Müzik

Oğlunu Kaçırmışlar

Şarkıcı Frank Sinatra’nın oğlu Frank Sinatra, Jr’ın 1963 yılında kaçırıldığını ve oğlunun serbest kalması için baba Sinatra’nın fidyecilere 240.000 dolar ödediğini öğrendim. Dollartimes.com hesabına göre bu meblağ günümüz parasıyla yaklaşık iki milyon dolara denk geliyor. O zamanlar 19 yaşında olan küçük Frank için ödenen paranın çoğu kurtarılabilmiş (Kaynak: FBI).

 

Reklamlar
Categories: Diğer, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Side Hippisi Sicimoğlu

Ayhan Sicimoğlu ve diğer hippi arkadaşlarının, yetmişli yıllarda Side’deki antik tiyatroyu keşfettiklerini öğrendim. O zamanlar orada müze filan yokmuş ve tamamen bakir bir yermiş. Sicimoğlu abimin saçlar uzun, boynunda kolyeler, elinde gitar, antik tiyatroya takılırlarmış. Sabah yanlarında yiyecek götürüp kahvaltılarını yaparlarmış tiyatroda, akşamları da yabancı müzisyenlerle ve yerli halkla toplanıp resmen konser verirlermiş. Tamamen kendi kendilerine tabii. Tanrıların arasında… yıldızların altında… Yetmişler… Hastasıyız…

Kaynak: Ayhan Sicimoğlu ile Renkler – Side, Antalya – 26.06.2014

Categories: Antalya, Kültür, Konser, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, TV | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Koyunbaba

Carlo Domeniconi’nin dünyaca ünlü eseri ‘Koyunbaba’yı 1985 yılında Türkiye’de bestelediğini öğrendim. Koyunbaba, Bodrum’da bulunan Gümüşlük’e birkaç kilometre yakınlıkta bir yermiş. Ayrıca halen burada yaşamakta olan bir sülalenin ismiymiş.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çölde Bowles

“Çölde Çay” adıyla sinemaya uyarlanmış “Esirgeyen Gökyüzü” (The Sheltering Sky)  romanının yazarı Paul Bowles’ın aslında oldukça iyi eserlere imza atmış bir kompozitör olduğunu öğrendim. İlk romanı “Esirgeyen Gökyüzü” 1949 yılında yayınlandığında yani 39 yaşındayken birçok beste yapmış kişi olarak tanınmaktaymış. 1910’da gözlerini açtığı New York’tan, kitabını yazdığı yer olan Fas’ın Tanca kentine yerleştiğindeyse yıl 1947 imiş ve Bowles bir daha Büyük Elma’ya dönmemiş yani 1999 yılında ölene kadar Fas’ta yaşamış, o kültürün parçası olmuş.

Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Erkeklerin Yardıma İhtiyacı Yok

Buika’nın kolundaki dövmede akrabası olan hanımların isminin yazılı olduğunu öğrendim. Büyük büyükannesinin, büyükannesinin, annesinin, teyzesinin, kız kardeşlerinin ve kız yeğenlerinin. Kendisini, yetiştiği mahallenin tek siyahı olarak tanımlayan ve “şu an bulunduğum noktaya canım istediği için değil misyonum olduğu için geldim” diyen sanatçı kendini zayıf hissettiği anlarda dövmelerinden güç alıyormuş. Kendisine güç verip yol gösteren kişilerin sadece dişiler olmasının sebebi de bir nevi kadın dayanışması. Bu konu sorulduğunda, erkeklerin yardıma ihtiyacı olmadığını söylüyormuş Buika.

Kaynak ve fotoğraf: kalangumag.com

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Melisa

Enrico Macias’ın “Mélisa” isminde bir şarkısı olduğunu öğrendim. Hatta çok iyi bildiğim bir şarkıymış da Melisa dediğini anlamıyormuşum 🙂

Categories: Müzik | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Bu Gece Başımda Bir Tutku Var

İran’ın bir Shakila’sı olduğunu öğrendim. ‘Ghoghaye Setaregan’ parçasında diyor ki Shakila: “bu gece başımda bir tutku var…

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Refresif

Refresif’in ‘New York Hayali’ gibi bazı başka parçalarını daha kanalından paylaştığını öğrendim.

Ben Refresif’i yanılmıyorsam 2014 yılında tanıdım. Mutsuz mutsuz Ankara’da yaşayıp Ankara’dan ayrılma hayalleri kurarken “Ankara’dan ayrılsam üzülür müyüm ki?” sorgulamalarından uzak durmaya çalıştığım günlerde çıktı “Ankara kimine bir şehir kimine bir şiir gibi” sözleriyle ve görüntüleriyle insanı yeniden Ankara sevdalısı yapabilecek ‘Ankara’ klibi karşıma 😀 Tamam, gri gri hiç iç açıcı bir kent olmasa da bahsedilen her semtte bir anı var, yaşanmışlıklar var, dostlar var, Özlemler var… Refresif’in sözleriyle:

Denizi olmasa da mavi düşlerimizde yunuslar da boğulur.

Kimisi AŞTİ kadar alışık vedalara
Kimisi Ulus kadar yorgun…

Sevgiler Refresif! Sana inanıyorum…

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Şimdi Sevişme Vakti

Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınmış ‘Şimdi Sevişme Vakti’ adlı şiirin Ezginin Günlüğü şarkılarından birisi olduğunu öğrendim.

Categories: Edebiyat, Müzik | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Hip Hop Bulvarı

Haziran ayında, Bronx’taki (New York) bir caddenin adının ‘Hip Hop Bulvarı’ olarak değiştirildiğini öğrendim. Kaynaklar, hip hop’ın burada doğduğunu, dolayısıyla da caddenin bu ismi sonuna kadar hak ettiğini belirtiyor.

Categories: Ülkeler, Kültür, Kutlama, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İstinyelinin Sevdası

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Ercüment Ekrem’in de yazar olduğunu öğrendim. İstinye’de doğmuş Ercüment Ekrem Talu, İstanbullu oluşuyla pek bir gururlanırmış. 1924’te Cumhurbaşkanlığı‘nda çalışmış. Birçok dil bilen Ercüment Bey öğretmenlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş. Gazetelere makaleler, sohbetler, öyküler yazmışsa da kaynaklar asıl romancılığını övmekte. Zamanının çok satan yazarı olduğu anlaşılan Ercüment Bey’in kitaplarını bulabilir miyiz bilmem.

Ercüment Ekrem Talu’nun torunu da Çiğdem Talu imiş. Yani Türk pop müziğinin pek ünlü şarkılarının sözlerini yazmış sevgili Talu, Recaizade Mahmut Ekrem’in torununun kızı imiş. Gazeteci Umur Talu da Çiğdem Talu’nun kardeşi.

Categories: Edebiyat, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İngilizceci Çiğdem

Söz yazarı Çiğdem Talu’nun, İstanbul’da bir özel okulda 17 yıl İngilizce öğretmeni olarak çalıştığını öğrendim. Ben doğduğum yıl mesleği bırakıp şarkı sözü yazarlığına başlamış.

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Müzik Uykunun Gıdasıdır

Didgeridoo denen müzik aletini çalmanın horlama ve uyku apnesi sorunlarına iyi gelebileceği tezine dair çalışmaların devam etmekte olduğunu öğrendim. Didgeridoo öğretmeni Aj Block’un yönettiği web sayfasına yorum yazan bir beyin tümcelerini aktarıyorum: “Bir buçuk yıldır, belki de daha uzun zamandır uyku sırasında solunum problemleri yaşıyorum: yüksek sesli horlama, nefes alamama… İki ay kadar önce uyku apnesi için didgeridoo çalmaya başladım. Günde otuz dakikadan haftanın dört-beş günü pratik yapıyorum. Geçen hafta sonu arkadaşımın evindeydim. Bütün gece nefes alıp verişimin çok düzenli olduğunu söyleyince gururlandım. Uyku apnesine doğal terapi olarak didgeridoo kullanmak hayatımda büyük fark yarattı.”

2005 yılında The British Medical Journal’da yayınlanan bir raporda, ‘düzenli olarak didgeridoo çalmanın uyku apnesi için etkin bir tedavi sağlayabileceği’ hipotezinden yola çıkan araştırma görevlilerinin Zürih Üniversitesinde yürüttüğü çalışmanın detayları paylaşılmış. Çalışmaya katılanların çoğu gün içerisinde uykululuk hâli sıkıntısı yaşayan 50 yaş civarı beylermiş. Düzenli ders alarak didgeridoo çalmayı öğrenmeleri ve dört ay boyunca, her gün en az yirmi dakika olmak suretiyle haftada beş gün pratik yapmaları istenmiş.

Yazının gidişatından tahmin edileceği üzere didgeridoo çalanlar, çalmalarına izin verilmeyen kontrol grubu elemanlarına kıyasla gelişme göstermiş ve gün boyu deneyimledikleri uykuluk hâlinde azalma olmuş. Bu da bir başarı olarak kaydedilmiş ancak tabii çalışmalar devam ederse tam sonuçları alınabilir denmiş haberde. Yani deney-gözlem süreleri uzatılarak, daha yoğun ve sık dersler alınarak.

Enstrümanın uzmanları, didgeridoo çalmak için rahatlamış bir boğaz ve dudaklara gereksinim olduğunu, bu aleti çalmanın boğaz ve dil kaslarını güçlendirdiğini ve bu tür bir üflemeli çalgıyı seslendirmek için gereken ağız-dil hareketlerinin uyku apnesi sorununu olumlu yönde etkileyebileceğini belirtiyor.

Gece uyku bozukluğu yaşayan kişiler gündüz uykulu hissediyor, halsiz ve huysuz oluyor. Horlama sorunu olanların refakatçileri de halsiz ve huysuz oluyor. İngilizce olsa da izleyince anlaşılan videoda Aj bu enstrümanın nasıl çalınacağını öğretiyor. Baştan sona izleyince insan düşünmeden edemiyor: Gece horlayan bir koca mı, gündüz bu sesleri çıkaran koca mı? Sağlık hepsinden önemli tabii ama ufak bir sorun daha var: Didgeridoomuz yok 😉

Bol uykulu günler 🙂

[Didge Project]

Kaynaklar: Didge Project, American Sleep Apnea Association

Categories: Bilim, Eğitim, Müzik, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Yıllar Boyu

Harun Kolçak’ın profesyonel müzik hayatına Erkin Koray ile çalışarak başladığını öğrendim. Zaten yaşam öyküsüne bakınca görülüyor ki yıllar boyu birlikte çalışmadığı kimse kalmamış neredeyse.

[Arpej Yapım]

Categories: Müzik | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

ABBO

‘ABBO’nun ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando ve Orkestrası’nın kısaltması olduğunu öğrendim.

Categories: Antalya, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Murphy Ailesi

Değerli koreografımız Beyhan Murphy’nin eşinin 1980’lerde parlamış rock grubu Bauhaus’un vokalisti Peter Murphy olduğunu öğrendim. 1992’de Londra’yı bırakıp Ankara’ya yerleşme sebepleri, çocuklarının bu ülkede yaşamalarını istemeleriymiş. 2002 yılında Hürriyet‘e verdiği bir röportajda şöyle demiş Beyhan Hanım: “Buradaki insan ilişkileri, genişletilmiş aile sistemleri ve arkadaş destek mekanizmaları hakikaten muhteşem. Türkiye’de çocuk yetiştirmek daha kolay.”

[NudeAvenger]

[Beyhan M.]

Categories: Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sen Neymişsin Be Abi

‘Peki Peki Anladık’ şarkısının Ayhan Sicimoğlu’na ithafen yazıldığını öğrendim.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , | 2 Yorum

Bandoneon

Bandoneon adlı müzik aletinin aslen Almanya doğumlu olduğunu ve Bay Band tarafından kiliselerin ihtiyacını karşılamak için yaratıldığını, ancak enstrümanın Buenos Aires’e ayak basması ve bir süre sonra da tangoyla tanışmasıyla daha farklı bir değer kazandığını, yıllar içinde Arjantin’in ulusal çalgısı haline geldiğini öğrendim.

Bandoneon, akordeon’a çok benzese de kardeşi değilmiş ve kendisi pek çok müzisyen tarafından en zor çalınan müzik aleti olarak seçilmiş. Çalmasının zorluğu, körüğün iki tarafında da tuşlar bulunması ve her bir tuşun da körüğü açarken ve de kaparken farklı ses çıkartmasından kaynaklanıyormuş.

Libertango’yu bir de yakışıklı İtalyan bandoneon virtüözü Fabio Furia’dan dinleyiniz:

Categories: Kültür, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Mucize Diyet

Dilber Ay’ın ondokuz kilo verdiğini ve bu başarısının sırrının geceleri kalkıp kelle yeme alışkanlığını kesmesi olduğunu öğrendim. Tabii her gece bir ekmek dahil kellenin yanında yediklerini de kesmiş. Hani ben neden bir türlü veremiyorum diye düşünüyorsanız söyleyeyim dedim.

Kaynak: Duymayan Kalmasın, 12 Mayıs 2017

 [İbrahim Aksoy]

Categories: Kültür, Müzik, Sağlık, TV, Yiyecek | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Lurlu Meydan

‘Lur’ isminde bir müzik aleti olduğunu öğrendim. Günümüzde, Danimarka’nın ulusal enstrümanı muamelesi gören İskandinav kökenli bu üflemeli çalgının mağara duvarlarında resmedildiğini gösteren fotoğraflar var. Bronz çağa ait olduğu düşünülüyor. Kopenhag’ın ünlü ‘Belediye Binası Meydanı’ Rådhuspladsen’da da lur çalan adamlar heykeli yükseliyor.

 

 

 

Categories: Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Didgeridoo

Aborjin kökenli didgeridoo adlı üflemeli çalgının nasıl yapıldığını öğrendim. Termit karıncalarının oyup içini boşalttığı ağaç dallarından yapılıyormuş. Tabii bunlar geleneksel olanları. Yoksa herhangi bir boruyla da çalışılabilir, iş ki öncesinde o egzersizleri yapıp o sesleri çıkarabilecek kıvama gelelim 🙂

[RamasHederas]

Categories: Doğa, Hayvan, Kültür, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Boğaz’da Küller

Leyla Gencer’in öldükten sonra yakıldığını ve küllerinin tekneden İstanbul Boğazı’na döküldüğünü öğrendim.

Categories: Müzik, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Babylon’da Yeni Dünya

Light in Babylon grubunun ‘Yeni Dünya’ isminde taze bir albümleri olduğunu öğrendim.

İran kökenli İsrailli şarkıcı, Fransız gitarist ve santur çalan Türkten oluşan gruptan bir de kendi yöremin bir parçasını paylaşayım.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

31 Yılda

Schubert’in öldüğünde sadece 31 yaşında olduğunu öğrendim. Oncacık ömre bunca eser sığdırdıysa biraz daha uzun yaşayabilse neler yapacaktı kim bilir..

[LonelyMoonRise]

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Benzemez Kimse Sana

‘Nothing Compares To You’ adlı parçanın özünde Prince’e ait olduğunu öğrendim.

Prince kendi parçalarının dışında oldukça meşhur edici parçaya daha imza atmış. Bizim ilk gençlik yıllarımızın ‘Manic Monday’i örneğin.

Tom Jones’u bile yıllar sonra tekrar hit yapan prensimizin ‘Kiss’ adlı parçasıdır.

Bir de benim sevdiğim ‘Love.. Thy Will Be Done’ vardır:

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gerçekten Prensmiş

Geçtiğimiz yıl 21 Nisanda ölen şarkıcı Prince’in gerçek isminin Prince olduğunu öğrendim. Sahne adıdır sanıyordum. Bir caz piyanisti olan babasının sahne ismi ‘Prince Rogers’ olduğu ve de Minneapolis’teki gruplarının adı ‘the Prince Rogers Trio’ olduğu için, grubun şarkıcısı olan eşinden doğan oğluna da Prince deyivermiş. O da prens olmuş. Çocukken babasının şovlarını izlemeye bayılan Prince müzik kariyerine tabii ki babasının etkisiyle başlamış. Ama özel hayat kariyeri de babasının etkisiyle şekillenmiş. 12 yaşındaki Prince’i yatakta bir kızla yakalayan babası onu evden kovmuş. Hayatında en son o zaman ağlamış Prince, ama babası yumuşamayınca bir arkadaşının evine yerleşmiş, hedonist bir yaşama dahil olmuş (Daily Mail, 28.04.2016, Caroline Howe). Prince, hayatının son dönemini ise Yehova Şahidi olarak geçirmiş. Daha doğrusu, zaten öyle olduğunun farkına varmış (The New Yorker, 24.11.2008, Claire Hoffman). Onu bunu bilmem de, 1990’larda bir arkadaşımın abisi ABD’de Prince’e komşuydu ve kendisinin çok iyi bir adam, harika bir eş, tam bir aile babası olduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım. Görünüş hiçbir zaman önemli olmamalı. Kimin ne olduğunu asla bilemiyorsunuz.

Categories: Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Sebze Halinde Bir Müzisyen

Kerem Görsev’in gençliğinde çok işler yaptığını, bunlardan birisinin de hâlde çalışmak olduğunu öğrendim. Klasik müzik çalmak istemediği için tepki duyduğu konservatuvarı bırakmış ve 1978-79 gibi bir meyve-sebze halinde sekiz ay çalışmış.

Kaynak: Apartman Sohbetleri, Bölüm 40, İlker Gümüşoluk, 6.12.2015 [Bu diziyle de bugün tanıştım. Çok sağlam kişilerle onbeşer dakikalık samimi sohbetlerden oluşuyor. Bilmiyorsanız şiddetle öneririm.]

Categories: Ekonomi, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Arap Öldürmek

The Cure grubunun ‘Killing an Arab’ adlı bir parçası olduğunu öğrendim. Başlığı görünce şok geçirdim tabii ve hemen incelemeye geçtim. Şok geçiren bir tek ben değilmişim. Yıllar önce çok sayıda dünyalı şarkıya tepki göstermiş ve 1978’de çıkan şarkının ırkçılık aşıladığı görüşü almış yürümüş. Grup bazı konserlerinde parçayı ‘Kissing an Arab’ biçiminde değiştirerek okumuş. Yani öpmüş Arabı.

Tabii araştırınca sadece bu bilgileri değil neden böyle bir parça olduğunu da öğrendim. Aslında Cure’un şarkısı tamamen Camus’nun “Yabancı” adlı eserinden bahseder imiş. Romanın baş kişisi Meursault, sahildeki Arabın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı güneş ışığından rahatsız olur, dönüp gitmek üzereyken birden istemsiz bir şekilde ateş eder ve Arabın ölümüne neden olur. İdama mahkum edilir. Yani şarkıda dediği gibi “canlıyım, ölüyüm” olur. Bir başkasını öldürmüş ama kendi ölmüştür. Yaşam daima ölümle sonlanır ve kişi hangi yolu seçerse seçsin sonuç koca bir hiçtir ve bu bireyin kendi seçimleriyle değiştirilemez. Attığımız adımlar her halükarda anlamsızdır ve yaşamımızın yönünü değiştirebilme şansımız yoktur. Kitapta verilen idam kararının sebebi de birini öldürmesi değil pişmanlık duymamasıdır. Yani sonuçları geldiği gibi kabul etmesi.

Bana bu şarkıyı öğreten Peyman Hanım’a çok teşekkür ederim. Sayfası Avare Balon‘daki ufkumu açan öykülerinden birisini de ‘Yabancı’dan esinlenerek kaleme almış. Ve tabii her zamanki gibi beyninde ve yüreğinde yer etmiş deneyim ve gözlemlerinden yol alarak. Hem öykülerini hem de öykü tadındaki gezi yazılarını öneririm.

Roman hakkında ileri okuma: Murat Gülsoy

 

Kumsalda duruyorum
Elimde bir silahla
Denize bakıyorum
Kuma bakıyorum
Namluya bakıyorum
Yerdeki Arap’a bakıyorum
Ağzının açık olduğunu görebiliyorum
Ama hiç ses duymuyorum
 

Canlıyım
Ölüyüm
Bir Arap’ı öldüren yabancıyım
 

Dönüp gidebilirim
Silahımı ateşleyebilirim
Gökyüzüne bakıyorum
Güneşe bakıyorum
Hangini seçersem seçeyim
Sonuç aynı olacaktı
Koca bir hiç
 

Çelik dipçiğin yumuşakça teptiğini hissediyorum
Denize bakıyorum
Kumlara bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın gözlerindeki yansımamda kendime bakıyorum
Kumsaldaki ölü adamın
 

Of Meursault

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Sançez’in Çocukları

“The Children Of Sánchez” kitabının yazarının antropolog olduğunu öğrendim. Zaten anca varoş yaşantısını  böyle derinlemesine incelemiş ve yoksulluk kültürü üzerine çalışmış bir değerden böyle bir eser çıkabilirdi diye düşündüm ister istemez. Roman daha sonra sinemaya uyarlanmış ve başrolü Anthony Quinn oynamıştı. Filmin müziği de Grammy ödüllüdür:

Without dreams of hope and pride, a man will die
Though his flesh still moves, his heart sleeps in the grave
Without land, man never dreams cause he is not free
All men need a place to live with dignity

Take the crumbs from starving soldiers, they won’t die
Lord said not by bread alone does man survive
Take the food from hungry children, they won’t cry
Food alone won’t ease the hunger in their eyes

Every child belongs to mankind’s family
Children are the fruit of all humanity
Let them feel the love of all the human race
Touch them with the warmth, the strength of that embrace

Give me love and understanding, I will thrive
As my children grow, my dreams come alive
Those who hear the cries of children, God will bless
I will always hear the Children of Sánchez

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: