Müzik

Lurlu Meydan

‘Lur’ isminde bir müzik aleti olduğunu öğrendim. Günümüzde, Danimarka’nın ulusal enstrümanı muamelesi gören İskandinav kökenli bu üflemeli çalgının mağara duvarlarında resmedildiğini gösteren fotoğraflar var. Bronz çağa ait olduğu düşünülüyor. Kopenhag’ın ünlü ‘Belediye Binası Meydanı’ Rådhuspladsen’da da lur çalan adamlar heykeli yükseliyor.

 

 

 

Categories: Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Didgeridoo

Aborjin kökenli didgeridoo adlı üflemeli çalgının nasıl yapıldığını öğrendim. Termit karıncalarının oyup içini boşalttığı ağaç dallarından yapılıyormuş. Tabii bunlar geleneksel olanları. Yoksa herhangi bir boruyla da çalışılabilir, iş ki öncesinde o egzersizleri yapıp o sesleri çıkarabilecek kıvama gelelim 🙂

[RamasHederas]

Categories: Doğa, Hayvan, Kültür, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Boğaz’da Küller

Leyla Gencer’in öldükten sonra yakıldığını ve küllerinin tekneden İstanbul Boğazı’na döküldüğünü öğrendim.

Categories: Müzik, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Babylon’da Yeni Dünya

Light in Babylon grubunun ‘Yeni Dünya’ isminde taze bir albümleri olduğunu öğrendim.

İran kökenli İsrailli şarkıcı, Fransız gitarist ve santur çalan Türkten oluşan gruptan bir de kendi yöremin bir parçasını paylaşayım.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

31 Yılda

Schubert’in öldüğünde sadece 31 yaşında olduğunu öğrendim. Oncacık ömre bunca eser sığdırdıysa biraz daha uzun yaşayabilse neler yapacaktı kim bilir..

[LonelyMoonRise]

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Benzemez Kimse Sana

‘Nothing Compares To You’ adlı parçanın özünde Prince’e ait olduğunu öğrendim.

Prince kendi parçalarının dışında oldukça meşhur edici parçaya daha imza atmış. Bizim ilk gençlik yıllarımızın ‘Manic Monday’i örneğin.

Tom Jones’u bile yıllar sonra tekrar hit yapan prensimizin ‘Kiss’ adlı parçasıdır.

Bir de benim sevdiğim ‘Love.. Thy Will Be Done’ vardır:

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gerçekten Prensmiş

Geçtiğimiz yıl 21 Nisanda ölen şarkıcı Prince’in gerçek isminin Prince olduğunu öğrendim. Sahne adıdır sanıyordum. Bir caz piyanisti olan babasının sahne ismi ‘Prince Rogers’ olduğu ve de Minneapolis’teki gruplarının adı ‘the Prince Rogers Trio’ olduğu için, grubun şarkıcısı olan eşinden doğan oğluna da Prince deyivermiş. O da prens olmuş. Çocukken babasının şovlarını izlemeye bayılan Prince müzik kariyerine tabii ki babasının etkisiyle başlamış. Ama özel hayat kariyeri de babasının etkisiyle şekillenmiş. 12 yaşındaki Prince’i yatakta bir kızla yakalayan babası onu evden kovmuş. Hayatında en son o zaman ağlamış Prince, ama babası yumuşamayınca bir arkadaşının evine yerleşmiş, hedonist bir yaşama dahil olmuş (Daily Mail, 28.04.2016, Caroline Howe). Prince, hayatının son dönemini ise Yehova Şahidi olarak geçirmiş. Daha doğrusu, zaten öyle olduğunun farkına varmış (The New Yorker, 24.11.2008, Claire Hoffman). Onu bunu bilmem de, 1990’larda bir arkadaşımın abisi ABD’de Prince’e komşuydu ve kendisinin çok iyi bir adam, harika bir eş, tam bir aile babası olduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım. Görünüş hiçbir zaman önemli olmamalı. Kimin ne olduğunu asla bilemiyorsunuz.

Categories: Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Sebze Halinde Bir Müzisyen

Kerem Görsev’in gençliğinde çok işler yaptığını, bunlardan birisinin de hâlde çalışmak olduğunu öğrendim. Klasik müzik çalmak istemediği için tepki duyduğu konservatuvarı bırakmış ve 1978-79 gibi bir meyve-sebze halinde sekiz ay çalışmış.

Kaynak: Apartman Sohbetleri, Bölüm 40, İlker Gümüşoluk, 6.12.2015 [Bu diziyle de bugün tanıştım. Çok sağlam kişilerle onbeşer dakikalık samimi sohbetlerden oluşuyor. Bilmiyorsanız şiddetle öneririm.]

Categories: Ekonomi, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Sançez’in Çocukları

“The Children Of Sánchez” kitabının yazarının antropolog olduğunu öğrendim. Zaten anca varoş yaşantısını  böyle derinlemesine incelemiş ve yoksulluk kültürü üzerine çalışmış bir değerden böyle bir eser çıkabilirdi diye düşündüm ister istemez. Roman daha sonra sinemaya uyarlanmış ve başrolü Anthony Quinn oynamıştı. Filmin müziği de Grammy ödüllüdür:

Without dreams of hope and pride, a man will die
Though his flesh still moves, his heart sleeps in the grave
Without land, man never dreams cause he is not free
All men need a place to live with dignity

Take the crumbs from starving soldiers, they won’t die
Lord said not by bread alone does man survive
Take the food from hungry children, they won’t cry
Food alone won’t ease the hunger in their eyes

Every child belongs to mankind’s family
Children are the fruit of all humanity
Let them feel the love of all the human race
Touch them with the warmth, the strength of that embrace

Give me love and understanding, I will thrive
As my children grow, my dreams come alive
Those who hear the cries of children, God will bless
I will always hear the Children of Sánchez

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Lesbian

Denizlerin değerli komutanı Barbaros Hayreddin Paşanın Midilli’de doğduğunu öğrendim. Doğal olarak kardeşi Oruç Reis de bu adada doğmuş. Bunu bilmiyordum. Merkezi Midilli olduğu için bizim öyle isimlendirdiğimiz, ama aslında Yunanca adı ‘Lesbos’ olan bu adayı biz hep şair Sappho ile özdeşleştirmişizdir oysa. Kendisi Lesbos’da doğduğu için ‘Lesbian’ yani Lesboslu olarak anılmaktadır. Sappho’nun öyküsünü bunca insanın bilmesi güzel tabii ama keşke biz bu adayı Kaptan-ı Deryamızın memleketi olarak da öğrenebilseymişiz. Sonuçta Avrupalının Akdeniz’i titreten bir Osmanlı paşasını değil Sappho’yu ön plana çıkarması normal de bizim tarihimizi daha iyi bilmemiz gerekiyor. Geçmişimizi bilelim de, sonra yine “savaşma seviş” diyebiliriz. Bob Marley şarkısında geçtiği gibi yani: “Tarihini bilirsen nereden geldiğini bilirsin. Böylece ‘kim olduğumu sanıyorum ben’ diye bana sorman gerekmez”

 

Categories: Dil, Eğitim, Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Maaş 25 Katına Çıkınca…

New York’taki bir konservatuvarın başına geçme teklifi alan Çek besteci Dvořák’ın yurt sevgisinden ötürü işi geri çevirdiğini, ancak kendisine ABD’de verilecek olan maaşın Prag’da aldığının yirmibeş katı olduğunu duyunca mecburen kararından dönüp işi kabul ettiğini öğrendim. Gençlik yılları berbat bir fakirlik içinde geçmiş bir insan evladı için ayıp bir durum değil hani. 

 

 

Kaynak:
Burke, J. (2007). Twin Tracks: The Unexpected Origins of the Modern World. Simon & Schuster

Categories: Ekonomi, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

J Yokmuş

Ünlü Çek besteci Dvorjak’ın adını yazarken ‘j’ harfi kullanmadığımızı öğrendim. Soy isminin doğru yazılışı ‘Dvořák’ imiş. Ayıp etmişiz…

Categories: Dil, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Rasputin

Çocukluğuma damgasını vurmuş Boney M şarkılarından ‘Rasputin’in öyküsünü öğrendim. Şarkıya adını vermiş olan keşiş Grigori Rasputin Rus tarihinin en ilginç karakterlerindenmiş. Doğaüstü güçleri olduğuna inanılıyormuş. Keşiş dediğime bakmayın, bu iki metrelik derin bakışlı ve keçi kokulu beyefendiye kadınlar hayranmış. Onlarla birlikte olarak kendilerini günahlarından arındırıyormuş tabii ki. Bol içkili ve kadınlı bir hayat sürüyormuş  yani. Hatta kendisinin bulunduğu yerlerde inekler bile daha çok süt veriyormuş 🙂             [Kaynak: dailymail]

Sibirya’nın bir köyünde doğup Çarlık nazarında söz sahibi olacak bir yetki ve saygınlığa erişmek her babayiğidin harcı değil. Çariçe’nin sevgilisi olduğunu iddia eden de var sadece oğlunu iyileştirdiği için kalbini kazandığını da. Nitekim Çariçe’nin hemofili olan oğlunu doktorlar değil Rasputin iyileştirmiş anlaşılamayan güçlerini kullanarak. Çariçe Rasputin’i saraya kabul ettirmiş ve görüşlerine öyle değer vermiş ki bir süre sonra sarayın yetkili ağızlarının işine son verilerek boşalan mevkilere Rasputin’in söyledikleri yerleştirilmiş. Günümüz tarihçilerinin Rus İmparatorluğu’nun çökmesini ve SSCB’nin doğuşunu bile kendisine bağladığı bu efsanevi kişi yüzyıl önce öldürülmüş (30 Aralık 1916). Ölümü de çok zor gerçekleşmiş. Zehirlenmiş, ölmemiş, kurşunlar yemiş ölmemiş filan. Çok uğraşmışlar çünkü ülke yönetiminin bu denli kötüye gitmesinin sebebini ondan bilmişler. Bir rivayete göre de İngilizler barış yanlısı tutumundan hoşlanmamış. Sonuçta öldürülmüş ve 1917’de de Çar ve Çariçe tutuklanmış ve akabinde Bolşevikler tarafından kurşuna dizilmiş.

İlginç bir şekilde, Boney M grubunun çılgın dansçısı ve tek erkek elemanı Bobby Farrell de 30 Aralık 2010 tarihinde Rusya’da bir otel odasında ölü bulunmuş.

Karayip kökenlilerden oluşan bir Alman grubun söylediği İngilizce şarkıyla dünyaya Rus tarihi üzerine ders verirken çılgınca dans ettirmesi de müziğin evrensel gücüdür kanımca… Bu arada 1970lerde Boney M grubu Sovyetler Birliği’nde de çok popülermiş ama ‘Rasputin’ şarkısını SSCB’de verilen konserlerinde seslendirmeleri yasakmış.

Şarkının sözleri:

There lived a certain man in Russia long ago
He was big and strong, in his eyes a flaming glow
Most people looked at him with terror and with fear
But to Moscow chicks he was such a lovely dear
He could preach the bible like a preacher
Full of ecstacy and fire
But he also was the kind of teacher
Women would desire

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
There was a cat that really was gone
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
It was a shame how he carried on

He ruled the Russian land and never mind the Czar
But the kasachok he danced really wunderbar
In all affairs of state he was the man to please
But he was real great when he had a girl to squeeze
For the queen he was no wheeler dealer
Though she’d heard the things he’d done
She believed he was a holy healer
Who would heal her son

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
There was a cat that really was gone
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
It was a shame how he carried on

But when his drinking and lusting and his hunger
for power became known to more and more people,
the demands to do something about this outrageous
man became louder and louder.

“This man’s just got to go!” declared his enemies
But the ladies begged “Don’t you try to do it, please”
No doubt this Rasputin had lots of hidden charms
Though he was a brute they just fell into his arms
Then one night some men of higher standing
Set a trap, they’re not to blame
“Come to visit us” they kept demanding
And he really came

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
They put some poison into his wine
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
He drank it all and he said “I feel fine”

RA RA RASPUTIN
Lover of the Russian queen
They didn’t quit, they wanted his head
RA RA RASPUTIN
Russia’s greatest love machine
And so they shot him till he was dead

Oh, those Russians…

Categories: Ülkeler, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Hangimiz Sevmedik Çılgınlar Gibi?

Müslüm Gürses’in annesinin öldürüldüğünü, katilin de eşi yani Müslüm’ün babası olduğunu öğrendim. Ama ne diyeceksin, Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş…

Bugün Müslüm Babanın ölüm yıldönümüymüş. Bir şarkı patlatalım o zaman!

Categories: Güncel, Kültür, Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | 9 Yorum

Kirli Dans

Dirty Dancing filmindeki dansların tek bir türde değil karma olduğunu öğrendim. Salsa ve cha cha’dan bolca bahsediliyor olsa da içinde swing, mambo ve rumba gibi dansların kırıntıları da varmış. Ama bir de ilk kez duyduğum ‘merengue’ isminde bir dans türünün etkilerinden bahsediliyor ki o da orijin olarak ayağından birbirine zincirlenmiş kölelerin yürüyüşünü barındırıyormuş.

Hey gidi gençliğimin Dirty Dancing filmi hey… Film ülkemize geldiğinde üniversitedeydim ve olmayan paramla yedi kez sinemaya giderek izleyecek kadar etkisi altına girmiştim.

Kaynak: Yahoo

Categories: Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Yazar, Kemancı, Özge

Oğuz Atay’ın Suna Kan hayranı olduğunu, kızının adını da Özge koyduğunu öğrendim.

 

 

 

Oğuz Atay hayranı iseniz Murat Örem’in çok emek vererek yazdığı detaylı Oğuz Atay yazısını okumanızı öneririm: yedigünyazıları

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Metin Kurt Gibi Yalnızız

Futbolda sendikalaşma fikrini ortaya atan ilk kişinin Metin Kurt olduğunu öğrendim. Türkiye futbol tarihinde ilk greve imza atmış. “Atılan hiçbir şut emekçi kalesine girmeyecek” gibi bir laf da etmiş rahmetlik. Kesme Şeker şarkısında da söylenmiş: “Kula kulluk etmezdin çok yanlış biriydin.”

Categories: Müzik, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Çelesta

Tchaikovsky’nin Fındıkkıran için aradığı esin perisini duyduğu bir müzik aletinde bulduğunu, o zamanlar yeni icat edilmiş bu enstrümanın da çelesta olduğunu öğrendim. Yani şeker perisi bölümünde duyduğumuz müzik aleti.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çünkü O Madonna

Madonnacım hakkında soruşturma açıldığını öğrendim. Trump taraftarları şarkıcıyı terörist ilan etmiş bile. Şaşırmadım. Madonna şaşırmış ama. Birkaç gün önce Washington DC’de düzenlenen Kadınlar Yürüyüşü adlı protesto gösterisinde yaptığı konuşmada sarf ettiği sözlerinin tamamının değerlendirilmediğini, sadece bir kısmının ele alınarak yanlış karara varıldığını düşünüyor. Aslında tamamen bir sevgi devriminden bahsettiğinin altını çiziyor. Bunun üzerine konuşmasını dinledim tabii. Tam olarak şöyle diyor kendisi: “Bu seçimi kazanan ‘iyi’olmadı. Ama eninde sonunda kazanan ‘iyi’ olacak….. Kızgınım. Kaç kere düşündüm Beyaz Sarayı havaya uçurmayı. Ama biliyorum ki bu hiçbir şeyi değiştirmez.” Ardından Auden’in bir şiirinden alıntı yapıyor: “‘Birbirimizi seveceğiz ya da öleceğiz.’ Ben sevmeyi seçiyorum.” Ve ahali Madonna’nın sözlerini tekrarlıyor: “Sevmeyi seçiyoruz!” Yani öfke yerine ümit beslemeye başlamayı seçtiklerini haykırıyorlar. Ama tabii anlamak istemeyen kafalar bu gibi konularda diretiyor. Trump taraftarları almış ele düşmüş yola, “Obama hakkında böyle bir yorum yapılsaydı çok büyük gürültü kopardı” diye. Kopar mıydı bilmiyorum. Madonna’nın ‘bir metafor’ olarak değerlendirdiği bu sözlerle ilk dalga geçen kişi Obama olurdu gibi geliyor bana da. Ama küfür konusu, ne yalan söyleyeyim bana da pek hoş gelmedi. Dobra dobra “fuck you” diyor Madonna. Hoş, bu sözcüklerin artık pek de yadırganmadığı bir ülke gibi görünüyor ABD. Yine de, karşı olduğunu ifade etmenin daha dolaylı yollarını tercih ediyorum ben. Ama tabii burada çılgın bir şarkıcıdan bahsediyoruz, benden değil. Vakti zamanında kilisenin aforoz attiği bir fenomense kendisi küfür de eder. Çünkü o bir kürk mantolu Madonna…

Categories: Güncel, Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hammerhedd

Kansas City’de üç çocuktan oluşan bir grubun Metallica parçaları çalarak sokak konserleri verdiğini, yoldan geçen bir kadın delikanlıların gösterisini çekip Internette paylaşınca bir şekilde gerçek Metallica’nın da haberdar olduğunu ve delikanlıların videosunun Metallica grubunun sosyal medya hesabında paylaşılması üzerine kardeşlerin olağanüstü performansını bir gecede milyonların izlediğini öğrendim. Metallica’nın da çocuklara hayran kalması oğlanları mest etmiştir herhalde ama anneleri durumdan çok rahatsız olarak videonun yayılmasını önlemeye çalışmış filan yazık. Amerika’nın çok ünlü televizyon şovlarından gelen teklifleri reddetmiş. Bu saatten sonra duyulmamaları mümkün mü? Bence değil. Umarım müziği hiç bırakmazlar. Harikalar. Benim gibi Metallica-severseniz mutlaka bir göz atın şu yarım saatlik müzik şölenine: Hammerhedd Videosu

Bu arada, kısa bir süre gitar dersi alan bir kardeş dışında hiçbiri ders almamış, evde kendi kendilerine öğrenmişler. Yetenek işte.

Kaynak: Lisa Gutierrez, The Kansas City Star, 19 Eylül 2016

Categories: Güncel, Konser, Müzik, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Memphis

Martin Luther King’in Memphis’de öldürüldüğünü öğrendim. Yani dünyaya Elvis Presley gibi bir kralı kazandıran kent bir başka kralı da aramızdan almış. Martin Luther King Günü kutlu olsun 😦

Categories: Kutlama, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Nutopia

John Lennon’a yetmişli yılların başında Amerikan vatandaşlığı verilmediğini hatta bir ara sınırdışı edilmek istendiğini öğrendim. Özellikle Vietnam savaşına karşı duruşları ve eylemleri onay görmemiş tabii. 1 Nisan 1973’te bir basın açıklaması yaparak kendi ülkelerini ilan etmişler onlar da: Nutopia. New York’taki evlerine de ‘Nutopia Elçiliği’ diye tabela asmışlar. Ama Nutopia’nın toprakları yok, dolayısıyla sınırları ve pasaportu da yok, başkan yok, kanunlar yok. Aynı “Imagine” adlı şarkıda anlatıldığı gibi. Sadece insanları var ve her Nutopia yurttaşı bu ülke adına bir elçi aynı zamanda. Nutopia vatandaşlığı almak da çok kolay.

Kaynak: Yoko Ono Web Sitesi  ve “The US vs John Lennon” adlı belgesel

Categories: Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Fındıkkıran

Çaykovski’nin 1891’de bestelediği son balesi Fındıkkıran Balesinin ilk kez 17 Aralık 1892’de Rusya’da sahnelendiğini ancak hiç beğenilmeyerek büyük başarısızlıkla sonuçlandığını, ertesi yıl da bestecinin öldüğünü öğrendim. Eserin başarıya ulaşması elli-altmış yılı bulmuş.

Categories: Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

John, Yoko, Sean, Michael

John Lennon’ın Yoko Ono’yla tanıştığında evli olduğunu öğrendim. Ayrıca, John Lennon’ın kendi ismine de ‘Ono’ adını eklediğini ve Yoko’dan olan oğlu Sean Lennon’ın John Lennon’ın doğum gününde doğduğunu da yeni öğrendim. Babasını kaybettiğinde beş yaşında olan Sean Lennon, Michael Jackson’ın genç dostlarındanmış. Genç Lennon bir röportajında, Michael’ın bir yanlışını görmediğini belirtmiş ancak yapımcılarından olduğu şu video da ilginç tabii:

Sean Lennon ve Michael Jackson: Mjandboys

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Yorgos

George Michael’ın babasının Kıbrıs Rumu olduğunu öğrendim.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Mösyö Colombe

Kompozitör ve ‘viola da gamba’ sanatçısı Sainte-Colombe’un saray ahalisine çalmayı, onlar için çalışmayı, dolayısıyla kralın önüne serebileceği olanakları reddettiğini öğrendim.

Categories: Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Fanny & Felix

Mendelssohn denince akla gelen Alman müzisyen Felix Mendelssohn’u ilk eğiten kişilerden olan ablası Fanny Mendelssohn’un yüzlerce bestesinden bazılarının kardeşi Felix’in adıyla yayınlandığını öğrendim. Baba Mendelssohn, bir kadının müzikle hobi olarak ilgilenmesini onaylasa da meslek olarak seçmesini -zamane şartlarına da uygun düştüğü şekilde- kabul etmediği için bu yola gidilmiş.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: