Mekan

İşe Erken Gitsen Ölür müsün?

Jack Daniel’ın işe erken gittiği için öldüğünü öğrendim. Şöyle ki; Bay Daniel işe bir gün herkesten önce gidiyor, kargalardan bile önce ki biraz iş bitirsin kimse yokken. Ve fakat alması gereken evrak kasada. Bay Daniel öyle yapıyor böyle yapıyor, şifresini anımsayamadığı kasayı açamıyor ve sinirden küplere binerekten kasaya haşmetli bir tekme savuruyor. Kasa açılmıyor muhtemelen ama Jack Daniel’ın parmağı kırılıyor. Bu bölgede oluşan enfeksiyon zamanla yayılıyor, kan dolaşımını etkiliyor ve bacak ampute ediliyor. Fakat kangren yayılması önlenemiyor ve Sevgili Jack işe erken gittiği günden 5-6 yıl sonra (1911) kan zehirlenmesinden (sepsis) ölüyor.

Olayın yaşandığı yörenin halkı bu öyküden yola çıkarak bir söz geliştirmişler: İşe asla erken gitme! (Belki de gece yuvarlanan Jackler yüzünden işe hep geç kalanların ahı tutmuştur.)

Tennessee’de Jack Daniel Distillery turu yapanlar adam öldüren kasayı da görebiliyormuş. Kasa da kasa ama yani…

Categories: Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Loti Evi

Pek çoklarının ‘eksantrik’ kabul ettiği ondokuzuncu yüzyıl yazarı Pierre Loti’nin Fransa’daki evinin 1969 yılında müze yapıldığını ve günümüzde de gezilebildiğini öğrendim. Rochefort’taki Pierre Loti Sokağında bulunan üç katlı evin içi Loti’ye yakışır biçimde son derece şaşaalıymış. Çok seyahat eden ve seyahatlerinden de mutlaka hayvan ve sanat eserleri toplayarak dönen yazarın doğduğu ev bu hediyelik eşyalarla dolunca yandaki evi de satın almış. İspermeçet balinası dişi, Senegal bilezikleri, Mısır kedisi mumyası, Japon süsleri gibi objeler toplayan bu ilginç insanın evi Cezayir’den alınan kaplumbağa ve mezar taşları gibi çeşitli nesneyle dolup taşarmış. Kaplumbağa çoktan ölmüş olsa da Loti’nin ilk romanı Aziyadé’ye adını veren trajik kahramanın sözde mezar taşı halen Fransa’daki müze evde sergilenmekteymiş. Loti, mezar taşının asıl sahibine olan büyük aşkını İstanbul’da yaşamış, bu aşkın romanı Aziyadé’yi de Rabia Kadın Kahvesi’nde yazmış derler. Yani adı sonradan Pierre Loti Kahvesi olan mekanda. Yani bulunduğu tepenin ismini değiştirerek İdris-i Bitlisi Tepesi yapmak istedikleri mekanda.

Oryantal dünyaya ve özellikle de Osmanlı’ya hayran olan Loti’nin ellerinden çıkan evin bazı bölümlerinde doğu hayranlığı çok net görülüyormuş. Umman sultanının verdiği hançer ve kılıç ile Fas sultanının armağanı olan kılıç ve gümüş kaplama tabancanın da yer aldığı Arap silahları koleksiyonu, damarlı mermer sütunlar, Osmanlı sediri, salon fıskiyesi, ahşap oymalı tavanıyla Türk salonu, çiniler ve çakma cami… Loti, Şam’da yanan bir caminin parçalarını satın alıp Rochefort’a taşımış ve yapıyı evinde yeniden inşa etmeleri için Suriyeli bir ekibi de beraberinde getirmiş.

Ev, halka açık olsa da ziyaret etmek zormuş. Sınırlı sayıda ziyaretçiye izin verildiği için rezervasyon zorunluymuş.

Kaynaklar:

Arthur Clark, Saudi Aramco World, Temmuz/Ağustos 1992 (Cilt 43, Sayı 4)

Elaine Sciolino, The New York Times Style Magazine, 12 Temmuz 2011

 

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Cafe X

Verilen kahve siparişlerini bir robotun yerine getirdiği ve hiç çalışanı olmayan bir kafe olduğunu öğrendim. San Francisco’da açılan kafede sadece bir koldan oluşan robot çalışıyor.

Categories: Ekonomi, Güncel, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Şeytan İşi Mangal

Et pişirme işini volkan ateşinde gerçekleştiren restoran olduğunu öğrendim. İspanya’ya bağlı Kanarya Adalarından Lanzarote’de bulunan Timanfaya Milli Parkında uyumakta olan volkanik dağın üzerine inşa edilmiş El Diablo Restoran belli ki barbekü işini ucuza getirmiş ve onlarca yıldır jeotermal ısıyla et pişirmekte. [Kaynak: DailyMail]
[Martin Allen]

 

Uzmanlar, en son 1824 yılında patlamış olan Ateş Dağının güvenli olduğunu belirtmiş. Halkı da ateşle yaşamaya alışmış belli ki. Videolardan gördüğüm kadarıyla restoran çalışanları müşteriler için ateşli gösteriler yapmaktan çekinmiyor.

[Isabel García]
 

Categories: Coğrafya, Doğa, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Bisikletçi Kahvesi

İzmir’de bir dağ köyünde bisikletçi kahvesi olduğunu öğrendim. Seferihisar merkezinden ayrılıp Orhanlı-Kuyucak-Menderes yolunda ilerlerken bolca karşımıza çıkan bisikletçilerin bir köy kahvesinde konuşlandıklarını gördüm. Son saniyede isminin ‘Bisikletçi Kahvesi’ olduğunu okuyabildiğim mekan hakkında daha fazla bilgi edinemedim araba içinde olduğumdan. Ama fikre bayıldım.

Bu arada İzmir’in ulaşım ağının genişliğine de hayran kaldım. Yukarıda bahsettiğim güzergah boyunca belediye otobüsü durakları vardı ve yollarda otobüs bekleyen vatandaşlar bana Avrupa köylerinde gezdiğim hissi verdi.

Categories: Doğa, Mekan, Seyahat, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Pier

İzmir’deki Konak Pier binasının Gustave Eiffel tarafından tasarlandığını öğrendim. Hani şu Eyfel Kulesinin Eiffel’i yani. 1800’lü yılların ikinci yarısında Fransız gümrük binası olarak inşa edilip bir süre öyle kullanılan bina 1960’larda balıkhaneye dönüşmüş. Şimdiki mağazaların yerinde bir dönem balıkçıklar yaşamış yani. Sonraki yıllarda ise garaj bile olmuş bu tarihi yapı.

Categories: Mekan, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İnce Memed ile Yedi Mehmet

Antalya’daki 7 Mehmet adlı restoranda Yaşar Kemal’in de yemek yediğini, beğendiğini ve hatta anı defterine “Akdeniz Lokantası Akdeniz gibi büyük ve güzel” yazdığını öğrendim. Web sitesinde Talipoğlu ve Koç’un da yazılarını görmek olası: 7 Mehmet Web Sitesi

Ayrıca mekanın isminde geçen 7’nin sebebi ve Atatürk için güç bela bulunan 850 gram taze fasulyenin öyküsü de dahil bazı sevimli anılar da yer alıyor.

Categories: Antalya, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Turşumuzu Kurmuşlar

İstanbul’da Soydan Turşucusu olduğunu hem de pek meşhur olduğunu öğrendim. Evlenmemize karşı olan annemle “turşumuzu mu kuracaksın” diye dalga geçerdim yıllardır, kadının bir bildiği varmış meğer.

Categories: Mekan, Yiyecek | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Rusya’da Yasak

Rusya’da kapalı mekanda mangal yakmanın yasak olduğunu öğrendim. Bunu, yıllarca Rusya’da çalışmış, şu an ise Antalya’da ocakbaşı mekan işleten ve sıra sıra kebapları bir o tarafa bir bu tarafa çevirmenin sonsuz keyfini yaşayan Pozantılı bir beyden öğrendim. Mekan kapılarının da dışarı doğru açılması zorunluymuş.

Categories: Ülkeler, Kültür, Mekan, Sağlık, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kumbaba

Turan Aziz Beler adında bir gazeteci-yazarımız olduğunu öğrendim. Düzeyli bir magazin gazeteciliği örneği de sergilemiş olan Beler, yazdığı kitaplarla adından çok söz ettirmiş, “Sevda” adlı romanı filme çekilmiş ve Şile’nin gelişimi için çok önemli adımlar atmış. Ilk sarı tabelasını diktirmiş, bir tesis kurmuş ve Şile halkına önemli bir ekmek kapısı açmış. Muhteşem doğayı koruyarak, yabancı eşiyle birlikte turistlere olağanüstü bir hizmet sunmuş. Çeşitli nedenlerle zaman içinde terk edilen “Kumbaba” adlı mekanı 2013 yılında yanmış.

Beler’in ilk eşi de Atatürk’le dans fotoğrafından tanıdığımız bir vali kızıymış.

Kaynaklarım:

Dr. Mithat Atabay

Sabri Kayacık

Yavuz Aydın

 

Categories: Edebiyat, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Nazilli’de Bir Otel

Ömer Kavur’un ‘Anayurt Oteli’ filminin Nazilli’de (Aydın) çekildiğini öğrendim. Filmin çekildigi bina Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalma ve zamanında Ankara Palas Oteli olarak hizmet vermiş. Şu anda Nazilli Belediyesi Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktaymış.

[Romana adını veren otel ise Manisa’dadır.]

 

 

 

Filmin çekildiği mekanlara dair detaylı bilgi almak için şu siteyi ziyaret edebilirsiniz: Öteki Sinema, Özgür Ilgın

Categories: Mekan, Sanat, Seyahat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Başkan Kafe

Rusya’daki bir kafenin dekorasyonunda çeşitli ülke başkanları ve bayraklarının olumsuz bir şekilde kullanıldığını öğrendim. Özellikle ABD karşıtı fotoğraflar tüm mekanda dikkat çekerken tuvalet zeminindeki Amerikan bayrakları ve hatta Obama resimli tuvalet kağıtları şaşırtıyor. President Cafe duvarlarına sadece Obama değil Cameron ve Merkel gibi başka başkanların karalanmış resimleri de konuk olmuş. Putin fotoğraflarının yer aldığı duvarda ise kalp şekli verilmiş dizayn söz konusu.

Vallahi benim nutkum tutuldu. Fotoğraflara bakıp fikrinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.

Haber ve Fotoğraflar: Huffington Post

Categories: Ülkeler, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Pera’daki Terbiyeci

‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablonun orijinalinin Suna-İnan Kıraç’a ait İstanbul Pera Müzesinde sergilenmekte olduğunu öğrendim.

Categories: Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Key Museum

İzmir-Torbalı’da harika bir araba müzesi olduğunu öğrendim: 

 

Categories: Diğer, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Morenika

Antalya’da ‘Morenika’ adında mükemmel bir grup olduğunu öğrendim. Gitar, bateri, kontrbas üçlüsünden dinlediğiniz özenle seçilmiş dünya müziklerine eşlik eden Merve Akyıldız’ın buğuluyla billur arasında gidip gelen naif ve büyülü sesinden Rumeli ve Anadolu türkülerini de duyunca keyfin doruklarına varıyorsunuz. Caz müziğinin bildik melodilerinde ses kalitesini en üst düzeyde sergileyen Akyıldız, Balkan ezgilerinde melodikasını da konuşturmayı ihmal etmiyor. Bir Kusturica filmiyle coşarmış gibi tempo tutarken neden çocukluğunuza gittiğinize anlam veremiyorsunuz.

Dünyanın dört bir tarafından esmer kızların öykülerini dinlemek ruhumu rahatlattı. Dilleri unutulmuş ve henüz unutulmamış toplumların sevilmekten şaşkın esmer kızlarının öykülerini… Caz müziğinde kendini kanıtlamış Oğan Doruk Şadan, kalitesizliğin dibine vurmuş toplumumuzda bana eğitimimi borçlu olduğum kurumumun profesyonellik anlayışını hatırlattı. Murat İbze ve Yiğit Hakyemez’in işlerini çok iyi yapmalarının verdiği özgüvenli ama kibirsiz tavırları, güler yüzlü paslaşmaları ve saçtıkları olumlu enerji Amerika’da bir cazbardaymışım hissini yaşattı. Dahası, bence dünyanın parasını bayılarak izleyebileceğimiz bir uluslararası caz festivali grubunun haftada iki akşam Antalya’nın göbeğinde bir barda çıktığını öğrenmenin sevinci bu kente yerleşme mutluluğuma mutluluk kattı.

Teşekkürler Morenika, bilinçli, kaliteli ve gencecik enerjinizle yorgunluğumu erittiğiniz için.

 

 

 

 

 

 

 

Kimdir Morenika: Morenika Facebook Hesabı

Merve Akyıldız Videoları: Youtube

Categories: Antalya, Müzik, Mekan | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Booooozaaaaa

İstanbul Vefa Bozacısında Atatürk’ün boza içtiği bardağın hala saklandığını öğrendim.

Categories: Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Nöbetçi Kütüphane

Adana’da Nöbetçi Kütüphane olduğunu öğrendim. Cemil Sobacı, geç saatlerde okuma yapılabilecek bir mekan sıkıntısı duyunca önce kendi evinde bu hizmeti sunmaya başlamış. Sonra iktisat mezunu kankasıyla bir olup yarışmaydı, fon bulmaydı derken, elde ettikleri kapitalle ilk Nöbetçi Kütüphaneyi Balcalı kampüsüne (Çukurova Üniversitesi) konduruyorlar.

Geceleri saat ikiye kadar açık olan kütüphanede çay-kahve de mevcut. Gelirken pasta-börek getirip herkesle paylaşılabiliyorsun. Fonda hep müzik oluyormuş sakin sakin. Sadece okumak değil, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek için de kullanılan bir mekan olduğundan klasik kütüphane sessizliğinin beklenmemesi gerekiyormuş. Kullanıcılar, okudukları kitaptan beğendikleri kısımları diğerleriyle paylaşıp, anlamadıklarını sorup tartışabiliyorlarmış. Ayrıca söyleşiler-atölyeler yapılıyor, sinema-fotoğraf gibi konularda arada eğitim de veriliyor, konser organize ediliyor.

İçecekler dahil hemen hemen hiçbir şey için para istemiyorlar ancak kumbaraları varmış ve durumun varsa armağan edebiliyormuşsun. Yapılan desteklerle daha fazla kitap alıyorlar. Bir de Nöbetçi Kütüphaneleri çoğaltmayı hedefliyorlar. Gerçi Balcalı kampüsündeki NK’yi kapatmak zorunda kalmışlar ama yılmadan yola devam etmeleri güzel.

Web Sayfaları: NK

Röportaj: Duygu Sedefoğlu, Hürriyet (2015 Eylül)

Röportaj: Osman Yenilmez, Haber Turk (2015 Ekim)

Röportaj ve Yeni Kütüphanenin Fotoğrafları:

Pelin Emrahoğlu, Altınşehir Adana Dergisi 2016 Mart)

[Emre Ersel Erbaş ve Mert Altay tarafından]

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Eğitim, Mekan | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

7/11

Birçok anlamda hayat kurtarıcı olduğu için, yurt dışı geziye çıkıp da gittiğiniz ülkede karşılaşırsanız çok sevindiğiniz 7-Eleven büfemsi-kafemsi-marketler-zincirinin bir zamanlar Türkiye’de de olduğunu öğrendim. Yıllar önce Özer Çiller’inmiş (1991), sonra devredilmiş, sonra Opet almış (2001), el değiştire değiştire yok olmuş. Doğru anlıyorsam şu anda ülkemizde hiç şubesi bulunmamakta. Bildiğiniz bir tane varsa haberdar edin lütfen.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

BYO

Antalya’da yeni moda olan ‘rakını kap gel’, ‘rakı sizden meze bizden’ sloganlı kampanyaların yurt dışında uzun zamandır mevcut olduğunu, bu tür mekanlara özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’da ‘BYO‘ yani Bring Your Own (ya da ‘BYOB’) dendiğini öğrendim. 1960lardan beri mevcut bir kavram olduğu düşünülen ancak 1970lerin başlarında dile yerleşen bu tabire ev partisi davetiyelerinde rastlanabileceği gibi (ev sahibinin ne içeceksen yanında getirmeni ima ettiği durum) içki ruhsatı olmayan küçük işletmelerde de karşınıza çıkabiliyormuş. Bu uygulamaya her yerde izin verilmiyor tabii. Örneğin New York yasalarında, içki ruhsatı olmayan işletmelerin BYOB hizmeti veremeyeceği konusu yer almakta.

Categories: Antalya, Ülkeler, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gara Guzum

Gara Guzu adında ve bir yaşında bir biramız olduğunu öğrendim. Muğla’da üretilen ‘ale’ türü el yapımı bu biranın hammaddesi yurt dışından geliyormuş ve zaten tadı da aynı Avrupai ale biralarına benziyor. Afferin bize… Bazı mekanlarda 15-19 liraya filan satılıyormuş diye okudum. Öyle bir durum yok. Datça‘ya giderseniz Roll Coffee House’da normal bira fiatına içebilirsiniz örneğin. Ha, 33lüğü içersiniz o fiyata ama lezzet anlamında yeterli oluyor zaten 33lük. Öyle Türk usulü lökür lökür içimlik bir bira değil sonuçta guzum.

 

Categories: Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Antalya Sokakları

Antalyamın sokaklarında fazlasıyla görmeye alışık olduğum isimlerden ‘Haşim İşcan’ ve ‘Burhanettin Onat’ın kentin eski valilerinden (belediye başkanları) olduğunu öğrendim. Sayın Haşim İşcan’ın yönetim yılları ikinci dünya savaşı yıllarına denk geliyor. Rodos’lu Dr Onat ise Haşim İşcan’dan görevi devralmış ve 1947’ye kadar sürdürmüş. Turist turist dolaştığınız mekanların adının anlamını bilmemezlik etmeyin.

Antalyalılara ek bilgi: Sokaklara ismini veren Tolunay ve Tonguç da Belediye Başkanlarımızdanmış (1963-1980).

Categories: Antalya, Mekan, Tarih | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Zara

Antalya Hayvanat Bahçesinde tanıştığımız yavru Bengal kaplanının İllüzyonist Aref’e ait olduğunu öğrendim.

Detaylar için: ozlemsoydan.wordpress.com

Categories: Antalya, Güncel, Hayvan, Mekan | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Gelidonya

Gelidonya Burnu’nun ters akıntılardan dolayı Antalya Körfezi’nin en tehlikeli yeri olduğunu öğrendim. Likya Yolu üzerinde bulunan güzeller güzeli Gelidonya Feneri’nin ve sunduğı olağanüstü Beş Adalar manzarasının kusuru da buymuş demek ki…

Ayrıca, 1942’den beri aynı ailenin beklediği Gelidonya Feneri’nin (namıdiğer Taşlıkburnu Feneri) ‘Türkiye’nin en yüksek deniz feneri’ olduğunu da öğrenmiş oldum. ‘Gelidonya’nın sözcük anlamı ‘kırlangıç’ imiş ve hayvancıkların göç yolunda konaklamaya çalıştığı mevkii olduğu için adını bu kuşlardan almışmış (aslında Kaledonya).

Haftasonu bir parça Likya Yolu yapmak isteyen gezginlere selam olsun! (Ha, orada konaklayacaksanız gece serinliğine çıkan akreplere dikkat)

Categories: Antalya, Dil, Mekan, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bomonti

İstanbul’da ‘Bomonti’ diye bir semt olduğunu, bu oldukça eski semtin adını da tarihi Bomonti bira fabrikasından aldığını, IC Holding’in kendi ifadesiyle “İstanbul’un kültür mirasları arasında yüksek bir öneme sahip” bu yapının yanında Hilton İstanbul Bomonti Otel’in açıldığını ve dahasının da planlandığını öğrendim.

Osmanlı’nın bira ile tanışmasını özetleyen kaynaklarda yer alan ilk bilgiler boza ile ilgili (hammaddesinin aynı olduğunu unutmayalım). O yüzden içki yasaklandığında boza da yasaklanırmış (özellikle de ekşi boza). 1839’da ‘bira’ adıyla üretilmeye başlanmış ve birahaneler artmış. 1890’da da İsviçreli Bomonti kardeşler ilk bira fabrikamızı kurmuş ve fabrika 1938’de Tekel’e geçmiş.

Rivayet o ki, bizim bildik Tekel birasını Anadolu Efes satın alıp da isim hakkını alamayınca fabrikanın ilk ismini devreye sokarak eski dostumuz Tekel birasını Bomonti birası olarak piyasaya sürmüş derler. Peki ama ben neden Tekel birasını seviyordum da Bomonti’yi pek de aramıyorum? Belki de “Behzat Ç birası bu aaabiii” diyerek müptelası olan ukalalardan ötürüdür.

Bu arada Bomonti, İstanbul’un önemli rezidans bölgelerinden birine dönüşmüş günümüzde ve bira fabrikası ile de ‘yeme-içme, eğlence ve aktivite’ yatırımı yapmak üzere Doğuş Grubu ilgileniyormuş.

Biranın tarihi hakkında gayet detaylı bir yazı: İlker Göz

“Bomonti rezidans bölgesine dönüşüyor” haberini okumak için: ensonhaber.com (nisan 2015)

“Doğuş Grubu Bomonti’de de eğlence istiyor” haberini okumak için: haberturk.com (kasım 2014)

Categories: Ekonomi, Güncel, Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Tarih, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Okşizenli Otel

Avustralya’nın güneyinde Sydney dolaylarında bulunan Blue Mountains adlı dağlarda yer alan ağaç evden yapılma otel olduğunu öğrendim. Blue Mountains Cabins’in sahibi Sayın Bay Buckett’ın daha önce de mağara evler yaptığını göz önünde bulunduracak olursak kendi bucket listini gerçekleştirmeye çalışıyor da diyebiliriz. Bu güzelim doğanın ortasında geçireceğiniz tatille oksijen manyağı olacağınız garanti derim ben…

 

Resimler için:

gizmag

bluemountainscabins

Categories: Ülkeler, Doğa, Güncel, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Süs Kitabı

Kitabı süs olarak görebilen, ‘insan’ görünümünde dolaşan yaratıklar olduğunu öğrendim. Antalya’daki Sokak Kitap Kafe’nin işletmecisi Yasemin Yıldırım Hanım “Mezure ile gelip rengine göre, dolabının ölçüsüne göre kitap alanlar var, dolabında boş yer kalmış, oraya kitap koyarım diye düşünmüş geliyor ölçüyor şu renkler uygun diyor salonuma, dekoratif amaçlı gelip kitap alıp giden insanlar var” demiş antalyasokaklari.com ile yaptığı röportajında. Dünya Kitap Gününüz kutlu olsun! Welt Tag Des Buches World Book Day Dünya Kitap Günü Día Del Libro

Categories: Antalya, Eğitim, Güncel, Kültür, Mekan | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: