Posts Tagged With: Anlamı

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Güneydeki Bilinmeyen Ülke

Avustralya kıtasına adını veren ‘Australis’ sözcüğünün Latincede ‘güney’ anlamına geldiğini öğrendim. Güneydeki, güneyli, güneye ait, güney tarafta olan demekmiş Australis.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil | Etiketler: , , , , , , , | 5 Yorum

Çatra Patra

‘Çat pat’ anlamında ‘çatra patra’ zarfının da kullanılageldiğini öğrendim. TDK’nın örnek tümcesi: “Bülbül gibi İtalyanca, Fransızca, çatra patra Türkçe konuşuyor.” (P.Safa)

İlk defa duyuyorum!

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Kibar Ekabirde Tek Bir Kibirli Kübra

Kibar‘ ve ‘Kibir‘ sözcüklerinin aynı kökten türediğini öğrendim.

 

kibir: büyüklük, büyük olma

kibar: büyük ve önemli kimse, kibir sahibi

kebir: büyük anlamında bir sıfat

ekâbir: büyükler

ekber: kıyaslamada daha büyük, en büyük anlamında

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Loti

Pierre Loti isminin yazarın gerçek adı değil takma isim olduğunu öğrendim. Louis Marie Julien Viaud’e ilk kez Pierre şeklinde hitap eden kişi o zamanların büyük tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt imiş. Yani Pierre ismini veren kişi ünlü tiyatrocu Sarah Bernhardt. Rivayet odur ki, 1875’te Paris’te aktrisin performansını izleyen Viaud, bu oyuncuyla tanışmayı kafasına koyar ve şöyle bir mizansene girişir: Viaud kendini bir acem halısına sardıracak, Arap kıyafetleri içindeki adamlar rulo halindeki halıyı tiyatrocunun odasına getirecek ve sanatçının gözleri önünde yuvarlanarak açılan halının içindeki genç yazarımız hanımefendinin huzuruna serilecek! Böyle bir girişin ardından ikisinin hemen dost olduğu söyleniyor.

Loti kısmı ise henüz 22 yaşındayken yani 1872 yılında yapışıyor üzerine. Katıldığı donanmayla Tahiti’ye giden Viaud’a ‘Loti’ ismi bu adada verilir. Loti’nin adaya özgü bir çiçek olduğu kesin olsa da yazara ismi kimin verdiği net değil. Kimi kaynak yerlilerin Viaud adını telaffuz edememesi nedeniyle Loti dediklerini söylüyor, kimi bu adı bizzat kraliçenin taktığını belirtiyor, kimi de yazarın roti sözcüğünü yanlış söylemesinden sonra loti diye çağrılmaya başladığını ifade ediyor. Sonuç olarak bir Tahiti çiçeğinden almış takma ismini. 

Categories: Dil, Doğa, Edebiyat, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sırra Kadem Nasıl Basılır?

‘Kadem’ sözcüğünün Arapçada ‘ayak’ anlamına geldiğini öğrendim.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Blog Ne Demek?

Blog sözcüğünün ‘weblog‘un kısaltılmış hali olduğunu öğrendim.

WEB + LOG:
‘Web’, yani ‘World Wide Web’, yani www, bildiğimiz gibi Internet ağını kastediyor. ‘Log’ ise olayların-gelişmelerin düzenli olarak kaydedilişini anlatan bir sözcüktür. Günlük gibi de düşünülebilir ama günlük olmak zorunda değildir. Denizcilikte kaptanın seyir defteri de ‘log’dur.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Mastorluk Üzerine Master

‘Mastor’ kelimesinin ‘master’ ile aynı kökenden geldiğini öğrendim. Yani ‘magister’ kelimesinden. Latincede bu sözcük usta demekmiş. Ayrıca, saygı gösterilen kişiler için kullanılırmış.

Bizdeki en yaygın kullanımıyla ‘master’ (mastır) kelimesi yüksek lisans ile aynı anlama gelmektedir.

Rumca kaynaklı argo bir kelime olduğu söylenen ‘mastor’ lafını ise büyüklerimiz içen kişiler için kullanırdı. Zaten TDK‘ya göre ‘mastor’ çok sarhoş demek. ‘Mastor olmak’ sözünü ise ‘esrar içerek kendinden geçmek’ olarak vermiş. Yunan için ‘meyhaneci’ anlamına da gelirmiş ‘mastor’.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Wiki

Wikipedia’daki ‘wiki’nin Hawaii dilinde hızlı, çabuk demek olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

9 Eşli Esneyen Adam

Apaçi Geronimo’nun kendi dilindeki isminin ‘Esneyen Adam’ anlamına geldiğini öğrendim. Ayrıca dokuz karısı olmuş haşmetli liderin. Bu iki bilgiyi birlikte okuyunca insanın aklına koalalar geliyor 🙂

Categories: Dil, Hayvan, Tarih | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Ja, Ja Ja, Jaja ya da Jajaja

‘Jaja’ sözcüğünün bazı dillerde ‘yumurta’ anlamına geldiğini öğrendim. Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar, Karadağlılar ve hatta Lehler yumurtaya ‘jaja’ diyor (okunuşu ‘yaya’). Argo anlamı da var.

Bildiğiniz gibi ‘ja’ Almancada ‘evet’ anlamına gelir (okunuşu ‘ya’). “Ja ja” biçiminde söylerseniz, “heee, tabii tabii, görürsem söylerim” gibi bir anlamı vardır. Örneğin arkadaşınıza bir şeyi çabuk yapmasını söylüyorsunuz ya da borç istiyorsunuz, “ja ja” diyebilir. Almansa der tabii 🙂

İspanyol dili ülkelerinde ise “jajaja” bizdeki “hahaha” anlamına geliyor ve zaten öyle okunuyor. Yani gülme efekti. Ja’sını istediğiniz kadar uzatabilirsiniz doğal olarak. Bu iki harfe tüm dünyanın bu kadar değer vermesi de komikmiş hani. Jajajajajajaja

Categories: Ülkeler, Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Apaçi

Türk diline geçmiş ‘apaş’ diye bir sözcük olduğunu, kökeninin de Amerika’nın Apache yerlilerine dayandığını öğrendim. Kabilelerin dövüş becerileri ve azimlilikleri konusunda yaptığı ün romanlara konu olmuş ve böylece Parizyen topluluğun yaşantısını da etkileyerek, gözleri gibi koruyup sevip sakladıkları, pamuklara sardıkları dillerine bir sözcük daha girmesine neden olmuş: Apache (okunuşu ‘apaş’). Dolayısıyla da Türkçeye…

Fransızca kullanım şekli ‘haydut’, TDK’da verilen anlamı da ‘hayta’. EtimolojiTürkçe sitesine göre de ‘şehirli suç çetesi mensubu, serseri’ anlamına geliyor.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Hatunummm

‘Kadın’ sözcüğünün ‘hatun’dan geldiğini öğrendim. Soğdca olarak bilinen ve İpek Yolu üzerinde konuşulan dildeki χwatēn kelimesi ‘kraliçe’ anlamına geliyormuş. Prenses de dahil soylu kadınlar için kullanılan xatun zamanla evrilerek hatun, kadun ve kadın olmuş. Ne de güzel bir kadın olmuş… 

Hatunlar gününüz kutlu olsun kıymetli kraliçeler!

Bu arada bu sözcük, hükümdar anlamına gelen ‘χwatāw‘dan türemeymiş. Dolayısıyla kadındı, bayandı, hatundu, kelimelere çok takılmayalım bence. Ardından ne dendiği ve nasıl bir duyguyla, nasıl bir tavırla dendiği daha önemli sanki…

Categories: Dil, Kültür, Kutlama, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum

Fıstıklara Fıstık

Sırpça, Boşnakça, Hırvatça dillerinde ‘kikiriki’ sözcüğünün ‘yer fıstığı’ anlamına geldiğini öğrendim. Antalya’da kıyafet satan mağaza var bu isimde. Kikirikilere kikirikiiiii!

Categories: Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Podgorica

Podgorica’nın, dünyanın en az bilinen başkentlerinden biri olduğunu öğrendim. Karadağ’ın başkenti olan şehrin Yugoslavya dönemindeki ismi ise Titograd imiş. Eski isminin ne anlama geldiği ortada da şimdiki ismi de ‘küçük tepenin altında’ anlamına geliyormuş.

Karadağ’dan sevgiler!

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil, Seyahat | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Eli Paketliler Sokağı

İngilizcede ‘Easy Street’ şeklinde bir tabir olduğunu öğrendim. Gayet varlıklı ve rahatı yerinde, bir eli yağda bir eli balda, refah içindeki kişilerin ekonomik durumunu ve güvenli yaşamını anlatmak için kullanılırmış bu deyim. Hatta Charlie Chaplin’in 1917 yapımı bir filmi var ‘Easy Street’ isminde. Filmin başında çok sıkıntılı bir sokakken o sokağa polis olarak atanan Şarlo sayesinde yaşam kaliteleri değişiyor ve tam Easy Street bir hâl alıyorlar. Yusuf Atılgan’ımız ise bu tür sakinleri olan sokaklara ‘Eli Paketliler’ sokağı diyor. “Aylak Adam” romanının muhteşem karakteri Bay C’nin tabiriyle “Komşusunun saygısını yitireceğinden başka sıkıntısı olmayanlar yaşar burda.” (s.14) Ve yine C’nin kendilerine benzemekten aşırı korktuğu bu eli paketliler kesimi, içlerinde boşluklar olmayan kimselerdir: “Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok.”

[iconauta]

Categories: Dil, Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bollos

‘Boyoz’ sözcüğünün İspanyolcadan geldiğini öğrendim. Aslında zaten boyoz da İspanyollardan geliyormuş. (Bakınız: 1492 & Sefaradlar)

Sözcüğün orijinali olan ‘bollos’ İspanyolcada ‘çörekler’ demektir.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat, Tarih, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Mayıs Günü Yardım Et

“Mayday” şeklinde söylenegelen yardım çığlığının Fransızca’daki ‘yardım etmek’ fiilinden türeyen ‘m’aider’in İngilizceleştirilmiş hali olduğunu öğrendim.

[Pronounce with me]

Categories: Dil, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

İnce Memed ile Yedi Mehmet

Antalya’daki 7 Mehmet adlı restoranda Yaşar Kemal’in de yemek yediğini, beğendiğini ve hatta anı defterine “Akdeniz Lokantası Akdeniz gibi büyük ve güzel” yazdığını öğrendim. Web sitesinde Talipoğlu ve Koç’un da yazılarını görmek olası: 7 Mehmet Web Sitesi

Ayrıca mekanın isminde geçen 7’nin sebebi ve Atatürk için güç bela bulunan 850 gram taze fasulyenin öyküsü de dahil bazı sevimli anılar da yer alıyor.

Categories: Antalya, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Haymatlos 1

İstanbul sokaklarında takılan, içerken küfür bonkörü bir tavır sergileyen ve lakin bir şiir okuması istenince duruşu, bakışı ve hatta sesinin rengi bile değişen, ayrıca bir sürü şiiri ezbere okuyabilen Haymatlos¹ Müştak Galip Erdem adında bir karakter olduğunu öğrendim. Fakat bulduğumla yitirdiğim bir oldu. Lakin sözlüklerde yer alan bilgiler de netteki videolar da birkaç yıl öncesinde son buluyor ve kim olduğunu kimsenin bilmediği beyefendinin izi bu dünyadan tamamen silinmiş gibi bir görüntü var. Kendisini biliyorsanız bir-iki cümle yazar mısınız?

**************************

¹Almanca ‘heimatlos’ kelimesinden türemiş olan tabir, ‘vatansızlık’ yani herhangi bir ülkenin vatandaşı olmama durumunu anlatmak için kullanılır. Bir sebeple uyrukluğunu yitirmiş, hiçbir devletin yurttaşı olmayan, dolayısıyla yurdu olmayan yani ‘yurtsuz’ demektir.

Categories: Dil, Diğer | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Arif Nerede?

Likya’nın en eski kentlerinden olan Arykanda’nın içinde bulunduğu köyün adının Arif Köyü olduğunu öğrendim. Finike’den yarım saat kadar uzakta bulunan Arykanda, tiyatrosu da dahil olmak üzere çok çok iyi korunabilmiş antik kentlerimizden. ‘Yüksek kayalığın yanındaki yer’ anlamına gelen Arykanda, gerçekten de sarp bir kayanın dibinden yükselir.

Categories: Antalya, Coğrafya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Rumi

‘Rumi’ sözcüğünün, Anadolu anlamına geldiğini öğrendim. Anadolu’da yaşayan, Anadolu’ya ait demekmiş geçmişte. Insana daha çok Roma dolaylarını çağrıştırmasının nedeni ise Bizans Imparatorluğunun ve Imparatorluğa mensup halka ait şeyler için kullanılmasından kaynaklı. Doğu Roma Imparatorluğu yani Bizans topraklarının büyük bir kısmını oluşturmuş olan Anadolu topraklarına ‘Diyar-ı Rum’ yani ‘Roma Ülkesi’ denirmiş. Aslen Doğu Roma Imparatorluğu halkı olan Rumlar eskiden Latince konuşurken yıllar içinde Yunancayı benimsemiş. 

Mevlana‘nın isminde geçen Rumi de Romalı yani Anadolulu anlamı veriyormuş.

Categories: Dil, Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

İnayet Ola

“İnayet ola” lafının dilencileri savmak için kullanıldığını ve “Allah versin” anlamına geldiğini öğrendim. Geçmişte tabii.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Kav Gibisin

‘Kav’ denen şeyin ne olduğunu öğrendim. Dokunduğunuz kısmı elinizde ufalanan koca bir kütük parçası düşünün. Ufacık bir kıvılcımda tutuşuveriyor ve kolay kolay sönmüyor ama nemliyse ne yapsan yanmıyor. Mantarlanıp çürümüş ağaç diyelim.

Peki siz bu ismi taşıyan kibrit markasının kutularında çakmak reklamı olduğunu hiç fark etmiş miydiniz?

Categories: Dil, Doğa, Ekonomi, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Minestrone

Minestrone sözcüğünün İtalyancada çorba anlamına geldiğini öğrendim. Yani ‘çorba’ demek için üç farklı sözcük kullanırlarmış, ‘minestra’dan türeyen ‘minestrone’ da bunlardan biriymiş ve o bol sebzeyle yapılan leziz minestrone çorbasını kastediyormuş. Tadına hayran olduğum bu çorbanın nasıl yapıldığını da öğrendim ama onu da artık bizlere Konuşan Mutfak anlatır umarım. Benden daha iyi anlatabileceği kesin 🙂

Categories: Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Karanlık Sular

Londra’nın içinden geçen Thames nehrinin adının ‘karanlık olan‘ anlamına geldiğinin düşünüldüğünü öğrendim.

Categories: Coğrafya, Dil | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Manav

Yerleşik hayata geçmiş yörüklere ‘manav’ dendiğini öğrendim. Hayvancılığının yanı sıra tarım hayatına da geçerek kumaşından sebzesine her türlü gereksinimini kendisi gören kişilermiş manavlar.

Categories: Dil, Kültür | Etiketler: , , | 2 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: