Posts Tagged With: Ankara

Ankara’da Facia

1963 yılında Ankara’da korkunç bir kaza yaşandığını ve yüzden fazla kişinin öldüğünü, ancak günümüzde bunu bilen pek kimse olmadığını, Cebeci Mezarlığında yaptırılan anıt ile mezarların neredeyse unutulduğunu öğrendim. 1 Şubat 1963 Cuma günü Ankara havalimanına inmek üzere olan Lübnan uçağı ile bir askeri uçağımız havada çarpışıp Ulus semtine düşmüşler. Gökten sadece uçak parçaları değil insan da yağmış balkonlara, çatılara. 120 kişinin öldüğü belirtilen kaza sonrası çok büyük acılar yaşamış başkent. Görgü tanıklarının anlattığı, acılarla dolu anılar okudum, videolar izledim. Olay çok çok üzücü ama bir kere de buraya yazabileceğimi sanmıyorum. Videolarda fazla rahat çekilmiş uygunsuz görüntüler var. Çocuklar ve kaldıramayacaklar seyretmemeli. “Unutulmayan Olaylar” belgesel serisinin bu vaka için hazırlanmış üçüncü bölümünün yarım saatlik videosunun linkini vereyim isteyenlere: TRT Arşiv (2009 yapımı) Gazete küpürlerinin bir kısmında da Mete Akyol imzası var bu arada…

Tamamen bulutsuz pırıl pırıl bir Ankara kışı günü meydana gelen bu talihsiz olayda çok insan ölmesinin en büyük sebebinin Ramazanda gerçekleşmiş olması olduğu söyleniyor. Hem de ilk günü. Ayrıca ay başı ve akşamüstü. Bankalarda maaş alan da var iftara hazırlık için fırına tepsisini bırakan da. 

İstanbul Bankası çalışanlarının binadan çıkamamış olması gibi çok acı gerçekler de var. O kadar üzücü ki Ankara merkezinin nüfusunun o zamanlar 1 milyon civarı olduğuna sevindim iser istemez. Şimdinin beş milyonu geçmiş nüfuslu Ankara’sında Ulus gibi semtlerde insanlar omuz omuza yürüyor, caddeler araba ve otobüs kaynıyor.

Pencereden bakarken iki uçağın çarpıştığını gören çocuklar çok mu normal Allah aşkına! Kentten günlerce çıkmayan kokular? Neden bilmiyoruz biz bu olayı? Ne kadar üzüldüğümü anlatamam…

 

Hürriyet, 6 Ocak 2013, Yaşar Sökmensüer, “Hiçbir Ankaralının Unutamadığı Kaza”

Ankara Barosu, Hukuk Gündemi, Şubat 2014, Soner Alper-Gözde Bolat, “Ankara Uçak Kazası”

Nüfus bilgisi için kaynak: WikiZero

British Pathé‘nin görüntüleri daha masum:

Reklamlar
Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 11 Yorum

Caz Ayı

ABD’de Nisan ayının ‘Jazz Appreciation Month’ (JAM) olarak kutlandığını öğrendim. Kısaca caz ayı. Ortadaki sözcüğü çevirmek zorladı. ‘Appreciation’ çok hoş, kapsamlı ve de derin bir sözcüktür. Bir şeyi takdir etmek ya da teşekkür etmek için de kullanabilirsiniz, minnettarlığınızı anlatmak için de. Sadece anlamak, anlamlandırmak değil değerlendirmektir aynı zamanda. Beğenmek, zevk almak, değerini bilip minnet duymaktır. Nasıl çevireyim bu sözcüğü? Zaten Türkiye’de bu konuda yapılan etkinlikler de ‘Jazz Appreciation’ adı altında verilmiş. Örneğin Ankara’da yaşayan Polonyalı caz sanatçısı Janusz Szprot önderliğinde bir kurs başlatılmış geçtiğimiz Mart ayında. Kursun adı: Jazz Appreciation Kursu. Şöyle ifade etmişler tanıtımında: ‘Cazın ve müziğin hayatımızdaki yeri, nasıl dinlediğimiz, farklı türler’ gibi temel konularda cazseverlerin yararlanacağı bilgiler aktarılacak ve İngilizce yürütülecek olan kurs, müzikseverlere entellektüel bir bakış açısı kazandıracak. İlgilenenler Caz Derneği ile iletişime geçebilirmiş.

Kaynaklar: ankaracaz.com & Smithsonian

Konu cazdan açılmışken, çalışmalarım sırasında severek dinlediğim caz radyosunu da paylaşayım sizlerle: Jazz24.org

Categories: Dil, Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Akraba Zsa Zsa

Budapeşte’de doğmuş Hollywood yıldızı Zsa Zsa Gabor’un 1930’lu yılların sonlarında Murat Belge’nin babası Burhan Asaf Belge ile evli olduğunu ve Ankara’da yaşadığını öğrendim. Türkiye’den ABD’ye, kız kardeşinin yanına göçen Gabor Hollywood’un en çekici aktrisi olarak ünlenmiş ve ödüllenmiştir. Burhan Belge’den sonra otelci Conrad Hilton ile evlenip çocuk yapan Gabor’un toplamda dokuz resmi evliliği olmuş (kendisi sekiz dese de). Enteresan bir biçimde, üçüncü eşi olan aktör George Sanders, Zsa Zsa’dan boşandıktan 16 yıl sonra bir de ablasıyla evlenmiş, ki bu deneme de bir yıldan kısa sürmüş. Bu arada, üç kız kardeş Gabor, üçü de çoook yetenekliymiş demek ki üçü de Amerikan film yıldızı olmayı başararak annişlerini de sıkıntılı Macaristan’dan Kaliforniya güneşine transfer edebilmişler. Petrol kralıydı, Barbie bebekleri imajını yaratan mucitti, boşanma davasındaki avukatıydı derken dokuzuncu evliliğini de bir prensle yapıp prenses olarak 99 yaşında ölmüş Zsa Zsa 2016 Aralık ayında.

Categories: Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Okuma Saati

Tevfik Fikret Okulunda her gün öğle arasından sonra 15 dakika kitap okunduğunu öğrendim. 2001 yılından beri! Okul idaresi, öğretmenler, destek personel dahil tüm okul okuyormuş. O saate randevu verilmiyor, gelen telefonlara “okuma saatimiz bitince sizi ararız” şeklinde yanıt verilerek kapatılıyormuş. Okuma saati modelini Ankara Tevfik Fikret’ten öğrenip çok beğenen Fransa’da da bu uygulama yavaş yavaş yayılıyormuş. Konudan haberdar olmamı sağlayan Tevfik Fikret Öğretmeni arkadaşım Elif Safire Ünal El’e teşekkür ederim.

[Ankara Özel Tevfik Fikret Okulları]

Categories: Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , | 5 Yorum

Arif’in Bayrağı

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” dizesiyle başlayan ünlü bayrak şiirinin şairi Arif Nihat Asya’nın, bu şiiri Adana’nın kurtuluşu etkinlikleri için yazdığını öğrendim.

Adana’nın 1922’de Fransızlardan kurtuluşunun kutlandığı 5 Ocak günü kentte her yıl etkinlikler yapılır. Hatay’ın Türkiye’ye bağlandığı 1939 yılında yurt genelinde yaşanan sevincin ardından 5 Ocak 1940 yılı kutlamalarının da daha coşkulu olması istenmiş. Arif Bey’in o zamanlar çalıştığı Adana Erkek Lisesi’ne Milli Eğitim Müdürlüğü’nden görevlendirme yazısı gelmiş. Törende bu okulun bir öğrencisinin şiir okuması istenmekte. Sevgili şairimiz de edebiyat öğretmeni olduğu için konu kendisine iletiliyor. Yeterince uygun bir şiir bulamayan Arif Bey kolları sıvayıp bir gecede Bayrak şiirini yaratıyor ve ertesi günkü bayrak törenine hazır ediyor. En iyi şiir okuyan delikanlıyı çağırıp şiiri eline veriyor. Aydın Gün adlı öğrenci törende bu şiiri mükemmel bir şekilde okuyor ve çok alkış alıyor. Sonraki yıllarda da Arif Bey’in Bayrak şiiri değerinden hiç kaybetmiyor. Şiiri ilk okuyan Adanalı öğrenci Aydın Gün ise büyüdüğünde opera sanatçısı oluyor, Türkiye’de operanın kurucusu olarak kabul ediliyor, Ankara ve İstanbul Şehir Operasını kuruyor, Devlet Operası Genel Müdürlüğü yapıyor. Yani bu alanda çokça katkıda bulunuyor ve Türkiye’de ‘opera’ denince akla ilk bu harika şiir okuyan öğrencinin adı geliyor. Hatta 2017 yılında, doğumunun 100.yılı olduğu için etkinlikler yapılmış da hiç fark etmemişim 😦

Bazı insanların hayatında belli bir tarihin önemi büyük oluyor. Henüz 35 yaşındayken, 5 Ocak günü için yazdığı bir şiirle ünlenip ömür boyu ‘Bayrak Şairi’ olarak anılan Arif Nihat Asya, bir başka 5 Ocak günü hayata gözlerini yummuş.

5 Ocak Adana’nın Kurtuluşu kutlu olsun!

Kaynaklar:

Hürriyet, Soner Yalçın, 6 Haziran 2010
Turkish Music Portal

 

Categories: Edebiyat, Kutlama, Müzik, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Refresif

Refresif’in ‘New York Hayali’ gibi bazı başka parçalarını daha kanalından paylaştığını öğrendim.

Ben Refresif’i yanılmıyorsam 2014 yılında tanıdım. Mutsuz mutsuz Ankara’da yaşayıp Ankara’dan ayrılma hayalleri kurarken “Ankara’dan ayrılsam üzülür müyüm ki?” sorgulamalarından uzak durmaya çalıştığım günlerde çıktı “Ankara kimine bir şehir kimine bir şiir gibi” sözleriyle ve görüntüleriyle insanı yeniden Ankara sevdalısı yapabilecek ‘Ankara’ klibi karşıma 😀 Tamam, gri gri hiç iç açıcı bir kent olmasa da bahsedilen her semtte bir anı var, yaşanmışlıklar var, dostlar var, Özlemler var… Refresif’in sözleriyle:

Denizi olmasa da mavi düşlerimizde yunuslar da boğulur.

Kimisi AŞTİ kadar alışık vedalara
Kimisi Ulus kadar yorgun…

Sevgiler Refresif! Sana inanıyorum…

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Castro Duysa…

Ankara’nın Çankaya Belediyesi’ne bağlı bir parka ‘Castro Parkı’ adı verilmekte olduğunu öğrendim. Pek cüretkar bir davranış tabii ama ‘putlaştırılma’ kaygısıyla isminin parklara bahçelere verilmesini istemediğini dile getiren Castro duysa ne derdi acaba…

Ilgili Yazı: Beni Putlaştırmayın

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Murphy Ailesi

Değerli koreografımız Beyhan Murphy’nin eşinin 1980’lerde parlamış rock grubu Bauhaus’un vokalisti Peter Murphy olduğunu öğrendim. 1992’de Londra’yı bırakıp Ankara’ya yerleşme sebepleri, çocuklarının bu ülkede yaşamalarını istemeleriymiş. 2002 yılında Hürriyet‘e verdiği bir röportajda şöyle demiş Beyhan Hanım: “Buradaki insan ilişkileri, genişletilmiş aile sistemleri ve arkadaş destek mekanizmaları hakikaten muhteşem. Türkiye’de çocuk yetiştirmek daha kolay.”

[NudeAvenger]

[Beyhan M.]

Categories: Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yapılacaksa Biz Yaparız 

Ankara’nın eski valilerinden Nevzat Tandoğan’ın 1946’da intihar ederek öldüğünü öğrendim. Tek partili dönemde onyedi yıl Ankara’ya vali (ve tabii belediye başkanı) olmuş ve başkentteki birçok uygulamanın mimarı kabul edilen, eski eğitimci Tandoğan hakkında günümüzde pek kimse bir şey bilmiyor olsa da Anadolu insanına seslendiği şu lafı birçok yerde geçiyor: “Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız, komünizm gerekirse onu da biz getiririz.”

Ankara’nın Tandoğan Meydanının adı birkaç yıldır Anadolu Meydanıdır.

Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Haymatlos 2

Nazi Almanyası döneminde çalıştıkları üniversitelerden uzaklaştırılınca ülkemize yerleşmiş değerli bilim insanları hakkında yapılmış ‘Haymatloz – Türkiye’de Sürgün’ adında yeni bir filmin iki ay önce Almanya’da gösterime girdiğini öğrendim. 1933’te çıkan bir kanun ile faşizm karşıtı Alman profesörler veya Yahudiler işlerinden çıkarılıyor. Bütün kapılar yüzlerine kapanınca büyük sıkıntıya düşen ve yaşamları alt-üst olan bu ‘istenmeyen’ sanatçılara ve bilim insanlarına biz kucak açıyoruz. Atatürk bu insanları ülkemize davet ediyor. Aralarında ünlü politikacılar, mimarlar, heykeltraşlar, besteciler bulunan sürgün konuklara TC’nin çağdaş üniversitelerinin kurulması aşamasında büyük yetkiler veriliyor. Örneğin Otto Gerngross Ankara’da Ziraat Fakültesini kurmuş.

Belgesel filmin yönetmeni Eren Önsöz, bu profesörlerden beşinin öyküsü üzerinden o dönemin gelişmelerine ışık tutmuş. Filmde bu kişilerin yaşayan akrabalarını dinleme şansı buluyorsunuz. Umarım bizde de gösterilir de biz de buluruz.


[Esin Özbanazı, DW Türkçe]

 

Kaynaklar:
Filmin Web Sitesi ve
Aydınlık (Mehmet Özaydın, 27.10.2016)

Categories: Ülkeler, Bilim, Eğitim, Güncel, Sanat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Haile Hayran

Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’nin de Atatürk’e hayranlık ve şükran duyduğunu öğrendim. Haile Selassie, 1916’dan itibaren yaklaşık 60 yıl Etiyopya’nın yönetiminde kalmış liderdir. Kölelik karşıtı çalışmaları da dahil, gerek Etiyopya gerekse tüm Afrika açısından önemli başarılara imza atmış olan Selassie, ayrıca Rastafari’ye gönül vermiş bireyler arasında ‘yeniden dirilmiş mesih’ yani ‘tanrının beden bulmuş hali’ olarak kabul edilir ve saygı görür. Zaten ‘Ras Tafari’, Haile Selassie’nin isimlerindendir.

Anıtkabir Müzesinde, beyefendiyle ilgili bir gümüş çelenk varmış. Bir sonraki ziyaretimizde buna da dikkat etmeli.

Kıymetlimiz Bob Marley’in de rasta olduğunu da bu vesileyle hatırlayalım isterim tabii.

Categories: Ülkeler, Dergi, Müzik, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Veli’nin Oğlu Veli

Şair Orhan Veli Kanık’ın babasının önemli bir müzisyen olduğunu öğrendim. Bu mütevazı kişilik bir klarnet virtüözü ve bestekar olmasının yanı sıra ülkemizde müzik adına önemli ne kadar Cumhuriyet dönemi girişimi varsa hepsinde rol oynamış. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) atası olan bandomuz ‘Mızıka-ı Hümayun’da yer almış örneğin. Sonra şartların gerektirdiğince Ankara’da Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti’ni oluşturmuşlar. Şeflik yapmış. Milli marşımızın bestecisi ve CSO Şefi Zeki Üngör ile müzikte batılılaşmaya imza atmışlar. Profesör olarak Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşuna da yönetimine de katkıda bulunmuş. Bu okul, müzik öğretmeni ve sanatçı yetiştiren kuruluştur ve sonradan Konservatuvara dönüşen yapıdır. Aynı zamanda rütbeli bir asker olan Veli Kanık da değerli müzik insanları yetiştirmiş. Ankara Radyosunun müdürlerindenmiş.

Categories: Edebiyat, Eğitim, Kültür, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Doktor Doğramacı

Zamanında, Ankara’da yaşadıkları dönemlerde, Koç ailesinin çocuk doktorunun İhsan Doğramacı olduğunu öğrendim. Suna Kıraç filan çocukken hastalanınca hemen rahmetli Doğramacı’ya götürülürmüş.

 

 

 

 

Kaynak:

Kıraç, S. (2006). Ömrümden Uzun İdeallerim Var. İstanbul: Suna ve İnan Kıraç Vakfı

Categories: Diğer, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ankara Yeniden

İki yıl içinde Ankara’da nelerin değiştiğini öğrendim. Gözlemlerimden bir kısmını okumak için şu yazıma bakabilirsiniz: Ankara Notları

Categories: Güncel, Seyahat | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Ankara Güzel mi?

Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüşüdür” lafını ortaya çıkaran zat-ı muhteremin Yahya Kemal olduğunu öğrendim. Tabii Üstadın Ankara yaşamının Kurtuluş Savaşı yılları ardından başladığını unutmamak lazım. 1923-26 arası Urfa Milletvekiliydi. 1926-33 yılları arasında ise Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde elçi olarak yaşadı. Dönüşte yine vekillik işleriyle uğraştı ve bu arada otellerde yaşamını sürdürdü. Gezmeyi seven bu İstanbul aşığı zaten 1958’de de öldü ve dolayısıyla Ankara’nın bu gününü görmedi. Görseydi ne derdi bilemem tabii ama Ankaralı Can Dündar’ın, şairi zaten şu şekilde yanıtladığını da yeni öğrendim: “Ankara’nın en iyi tarafı İstanbul’dan dönmesidir.” Takdir sizin.

 

Bloglarımdan:

Ankara’da Ne Yapılır?

Ankara’da Başka Ne Yapılır?

Sonbaharda Kızılay

Ankaralı Gerçekler

Ankara’da Ne Yapılmaz?

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum

Herkes Ne Zaman Ölür?

Ankara’da hapiste tanıştığı Deniz Gezmiş’in, yaşam öykülerini anlatmasını kendisinden rica etmesi sonucu “Gülünün Solduğu Akşam” adlı muhteşem eseri kaleme alan Can Yayınları Kurucusu Yazar Erdal Öz’ün bir 6 Mayıs günü öldüğünü öğrendim. Yani Deniz Gezmişlerin asılarak idam edildiği 6 Mayıs 1972 tarihinden otuzdört yıl sonra, ölümlerinin yıl dönümünde…

Kitaptan Bir Bölüm Okumak İçin: Cafrande

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Başkentimin Heykelleri

Yaşanan acı olaylar nedeniyle haklı olarak ilan edilen yasın Ankaramızın başkent oluşunu kutlamamızı da engellemesi beni bu konuda basit de olsa bir şeyler yapmaya itince, yıllarca yaşadığım kent hakkında araştırma yaparak daha önceden bilmediğim bazı şeyler öğrendim. Bunlardan biri, şehrin çeşitli yerlerinde görmeye alışık olduğumuz heykel ve anıtların çoğunun aynı heykeltraş tarafından gerçekleştirilmiş olması. Üç gün önce yüreğimizi dağlayan olayın yaşandığı Gar Meydanı’ndaki Miras, Abdi İpekçi Parkı’ndaki Eller, Yüksel’deki İnsan Hakları Heykeli, Olgunlar’daki Madenci, Polatlı’daki Duatepe Anıtı, TESK‘in önündeki anıt ve hatta Cinnah Caddesi başında yıllardır dans edip tepki çeken terbiyesiz (!) Balerinler, hepsi ve daha fazlası Metin Yurdanur‘a aitmiş.

Categories: Güncel, Kutlama, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Ülkem

Categories: Güncel | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

55 Yıl Önce 555

1960 yılında, 27 Mayısın hemen öncesinde, Ankara’nın göbeğindeki Kızılay’da Demokrat Parti ve Başbakan Adnan Menderes aleyhine yapılan geniş çaplı protesto eylemine 555K dendiğini öğrendim. Mayısın beşinde gerçekleştirilen gösterinin parolasıymış 555K; ‘5.ayın 5.günü saat 5’te Kızılay’da buluşalım’ anlamında. Aslında o gün o saatte Kızılay’da DP’ye sevgi gösterisi yapılacak, Menderesgiller meclisten çıkınca partili gençlerce alkışlanacaktır, ama bunu öğrenen iktidar aleyhtarı gençler de karşıt gösteri yapmayı kararlaştırır ve bu 555k parolasıyla geniş bir kesimi o gün Ankara’nın ortasında buluştururlar. Menderes Kızılay’a geldiğinde eylemcilerin ortasında kalır. Bu olaydan 22 gün sonra Albay Alparslan Türkeş’in radyodan okuduğu bildiriyle asker yönetime el koyar.
Peki tüm bu olaylar nasıl alevlenmişti? Demokrat Parti, yaşamaya başladığı gerginlikler ve halkın mutsuzluğu konusunda CHP’yi sorumlu görüyor, bu partinin halkı ve orduyu DP iktidarına karşı kışkırttığını söylüyor. Muhalefet parti ve medyanın soruşturulması amacıyla  bir komisyon kuruluyor ve komisyonun çalışmaya başlamasıyla ülke de karışmaya başlıyor. Nisan ayında öğrenci protestolarına yapılan müdahalede Turan Emeksiz’in öldürülmesini müteakip İstanbul ve Ankara’da sıkıyönetim ilan ediliyor.
Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Cinnah

Ankara’da yıllarca çalıştığım caddenin adı olan Cinnah’ın Pakistan’ın kurucusunun ismi olduğunu öğrendim. Muhammed Ali Cinnah, Hindulardan ayrı, bağımsız Müslüman Pakistan Devleti’nin kurulmasında önderlik etmiş ve ilk Devlet Başkanı olmuş.

 

Daha Fazla Detay: KimdirKimdir.com

Categories: Ülkeler, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , | 2 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: