Ülkeler

Bitcoin Yasağı

Dünyanın çeşitli ülkelerinde 31.000 çalışanı olan İskandinav Nordea Bankası’nın, çalışanlarının bitcoin ve benzeri kripto paraya yatırım yapmasını yasaklayacağını öğrendim. Güney Kore de anonim banka hesaplarıyla ilintili olarak benzeri bir yasak getirmeye hazırlanıyormuş.

Reklamlar
Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Çin’de Yasak

Facebook, Youtube ve Google kullanımının Çin’de yasak olduğunu öğrendim. Günlük hayatta kullandığımız başka bazı siteler ve uygulamalar da yasaklıymış. Whatsapp erişiminde de sıkıntılar varmış.

Categories: Ülkeler, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Üstsüz Olabilirsin, Tayt Giyemezsin, Flört Yasak

New York’ta, kanunen yasak olduğu hâlde her gün yüzlerce yurttaş tarafından çiğnenmekte olan bazı konuları öğrendim. Birkaç tanesini sıralarsak:

1. Gülmek için birinin kafasına top atmak,
2. Nanik yapmak,
3. Kadınların vücudu saran kıyafetle dışarı çıkması,
4. Flört,
5. İki veya daha fazla kişinin bir arada maskeyle dolaşması (Cadılar bayramında filan sakata gelmeyin 🙂 Kimliğinizi gizleyen kostüm yasakmış.)

Yüz – iki yüz yıllık yasakların her birinin bir öyküsü ve kanunda yer alma nedeni var elbet. Ancak bugün, bu yasaları her çiğnediğinizde yakanıza yapışmalarının imkanı yok. Yapmıyorlar da. Sadece bir olay yaşanır ya da şikayet olursa yasa devreye giriyormuş. Örneğin, ‘akraba olmayan ikiden fazla kişinin aynı evde yaşaması’, kötü niyetli bir komşu tarafından şikayet edilirse ya da siz gerçekten kötü işler yapıyorsanız dava konusu oluyormuş. Başka bir nedenle evinizi aramaya geldiklerinde filan sorun olabiliyormuş anca.

Birisi sizi bakışlarıyla rahatsız eder ve siz şikayetçi olursanız flört yasası girer devreye muhtemelen. İstenmeyen flörtün cezası 25 Dolarmış. Bizde olsa, “parasıyla değil mi” diyerek devam ederlerdi sanırım 😀 

Dumb Laws sitesinde daha komik ifadeler de var “Binadan atlamanın cezası ölümdür” gibi (Başladığın işi yarım bırakmanı istemiyor demek adamlar).

Ya da, “Ticari amaçla kullanılmadığı sürece kadınların toplum içinde üstsüz olması serbesttir” gibi (Ama vücudunuzu saran kıyafet olmaz, dikkat edelim) 😮

Ya da, “Asansörde başkalarıyla konuşulmaz. Eller kavuşturulmuş biçimde kapıya bakarak durulmalıdır” gibi (filmlerdeki o buz gibi asansör sahnelerinin sebebi bu mudur ki?)

“Pazar günleri cebinde külah dondurmayla dolaşmak yasaktır” gibi…

Ama biz milleti bırakıp kendimize bakalım en iyisi. Biz iyi olalım, onlar bizi örnek alsın. 🙂 Üstümüzde bluz, cebimizde dondurma külahı olan bir Pazar günü asansörde insanlarla konuşmanın kötü bir şey olmadığını gösterelim. Ama yine de vücudu saran bir kıyafetle bindiğimizde konuşmamakta fayda var.

Kaynaklardan bazıları: Dumb Laws & Time Out

Categories: Ülkeler, Giyim, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Çin İşi

Kafa nakli yapılması konusunda çok ciddi çalışmalar olduğunu ve bunu gerçekleştirmeye çalışan Doktor Canavero’yu Çin Hükümetinin desteklediğini öğrendim. İsim de çok canavarımsıymış ama… 🙂

Haberin detaylarını Onur Bey‘in heyecanlı kaleminden okumanızı öneririm.

Categories: Ülkeler, Bilim, Güncel, Sağlık, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Donald Duck Yasağı

Donald Duck’ın Finlandiya’da 1970 yılında yasaklandığına, yani bu sevimli ördeğin altına bir şey giymediği için eğitim devi bir ülkede halen yasaklı olduğuna, dolayısıyla çizgi filmlerinin televizyonda gösterilmesinin ve hatta çizgi romanlarının satılmasının yasak olduğuna dair bir paylaşımın uzunca bir süredir sanal alemimizde paylaşılmakta olduğunu öğrendim. ‘İlginç bilgi’ paylaşan bütün sitelerimiz ve sosyal medya hesaplarımız bunu bu kadar net bir bilgi olarak paylaşmış. Hem de ne cümleler kurarak… Yani çok aradım aksini iddia eden Türkçe bir hesap ama bulamadım. Ancak gerçek şu ki, böyle bir yasak yok! Hatta çok başarılı bir dergisi bile var: Aku Ankka (yani Donald Duck’ın Fincesi). Peki nereden çıkmış bu Daisy ile evlilik dışı ilişki yaşayan donsuz Donald hikayesi? Helsinki’de 1977’de yaşanan finansal sıkıntı üzerine yapılan toplantıda, Liberal Parti yerel temsilcisi Holopainen’in şöyle bir önerisi olmuş: Gençlik merkezleri için Donald Duck çizgi romanlarını satın almayı keselim. Para sıkıntısını çözmeye çalıştıkları için öneri kabul edilmiş ve şehir fonundan yapılan bu harcamaya son verilmiş. Ertesi yıl yapılan seçimlerde, öneri sahibi beyefendinin de aday olması, akıllara bu konuyu getirmiş ve medyanın abartılı başlıkları da devreye girince söylentiler almış yürümüş. Holopainen seçimi kaybetmiş ama Donald Duck kazanmış! Belli ki iyi reklam olmuş. Finlandiya’nın bu ünlü pekin ördeğine duyduğu sevgi katlanarak artmış.

Kısaca: Böyle bir yasak hiç olmamış!

Kaynaklar: Snopes ve The Disney Wiki (bu konuda bolca İngilizce kaynak var ve forumlarda olsun, videoların altında yazan yorumlarda olsun Fin halkı sürekli bu çizgi filmin ülkelerinde yasak olmadığını, aksine çok popüler olduğunu anlatmaya çalışmış.)

Categories: Ülkeler, Dergi, Teknoloji, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Koca Kentin Kitap Kulübü

Viyana’da her yıl ‘Eine STADT. Ein BUCH.’ adında bir etkinlik gerçekleştirildiğini öğrendim. ‘Bir KENT. Bir KİTAP.’ olarak çevirebileceğimiz bu etkinlik kapsamında belirlenen bir kitap ücretsiz olarak halka dağıtılıyormuş. Sınırsız değil elbet, ama nüfusu iki milyonu bile bulmayan kentte 100.000 bedava kitap bence son derece harika bir miktar. Yazarın wordpress blogundaki etkinlik listesinde ‘öğrencilerle tartışma’ ve ‘yazarla sohbet’ de var. Ne diyeyim? Ben daha üç kişi bulup bir kitap kulübü yapmayı başaramıyorum kendi kentimde, âlem şehirce organize olup kitap okuyor, tartışıyor. Tabii bu şehircilik başarısını göz ardı etmemek gerek. İşte kitap okumayı sevdirecek, teşvik edecek örnek bir çalışma. Ayrıca bu etkinlik sadece Viyana’da değil dünyanın başka şehirlerinde de yıllardır gerçekleştirilmekteymiş.

Bu harika projeden beni haberdar eden kitap dostu İrem Hölzl’e çok teşekkür ederim. Dilveedebiyat.com sitesinden bu konudaki yazısını okuyabilirsiniz: Yola Çıkmak

Bu sene seçilen kitabın Amerikalı yazarının kendi blogunu inceleyebilirsiniz: Stewart O’Nan

Etkinliğin resmi sitesine bakabilirsiniz: Eine STADT. Ein BUCH.

Dublin kent konseyinin her yıl Nisan ayında gerçekleştirdiği ve başkentle ilgili bir kitabı geniş kitlelere okuttukları ödüllü inisiyatifine delirebilirsiniz: Dublin One City One Book

Ya da hiçbir şey yapmayabilirsiniz… 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Categories: Antalya, Ülkeler, Edebiyat, Etkinlik, Kültür, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Dövmesi Olan Giremez

Japonya’da ‘onsen’ denen kaplıcalara girebilmek için vücudunuzda kesinlikle dövme olmaması gerektiğini öğrendim. Ayrıca, şifa niyetine kullanılan bu sıcak su havuzlarına girmeden önce iyice bir yıkanmanız ve sıcak su havuzuna çıplak girmeniz gerekiyormuş. Dövmeyi saklama şansınız da yok yani. 

Onsen… Dövmen varsa girme sen 🙂

Bu bilgiyi bana öğreten Minimalist Günlük sahibi Pelin Hanım’a teşekkür ederim. Japonya hakkında izlenimlerini okumak ve fotoğraflarına bakmak için blogunu ziyaret edebilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Kültür, Sağlık, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sünnete Son

Burkina Faso’da kadın sünnetinin yasaklanmasını sağlayan kişinin de Sankara olduğunu öğrendim. Thomas Sankara, Burkina Faso için ve hatta tüm Afrika için çok önemli çalışmalara imza atmış Devlet Başkanıdır. 1983-1987 yılları arasında başkanlık görevinde kalmıştır. Bu kadar değerli fikirleri ve icraati olduğu için de tabii ki bir takım güçleri çok rahatsız etmiş, dolayısıyla öldürülerek görevden alınmıştır.

Fransız sömürgesi oldukları zamanki ismi atıp ülkeye ‘Burkina Faso’ yani ‘başı dik insanların ülkesi’ adını veren de Sankara’dır.

Fakir insanların varlığından dolayı herhangi bir lüks harcama yapmaktan aşırı utanan Sankara, devletin başına geçtiği gibi önce kendi maaşını düşürmüş ve Mercedes makam arabalarını kaldırtmış. Bir uçağın her tarafının aynı anda havalanacağı ve varılması istenen noktaya aynı anda ineceği mantığıyla, birinci sınıfta seyahat edilmesine karşı çıkarmış.

O vakte kadar fazla ayrıcalıklı yaşamış sömürgenlerin rahatını biraz bozmuş tabii. Aslında yapmaya çalıştığı tek şey, ülkesini, dünyanın en fakir ülkelerinden biri olmaktan kurtarabilmekmiş. Başka devletlere el açmadan Burkina’daki kaynakları işleyerek kendilerine yetebileceklerini anlatıp durmuş. Yerli malı kullanımına yüreklendirmiş. Pamuğu ülkede yetiştirilmiş, ülkede dokunmuş kumaşlardan yapılma yerel giysiler giymeye çağırmış. İngilizce belgeseli izlerseniz görürsünüz, toplanmış onu dinleyen kalabalıkta tespit ettiği, tişörtünde Lewis filan yazan insanları yanına çağırıp çok sevimli bir suratla azarlıyor resmen. Çok espritüel bir insan olsa da zavallıcıklar ne utanmıştır.

Halk, demiryolu hattını bile elleriyle döşemiş. Öyle bir güç, bir enerji, bir iyimserlik ve inanç aşılamış insanlara.

Okur-yazarlığı artırmış. Ağaçlandırma çalışmalarıyla kurak bir ülkeyi hayata döndürmüş.

“Kadınlar özgürleşmedikçe sosyal devrim gerçekleşemez” diyen Sankara, ülkesi Burkina Faso’nun kadın hakları konusunda da ilerlemesini sağlamış. Hükümete ve askeri görevlere birçok kadın dahil etmiş. Liderlikler vermiş. Zorunlu evliliğin ve çok eşliliğin önüne geçilmesi çalışmalarının yanı sıra doğum kontrolünün yaygınlaştırılması konusunu da önemsemiş. Hamile kalan kızların okuldan uzaklaştırılmasıyla ilgili bir konuşmasında “mezun olmak üzere bile olsa kız öğrenciyi atıyorsunuz ama buna sebep olmuş erkek öğrenciye bir şey yapmıyorsunuz ve o, bebek yapmaya devam edebiliyor” diyor.

Bu yaşam öyküsünün en üzücü yanı da Sankara’nın eski dostu tarafından öldürtülmesidir. Bakanı ve hükümetin ikinci adamı Compaoré tarafından, otuz yıl önce bir Ekim gününde öldürülür Sankara ve adamları. Üstelik başına geleceklerden haberdar olan Sankara’ya bu kişinin tutuklanması emrini vermesi söylendiğinde arkadaşına ihanet etmenin kendisine yakışmayacağını söyler. Darbeyle başa gelen arkadaşı ise dostuna ihanetinden belli ki pek rahatsızlık duymaz. Sankara’yı büyük bir özlemle anmakta olan Burkina Faso halkı 2014 yılında ayaklanarak bu sözde arkadaş Compaoré’yi istifa etmek zorunda bırakır.

Sünnete dönecek olursak… Sankara’nın ölümünden sonra, pek çok şey gibi, kadın sünnetlerini (FGM) kontrol altına alan politikalar da unutulmuş. 1996 yılında yeniden yasaklansa da uygulamaya pek geçememiş. Demek ki neymiş…

Kaynaklar:

The Burning Spear – Yejide Orunmila – Jun 13, 2017

* Belgesel Film: Thomas Sankara: The Upright Man (2006), Robin Shuffield (İngilizce)

[Ümit Kıvanç, üstte linkini verdiğim İngilizce videonun bazı bölümlerini Türkçe alt yazı ile şu videosuna eklemiş: Burkina Faso, Thomas Sankara (2009, 2014)]

[JAH FIYAH]

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Eğitim, Kültür, Müzik, Seyahat, Sinema, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Hip Hop Bulvarı

Haziran ayında, Bronx’taki (New York) bir caddenin adının ‘Hip Hop Bulvarı’ olarak değiştirildiğini öğrendim. Kaynaklar, hip hop’ın burada doğduğunu, dolayısıyla da caddenin bu ismi sonuna kadar hak ettiğini belirtiyor.

Categories: Ülkeler, Kültür, Kutlama, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güneydeki Bilinmeyen Ülke

Avustralya kıtasına adını veren ‘Australis’ sözcüğünün Latincede ‘güney’ anlamına geldiğini öğrendim. Güneydeki, güneyli, güneye ait, güney tarafta olan demekmiş Australis.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil | Etiketler: , , , , , , , | 5 Yorum

Şarlatan!

Nazım Hikmet’in Pierre Loti’yi hiç sevmediğini öğrendim. Buyurunuz ünlü yazar için 1925’te yazdığı şiiri:

Esrar!
Tevekkül!
Kısmet!
Kafes, han, kervan
şadırvan!
Gümüş tepsilerde rakseden sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah.
Minarelerden sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar
ayaklarıyla gergef dokuyor.
Rüzgârlarda yeşil sarıklı imamlar ezan okuyor!

İşte frenk şairinin gördüğü şark!
İşte
dakikada 1.000.000 basılan
kitapların
şarkı!
Lâkin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark
yoktu,
olmayacak!

Şark
üstünde çıplak
esirlerin
aç geberdiği toprak!
Şarklıdan başka herkesin
orta malı olan memleket!
Açlığın kıtlıktan öldüğü diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupanın ambarı!

Asya!
Amerikan dretnotlarının tel direklerine
senin Çinlilerin
uzun saçlarından
sarı mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
Himalayanın
en yüksek
en dik
en karlı tepesinde
Britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
Paryaların
beyaz dişli ölülerini attığı Ganja!
Anadolu baştan başa
Armistrongun
talim meydanı oldu!
Asyanın bağrı doldu!
Şark
yutmayacak
artık!
Bıktık be bıktık!
İçinizden biri
can verebilse bile
açlıktan ölen öküzümüze,
burjuvaysa eğer
gözükmesin gözümüze!
Hattâ sen
sen Piyer Loti!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize
geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!
Fransız zabiti sen,
o üzüm gözlü Azadeyi
bir orospudan
daha çabuk unuttun!
Kalbimize diktiğin
Azadenin taşını
bir tahta hedef gibi topa tuttun!
Bilmeyenler
bilsin:
sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!
Şarlatan!
Çürük Fransız kumaşlarını
yüzde beş yüz ihtikârla şarka satan:
Piyer Loti!
Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!
Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
Şarkın kurtulduğu gün
senin ruhunu
köprü başında çarmıha gerer
karşısında cigara içerdim!
Ben elimi size verdim,
size verdik biz elimizi
kucaklayın bizi
Avrupanın sankülotları!
Sürelim yan yana bindiğimiz al atları!
Menzil yakın
bakın
kurtuluş günü artık sayılı.
Önümüzde şarkın kurtuluş yılı
bize kanlı mendilini sallıyor.
Al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor.

 

*******************************************

HİKMET Nazım, “835 Satır (Şiirler 1)”, (Ed.Güven Turan, Fahri Güllüoğlu), Bütün Şiirleri, Mehmet Hikmet, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2008, s.34-37.

Mahmut Keçeci‘nin sesinden şiiri dinleyebilirsiniz.

Sevmeme nedeni net değilse AGOS‘tan detaylı okuma yapabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Edebiyat, Ekonomi, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kendi Dininden Olmayana Kıyanlar

1572 yılında Fransa’da korkunç bir katliam yaşandığını ve binlerce protestanın öldürüldüğünü öğrendim. Öncesinde uzun yıllardır devam edegelen bir Protestan-Katolik anlaşmazlığı var. O sırada tahtta olan IX.Charles ve ondan daha da çok tahtta olan İtalyan Medici sülalesinden gelmiş annesi Catherine de Medici, sonunda bu iki grubu barıştırıp kaynaştıracak bir çözüm bulur: Charles’ın kardeşi yani Catherine’in kızı Katolik Margaret ile Navarre’den olan Protestan Henry evlenmelidir. Ancak düğün için gelen protestan konuklar katledilir, Fransız protestanları Huguenotlar’dan olan lider öldürülür. Aziz Bartholomew Gününde Paris sokaklarını kan gölüne çeviren bu kıyım ünlü film Kraliçe Margot’da da anlatılmaktadır (Dumas romanından uyarlama).

Tabii ki ve maalesef ki tarihte kendi dininden olmayanları toptan ortadan kaldırmaya çalışanlar sadece Fransız soylu familyaları ve onların takipçileri değil. Daha önce ‘Ütopik Düşünceler‘ başlıklı yazımla İngiltere’nin Katolik Kilisesinden ayrılışına ve yerine kurulan Anglikan Kilisesinin işleyişini onaylamayan Thomas More’un idamına değinmiştim. İşte bu yeni yapılanmayı kabullenemeyen bir kişi daha vardı: Mary Tudor. Yani İngiltere Kralı VIII.Henry’nin Anne Boleyn ile evlenebilmek için tüm ülkenin dinini değiştirip de boşadığı karısından olan kızı. Yaşadığı her şeye rağmen ve de yıllarca tam bir Katolik olarak kalmayı başarmış olan I.Mary, 1553’te tahta geçince ülkeye Katolikliği yeniden yerleştirmeye kararlı bir şekilde çalışmalara koyulur. Beş yıllık saltanatı süresince yüzlerce protestanı yaktırır ve tarihe ‘kanlı’ yani Bloody Mary olarak geçer. Ardından tahta gelen I.Elizabeth protestandır ve tahmin edersiniz ki 1572’de Fransa’da yaşanan katliam günlerine çok üzülmüştür, ama bu yazıyı artık burada kesmek daha hayırlı olacaktır. Nitekim yine öğrenince mutlu olmadık… 😦

 

 

Catherine de Medici – BBC Historic Figures

Mary I – BBC Historic Figures

Categories: Ülkeler, Sinema, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Parası Kadar Konuşuyor

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, ülkedeki su sıkıntısını çözümleyebilmek için Antarktika’dan buz dağı çekmeyi planladığını öğrendim. Yok artık yaa! Hepimizin geleceğini satın alabilmek için kaç para verecekler acaba? Kime verecekler? Yabancı kaynaklarda hararetli tartışmalar başlamış bile. Tabii ki bunun faturasını tüm müslümanlara keserek “size olmaz o, kutup ayıları dışkıladığı için helal değil” gibi düzeysiz espriler yapan da var, “siz bu yarı kürede yaşamıyorsunuz bile, gidin kuzey kutbundan çekin” diyerek malı sahiplenen Avustralyalılar da, olayı daha sağduyulu bir biçimde değerlendirebilen de, her zamanki gibi sadece küfür yazabilen sözcüksüz takımı da. Ne olursa olsun bu tartışmalar bile suyun biz insanları ne durumlara sokacağı konusunda ufak bir hatırlatma aslında, ama… Off yine sözün bittiği yerdeyim 😦

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Doğa, Ekonomi, Güncel, Hayvan, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Yaz Saati – Kış Saati

Yaygın kanının aksine, yaz saati-kış saati uygulamasının fikir babasının Benjamin Franklin olmadığını öğrendim. Franklin’in 1784’te kaleme aldığı satirik bir makalede “Parizyenler erken yatıp şafak vakti uyanmayı alışkanlık haline getirirse mum masrafını ciddi anlamda düşürebilirler” dediği için bu uygulamanın mucidi kendisiymiş gibi söylenirmiş.

Günümüzde yetmişten fazla ülkenin kullandığı uygulamanın ilk kimin fikri olduğundan emin olamadım çünkü değişik kaynaklarda değişik isimler anılıyor. Ancak bir konuda hepsi birleşmiş: Saati geri alarak ya da ileri alarak gerçekleştirilen haliyle gün ışığından daha fazla yararlanma uygulamasını (DST) ilk kez Almanlar kullanmış 1916 yılında, savaş kaynaklarına katkı sağlamak amacıyla. Tabii müttefiki Avusturya da kullanmış.

Yaz saati, kış saati, hani bunun ilk sahibi? 🙂

Kaynaklar: timeanddate.com & History.com

Categories: Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Kaç Ülke Var?

Dünyada kaç ülke olduğu sorusuna kısaca “195” dendiğini öğrendim. Yani Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülke + Vatikan ve Filistin. Ama aslında doğru cevap biraz daha karışık. Örneğin BM tarafından Çin’e bağlı olarak kabul edilen Tayvan, ülkeler listesinde yer almamaktadır. Bir de tabii tanıma-tanımama halleri var. O onu tanıyor, bunu tanımıyor şeklinde uzayıp giden bir liste var ki içinden çıkmak mümkün değil. Örneğin KKTC’yi biz tanıyoruz ama bu, ülkeler listesine girmesine yetmiyor. Ayrıca Kosova da bu listelerde yer almıyor. Hong Kong gibi ülke kılıklı olup da farklı konumda bulunan birçok devlet daha var ki bu da ülke sayısını çok çok yukarılara çıkarır. Ülke kavramının tanımına göre sorunun cevabı değişkenlik gösteriyor. 

 

 

Alfabetik sıraya göre ülkeler listesi: Birleşmiş Milletler

 

Nüfusa göre ülkeler listesi: worldometers (Türkiye 19. sırada)

 

Categories: Ülkeler, Coğrafya | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eğitim İçin İzmarit

Brezilya’nın bir şehrinde yerlere atılan sigara izmaritlerinin toplanarak kağıt hammaddesine dönüştürüldüğünü öğrendim. Kağıtlar da okullarda kullanılıyormuş. 

Bahsedilen kentin nüfusu 105.000. Antalyamınsa 2,5 milyon civarı. Ne kadar isterdim güzelliğinin izmaritlerden arındırılmasını… Eğitim kısmını da sonra bir ara düşünürüz elbet.

Kaynak: Yeşilist, Görkem Gömeç, 19.04.2017

Categories: Antalya, Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

En Güvenli Kent

2015 yılı bitiminde the Economist Intelligence Unit tarafından sunulan rapora göre dünyanın en güvenli şehrinin Tokyo olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyanın en kalabalık kenti olan Tokyo, şu alanlarda yapılan incelemelerin ardından en güvenli ilan edilmiş: Dijital güvenlik, sağlık güvenliği, altyapı güvenliği ve kişisel güvenlik.

Kaynak: Business Insider UK  &  The Safe Cities Index 2015

CIA‘ya göre kentin nüfusu 38.001 milyon

Categories: Ülkeler | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Doğum Günüm

17 Nisan’ın hem Köy Enstitülerinin hem de Öğrenince Mutluyum’un doğum günü olduğunu biliyordum da, Dünya Hemofili Günü de olduğunu yeni öğrendim. Halikarnas Balıkçısı’nın da yaş günüymüş. Yüz dolardaki resmin sahibi Benjamin Franklin’in ve 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ise ölüm günü. Bir de Gabriel García Márquez’in…

Aslında tarihe bugün kaydolmuş volkanik patlama faciası dahil ilginç olaylar var. Yıl 1492: Kolomb’un sürekli batıya giderek Hindistan’a ulaşmaya dair çılgın projesinin finansmanına İspanya Kraliyetinden  onay geldi. Böylece tüm geleceği değiştirecek imzalar atıldı. 1961: Castro rejimini yıkmak için Küba’ya ‘Domuzlar Körfezi’ Çıkarması. 1969: Sovyet askeri müdahalesi ile Çekoslavakya Lideri Dubček görevinden uzaklaşmak zorunda kaldı. 1982: Kanada Anayasasının son hali Kraliçe II. Elizabeth tarafından imzalandı.

Hiç de komik olmayan bir şaka gibi ama 17 Nisan Suriye’nin de Fransa yönetiminden kurtuluşunu kutladığı Bağımsızlık Günü.

Geçen sene ilk yaş günümü kutlayışımın ardından bu blogu bitirmeye karar vermiştim. Bir ay hiç yazmadıktan sonra yeniden başladım ve Öğrenince Mutluyum’un 651. yazısını yayınladım şu an. İyi ki bitirmemişim. Öğrenmek ve öğretmek bana her zaman zevk vermiştir ama geçen yıldan bu yana blog üzerinden edindiğim dostluklar da ayrı bir güzel. Varlığınız ve destekleriniz için teşekkür ederim… Saygılarımla…

Doğum günümüz kutlu olsun!

İlk Yazım: 17 Nisan 2015

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Edebiyat, Eğitim, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 35 Yorum

Tartışma

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçimine katılacak onbir adayın televizyonda dört saat tartıştığını öğrendim.

Categories: Ülkeler, Güncel, TV | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Hakaret Söylemleri

“Yahudi’ye güveneceğine yılana güven, Yunan’a güveneceğine Yahudi’ye güven, ama Ermeni’ye asla güvenme” şeklinde bir söz olduğunu öğrendim. Bazı kaynaklarda Fransız atasözü olarak açıklanıyor.

Bizim hakkımızda da bu tür sözler olduğunu biliyoruz tabii. En basitinden “Türk gibi başla, Alman gibi bitir” sözü. Ya da bilinen diğer biçimiyle “Türk gibi başla, Alman gibi çalış, İngiliz gibi bitir”. Başlamadaki şevkimizi bitirme sebatı olarak da gösteremediğimizin ima edilmesi çok da hoş değil tabii ama maalesef daha sevimsizleri de var.

Hakaret söylemleri için kaynak: insults.net

Categories: Ülkeler, Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Şarap Çeşmesi

İtalya’da ve İspanya’da şarap akan çeşmeler olduğunu öğrendim. İspanya’daki daha eski. Hristiyan hac rotası olan ‘El Camino de Santiago’ yolunda yer alan Irache Manastırı’nın oradaki şarap üreticisi firma sunuyor. Uzun bir yol yürüyen hacı adaylarının susuzluğunu gidermek için düşünülmüş. Tabii ki bedava. İki çeşmenin birinden su, diğerinden kırmızı şarap akıyor.

İtalya’daki iyiliksever bağ sahibi ise Ortona’da: Dora Sarchese. Orası da hac yolunda bulunuyor. Yedi gün yirmidört saat emre amadeymiş. Bu cömertliği suistimal etmedikleri sürece herkesin içebileceğini belirtmişler. “Naaptın Hacı!” dedirtmeyecek kadar yani.

[Carlotta Balena]

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Zalipie

Polonya’da Zalipie adında süslü evlerden oluşan masalsı bir köy olduğunu öğrendim. 

 

 

Öğrettiğin için teşekkür ederim Ruşyena

 

Categories: Ülkeler, Seyahat | Etiketler: , , , , | 2 Yorum

Ja, Ja Ja, Jaja ya da Jajaja

‘Jaja’ sözcüğünün bazı dillerde ‘yumurta’ anlamına geldiğini öğrendim. Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar, Karadağlılar ve hatta Lehler yumurtaya ‘jaja’ diyor (okunuşu ‘yaya’). Argo anlamı da var.

Bildiğiniz gibi ‘ja’ Almancada ‘evet’ anlamına gelir (okunuşu ‘ya’). “Ja ja” biçiminde söylerseniz, “heee, tabii tabii, görürsem söylerim” gibi bir anlamı vardır. Örneğin arkadaşınıza bir şeyi çabuk yapmasını söylüyorsunuz ya da borç istiyorsunuz, “ja ja” diyebilir. Almansa der tabii 🙂

İspanyol dili ülkelerinde ise “jajaja” bizdeki “hahaha” anlamına geliyor ve zaten öyle okunuyor. Yani gülme efekti. Ja’sını istediğiniz kadar uzatabilirsiniz doğal olarak. Bu iki harfe tüm dünyanın bu kadar değer vermesi de komikmiş hani. Jajajajajajaja

Categories: Ülkeler, Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Rasputin

Çocukluğuma damgasını vurmuş Boney M şarkılarından ‘Rasputin’in öyküsünü öğrendim. Şarkıya adını vermiş olan keşiş Grigori Rasputin Rus tarihinin en ilginç karakterlerindenmiş. Doğaüstü güçleri olduğuna inanılıyormuş. Keşiş dediğime bakmayın, bu iki metrelik derin bakışlı ve keçi kokulu beyefendiye kadınlar hayranmış. Onlarla birlikte olarak kendilerini günahlarından arındırıyormuş tabii ki. Bol içkili ve kadınlı bir hayat sürüyormuş  yani. Hatta kendisinin bulunduğu yerlerde inekler bile daha çok süt veriyormuş 🙂             [Kaynak: dailymail]

Sibirya’nın bir köyünde doğup Çarlık nazarında söz sahibi olacak bir yetki ve saygınlığa erişmek her babayiğidin harcı değil. Çariçe’nin sevgilisi olduğunu iddia eden de var sadece oğlunu iyileştirdiği için kalbini kazandığını da. Nitekim Çariçe’nin hemofili olan oğlunu doktorlar değil Rasputin iyileştirmiş anlaşılamayan güçlerini kullanarak. Çariçe Rasputin’i saraya kabul ettirmiş ve görüşlerine öyle değer vermiş ki bir süre sonra sarayın yetkili ağızlarının işine son verilerek boşalan mevkilere Rasputin’in söyledikleri yerleştirilmiş. Günümüz tarihçilerinin Rus İmparatorluğu’nun çökmesini ve SSCB’nin doğuşunu bile kendisine bağladığı bu efsanevi kişi yüzyıl önce öldürülmüş (30 Aralık 1916). Ölümü de çok zor gerçekleşmiş. Zehirlenmiş, ölmemiş, kurşunlar yemiş ölmemiş filan. Çok uğraşmışlar çünkü ülke yönetiminin bu denli kötüye gitmesinin sebebini ondan bilmişler. Bir rivayete göre de İngilizler barış yanlısı tutumundan hoşlanmamış. Sonuçta öldürülmüş ve 1917’de de Çar ve Çariçe tutuklanmış ve akabinde Bolşevikler tarafından kurşuna dizilmiş.

İlginç bir şekilde, Boney M grubunun çılgın dansçısı ve tek erkek elemanı Bobby Farrell de 30 Aralık 2010 tarihinde Rusya’da bir otel odasında ölü bulunmuş.

Karayip kökenlilerden oluşan bir Alman grubun söylediği İngilizce şarkıyla dünyaya Rus tarihi üzerine ders verirken çılgınca dans ettirmesi de müziğin evrensel gücüdür kanımca… Bu arada 1970lerde Boney M grubu Sovyetler Birliği’nde de çok popülermiş ama ‘Rasputin’ şarkısını SSCB’de verilen konserlerinde seslendirmeleri yasakmış.

Şarkının sözleri:

There lived a certain man in Russia long ago
He was big and strong, in his eyes a flaming glow
Most people looked at him with terror and with fear
But to Moscow chicks he was such a lovely dear
He could preach the bible like a preacher
Full of ecstacy and fire
But he also was the kind of teacher
Women would desire

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
There was a cat that really was gone
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
It was a shame how he carried on

He ruled the Russian land and never mind the Czar
But the kasachok he danced really wunderbar
In all affairs of state he was the man to please
But he was real great when he had a girl to squeeze
For the queen he was no wheeler dealer
Though she’d heard the things he’d done
She believed he was a holy healer
Who would heal her son

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
There was a cat that really was gone
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
It was a shame how he carried on

But when his drinking and lusting and his hunger
for power became known to more and more people,
the demands to do something about this outrageous
man became louder and louder.

“This man’s just got to go!” declared his enemies
But the ladies begged “Don’t you try to do it, please”
No doubt this Rasputin had lots of hidden charms
Though he was a brute they just fell into his arms
Then one night some men of higher standing
Set a trap, they’re not to blame
“Come to visit us” they kept demanding
And he really came

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
They put some poison into his wine
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
He drank it all and he said “I feel fine”

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
They didn’t quit, they wanted his head
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
And so they shot him till he was dead

Oh, those Russians…

Categories: Ülkeler, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Yeşil Giymezsen Çimdiklerler

Aziz Patrick gününde yeşil giymeyenlerin neden çimdirildiğini öğrendim. Yeşil giyersen İrlanda cüce cinlerinin (Leprechaun) seni göremeyeceği düşünülürmüş. Cinler görebildiği herkesi çimdikleyeceği için, yeşil giymeyeni uyarmak isteyen kişiler sizi çimdiklermiş. Yani öyle veya böyle… 🙂

Tabii bunun aslında İrlanda ile ilgisi yok. Amerikan geleneği kendisi. St Patrick İrlanda’nın azizi olsa da onlar kimseyi çimdirmiyor ve hatta bu günün Amerika’da çılgınca kutlanmasını yadırgıyorlar biraz.

Geçen yılki yazım için: Aziz Patrick

Categories: Ülkeler, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Şengen

Schengen’in Lüksemburg’da bir kasaba olduğunu öğrendim. 1985 yılında bazı ülkeler bu kasabada bir araya gelerek bir anlaşma imzalayıp bir nevi sınırları kaldırdıkları için şengen ismi verilmiş vizelerine de.

Kaynak: Sami KILIÇ, Olmadı Gezeriz (Schengen vizesi ve nasıl alınabileceği hakkında çok daha detaylı bilgi almak isterseniz mutlaka ziyaret edin.)

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Değerli Domuzcuk

Danimarka’daki domuz nüfusunun insan nüfusundan fazla olduğunu öğrendim. 5.5 milyon civarı insan yaşayan ülkede bilinen domuz sayısı 24 milyon (bazı kaynaklar 13 milyon dese de aradaki farkın büyük olduğu net).

Bu arada 1 Mart günü ABD’de Ulusal Domuz Günü olarak kutlanır. Kutlu olsun! 😀

 

 

 

 

Kaynak: wiseGEEK

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Hayvan, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Senle Bitiyor

Danimarka halkının üçte ikisinin soyadının ‘-sen’ ile bittiğini öğrendim.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: channel4learning

 

Categories: Ülkeler, Dil, Kültür | Etiketler: , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: