Mekan

Mezarlık Adası

Paris‘te olduğu gibi İtalya’da da turistlerin ilgisini çeken bir mezarlık bulunduğunu öğrendim. İki adacığın birleşmesiyle oluşan Isola di San Michele üzerinde sadece mezarlar ve kiliseler varmış. 19.yüzyıl başlarından beri kent mezarlığı yani ‘cimitero’ olarak kullanılmaktaymış. Venedik’in bir adalar topluluğu olduğu göz önünde bulundurulduğunda kent mezarlığının da bir adada olmasında şaşılacak bir şey yok aslında ama yine de ilginç geliyor tabii. Turist de çekiyor. Ünlü besteci Stravinsky buradaymış örneğin. Ezra Pound da bu adanın protestan mezarlığı bölümünde yatmaktaymış. 

Ancak tabii ne de olsa bir ada olduğu için yer sıkıntısı varmış. Mezarların bir kısmı şifonyer usulü üst üste olsa da başka çözümler de gerektiği için, San Michele’de istirahatte olan bedenlerin kalıntıları bir süre sonra çıkarılıyormuş. Burada 10-12 yıl kadar huzur içinde yatabiliyormuşsunuz. Bu sürenin sonunda, ikinci defin işlemi için ücret ödenirse kemikleriniz bir kutuya aktarılarak daha küçük bir alana gömülüyormuş. Ödenmezse şayet ‘ossuary’ denen, ölü kemiklerinin koyulduğu yerlere aktarılıyormuşsunuz. Mezarlık girişinde, kimin ne zaman taşınacağının listesi varmış. Çok da ‘Rest In Piece’ değil yani 😦

Venedik’ten kalkan vapurlarla beş dakikada ulaşılıyormuş mezarlık adasına. Bu bölgedeki adaları gezdiren turlar da uğruyormuş. Ya da rengarenk Burano adası gibi adalara giderken önünden geçiliyormuş. O da ilginç bir ironi oluşturur herhalde. Neyse… Sağlıklı günler! 🙂

Kaynaklar:

Italy Heaven ve Minor Sights

Reklamlar
Categories: Coğrafya, Ekonomi, Kültür, Mekan, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Trump Konya’da Bulundu

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde “İnsansı Taşlar Müzesi” olduğunu öğrendim. Müze kurucusu Ahmet Aslan bir çoban. Konya’da hayvan güderken rastladığı ‘insan yüzünü andıran’ taşları toplamış. Mevlana’ya benzeyen taşı tam da Konya’da bulmuş. Gel gör ki Trump da Konya’da bulunmuş. Walt Disney’in “her şey bir fareyle başladı” sözünden çok etkilenen Aslan, sekiz yıldır biriktirdiği taşların bir yerde sergilenmesi için, sosyal medya da dahil çeşitli araçlar kullanmış ve yılmadan girişimlerde bulunmuş. Sonunda Edirne’den kabul görmüş ve taşlarıyla Uzunköprü yolunu tutmuş. Kültür-Sanat Evi olarak kullanılan Aziz İoannis Kilisesi’nde sergilenen taşların ziyaretçilerle buluşmaya başlaması Aslan’ı çok mutlu etmiştir eminim. Kendisi ise 2023 hedefinin olduğunu belirtmiş. Belirgin bir hedefimiz olmadan hiçbir şey başaramayız ne de olsa.

Urfalı çoban Ahmet Aslan dört tane de kitap yayınlamış bugüne kadar. Belli ki kendisinden öğreneceğimiz çok şey var…

Japonya’da da Chinsekikan Müzesi var aynı şekilde.

Kaynak: Anadolu Ajansı, Gökhan Zobar, 29.11.2017 ve Edirne Televizyonu

Categories: Doğa, Güncel, Mekan, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 14 Yorum

Turistik Mezarlık

Birçok ünlünün mezarının Paris’teki Père Lachaise mezarlığında olduğunu öğrendim. Örneğin: Jim Morrison, Oscar Wilde, Édith Piaf, Chopin, Balzac, Proust, Maria Callas, Sarah BernhardtIsadora Duncan, Bizet, Yılmaz Güney,  Ahmet Kaya. Tam bir heykel müzesi gibi görsel şölen sunan yeşil ve yaşlı alanı görmek güzel olur. Bir mezarlık gezmek isteyeceğim aklımın ucundan geçmezdi ama yalnız değilim. Père Lachaise tam bir turistik cazibe merkezi.

[ParisByM]

Categories: Ekonomi, Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Chopin’in Kalbi

Ölümünden sonra Chopin’in bedeninin ve yüreğinin ayrı yerlere koyulduğunu öğrendim. Yaşamının büyük kısmını Paris’te geçirmiş olan Chopin, ölünce kalbinin ana vatanında saklanmasını istemiş. Bu dileği de yerine getirilerek Varşova’nın bir kilisesinde bulunan bir sütuna yerleştirilmiş kap içerisinde. Şimdi kalbi Polonya’da, bedeninin geri kalanı ise Fransa’da istirahat ediyor. Müzik dehasının koca kalbiyle aynı ortamda bulunmak isteyenler Varşova’da Holy Cross adlı kiliseyi ziyaret ediyor, geri kalan kısımla ilgilenenler ise Paris’teki Le Père Lachaise Mezarlığının yolunu tutuyor.

Bu bilgiyi bana öğreten Nurcan Hoca’ya teşekkür ederim. Bestecinin yaşamına dair daha fazla bilgiyi Sosyal Bilgiler Site blogundan okumayı unutmayınız lütfen.

Bu arada, ben bu araştırmayı yaparken Chopin’in ‘Cenaze Marşı’nın çalmaya başlaması da komik ama ürpertici bir tesadüf oldu 🙂

Kompozitörün izlerini sürerek Varşova’yı gezmeye yardımcı olan ‘Chopin in Warsaw’ ve ‘Selfie with Chopin’ gibi uygulamalar bile varmış. Bu da meraklısına duyurulur.

Categories: Müzik, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Doğan Kardeş Apartmanı

Doğan Kardeş dergisinin isminin nereden geldiğini öğrendim. Yapı ve Kredi Bankası’nı kuran Kazım Taşkent’in oğlunun adıymış Doğan. Çocuk yaşta Avrupa’ya yollanmış iyi bir eğitim alması için. Ancak 1939’da ölüm haberi gelir yavrucağın. Bu haberle sarsılan duayen bankacı, oğlunu bir şekilde yaşatabilmek için, onun adını vererek şirketler kurmaya başlar. İyi çocuklar yetişmesine katkı sağlamak için dergi de çıkarır. Düzeyli çocuk dergisi Doğan Kardeş onlarca yıl bu ismi başarıyla yaşatır.

İstanbul’daki güzel Doğan Apartmanı’nın ismi de aynı yerden geliyormuş. Bina, Taşkent’in şirketi tarafından alınınca ismi Doğan Apartmanı yapılmış Kuledibi’ndeki sarışın güzelin. Muhsin Bey filminin çekildiği bina da burasıymış. Ayrıca başka filmlerin sahneleri ve Deli Deli Kulakları Küpeli gibi şarkıların klipleri de Doğan Apartmanında çekilmiş. Doğan kardeşimizin adı birçok şekilde yaşatılmış. Ama yine de… Keşke Taşkent oğlunu evine yakın bir okula yollasaymış 😉

Yaşayan Mekanlar – Doğan Apartmanı Belgeselini de izlemenizi öneririm.

Categories: Dergi, Edebiyat, Eğitim, Mekan, Seyahat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Narmanlı

Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Dietmar Friese’nin de bir dönem Narmanlı Yurdu’nun misafiri olduğunu öğrendim. Atölyesi varmış bu handa.

[Umut Mete SOYDAN]

19.yüzyılın ilk yarısında inşa edilen yapı, Narmanlı Han ismini almadan yıllar önce Rus Konsolosluğu imiş. Sefaret, çeşitli amaçlarla kullanmış binayı. Hatta sürgündeki Troçki’nin bile Büyükada’da yaşadığı köşkten önce burada olduğu söyleniyor. Derken Narmanlı Kardeşler almış yapıyı 1933’te. Onların ev sahipliğinde şairler, yazarlar, heykeltraşlar, ressamların ikametgâhı olmuş Narmanlı Han. Düşük ücretle stüdyo ve pansiyon olarak kiralamışlar odalarını. Evleri ve/veya atölyeleri Narmanlı Han’da olduğu için bir dönem burada yaşamış isimler arasında sayılanlardan bazıları şunlar: Ulus Gazetesi temsilcisi Neşet Atay, Tatyana Moran, ‘Fosforlu Cevriye’nin yazarı gazeteci Suat Derviş, Fidzek Karoly. Bir de onların misafirleriyle tam anlamıyla bir sanatçı yuvasıymış Narmanlı Han. Ama işte göçmüş hepsi birer birer… Ne Tanpınar kalmış ne Berger… Ne avluda barınan onlarca kedisi kalmış, ne bahçesinde akasyalar ne de yıllara meydan okuyan bekçi ve noter…

Üstteki fotoğraf, SALT Online’daki Eliza Day arşivinde yer alıyor. Yer, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesi. Poz veren kişi, bu blogda yayınladığım ilk yazıda bahsettiğim keman virtüözü Ayla Erduran. Arkasındaki tablodaki beyefendi, hem Ayla Hanıma hem de Aliye Hanıma keman dersleri veren Macar keman sanatçısı Karl Berger. Yani Aliye Berger’in kocası. (Fotoğraf kaynağı: saltonline.org)

Bilmeyenler için ekleyelim: Ressam ve gravür sanatçısı Aliye Berger, aynı zamanda Halikarnas Balıkçısının da kardeşidir.

Küçük bir not daha: Troçki’nin Meksika’da yaşadığı ev bugün müze olarak kullanılmakta ve her gün birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Londra’da İstanbul Nostaljisi

Fikret Otyam, Tuncel Kurtiz, Birol Kutadgu, Fatih Akın ve Işıl Özgentürk gibi isimlerin İstanbul’da tercih ettikleri ortak bir mekan olduğunu öğrendim. 12 Nisan 2007 tarihli ‘Yaşayan Mekanlar‘ programında anlatıyorlar ‘Büyük Londra Oteli’ne duydukları sevgiyi. Ressam Kutadgu, Yalıkavak’taki Geriş Köyü’nde yaşar ama kış aylarını Londra Oteli’ndeki odasında geçirirmiş. Tuncel Kurtiz, Edremit’te bir köyde yaşamasına rağmen Londra Oteli de İstanbul’daki eviymiş. Çekimler için gelip bu oteli mesken tutmuş diğer yönetmenler de Işıl Özgentürk ve Fatih Akın. Hatta Akın, bazı filmlerini burada çekmiş. Yabancı yönetmenlerin de gelince tercih ettiği bir yermiş. Ama beni asıl heyecanlandıran detay, Hemingway’in de 1922 yılında bu otelde kalmış olmasıdır.

‘Büyük Londra Oteli’ ya da nedense Fransızca olan ismiyle ‘Grand Hotel de Londres’, İtalyan asıllı zengin bir Levanten aileye aitmiş eskiden. Sadece Orient-Express ile İstanbul’a gelen Avrupalı turistleri değil, Pera’da yerleşmiş Levanten ve azınlık aileleri de ağırlıyormuş. 1930’lardan sonra Yunan asıllı bir ailenin yönetiminde bulunan otel 6-7 Eylül olaylarından da nasibini almış.

Ve böylece… çok görmüş geçirmiş bu mekanı ziyaret etmeyi de ‘İstanbul’a Gidersem Yapacaklarım’ listeme dahil etmiş bulunuyorum. 1967’de Adanalı bir ailenin satın aldığı Londra Oteli’nde İstanbul nostaljisi yapmak şart oldu.

***********************************

Kaynak: Yaşayan Mekanlar Programı, ‘Büyük Londra Oteli’ Bölümü, İz TV, 12 Nisan 2007
Hazırlayan ve Sunan: Nazmiye Karadağ
Internette Paylaşan: Sinan Genim, 3 Şubat 2013

Categories: Ekonomi, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Side’de Frieseler

Side’deki Giritlileri araştırırken izlediğim Kalimerhaba belgeselinde şakır şakır Türkçe konuşan Alman heykeltraş Dietmar Friese’nin, flamenko öğretmenim olan muhteşem dansçı Deniz Friese’nin dedesi olduğunu öğrendim.

Bay Friese, 1955 yılında otostopla Türkiye’ye gelmiş, 1957’de Fatma Hanımla evlenip Beyoğlu’nda atölye açmış, 1961’de Side’yi görüp aşık olmuş. Oraya yerleşmeyi kafasına koyan çift bu hayalini gerçekleştirmek için elinden geleni yapmış ve nihayet başarılı olarak 1960’lı yıllarda Side’ye yerleşmiş. Bir de kafe açmışlar burada. İşte bu ‘Apollonik’ kafede büyüyen öğretmenim Deniz Friese’nin yaşamını da sanat kokan kafede her gün çalınan ezgiler şekillendirmiş.

Tabii burada beni asıl heyecanlandıran konu, Side’nin korunması için çok önemli çalışmalar yapmış kişilerden birinin, çok takdir ettiğim bir başka insanla bağlantılı olması oldu. Yani tam da bu günlerde yoğunlaştığım konu. Tesadüfün böyle tatlısı! Hatta Side’ye gidip Apollonik’te oturdum ve menüde öğretmenimin isminin de yazılı olduğunu görüp çocuk gibi sevindim.

Bay Friese, tarihi eserlerin restorasyonunda gönüllü çalışmış, kültür varlıklarını koruyabilmek için hizmet vermiş, danışmanlık yapmış. 2016 Ekiminde vefat edene kadar, yani yarım asır boyunca kendini Side Müzesine adamış. Müzedeki eserlerin korunması ve bakımıyla ilgili ayrıntılı raporlar hazırlayıp bakanlığa yollamış. Kendinden sonrasını da düşünerek, heykel onarabilecek öğrenci yetiştirmiş.

Dietmar Friese… Ressam Max Friese’nin oğlu… Aliye Berger gibi, güzellikleri yüreğinde yaşayan insanların dostu… Öğretmenimi de tanısanız, genleriyle devraldığı, görüp hissederek özümsedikleriyle içine nakşettiği ışıltılı güzelliğini ve bunun sanatına yansımasını gönül gözünüzle görebilirdiniz… İnsanın sizi dinlerkenki bir samimi kıvrılışında gizli geldiği ailenin değer yargıları… İşte bu kadar basit… Ve bir o kadar karmaşık…

*******************

Kaynaklarım:

Tamay Açıkel Söyleşisi, 5 Nisan 2007 
Azulmavidergi

Fotoğraf: Kumbara Haber

 

Categories: Antalya, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İşe Erken Gitsen Ölür müsün?

Jack Daniel’ın işe erken gittiği için öldüğünü öğrendim. Şöyle ki; Bay Daniel işe bir gün herkesten önce gidiyor, kargalardan bile önce ki biraz iş bitirsin kimse yokken. Ve fakat alması gereken evrak kasada. Bay Daniel öyle yapıyor böyle yapıyor, şifresini anımsayamadığı kasayı açamıyor ve sinirden küplere binerekten kasaya haşmetli bir tekme savuruyor. Kasa açılmıyor muhtemelen ama Jack Daniel’ın parmağı kırılıyor. Bu bölgede oluşan enfeksiyon zamanla yayılıyor, kan dolaşımını etkiliyor ve bacak ampute ediliyor. Fakat kangren yayılması önlenemiyor ve Sevgili Jack işe erken gittiği günden 5-6 yıl sonra (1911) kan zehirlenmesinden (sepsis) ölüyor.

Olayın yaşandığı yörenin halkı bu öyküden yola çıkarak bir söz geliştirmişler: İşe asla erken gitme! (Belki de gece yuvarlanan Jackler yüzünden işe hep geç kalanların ahı tutmuştur.)

Tennessee’de Jack Daniel Distillery turu yapanlar adam öldüren kasayı da görebiliyormuş. Kasa da kasa ama yani…

Categories: Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Loti Evi

Pek çoklarının ‘eksantrik’ kabul ettiği ondokuzuncu yüzyıl yazarı Pierre Loti’nin Fransa’daki evinin 1969 yılında müze yapıldığını ve günümüzde de gezilebildiğini öğrendim. Rochefort’taki Pierre Loti Sokağında bulunan üç katlı evin içi Loti’ye yakışır biçimde son derece şaşaalıymış. Çok seyahat eden ve seyahatlerinden de mutlaka hayvan ve sanat eserleri toplayarak dönen yazarın doğduğu ev bu hediyelik eşyalarla dolunca yandaki evi de satın almış. İspermeçet balinası dişi, Senegal bilezikleri, Mısır kedisi mumyası, Japon süsleri gibi objeler toplayan bu ilginç insanın evi Cezayir’den alınan kaplumbağa ve mezar taşları gibi çeşitli nesneyle dolup taşarmış. Kaplumbağa çoktan ölmüş olsa da Loti’nin ilk romanı Aziyadé’ye adını veren trajik kahramanın sözde mezar taşı halen Fransa’daki müze evde sergilenmekteymiş. Loti, mezar taşının asıl sahibine olan büyük aşkını İstanbul’da yaşamış, bu aşkın romanı Aziyadé’yi de Rabia Kadın Kahvesi’nde yazmış derler. Yani adı sonradan Pierre Loti Kahvesi olan mekanda. Yani bulunduğu tepenin ismini değiştirerek İdris-i Bitlisi Tepesi yapmak istedikleri mekanda.

Oryantal dünyaya ve özellikle de Osmanlı’ya hayran olan Loti’nin ellerinden çıkan evin bazı bölümlerinde doğu hayranlığı çok net görülüyormuş. Umman sultanının verdiği hançer ve kılıç ile Fas sultanının armağanı olan kılıç ve gümüş kaplama tabancanın da yer aldığı Arap silahları koleksiyonu, damarlı mermer sütunlar, Osmanlı sediri, salon fıskiyesi, ahşap oymalı tavanıyla Türk salonu, çiniler ve çakma cami… Loti, Şam’da yanan bir caminin parçalarını satın alıp Rochefort’a taşımış ve yapıyı evinde yeniden inşa etmeleri için Suriyeli bir ekibi de beraberinde getirmiş.

Ev, halka açık olsa da ziyaret etmek zormuş. Sınırlı sayıda ziyaretçiye izin verildiği için rezervasyon zorunluymuş.

Kaynaklar:

Arthur Clark, Saudi Aramco World, Temmuz/Ağustos 1992 (Cilt 43, Sayı 4)

Elaine Sciolino, The New York Times Style Magazine, 12 Temmuz 2011

 

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Cafe X

Verilen kahve siparişlerini bir robotun yerine getirdiği ve hiç çalışanı olmayan bir kafe olduğunu öğrendim. San Francisco’da açılan kafede sadece bir koldan oluşan robot çalışıyor.

Categories: Ekonomi, Güncel, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Şeytan İşi Mangal

Et pişirme işini volkan ateşinde gerçekleştiren restoran olduğunu öğrendim. İspanya’ya bağlı Kanarya Adalarından Lanzarote’de bulunan Timanfaya Milli Parkında uyumakta olan volkanik dağın üzerine inşa edilmiş El Diablo Restoran belli ki barbekü işini ucuza getirmiş ve onlarca yıldır jeotermal ısıyla et pişirmekte. [Kaynak: DailyMail]
[Martin Allen]

 

Uzmanlar, en son 1824 yılında patlamış olan Ateş Dağının güvenli olduğunu belirtmiş. Halkı da ateşle yaşamaya alışmış belli ki. Videolardan gördüğüm kadarıyla restoran çalışanları müşteriler için ateşli gösteriler yapmaktan çekinmiyor.

[Isabel García]
 

Categories: Coğrafya, Doğa, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Bisikletçi Kahvesi

İzmir’de bir dağ köyünde bisikletçi kahvesi olduğunu öğrendim. Seferihisar merkezinden ayrılıp Orhanlı-Kuyucak-Menderes yolunda ilerlerken bolca karşımıza çıkan bisikletçilerin bir köy kahvesinde konuşlandıklarını gördüm. Son saniyede isminin ‘Bisikletçi Kahvesi’ olduğunu okuyabildiğim mekan hakkında daha fazla bilgi edinemedim araba içinde olduğumdan. Ama fikre bayıldım.

Bu arada İzmir’in ulaşım ağının genişliğine de hayran kaldım. Yukarıda bahsettiğim güzergah boyunca belediye otobüsü durakları vardı ve yollarda otobüs bekleyen vatandaşlar bana Avrupa köylerinde gezdiğim hissi verdi.

Categories: Doğa, Mekan, Seyahat, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Pier

İzmir’deki Konak Pier binasının Gustave Eiffel tarafından tasarlandığını öğrendim. Hani şu Eyfel Kulesinin Eiffel’i yani. 1800’lü yılların ikinci yarısında Fransız gümrük binası olarak inşa edilip bir süre öyle kullanılan bina 1960’larda balıkhaneye dönüşmüş. Şimdiki mağazaların yerinde bir dönem balıkçıklar yaşamış yani. Sonraki yıllarda ise garaj bile olmuş bu tarihi yapı.

Categories: Mekan, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İnce Memed ile Yedi Mehmet

Antalya’daki 7 Mehmet adlı restoranda Yaşar Kemal’in de yemek yediğini, beğendiğini ve hatta anı defterine “Akdeniz Lokantası Akdeniz gibi büyük ve güzel” yazdığını öğrendim. Web sitesinde Talipoğlu ve Koç’un da yazılarını görmek olası: 7 Mehmet Web Sitesi

Ayrıca mekanın isminde geçen 7’nin sebebi ve Atatürk için güç bela bulunan 850 gram taze fasulyenin öyküsü de dahil bazı sevimli anılar da yer alıyor.

Categories: Antalya, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Turşumuzu Kurmuşlar

İstanbul’da Soydan Turşucusu olduğunu hem de pek meşhur olduğunu öğrendim. Evlenmemize karşı olan annemle “turşumuzu mu kuracaksın” diye dalga geçerdim yıllardır, kadının bir bildiği varmış meğer.

Categories: Mekan, Yiyecek | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Rusya’da Yasak

Rusya’da kapalı mekanda mangal yakmanın yasak olduğunu öğrendim. Bunu, yıllarca Rusya’da çalışmış, şu an ise Antalya’da ocakbaşı mekan işleten ve sıra sıra kebapları bir o tarafa bir bu tarafa çevirmenin sonsuz keyfini yaşayan Pozantılı bir beyden öğrendim. Mekan kapılarının da dışarı doğru açılması zorunluymuş.

Categories: Ülkeler, Kültür, Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kumbaba

Turan Aziz Beler adında bir gazeteci-yazarımız olduğunu öğrendim. Düzeyli bir magazin gazeteciliği örneği de sergilemiş olan Beler, yazdığı kitaplarla adından çok söz ettirmiş, “Sevda” adlı romanı filme çekilmiş ve Şile’nin gelişimi için çok önemli adımlar atmış. Ilk sarı tabelasını diktirmiş, bir tesis kurmuş ve Şile halkına önemli bir ekmek kapısı açmış. Muhteşem doğayı koruyarak, yabancı eşiyle birlikte turistlere olağanüstü bir hizmet sunmuş. Çeşitli nedenlerle zaman içinde terk edilen “Kumbaba” adlı mekanı 2013 yılında yanmış.

Beler’in ilk eşi de Atatürk’le dans fotoğrafından tanıdığımız bir vali kızıymış.

Kaynaklarım:

Dr. Mithat Atabay

Sabri Kayacık

Yavuz Aydın

 

Categories: Edebiyat, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Nazilli’de Bir Otel

Ömer Kavur’un ‘Anayurt Oteli’ filminin Nazilli’de (Aydın) çekildiğini öğrendim. Filmin çekildigi bina Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalma ve zamanında Ankara Palas Oteli olarak hizmet vermiş. Şu anda Nazilli Belediyesi Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktaymış.

[Romana adını veren otel ise Manisa’dadır.]

 

 

 

Filmin çekildiği mekanlara dair detaylı bilgi almak için şu siteyi ziyaret edebilirsiniz: Öteki Sinema, Özgür Ilgın

Categories: Mekan, Sanat, Seyahat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Başkan Kafe

Rusya’daki bir kafenin dekorasyonunda çeşitli ülke başkanları ve bayraklarının olumsuz bir şekilde kullanıldığını öğrendim. Özellikle ABD karşıtı fotoğraflar tüm mekanda dikkat çekerken tuvalet zeminindeki Amerikan bayrakları ve hatta Obama resimli tuvalet kağıtları şaşırtıyor. President Cafe duvarlarına sadece Obama değil Cameron ve Merkel gibi başka başkanların karalanmış resimleri de konuk olmuş. Putin fotoğraflarının yer aldığı duvarda ise kalp şekli verilmiş dizayn söz konusu.

Vallahi benim nutkum tutuldu. Fotoğraflara bakıp fikrinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.

Haber ve Fotoğraflar: Huffington Post

Categories: Ülkeler, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Pera’daki Terbiyeci

‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablonun orijinalinin Suna-İnan Kıraç’a ait İstanbul Pera Müzesinde sergilenmekte olduğunu öğrendim.

Categories: Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Key Museum

İzmir-Torbalı’da harika bir araba müzesi olduğunu öğrendim: 

 

Categories: Diğer, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Morenika

Antalya’da ‘Morenika’ adında mükemmel bir grup olduğunu öğrendim. Gitar, bateri, kontrbas üçlüsünden dinlediğiniz özenle seçilmiş dünya müziklerine eşlik eden Merve Akyıldız’ın buğuluyla billur arasında gidip gelen naif ve büyülü sesinden Rumeli ve Anadolu türkülerini de duyunca keyfin doruklarına varıyorsunuz. Caz müziğinin bildik melodilerinde ses kalitesini en üst düzeyde sergileyen Akyıldız, Balkan ezgilerinde melodikasını da konuşturmayı ihmal etmiyor. Bir Kusturica filmiyle coşarmış gibi tempo tutarken neden çocukluğunuza gittiğinize anlam veremiyorsunuz.

Dünyanın dört bir tarafından esmer kızların öykülerini dinlemek ruhumu rahatlattı. Dilleri unutulmuş ve henüz unutulmamış toplumların sevilmekten şaşkın esmer kızlarının öykülerini… Caz müziğinde kendini kanıtlamış Oğan Doruk Şadan, kalitesizliğin dibine vurmuş toplumumuzda bana eğitimimi borçlu olduğum kurumumun profesyonellik anlayışını hatırlattı. Murat İbze ve Yiğit Hakyemez’in işlerini çok iyi yapmalarının verdiği özgüvenli ama kibirsiz tavırları, güler yüzlü paslaşmaları ve saçtıkları olumlu enerji Amerika’da bir cazbardaymışım hissini yaşattı. Dahası, bence dünyanın parasını bayılarak izleyebileceğimiz bir uluslararası caz festivali grubunun haftada iki akşam Antalya’nın göbeğinde bir barda çıktığını öğrenmenin sevinci bu kente yerleşme mutluluğuma mutluluk kattı.

Teşekkürler Morenika, bilinçli, kaliteli ve gencecik enerjinizle yorgunluğumu erittiğiniz için.

 

 

 

 

 

 

 

Kimdir Morenika: Morenika Facebook Hesabı

Merve Akyıldız Videoları: Youtube

Categories: Antalya, Müzik, Mekan | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Booooozaaaaa

İstanbul Vefa Bozacısında Atatürk’ün boza içtiği bardağın hala saklandığını öğrendim.

Categories: Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Nöbetçi Kütüphane

Adana’da Nöbetçi Kütüphane olduğunu öğrendim. Cemil Sobacı, geç saatlerde okuma yapılabilecek bir mekan sıkıntısı duyunca önce kendi evinde bu hizmeti sunmaya başlamış. Sonra iktisat mezunu kankasıyla bir olup yarışmaydı, fon bulmaydı derken, elde ettikleri kapitalle ilk Nöbetçi Kütüphaneyi Balcalı kampüsüne (Çukurova Üniversitesi) konduruyorlar.

Geceleri saat ikiye kadar açık olan kütüphanede çay-kahve de mevcut. Gelirken pasta-börek getirip herkesle paylaşılabiliyorsun. Fonda hep müzik oluyormuş sakin sakin. Sadece okumak değil, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek için de kullanılan bir mekan olduğundan klasik kütüphane sessizliğinin beklenmemesi gerekiyormuş. Kullanıcılar, okudukları kitaptan beğendikleri kısımları diğerleriyle paylaşıp, anlamadıklarını sorup tartışabiliyorlarmış. Ayrıca söyleşiler-atölyeler yapılıyor, sinema-fotoğraf gibi konularda arada eğitim de veriliyor, konser organize ediliyor.

İçecekler dahil hemen hemen hiçbir şey için para istemiyorlar ancak kumbaraları varmış ve durumun varsa armağan edebiliyormuşsun. Yapılan desteklerle daha fazla kitap alıyorlar. Bir de Nöbetçi Kütüphaneleri çoğaltmayı hedefliyorlar. Gerçi Balcalı kampüsündeki NK’yi kapatmak zorunda kalmışlar ama yılmadan yola devam etmeleri güzel.

Web Sayfaları: NK

Röportaj: Duygu Sedefoğlu, Hürriyet (2015 Eylül)

Röportaj: Osman Yenilmez, Haber Turk (2015 Ekim)

Röportaj ve Yeni Kütüphanenin Fotoğrafları:

Pelin Emrahoğlu, Altınşehir Adana Dergisi 2016 Mart)

[Emre Ersel Erbaş ve Mert Altay tarafından]

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Eğitim, Mekan | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

7/11

Birçok anlamda hayat kurtarıcı olduğu için, yurt dışı geziye çıkıp da gittiğiniz ülkede karşılaşırsanız çok sevindiğiniz 7-Eleven büfemsi-kafemsi-marketler-zincirinin bir zamanlar Türkiye’de de olduğunu öğrendim. Yıllar önce Özer Çiller’inmiş (1991), sonra devredilmiş, sonra Opet almış (2001), el değiştire değiştire yok olmuş. Doğru anlıyorsam şu anda ülkemizde hiç şubesi bulunmamakta. Bildiğiniz bir tane varsa haberdar edin lütfen.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

BYO

Antalya’da yeni moda olan ‘rakını kap gel’, ‘rakı sizden meze bizden’ sloganlı kampanyaların yurt dışında uzun zamandır mevcut olduğunu, bu tür mekanlara özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’da ‘BYO‘ yani Bring Your Own (ya da ‘BYOB’) dendiğini öğrendim. 1960lardan beri mevcut bir kavram olduğu düşünülen ancak 1970lerin başlarında dile yerleşen bu tabire ev partisi davetiyelerinde rastlanabileceği gibi (ev sahibinin ne içeceksen yanında getirmeni ima ettiği durum) içki ruhsatı olmayan küçük işletmelerde de karşınıza çıkabiliyormuş. Bu uygulamaya her yerde izin verilmiyor tabii. Örneğin New York yasalarında, içki ruhsatı olmayan işletmelerin BYOB hizmeti veremeyeceği konusu yer almakta.

Categories: Antalya, Ülkeler, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gara Guzum

Gara Guzu adında ve bir yaşında bir biramız olduğunu öğrendim. Muğla’da üretilen ‘ale’ türü el yapımı bu biranın hammaddesi yurt dışından geliyormuş ve zaten tadı da aynı Avrupai ale biralarına benziyor. Afferin bize… Bazı mekanlarda 15-19 liraya filan satılıyormuş diye okudum. Öyle bir durum yok. Datça‘ya giderseniz Roll Coffee House’da normal bira fiatına içebilirsiniz örneğin. Ha, 33lüğü içersiniz o fiyata ama lezzet anlamında yeterli oluyor zaten 33lük. Öyle Türk usulü lökür lökür içimlik bir bira değil sonuçta guzum.

 

Categories: Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: