorunlu olarak atanmış. Sonraki yıllarda başhekimi olduğu hastanede 2004 yılına kadar hizmet vermiş. Şu an serbest hekimlik yapmaktaymış.

 

Categories: Antalya, Bilim, Psikoloji, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Deli ve Diğerleri

Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyunda, sahnede de seyirci oturduğunu öğrendim. Sevgili Erdal Beşikçioğlu sahnede öyle esnek, öyle hareketli ve öyle ani çıkışlar yapıyor ki o sahnede, onun rolünü sergilediği metal kafesin altında oturmak yürek ister. Sorarım size, kim daha deli diye…

Categories: Etkinlik, Sanat | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum

Nar ve Ümitler

Ümit Ünal‘ın “Nar” adlı filminin 2011 yılında 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Kadınlar Jürisi Özel Ödülü’ aldığını öğrendim. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasının jüri başkanı Müjde Ar imiş. Kadınlardan oluşan jüriden ödül alan filmde görülen tek erkek kapıcı. Serra Yılmaz’ın falcı kadın olarak izlendiği dört oyunculu filmde rol alan diğer iki bayan da sevgiliyi oynuyor. Film gösteriminin ardından yapılan söyleşide, Antalya Üniversitesi öğrencileri, Ümit Ünal’ın filmlerinin merkezinde neden kadınların yer aldığını sordular. Yönetmen şu yanıtı verdi: “Dünyanın en büyük azınlığı kadınlardır.”

Filmi, etkinliğin ev sahibi Muratpaşa Belediyesi’nin Başkanı Ümit Uysal ile izlemek ayrı bir keyifliydi. Hafta sonu birlikte sinemaya gitmişiz gibi oldu. Kendisini öyle çok seviyorum ki ayıp olmayacağını bilsem fotoğrafta okla değil kalple gösterirdim 😀 

Antalya Kültür Sanat’ta ‘1 Film 1 Konuk’ ismiyle gerçekleştirilen etkinlik, Altın Portakal’ın ‘ulusal’ yarışmasında ödül alan filmleri izleyiciye anımsatıyor. Serinin ikinci filmi 13 Ocak Cumartesi günü gösterilecek ve yönetmen söyleşisi bölümünün konuğu da Deniz Türkali. Film: “Eylül Fırtınası”

Kaynak: Muratpaşa Belediyesi

 

Categories: Antalya, Etkinlik, Güncel, Mekan, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ucuz Ekmek, Ücretsiz Ulaşım

Antalya’nın İbradı ilçesinden köylerine toplu taşıma ile ulaşımın üç yıldır ücretsiz olduğunu, ayrıca belediyenin olanaklarıyla kurulan fırın ve manav sebebiyle ilçe halkının kaliteli ekmek, meyve, sebzeyi ucuza yiyebildiğini öğrendim. Belediye Başkanı, sırada akaryakıt istasyonu olduğunu söylemiş.

Kaynak: Akdeniz Gerçek Gazetesi, Kubilay Eldemirci, 18.12.2017

 

İbradı’yı tanıtan yazılarım: İbradı 1  &  Düğmeli Evler

 

Categories: Antalya, Ekonomi, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gavur Hamamı

Antalya Yeni Kapı Sokak’ta bulunan tarihi hamam binasının adının ‘Gavur Hamamı’ olduğunu öğrendim.

 

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Yetmese de…

Antalya’da bir parka Büyüknohutçu çiftinin adının verildiğini öğrendim. Seviyorum belediyemizi.

Categories: Antalya, Doğa | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Side’de Giritliler 2

Varını yoğunu Girit’te bırakıp Anadolu’ya göçmüş ailelerin Side’de büyümüş torunlarından birinin de Ali Barut olduğunu öğrendim. Antalya’da Lara tarafına gelindiğinin göstergesi olan Dedeman Oteli binasının 2014 yılından beri yeni sahibi. Yani çocukluğumun Antalya’sına dair anımsadığım tek bina, daha benim Antalya’ya yerleştiğim sene yeni Akra Barut olmuş. 

Ali İhsan Barut ile yapılan röportajı okumak için: Turizm Güncel, 09.05.2013

Girit kökenli Sideliler hakkında yazdığım diğer yazım için: “Side’de Giritliler

Categories: Antalya, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Side’de Frieseler

Side’deki Giritlileri araştırırken izlediğim Kalimerhaba belgeselinde şakır şakır Türkçe konuşan Alman heykeltraş Dietmar Friese’nin, flamenko öğretmenim olan muhteşem dansçı Deniz Friese’nin dedesi olduğunu öğrendim.

Bay Friese, 1955 yılında otostopla Türkiye’ye gelmiş, 1957’de Fatma Hanımla evlenip Beyoğlu’nda atölye açmış, 1961’de Side’yi görüp aşık olmuş. Oraya yerleşmeyi kafasına koyan çift bu hayalini gerçekleştirmek için elinden geleni yapmış ve nihayet başarılı olarak 1960’lı yıllarda Side’ye yerleşmiş. Bir de kafe açmışlar burada. İşte bu ‘Apollonik’ kafede büyüyen öğretmenim Deniz Friese’nin yaşamını da sanat kokan kafede her gün çalınan ezgiler şekillendirmiş.

Tabii burada beni asıl heyecanlandıran konu, Side’nin korunması için çok önemli çalışmalar yapmış kişilerden birinin, çok takdir ettiğim bir başka insanla bağlantılı olması oldu. Yani tam da bu günlerde yoğunlaştığım konu. Tesadüfün böyle tatlısı! Hatta Side’ye gidip Apollonik’te oturdum ve menüde öğretmenimin isminin de yazılı olduğunu görüp çocuk gibi sevindim.

Bay Friese, tarihi eserlerin restorasyonunda gönüllü çalışmış, kültür varlıklarını koruyabilmek için hizmet vermiş, danışmanlık yapmış. 2016 Ekiminde vefat edene kadar, yani yarım asır boyunca kendini Side Müzesine adamış. Müzedeki eserlerin korunması ve bakımıyla ilgili ayrıntılı raporlar hazırlayıp bakanlığa yollamış. Kendinden sonrasını da düşünerek, heykel onarabilecek öğrenci yetiştirmiş.

Dietmar Friese… Ressam Max Friese’nin oğlu… Aliye Berger gibi, güzellikleri yüreğinde yaşayan insanların dostu… Öğretmenimi de tanısanız, genleriyle devraldığı, görüp hissederek özümsedikleriyle içine nakşettiği ışıltılı güzelliğini ve bunun sanatına yansımasını gönül gözünüzle görebilirdiniz… İnsanın sizi dinlerkenki bir samimi kıvrılışında gizli geldiği ailenin değer yargıları… İşte bu kadar basit… Ve bir o kadar karmaşık…

*******************

Kaynaklarım:

Tamay Açıkel Söyleşisi, 5 Nisan 2007 
Azulmavidergi

Fotoğraf: Kumbara Haber

 

Categories: Antalya, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Side’de Giritliler

Suat Şakir Kabaağaçlı’nın, Side’nin dünyaya tanıtılmasında büyük emeği geçtiğini öğrendim.

Tarihinin İ.Ö. 7. yüzyıla dayandığı düşünülen Side, İ.S. 5 ve 6. yüzyıllarda en parlak devrini yaşamış. Bu gelişim 7.-9. yüzyıllar arasında Arap akınları ile son bulmuş ve kent önemini yitirmiş. Şehrin, büyük bir yangın ve birçok deprem geçirdiği kazılarda ortaya çıkmış. Arap istilası ve korsanlar bir taraftan, doğal felaketler diğer taraftan Pamfilya’nın yıldızını söndürüvermiş. Kent zamanla terk edilmiş. 13.yy’da Selçukluların, 14.yy’da da bazı Anadolu Beyliklerinin egemenliği altında olmasına ragmen, Side’de bu dönemlerde de yerleşim olmamış. Selçuklular gibi Osmanlılar da Side’de oturmadıklarından, yarımada üzerinde bu kültürlerin izleri yokmuş. Yani yaşadığı felaketlerle terk edilerek önemini yitiren ve yıllarca bomboş bırakılan yarımada, çok değil, bundan anca yarım asır önce yeniden hareketlenip bugünkü Side turistik beldesini ortaya çıkarmış. Peki bu nasıl olmuş?

1800’lerin sonlarında, Yunan ayaklanmalarının etkileri Girit’e kadar uzanır. Girit Adasında özellikle Hanya gibi yerlerde yaşanan bol kanlı olaylar nedeniyle Girit halkından birçok kişi bütün mallarını ve hatta ailelerini bırakarak, zor şartlarda Anadolu’ya göç ediyor 1897’de. Ulaşmayı başarabilenler çeşitli bölgelere dağılıyor. Antalya’ya gelenler de önce bir göçmen kampında kalıyor birkaç yıl, ama sonra bazı köylere yerleştiriliyorlar. Bunlardan biri de Selimiye, yani Side. Yarımadaya 68 tane ev yapılarak Giritli aileler yerleştiriliyor. Tabii ne sorunlar ne göçler sona eriyor. Başka aileler de geldikçe ev sayısı artıyor. En son göçünü mübadele ile 1924’te alıyor Side.

Her ne kadar adadan geldikleri için deniz kenarında yer verildiği düşünülse de asıl açıklaması bana biraz farklıymış gibi geliyor. Geçmişte deniz kenarındaki toprakların işe yaramazlığı sebebiyle kız çocuklarına bırakılmasıyla aynı mantık bu sanki. Side de Giritli göçmenlerin yerleştirildiği istenmeyen bir bölge gibi. Manavgat’ın en fakir köyü. Geldikleri adada çektikleri inanılmaz sıkıntılar, din ve ulusçuluk adına işlenen katliamlar yetmiyormuş gibi bir de Sidemizde yani Selimiye’de neredeyse yüz yıl boyunca ciddi bir geçim sıkıntısı, açlık, yoksulluk, bataklık durumundaki limandan dolayı sıtma benzeri hastalıklardan ölen çocuklar, askere gidip de yıllarca dönememeler, bölgenin ağasından dayak yeme, emeklerinin sömürülmesi, aza kanaat getirme durumlarını deneyimliyor Giritliler. Zeytin ağaçlarından ve sağda solda bularak değerlendirdikleri otlardan oluşan mutfaklarına yıllar sonra lüks meyhanelerde sarı ablaların “woaaa Girit mutfağı” diye atlayacaklarını henüz bilmiyorlar.

Antik Side’nin kalıntılarını da Giritli çocuklar koruyormuş eskiden. Buldukları taşları okullarına götürüyorlar, müze gibi bir odaya koyuyorlarmış. Derken Side halkının başına olabilecek en güzel şey gelmiş: 1947’de Prof. Arif Mansel burada kazılara başlamış. Tüm Side halkı kazı çalışmalarına katılmış, hatta tarihi eser kaçırmakta olan bir İngilizi yakalamışlar. El birliğiyle Side’yi tarihin derinlerinden güneş ışığına çıkarmışlar yeniden. Hasan Karakaş, evini kazı yapanlara vererek ilk pansiyoncu olmuş. 1960’larda, gelen konukların Side’deki evlere yerleştirilmesiyle tertemiz Giritlilerin ev pansiyonculuğu macerası da ufaktan başlar. Ancak Side tanınmaya başladıkça ve gelen giden arttıkça kazı çalışmalarında güçlükler baş gösterir ve 1967’de Arif Bey Side’den uzaklaşır. 1970’lerde Suat Şakir Kabaağaçlı’nın çabaları ve yabancı diplomatların sevdalarıyla Side turizm merkezi hâline gelme yolunda adım atar. Suat Bey’in, Fransız hanımıyla birlikte Side’ye yerleşip ilk küçük oteli açtığı söyleniyor kaynaklarda: Pamfilya Pansiyon. Beldenin dış dünyaya açılmasını sağlayan Suat Bey emekli diplomatmış. Yöre halkını ev pansiyonculuğuna teşvik ettiği, konukları arasındaki bazı kalburüstü Avrupalıları bile komşu evlere yerleştirerek pansiyonculuğun öğrenilmesine ve gelişmesine büyük katkıda bulunduğu söyleniyor. Halk, evlerinin yanına ek odalar yapmaya başlamış. 1975’ten sonra artık küçük işletmeler varmış.

Ardından başlayan süreç, her şeyleri yıkıp oteller yapmaya ve en nihayetinde günümüzün çok yıldızlı her şey dahil otellerine kadar varıyor. Torunlar kendi ‘kıymet bilme’ anlayışını getiriyor. Mülkler el değiştiriyor.

Yani… Bodrum’a büyük emeği geçmiş Girit kökenli Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kardeşi Suat Şakir Kabaağaçlı da Side’nin dünyaca tanınması konusunda büyük çabalar sarf etmiş. Onlarca yıllık geçmişe ve bir de bugüne bakınca tekrar düşünüyor insan tabii iyi mi yapmış ki acaba diye.

******

Side‘ yazılarım

Girit‘ yazılarım

Yunan‘ yazılarım

Cevat Şakir Kabaağaçlı‘ yazılarım

******

BU YAZI İÇİN KULLANDIĞIM BAŞLICA KAYNAKLAR:

antalyamiz.com

Kalimerhaba Side Belgeseli (Giritliler), Ağustos 2013, Giritliler Derneği [M. Savaş Güvezne yönetmenliğinde, Side Belediyesince 2004 yılında hazırlanan Kalimerhaba Side Belgeselinden üç bölüm]

Hüseyin Cimrin, Sabah Gazetesi, 14.11.2016

Categories: Antalya, Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Side = Nar

Antik kent Side’nin isminin ‘nar‘ anlamına geldiğini öğrendim.

Categories: Antalya, Dil, Kültür, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Side Hippisi Sicimoğlu

Ayhan Sicimoğlu ve diğer hippi arkadaşlarının, yetmişli yıllarda Side’deki antik tiyatroyu keşfettiklerini öğrendim. O zamanlar orada müze filan yokmuş ve tamamen bakir bir yermiş. Sicimoğlu abimin saçlar uzun, boynunda kolyeler, elinde gitar, antik tiyatroya takılırlarmış. Sabah yanlarında yiyecek götürüp kahvaltılarını yaparlarmış tiyatroda, akşamları da yabancı müzisyenlerle ve yerli halkla toplanıp resmen konser verirlermiş. Tamamen kendi kendilerine tabii. Tanrıların arasında… yıldızların altında… Yetmişler… Hastasıyız…

Kaynak: Ayhan Sicimoğlu ile Renkler – Side, Antalya – 26.06.2014

Categories: Antalya, Kültür, Konser, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, TV | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

İstanbul’un Akdeniz’i

Antalya’nın Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın da bir zamanlar talip olduğu ‘Akdeniz Heykeli’nin neden İstanbul’da yaşadığını öğrendim. Halk Sigorta’nın (şimdi Yapı Kredi Sigorta) siparişiyle yapılan heykel 1980’de sigorta şirketinin genel müdürlük binası önüne yerleştirilmiş doğal olarak.

Falezlerde daha güzel dururdu bence yine de…

Categories: Antalya, Coğrafya, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Kemer Korkusu

Radyocu ‘Melon Şapka’nın çocukken en korktuğu şeyin ‘kemer’ olduğunu öğrendim. Bunu da babasına borçluymuş. 

 

Kaynak: 91.3 Antalya Üniversite FM, 28 Eylül 2017

Categories: Antalya, Diğer, Psikoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Çöpler Denize Atılır

1925 yılında yayın hayatına başlayan ve 1926’da çıkan yangınla hem kapanmak zorunda kalıp hem de arşivini yitiren Akdeniz Gazetesi’nin kayıp nüshalarına ulaşıldığını öğrendim. O yılların Antalya’sında yaşamı belgelemesi açısından çok önemli bir gelişme tabii bu. 58 adet gazete nüshasının birinde Antalya Belediyesi’ne yönelik yapılan şu sert eleştiri göze çarpıyormuş: “Deniz olan yerde çöpler denize atılır, Belediye Reisi’nin nazar-ı dikkatine!”

Kaynak: Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Eylül 2017

Categories: Antalya, Doğa, Güncel, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zimbit

Zimbit denen bir bitki olduğunu öğrendim.

TDK açıklaması: “Sarı çiçekli, yapışkan yapraklı, genellikle deniz kıyılarında biten, kötü kokulu bir ot”.

Komşumun açıklaması: “Dokunma, çok pis kokar bu. Yapışkanlı bitki olduğu için frenk yemişinin dikenlerini temizleriz biz bununla. Bak böyle.” 

Ve bir tabak temizlenmiş, soyulmuş dikenli incir getirir. Sağolsun. Yoksa biz bahçede fışkıran meyvelere bu Ağustos da uzaktan bakmakla yetinirdik.

Sanırım bitkinin daha bilinen ismi andız otu. Dikenli incir, Hint inciri, Frenk inciri, Frenk yemişi ya da Kaktüs meyvesi olarak bilinen bal gibi tatlı meyvelerin gayet sakat bir dikenli kabuğu olduğu için Antalya yöre insanı ellerine eldiven giyip bu otu meyvenin kabuğunda gezdirerek dikenlerini temizlerlermiş önce.

Doğa sen ne güzelsin! Antalya komşulukları, siz ne farklısınız!

Categories: Antalya, Doğa, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

ABBO

‘ABBO’nun ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando ve Orkestrası’nın kısaltması olduğunu öğrendim.

Categories: Antalya, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Sütunlu Süslemeli Sokak

Antalya’da yıllar önce bir evin önüne dikilmiş olan tarihi sütunların, bu olayın peşine düşen bir sanat tarihi öğretmeninin çabaları sonucu kaldırıldığını ve Antalya Müzesi’ne teslim edildiğini öğrendim. Zamanında müzenin de izniyle bu evin önüne taşınmış olan ikibin yıllık Roma sütunları için emekli öğretmen Ertekin Kaya change.org’da kampanya başlatmış, çektiği fotoğrafları kendi hesaplarında paylaşmış ve durumu medyaya bildirmiş.

Categories: Antalya, Güncel, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum

Yurda Dönen Boğa

Bir şekilde yurt dışına çıkarılmış tarihi eserlerimiz arasında yer alan bir boğa figürünün ülkemize iade edildiğini öğrendim. İ.Ö. 3000-1000 arası bir zamandan kalan eseri Avusturyalı bir turist 1963 yılında tatile geldiği Antalya’da küçük bir dükkandan satın almış. 2015 yılında da kargo ile Antalya Müze Müdürlüğüne yollamış.

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kırmızı Palmiye Böceği

Koca palmiyelerin ömrünü bitiren böceğin neye benzediğini öğrendim. Kırmızı palmiye böceği, endemik Datça hurmasının başlıca düşmanlarından. İçten içten çürüttüğü ağacın yaprakları sararmaya başladı mı artık hiçbir kurtuluş yok demek. Kumluca dolayları, Bodrum ve bir de Girit Adasında bulunabilen bu ağaçlar Türkiye’de en fazla Datça’da görülüyor ama türü tehlike altında. Bunun nedeni, yurt dışından getirtilen palmiyelerle yayılmış bu böcek değil sadece. Yapılaşmanın yanı sıra, civarında yetişen başka bitkiler de endemik hurmamızı tehdit ediyor. Çünkü Datça hurması her daim su kaynaklarına ulaşabilmek istermiş ve bulunduğu yerde su seven başka bitki türerse ölümü kolay olurmuş. Hurmama dokunma!

Categories: Doğa, Ekonomi, Hayvan | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Edebiyat Aşığı Başkan

Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın en sevdiği yazarın Dostoyevski olduğunu öğrendim. Sanatın her dalıyla ilgilendiğini bildiğimiz başkanın en büyük aşkı edebiyatmış. Kendisi de öyküler yazan Uysal, Hürriyet’e verdiği bir röportajda şu üç kitabı önermiş:

* Semerkant, Amin Maalouf,
* Pupa Yelken, Sadun Boro
* Esir Şehir Üçlemesi, Kemal Tahir

Kaynak: Ceren Deniz, Hürriyet Akdeniz, 30.03.2017

Categories: Antalya, Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eğitim İçin İzmarit

Brezilya’nın bir şehrinde yerlere atılan sigara izmaritlerinin toplanarak kağıt hammaddesine dönüştürüldüğünü öğrendim. Kağıtlar da okullarda kullanılıyormuş. 

Bahsedilen kentin nüfusu 105.000. Antalyamınsa 2,5 milyon civarı. Ne kadar isterdim güzelliğinin izmaritlerden arındırılmasını… Eğitim kısmını da sonra bir ara düşünürüz elbet.

Kaynak: Yeşilist, Görkem Gömeç, 19.04.2017

Categories: Antalya, Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: