Seyahat

Bursalı Laklakan

Bursa’da bir leylek hastanesi olduğunu öğrendim. Daha doğrusu, ondokuzuncu yüzyılda dünyanın ilk leylek hastanesine sahipmişiz. ‘Gurabahane-i Laklakan’, sakatlanan leyleklerin yanı sıra göç yolunda sıkıntısı olan diğer göçmen kuşların derdine de deva olmuş yıllarca. Derken bakımsız kalmış binası ve zamanla yok olup gitmiş. Ancak Osmangazi Belediyesi bu değere sahip çıkmayı aklına koymuş ve tarihi Irgandı Köprüsü’nün yanındaki hoş bir binanın restorasyonunu sağlayarak yine laklakana gurabahane olarak 2010 yılında hizmete açmışsa da yeni bina hayvan hastanesi olarak kedi-köpek-kuş, tüm sokak hayvanlarına yardım etmekteymiş.

Ben Pierre Loti’nin bir makalesinden öğrendim, ama Ahmet Haşim’in de “Gurebâhâne-i Laklakan” adında bir kitabı varmış ve Haşim de Bursa’da Haffaflar Çarşısı (Kapalıçarşı’daki ayakkabıcılar) meydanında bakım alan kuşlardan bahsedermiş.

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Aizonai

Kütahya’da muazzam bir antik kent olduğunu öğrendim. Turizm potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan (ama nedense ismi yanlış yazılan 😦 ) web sayfalarında şu özellikleri ön plana çıkarılmış Aizonai Antik Kenti’nin:

* Dünyada bir benzeri bulunmayan ve günümüze en sağlam gelmeyi başarmış Zeus Tapınağına sahip oluşu,
* Dünyanın bilinen en eski borsa yapısını barındırışı (ki bu yapı 1970 depreminde cami yıkılınca altından çıkmış),
* Stadyum-Tiyatro kompleksinin eşsizliği,
* Romalılara ait ilk barajı,
* Nekropolleri, köprüleri, tüneli…

Kaynak: Aizanoi.com

Kent hakkında detaylı bilgi almak için Ömer Çelik videosunu izleyebilirsiniz.

Not: TÜRSAB‘ın sitesinde gördüğüm şu ibare çok hoşuma gittiği için bunu da eklemeden geçemeyeceğim: “Fotoğrafların gerek amatör, gerekse profesyonel alanda kullanımı telif hakları açısından serbesttir.” Kendilerine teşekkür ederim 🙂

Categories: Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Maraş Cipsi

‘Maraş cipsi’ denen bir atıştırmalık olduğunu, tarhanadan yapıldığını ve çerez gibi yemek istenmezse çorbaya da dönüştürülebildiğini öğrendim. Yani kıtır kıtır tarhana çorbası yiyorsunuz gibi bir şey anladığım kadarıyla 🙂

Categories: Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , | 4 Yorum

Altın Leoparlar

Locarno Film Festivalinin düzenlendiği kentin İsviçre’de olduğunu öğrendim. En eskilerden olan festivalin ödülü altın leopar imiş. İki altın leoparımıza dair bir anıyı okurken öğrendim:

Ayrıca şehrin jeopolitik konumunun uygunluğundan olsa gerek şöyle de bir tarihi önemi varmış: I. Dünya Savaşında ortalığı kasıp kavuran Avrupa devletleri, savaştan sonra ilişkilerini düzeltmek için bu kentte biraraya gelmişler. Yani bir nevi öpüşüp barışma anlaşması olan Locarno Anlaşması burada oluşturulmuş. Detaylarını Ali Çimen’in ‘Sessiz Tarih‘ sitesinden okuyabilirsiniz.

Bu arada Cuma gecesi Locarno’da Imagine Dragons konseri varmış. Gidecekseniz söyleyeyim 😀

Categories: Coğrafya, Edebiyat, Etkinlik, Konser, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Batıya Doğru!

Ünlem işaretiyle biten bir yer ismi olduğunu öğrendim. Devon’da bulunan Westward Ho! isimli sahil kasabası adını bir romandan almış. 1855’te yayınlanan Westward Ho! (Batıya Doğru!) adlı kitap Charles Kingsley tarafından yazılmış. I.Elizabeth döneminde yaşamış bir denizcinin maceralarından yola çıkarak kaleme alınmış bu tarihi kurgu da Devon’da başlar ve denizlerde devam eder. İspanyollara karşı elde edilen zaferleri kutlar niteliktedir. Karakterimiz Amyas, Yenilmez Armada’ya büyük zararlar veren kuvvetleri komuta eden ‘Sir’ ünvanlı korsan Francis Drake’e katılır ve okuyucuyu keşiflere, fetihlere, zafer coşkusuna sürükler. İngiliz Emperyalizminin ateşli bir savunucusu tarafından yazılan kitap içinde korsanlarla mücadele, Karayiplerde hazine avı, sevdiğini kurtarma gibi unsurlar da barındırınca çok beğeni görmüş ve kısa sürede çok satmış tabii. İşte Devon’daki o yerleşim biriminin insanları da acaba bu kadar sevilmiş ve meşhur olmuş bir kitap bizi de iyi bir turist destinasyonu yapar mı ki diyerekten köylerine Westward Ho! ismini vermiş. Batıya Doğru!


Kitapla ilgili bilgi kaynağı: Revolvy

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İşe Erken Gitsen Ölür müsün?

Jack Daniel’ın işe erken gittiği için öldüğünü öğrendim. Şöyle ki; Bay Daniel işe bir gün herkesten önce gidiyor, kargalardan bile önce ki biraz iş bitirsin kimse yokken. Ve fakat alması gereken evrak kasada. Bay Daniel öyle yapıyor böyle yapıyor, şifresini anımsayamadığı kasayı açamıyor ve sinirden küplere binerekten kasaya haşmetli bir tekme savuruyor. Kasa açılmıyor muhtemelen ama Jack Daniel’ın parmağı kırılıyor. Bu bölgede oluşan enfeksiyon zamanla yayılıyor, kan dolaşımını etkiliyor ve bacak ampute ediliyor. Fakat kangren yayılması önlenemiyor ve Sevgili Jack işe erken gittiği günden 5-6 yıl sonra (1911) kan zehirlenmesinden (sepsis) ölüyor.

Olayın yaşandığı yörenin halkı bu öyküden yola çıkarak bir söz geliştirmişler: İşe asla erken gitme! (Belki de gece yuvarlanan Jackler yüzünden işe hep geç kalanların ahı tutmuştur.)

Tennessee’de Jack Daniel Distillery turu yapanlar adam öldüren kasayı da görebiliyormuş. Kasa da kasa ama yani…

Categories: Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Loti Evi

Pek çoklarının ‘eksantrik’ kabul ettiği ondokuzuncu yüzyıl yazarı Pierre Loti’nin Fransa’daki evinin 1969 yılında müze yapıldığını ve günümüzde de gezilebildiğini öğrendim. Rochefort’taki Pierre Loti Sokağında bulunan üç katlı evin içi Loti’ye yakışır biçimde son derece şaşaalıymış. Çok seyahat eden ve seyahatlerinden de mutlaka hayvan ve sanat eserleri toplayarak dönen yazarın doğduğu ev bu hediyelik eşyalarla dolunca yandaki evi de satın almış. İspermeçet balinası dişi, Senegal bilezikleri, Mısır kedisi mumyası, Japon süsleri gibi objeler toplayan bu ilginç insanın evi Cezayir’den alınan kaplumbağa ve mezar taşları gibi çeşitli nesneyle dolup taşarmış. Kaplumbağa çoktan ölmüş olsa da Loti’nin ilk romanı Aziyadé’ye adını veren trajik kahramanın sözde mezar taşı halen Fransa’daki müze evde sergilenmekteymiş. Loti, mezar taşının asıl sahibine olan büyük aşkını İstanbul’da yaşamış, bu aşkın romanı Aziyadé’yi de Rabia Kadın Kahvesi’nde yazmış derler. Yani adı sonradan Pierre Loti Kahvesi olan mekanda. Yani bulunduğu tepenin ismini değiştirerek İdris-i Bitlisi Tepesi yapmak istedikleri mekanda.

Oryantal dünyaya ve özellikle de Osmanlı’ya hayran olan Loti’nin ellerinden çıkan evin bazı bölümlerinde doğu hayranlığı çok net görülüyormuş. Umman sultanının verdiği hançer ve kılıç ile Fas sultanının armağanı olan kılıç ve gümüş kaplama tabancanın da yer aldığı Arap silahları koleksiyonu, damarlı mermer sütunlar, Osmanlı sediri, salon fıskiyesi, ahşap oymalı tavanıyla Türk salonu, çiniler ve çakma cami… Loti, Şam’da yanan bir caminin parçalarını satın alıp Rochefort’a taşımış ve yapıyı evinde yeniden inşa etmeleri için Suriyeli bir ekibi de beraberinde getirmiş.

Ev, halka açık olsa da ziyaret etmek zormuş. Sınırlı sayıda ziyaretçiye izin verildiği için rezervasyon zorunluymuş.

Kaynaklar:

Arthur Clark, Saudi Aramco World, Temmuz/Ağustos 1992 (Cilt 43, Sayı 4)

Elaine Sciolino, The New York Times Style Magazine, 12 Temmuz 2011

 

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Doğal Yaşam Köyü

Bademler’de bir doğal yaşam köyünün kurulmakta olduğunu öğrendim. Yapılacak bungalovlarda ve pansiyonculuk hizmeti verecek köy evlerinde kalmaya gelen konuklar o dönemde gerçekleşen tüm üretime katılacakmış. Domates toplama; çiçek hasadı; köy ekmeği pişirme; tarhana, bulgur, enginar dolması yapma gibi her türlü sürecin parçası olacaklarmış.

Kaynak: Cem Seymen, Para Dedektifi, 21.05.2017, CNN Türk

Categories: Doğa, Ekonomi, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bandoneon

Bandoneon adlı müzik aletinin aslen Almanya doğumlu olduğunu ve Bay Band tarafından kiliselerin ihtiyacını karşılamak için yaratıldığını, ancak enstrümanın Buenos Aires’e ayak basması ve bir süre sonra da tangoyla tanışmasıyla daha farklı bir değer kazandığını, yıllar içinde Arjantin’in ulusal çalgısı haline geldiğini öğrendim.

Bandoneon, akordeon’a çok benzese de kardeşi değilmiş ve kendisi pek çok müzisyen tarafından en zor çalınan müzik aleti olarak seçilmiş. Çalmasının zorluğu, körüğün iki tarafında da tuşlar bulunması ve her bir tuşun da körüğü açarken ve de kaparken farklı ses çıkartmasından kaynaklanıyormuş.

Libertango’yu bir de yakışıklı İtalyan bandoneon virtüözü Fabio Furia’dan dinleyiniz:

Categories: Kültür, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yurda Dönen Boğa

Bir şekilde yurt dışına çıkarılmış tarihi eserlerimiz arasında yer alan bir boğa figürünün ülkemize iade edildiğini öğrendim. İ.Ö. 3000-1000 arası bir zamandan kalan eseri Avusturyalı bir turist 1963 yılında tatile geldiği Antalya’da küçük bir dükkandan satın almış. 2015 yılında da kargo ile Antalya Müze Müdürlüğüne yollamış.

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Van – Tatvan

Tatvan – Van arası feribot yolculuğunun dört saat sürdüğünü öğrendim.

Gezinin detaylarını Hakan Özcan’ın blogundan okuyabilirsiniz: Uzaklara Yolculuk

Categories: Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Pembe Göl

Avustralya’nın batısındaki Middle Island adlı adada şeker gibi pembe bir göl olduğunu öğrendim: Lake Hillier.

Categories: Coğrafya, Doğa, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Lurlu Meydan

‘Lur’ isminde bir müzik aleti olduğunu öğrendim. Günümüzde, Danimarka’nın ulusal enstrümanı muamelesi gören İskandinav kökenli bu üflemeli çalgının mağara duvarlarında resmedildiğini gösteren fotoğraflar var. Bronz çağa ait olduğu düşünülüyor. Kopenhag’ın ünlü ‘Belediye Binası Meydanı’ Rådhuspladsen’da da lur çalan adamlar heykeli yükseliyor.

 

 

 

Categories: Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Atatürk Nazilli’de

Açılışını Atatürk’ün yaptığı ilk ve son fabrikanın Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası olduğunu öğrendim. Tabii ki bu fabrika Sümerbank’ın da ilk fabrikası. Kuruluşu çok kısa bir sürede Nazilli’nin çehresini değiştirmiş, gerek ekonomik gerekse sosyal ve kültürel anlamda canlılık kazanmasını sağlamış ve çağdaşlaşmasına katkıda bulunmuş. Halk operayı-tiyatroyu tanımış. Nazilli’nin ilk hastanesi bile Sümerbank tarafından yapılmış. 1937’de fabrikanın açılması kadar 2002’de kapanması da Nazilli’de hayatı değiştirmiş.

Sümerbank emeklisi İlhan Öden’in fabrikayla ilgili yazılarını paylaştığı blogunda verdiği kısa özgeçmişi her şeyi özetler gibi: “Nazilli Basma fabrikası lojmanlarında dünyaya geldi. Sümer ilkokulunu, Sümer ortaokulunu ve endüstri meslek lisesi tesfiye bölümünü bitirdi. Ekmeği, elektriği, suyu, önlüğü, donu, pijamaları Sümerbanktandı. İlk filmini Sümerbank sinemasında, ilk tiyatroyu ve ilk konseri Sümerbank salonunda, ilk maçını Sümerbank futbol sahasında izledi, Sümersporda futbol, voleybol ve basketbol oynadı. … ” O güzelim basmaları yeniden basma hayalini hep canlı tutan ve bu uğurda tek başına büyük çabalar harcayan Sayın İlhan Öden harika bir de video hazırlamış:
[İlhan Öden]

‘Gıdı gıdı’ dedikleri tren de işçileri taşırmış ve tabii o da yıllar önce yatırıldığı kenarda beklerken bir süre önce bakım görüp arada nostalji turları atmaya başlamış.

[Ali Turunç]

**********************************************************

Kaynaklar:
Nazilli Belediyesi

İlhan Öden: Blog & Facebook

 

İleri Okuma: İşte Atatürk

 

Categories: Ekonomi, Kültür, Sanat, Seyahat, Spor, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güneşin Adası

Rodos’a ‘Güneşin Adası’ dendiğini öğrendim. “Berrak gökyüzü, turkuazdan laciverte bir renk skalası sergileyen denizi, yüksek dalgalarıyla ve neredeyse her zaman güneşli oluşuyla bu ismi zaten hak ediyor” diyor Glimpses of the World ve ekliyor: “ama bu ismi almasının tek nedeni bu değil elbet.” Yunan mitolojisine dayanan öyküyü bu blogdan aktarıyorum:

“Zeus, devleri yenip de yeryüzünün efendisi olunca, dünyayı Olympos’un görkemli tanrıları arasında pay etmeye karar verir. Ancak paylaştırma işini gece yaptığı için ve Güneş Tanrısı Helios tabii ki o sırada orada olmadığı için, bu tanrının ismini de dahil etmek kimsenin aklına gelmez. Dolayısıyla bölüşüm işleminin dışında bırakılmış olur ve kendine ait toprak elde edemez. 

Sabah Zeus’a varır ve bu adaletsizlikten yakınır. Kendisi Zeus’un favorilerinden olduğu için ‘denizden gelecek ilk kara parçası’ ile ödüllendirilme sözü verilir. Konuşurlarken derin mavi sulardan çok güzel, çiçeklerle bezeli bir ada belirir.
Mutlulukla dolan Helios, adayı kendi aydınlığıyla yıkar ve Ege Denizinin en sevimli adalarından birine çevirir. Deniz Tanrısı Poseidon’un kızı Rodos’u görür görmez güzelliğine vurulduğu için bu peri ile evlenir ve topraklarına yerleştirir.”

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Cafe X

Verilen kahve siparişlerini bir robotun yerine getirdiği ve hiç çalışanı olmayan bir kafe olduğunu öğrendim. San Francisco’da açılan kafede sadece bir koldan oluşan robot çalışıyor.

Categories: Ekonomi, Güncel, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Didgeridoo

Aborjin kökenli didgeridoo adlı üflemeli çalgının nasıl yapıldığını öğrendim. Termit karıncalarının oyup içini boşalttığı ağaç dallarından yapılıyormuş. Tabii bunlar geleneksel olanları. Yoksa herhangi bir boruyla da çalışılabilir, iş ki öncesinde o egzersizleri yapıp o sesleri çıkarabilecek kıvama gelelim 🙂

[RamasHederas]

Categories: Doğa, Hayvan, Kültür, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Ağla Bebek Ağla

Japonların her yıl ‘Nakizumo’ adında bir ‘bebek ağlatma yarışması’ düzenlediğini öğrendim. İki sumo güreşçisinin kucağına alıp ağlatmaya çalıştığı bir yaşından küçük bebeklerden hangisi önce ağlarsa o kazanıyor. Aynı anda ağlarlarsa daha yüksek sesle ağlayan kazanıyor. Bu gelenek 400 yıldır devam ediyormuş ve bunu bebekler gelecekte sağlıklı olsun diye yapıyorlarmış.

[Ronin Dave]

Categories: Etkinlik, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Şeytan İşi Mangal

Et pişirme işini volkan ateşinde gerçekleştiren restoran olduğunu öğrendim. İspanya’ya bağlı Kanarya Adalarından Lanzarote’de bulunan Timanfaya Milli Parkında uyumakta olan volkanik dağın üzerine inşa edilmiş El Diablo Restoran belli ki barbekü işini ucuza getirmiş ve onlarca yıldır jeotermal ısıyla et pişirmekte. [Kaynak: DailyMail]
[Martin Allen]

 

Uzmanlar, en son 1824 yılında patlamış olan Ateş Dağının güvenli olduğunu belirtmiş. Halkı da ateşle yaşamaya alışmış belli ki. Videolardan gördüğüm kadarıyla restoran çalışanları müşteriler için ateşli gösteriler yapmaktan çekinmiyor.

[Isabel García]
 

Categories: Coğrafya, Doğa, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kırmızı Duvar

İspanya’da “La Muralla Roja” adında bir yer olduğunu öğrendim. Alicante’ye bağlı Calpe’de bulunan, bolca duvardan, basamaktan ve renkten oluşmuş La Manzanera yerleşkesinin bir parçası olan La Muralla Roja, Internetteki otel-pansiyon arama sitelerinden ulaşıp kalabileceğiniz bir yer. La Muralla Roja, İspanyolcada kırmızı duvar demek, ama içinde bulunduğu bina sadece kırmızı duvarlardan oluşmuyor. Kırmızının, mavinini, leylağın oynaştığı labirent gibi bir kaleye benzeyen yapı, bu haliyle ‘street jumper’ denen sokaklarda atlayıp zıplayarak dolaşan gençlerin de gözdesi.

Daha fazla fotoğraf için: Arch Daily

Categories: Seyahat, Spor | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gakgo

Elazığlılar için gakgoş dendiğini öğrendim. Yiğit, mert, babayiğit, dürüst, delikanlı anlamına gelirmiş. Harput dolaylarında erkek kardeşe hitap ederken söylenegelen gakgo sözcüğünden türemiş. Akrabalar arasında kıymet verilen büyükler, saygı duyulan erkek figürler için kullanılırmış ama tanımadığına seslenirken de söylenebilirmiş. O zaman da size saygıyla yaklaşıldığını gösterirmiş. Kelimenin gakgoş halinin popüler kültür bozması olduğunu gören de var tabii. Doğrusu gakgodur diyenlere kulak vermeli sanırım. Kendi kültürleri ne de olsa. Gakgolara selam olsun.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Yeni Tanıştık

Süryani şarabının çok lezzetli olduğunu öğrendim.

Categories: Kültür, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

İshak Paşa Sarayı

Îshak Paşa Sarayı’nın merkezi ısıtma sistemi kullanılmış bir saray olduğunu öğrendim. Yapımına 1685 yılında başlanıp 99 senede tamamlanmış bina Ağrı Doğubeyazıt’tadır.

Categories: Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Daktilodan Bilgisayara Hepkon

Seferihisar’a heykeli dikilmiş olan Necat Hepkon’un kim olduğunu öğrendim. Hepkon hayırsever bir işadamı imiş ve Seferihisar’a çok hizmetler vermiş. Hastane, üniversite ve okullar açmış. Adliyede artık daktilo kullanılmasın diye kendilerine bilgisayarlar ve yazıcılar bağışlamış. Okullara da onlarca bilgisayar armağan etmiş. Eğitimi çok önemsediği belli olan Hepkon bir sürü öğrenciye de burs vermiş. Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Seferihisarlı da bu hizmetleri esirgemeyen işadamını ölümsüzleştirmek için anıt heykelini dikmiş. 

 

 

 

Kaynak: Haber Ekspres, 18.09.2012

Categories: Eğitim, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lüks Cezaevi

İstanbul’daki lüks bir otelin, geçmişte yazın dünyamızın önemli isimlerinin yattığı Sultanahmet Cezaevi olduğunu öğrendim.

 

Cezaevi’nin yürek burkan öyküsünü Sevil Okay‘ın kaleminden okuyun. Ve Sultanahmet’te dolaşırken bastığınız yerin altında neler yatıyor olabileceğini…

 

Categories: Edebiyat, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Arapapıştı

Arapapıştı isminde bir kanyonumuz olduğunu öğrendim. Aydın taraflarından geçerken yol boyu adını görüp bir türlü okuyamadığım, daha doğrusu okuyup da yanlış okuduğumu sandığım Arapapıştı’yı eve dönünce araştırdım. Gerçekten ismi Arapapıştı olan bir kanyonumuz var! Videolara baktım, oldukça da güzel görünüyor.

Tam açılışının üstüne oradan geçtiğimiz için her yerde açılış duyurusu varmış meğer. Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da gazetecilere kanyonu gezdiren teknenin kaptanlığını yapmış ara ara. Hepsi iyi hoş da… güzelliği hayranlık uyandırıcı da… kanyonda kaya mezarı bulunması filan son derece heyecan verici de… isim sadece Arabı değil herkesi apıştıracak cinsten…

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Güncel, Kutlama, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 5 Yorum

Bisikletçi Kahvesi

İzmir’de bir dağ köyünde bisikletçi kahvesi olduğunu öğrendim. Seferihisar merkezinden ayrılıp Orhanlı-Kuyucak-Menderes yolunda ilerlerken bolca karşımıza çıkan bisikletçilerin bir köy kahvesinde konuşlandıklarını gördüm. Son saniyede isminin ‘Bisikletçi Kahvesi’ olduğunu okuyabildiğim mekan hakkında daha fazla bilgi edinemedim araba içinde olduğumdan. Ama fikre bayıldım.

Bu arada İzmir’in ulaşım ağının genişliğine de hayran kaldım. Yukarıda bahsettiğim güzergah boyunca belediye otobüsü durakları vardı ve yollarda otobüs bekleyen vatandaşlar bana Avrupa köylerinde gezdiğim hissi verdi.

Categories: Doğa, Mekan, Seyahat, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bademler Köyünden Selamlar!

İzmir-Urla’daki Bademler Köyü’nde bir tiyatro binası olduğunu öğrendim. Hem de yeni değil. El birliğiyle yaptıkları tiyatro binasının açılış yılı 1969 olsa da oyun sahnelemeye başlamaları ondan çok çok yıllar öncesine gidiyormuş.

Birkaç yıl önce de Türkiye’nin en temiz köyü seçilmiş. Ama zaten araştırırken öyle özelliklerini öğrendim ki, bu muhteşem köyü görmek şart oldu. Dolayısıyla işte şimdi Bademler’deyim!

 

Detaylı Gezi Yazım için: ozlemsoydan.wordpress.com (Bademler, Teos, Sığacık)

Categories: Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , | 4 Yorum

Basında Cahil İnekler

İyi bilinen bir medya kuruluşunun yayınladığı Cahillikler Köşesinde yanlış bilgilere de yer verebildiğini öğrendim. Dün, yaz saati-kış saati uygulamasının mucidinin Franklin olduğunu söylemiş olmalarına şaşırmıştım. Bugün de, manyetik duyarlılık üzerine yapılan bir araştırmaya kafalarınca sonuç yazmalarına hayret ettim. Google Earth’ten elde edilen görseller, otlayan ya da dinlenen sığırların vücutlarını kuzey-güney doğrultusunda hizalayarak durduklarını gösteriyormuş. Yani başları ya kuzeye bakıyor, ya da güneye. Basın kuruluşumuz ise pusulasız kalırsak ineklere bakarak kuzeyi bulabileceğimizi belirtmiş rahat rahat. Holy Cow!

Araştırmanın detayları: Elizabeth Mitchell, BBC News, 25.08.2008

Categories: Bilim, Doğa, Hayvan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: