Posts Tagged With: Anlamı

Kaytan

‘Kaytan’ sözcüğünün ‘pamuktan ya da ipekten yapılmış sicim’ anlamına geldiğini öğrendim. Denizcilikte de bir halatın ismiymiş.

Reklamlar
Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Kadere 45

‘Kadere kırk beş’ diye bir söz olduğunu öğrendim. Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” romanında geçiyor. ‘Her şey olacağına varır’ anlamında kullanılıyormuş. O yüzden de, ‘ne olursa olsun’ gibi bir boş vermişlik de barındırıyor. Olacağına varır diyerek dangır dungur bir işlere kalkışmayı da 🙂

“O, bu değil ya, gittiğimize göre zorlu birer iş tutaydık bari…”
“Tutarız Allah’ın izniyle. Bizi yurdumuzdan, yuvamızdan eden Allah…”
“Doğru, yurdumuzdan, yuvamızdan…”
“Kadere kırk beş!”
“Bu işte de var bir hayır…”

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Side = Nar

Antik kent Side’nin isminin ‘nar‘ anlamına geldiğini öğrendim.

Categories: Antalya, Dil, Kültür, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Gemi Aslanı

Gemilerin önünde bulunan figüre ‘gemi aslanı‘ dendiğini öğrendim. TDK ise ‘gemi aslanı’ için “hiçbir işe yaramayan adam” açıklamasını yapıyor. Hmmm… Tartışmalı bir mevzu.. Derin konu..

Onu bilmiyorum da geminiz olsa önüne nasıl bir gemi aslanı yerleştirirdiniz, merak ettim doğrusu.

Categories: Dil, Diğer | Etiketler: , , , , , , , , | 6 Yorum

Tera

Tera’nın ‘trilyon’ anlamına geldiğini öğrendim. Şu önekleri ise hemen hemen herkes biliyordur herhalde:

 

kilo = bin
mega = milyon

Categories: Bilim, Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lup

Türk diline ‘lup’ diye bir sözcük geçtiğini öğrendim. Bir tür büyüteçtir lup (Bkz: TDK).

“Bir lup alıp içtiğimiz suya bakarsan, onun göze görünmeyen küçük küçük kurtlarla dolu olduğunu görürmüşsün. Kurtları görecek ve su içmeyeceksin. İçmeyeceksin de susuzluktan gebereceksin! Lupu kır patron! Kır namussuzu da, kurtlar hemen kaybolsun! Sen de suyu içip serinle!” (s.143)

Kazancakis, N. (2017). Zorba. (Ahmet Angın, çev.) İstanbul: Can Sanat Yayınları

 

Categories: Bilim, Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Fak

‘Fak’ sözcüğünün ‘tuzak, kapan’ anlamına geldiğini öğrendim. Sabah annem “fak lazım” deyince ufak bir şok geçirdim ama fare kapanından bahsediyormuş. Faka basmışım.

TDK Orhan Kemal’den bir örnek tümce vermiş: “iyi bir fakı olsa yine iş görebilirdi.”

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , | 2 Yorum

Diptik

İki parçadan oluşan tablolara ‘diptik’ dediğimizi öğrendim. Birbiriyle bağlantılı fotoğraf ya da resim seti de olabiliyormuş bu, üzerine boyama işleminin yapıldığı ve ortadan menteşeyle birbirine tutturulmuş iki tahta panel de.

Marilyn Diptych, 1962, Andy Warhol

Categories: Dil, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kangal

Kangal sözcüğünün anlamını öğrendim. Sadece ‘bir kangal sucuk’ demek için ihtiyaç duyduğum bu kelimeyi hiç merak etmemişim daha önce. Çok sık da ‘bir kangal sucuk’ demeyince… 😀

Rumcadan gelen ‘kangal’; tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ demekmiş ve ayrıca bu şekilde bükülmüş şeylerin tek bir halkasını ifade ediyormuş (Kaynak: TDK). Ama sık kullanıldığı bir alan var mı sucuktan başka diye de merak ediyorum. Şahsen teli bükmek istesem “şu teli kangal yapayım” demezdim de teli halka şekline getirmeyi ya da kısaca teli bükmeyi seçerdim. 🙂

Categories: Dil | Etiketler: , , | 1 Yorum

Erkeklerin Yardıma İhtiyacı Yok

Buika’nın kolundaki dövmede akrabası olan hanımların isminin yazılı olduğunu öğrendim. Büyük büyükannesinin, büyükannesinin, annesinin, teyzesinin, kız kardeşlerinin ve kız yeğenlerinin. Kendisini, yetiştiği mahallenin tek siyahı olarak tanımlayan ve “şu an bulunduğum noktaya canım istediği için değil misyonum olduğu için geldim” diyen sanatçı kendini zayıf hissettiği anlarda dövmelerinden güç alıyormuş. Kendisine güç verip yol gösteren kişilerin sadece dişiler olmasının sebebi de bir nevi kadın dayanışması. Bu konu sorulduğunda, erkeklerin yardıma ihtiyacı olmadığını söylüyormuş Buika.

Kaynak ve fotoğraf: kalangumag.com

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sahi, Neydi Barış?

Finike’de mermer ve taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan, ancak dört ay önce evlerinde öldürülen Büyüknohutçu çiftinin katil zanlısının cezaevinde intihar ettiğini öğrendim.

Dünya Barış Gününüz kutlu olsun bu arada. Sahi, neydi barış?

Barış: Karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam (TDK)

Categories: Antalya, Doğa, Ekonomi, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İnsin

“İn misin, cin misin?” gibi sözlerde geçen ‘in’ sözcüğünün ‘insan’ anlamına geldiğini öğrendim.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum

Anya, Hanya, Konya, Gonya

‘Hanya’yı Konya’yı görmek’ olarak bildiğimiz sözdeki ‘Hanya’nın Girit adasında olduğunu öğrendim. Yani TDK gibi bir kaynakta izine rastlayamasam da bu Hanya’nın o Hanya olması olasılığı çok yüksek. Hanya (Hania / Χανιά / Chania), Girit adasının ikinci büyük kenti. Geçmişte daha da kıymetli bir yerleşim bölgesiymiş. 1600’lü yılların ortalarından 1900’e kadar Osmanlı var adada (Balkan Savaşları ardından Yunanistan’a geçiyor). Dolayısıyla herhangi bir sözde Hanya ilinin geçmesi çok doğal. Hatta Konya kısmı için de “aslında o Konya değil” diyenler mevcut, ki açıklamalar oldukça mantıklı. Hanya nere Konya nere… Konya olarak evrilmiş olan mekan için Girit’in yönetim merkezi ve en büyük kenti Heraklion olabilir diyen var. Heraklion’un eski adı ‘Kandiye’ imiş. Daha da mantıklı gelen bir başka açıklamaya göre ise, bu sözde geçen o yerin ismi ‘Gonia’ olmalı çünkü Hanya’ya 25 kilometre mesafede bulunan Gonia isminde bir yer var. Gonia’da da bir manastır var ve yerel tarih için çok çok önemli rol oynamış bu manastır. Gonia, koca Girit adasının batı ucunda ‘köşede’ kalan bir sahilde olduğu için konumu önem arz ediyor. Hanya kuşatmasında Türkler işgal ediyor mesela manastırı. Sıkça da tahrip ediyorlar. Ayrıca dönem dönem Gonia Manastırı isyancı grupların üssü haline geliyor. Girit asileri hep bu manastırda konuşlanarak örgütlenmiş. Girit’in büyük direniş hareketleri bu manastırda planlanıyor en önemli gizli devrim örgütlerince. Hatta son büyük eylemleri de yine Gonia Manastırının sahilinden başlatılıyor. (Kaynak: My Crete Guide)

Asilere sığınak olan, bu yüzden de sıkça saldırılara maruz kalan bu cennet ve cehennem köşesi adını da köşede bulunmasından alıyor. Yukarıda dediğim gibi, Girit adasının batısında önemli bir köşeyi tutuyor Gonia. Matematikte kullandığımız ‘gönye’ de Yunanca ‘gonia’ kelimesinden geliyor; yani ‘köşe, açı’ anlamında kullanılan sözcükten. Gördük mü şimdi Hania’yı Gonia’yı?

 

Categories: Dil, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Otuz Kuş

‘Simurg’ sözcüğünün Farsçada ‘otuz kuş’ anlamına geldiğini öğrendim. ‘Si’ otuz demekmiş, ‘morgh’ ise kuş.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum

Fayrap

Türkçe’de kullanılan ‘fayrap’ sözcüğünün İngilizce ‘fire up’tan geldiğini öğrendim. Küçükken hep duyardım etraftakilerden ‘faryap etti’ diye. Ne dendiğini tahmin ederdim de tam bilmezdim. Kelimeyi yıllardır duymamıştım. ‘Zorba’da çok geçiyor. Sözcüğün doğrusu faryap değilmiş tabii ama fayraptan daha rahat söylendiğinden öyle deniyor olsa gerek. Ne de olsa İngilizce kelime.

Neyse, ateşin yakılması ya da harlamasıyla ilintili olan ‘fayrap’ şu anlamda kullanılırmış: “Herhangi bir işi veya şeyi hızlandırma.” TDK‘nın verdiği örnek: “Beleş rakıyı bulunca fayrap etti.” Eder…

Ben de Zorba’dan bir örnek vereyim: “Kısa bir sessizlikten sonra yine fayrap etti; kalbi taşıyor, artık ona komuta edemiyordu.” (s.256) Edemez… 

[Kazancakis, N. (2017). Zorba. (Ahmet Angın, çev.) İstanbul: Can Sanat Yayınları]

Categories: Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Güneydeki Bilinmeyen Ülke

Avustralya kıtasına adını veren ‘Australis’ sözcüğünün Latincede ‘güney’ anlamına geldiğini öğrendim. Güneydeki, güneyli, güneye ait, güney tarafta olan demekmiş Australis.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil | Etiketler: , , , , , , , | 5 Yorum

Çatra Patra

‘Çat pat’ anlamında ‘çatra patra’ zarfının da kullanılageldiğini öğrendim. TDK’nın örnek tümcesi: “Bülbül gibi İtalyanca, Fransızca, çatra patra Türkçe konuşuyor.” (P.Safa)

İlk defa duyuyorum!

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Kibar Ekabirde Tek Bir Kibirli Kübra

Kibar‘ ve ‘Kibir‘ sözcüklerinin aynı kökten türediğini öğrendim.

 

kibir: büyüklük, büyük olma

kibar: büyük ve önemli kimse, kibir sahibi

kebir: büyük anlamında bir sıfat

ekâbir: büyükler

ekber: kıyaslamada daha büyük, en büyük anlamında

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Loti

Pierre Loti isminin yazarın gerçek adı değil takma isim olduğunu öğrendim. Louis Marie Julien Viaud’e ilk kez Pierre şeklinde hitap eden kişi o zamanların büyük tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt imiş. Yani Pierre ismini veren kişi ünlü tiyatrocu Sarah Bernhardt. Rivayet odur ki, 1875’te Paris’te aktrisin performansını izleyen Viaud, bu oyuncuyla tanışmayı kafasına koyar ve şöyle bir mizansene girişir: Viaud kendini bir acem halısına sardıracak, Arap kıyafetleri içindeki adamlar rulo halindeki halıyı tiyatrocunun odasına getirecek ve sanatçının gözleri önünde yuvarlanarak açılan halının içindeki genç yazarımız hanımefendinin huzuruna serilecek! Böyle bir girişin ardından ikisinin hemen dost olduğu söyleniyor.

Loti kısmı ise henüz 22 yaşındayken yani 1872 yılında yapışıyor üzerine. Katıldığı donanmayla Tahiti’ye giden Viaud’a ‘Loti’ ismi bu adada verilir. Loti’nin adaya özgü bir çiçek olduğu kesin olsa da yazara ismi kimin verdiği net değil. Kimi kaynak yerlilerin Viaud adını telaffuz edememesi nedeniyle Loti dediklerini söylüyor, kimi bu adı bizzat kraliçenin taktığını belirtiyor, kimi de yazarın roti sözcüğünü yanlış söylemesinden sonra loti diye çağrılmaya başladığını ifade ediyor. Sonuç olarak bir Tahiti çiçeğinden almış takma ismini. 

Categories: Dil, Doğa, Edebiyat, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Sırra Kadem Nasıl Basılır?

‘Kadem’ sözcüğünün Arapçada ‘ayak’ anlamına geldiğini öğrendim.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Blog Ne Demek?

Blog sözcüğünün ‘weblog‘un kısaltılmış hali olduğunu öğrendim.

WEB + LOG:
‘Web’, yani ‘World Wide Web’, yani www, bildiğimiz gibi Internet ağını kastediyor. ‘Log’ ise olayların-gelişmelerin düzenli olarak kaydedilişini anlatan bir sözcüktür. Günlük gibi de düşünülebilir ama günlük olmak zorunda değildir. Denizcilikte kaptanın seyir defteri de ‘log’dur.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Mastorluk Üzerine Master

‘Mastor’ kelimesinin ‘master’ ile aynı kökenden geldiğini öğrendim. Yani ‘magister’ kelimesinden. Latincede bu sözcük usta demekmiş. Ayrıca, saygı gösterilen kişiler için kullanılırmış.

Bizdeki en yaygın kullanımıyla ‘master’ (mastır) kelimesi yüksek lisans ile aynı anlama gelmektedir.

Rumca kaynaklı argo bir kelime olduğu söylenen ‘mastor’ lafını ise büyüklerimiz içen kişiler için kullanırdı. Zaten TDK‘ya göre ‘mastor’ çok sarhoş demek. ‘Mastor olmak’ sözünü ise ‘esrar içerek kendinden geçmek’ olarak vermiş. Yunan için ‘meyhaneci’ anlamına da gelirmiş ‘mastor’.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Wiki

Wikipedia’daki ‘wiki’nin Hawaii dilinde hızlı, çabuk demek olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

9 Eşli Esneyen Adam

Apaçi Geronimo’nun kendi dilindeki isminin ‘Esneyen Adam’ anlamına geldiğini öğrendim. Ayrıca dokuz karısı olmuş haşmetli liderin. Bu iki bilgiyi birlikte okuyunca insanın aklına koalalar geliyor 🙂

Categories: Dil, Hayvan, Tarih | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Ja, Ja Ja, Jaja ya da Jajaja

‘Jaja’ sözcüğünün bazı dillerde ‘yumurta’ anlamına geldiğini öğrendim. Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar, Karadağlılar ve hatta Lehler yumurtaya ‘jaja’ diyor (okunuşu ‘yaya’). Argo anlamı da var.

Bildiğiniz gibi ‘ja’ Almancada ‘evet’ anlamına gelir (okunuşu ‘ya’). “Ja ja” biçiminde söylerseniz, “heee, tabii tabii, görürsem söylerim” gibi bir anlamı vardır. Örneğin arkadaşınıza bir şeyi çabuk yapmasını söylüyorsunuz ya da borç istiyorsunuz, “ja ja” diyebilir. Almansa der tabii 🙂

İspanyol dili ülkelerinde ise “jajaja” bizdeki “hahaha” anlamına geliyor ve zaten öyle okunuyor. Yani gülme efekti. Ja’sını istediğiniz kadar uzatabilirsiniz doğal olarak. Bu iki harfe tüm dünyanın bu kadar değer vermesi de komikmiş hani. Jajajajajajaja

Categories: Ülkeler, Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Apaçi

Türk diline geçmiş ‘apaş’ diye bir sözcük olduğunu, kökeninin de Amerika’nın Apache yerlilerine dayandığını öğrendim. Kabilelerin dövüş becerileri ve azimlilikleri konusunda yaptığı ün romanlara konu olmuş ve böylece Parizyen topluluğun yaşantısını da etkileyerek, gözleri gibi koruyup sevip sakladıkları, pamuklara sardıkları dillerine bir sözcük daha girmesine neden olmuş: Apache (okunuşu ‘apaş’). Dolayısıyla da Türkçeye…

Fransızca kullanım şekli ‘haydut’, TDK’da verilen anlamı da ‘hayta’. EtimolojiTürkçe sitesine göre de ‘şehirli suç çetesi mensubu, serseri’ anlamına geliyor.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: