Kültür

Yurda Dönen Boğa

Bir şekilde yurt dışına çıkarılmış tarihi eserlerimiz arasında yer alan bir boğa figürünün ülkemize iade edildiğini öğrendim. İ.Ö. 3000-1000 arası bir zamandan kalan eseri Avusturyalı bir turist 1963 yılında tatile geldiği Antalya’da küçük bir dükkandan satın almış. 2015 yılında da kargo ile Antalya Müze Müdürlüğüne yollamış.

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lurlu Meydan

‘Lur’ isminde bir müzik aleti olduğunu öğrendim. Günümüzde, Danimarka’nın ulusal enstrümanı muamelesi gören İskandinav kökenli bu üflemeli çalgının mağara duvarlarında resmedildiğini gösteren fotoğraflar var. Bronz çağa ait olduğu düşünülüyor. Kopenhag’ın ünlü ‘Belediye Binası Meydanı’ Rådhuspladsen’da da lur çalan adamlar heykeli yükseliyor.

 

 

 

Categories: Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Atatürk Nazilli’de

Açılışını Atatürk’ün yaptığı ilk ve son fabrikanın Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası olduğunu öğrendim. Tabii ki bu fabrika Sümerbank’ın da ilk fabrikası. Kuruluşu çok kısa bir sürede Nazilli’nin çehresini değiştirmiş, gerek ekonomik gerekse sosyal ve kültürel anlamda canlılık kazanmasını sağlamış ve çağdaşlaşmasına katkıda bulunmuş. Halk operayı-tiyatroyu tanımış. Nazilli’nin ilk hastanesi bile Sümerbank tarafından yapılmış. 1937’de fabrikanın açılması kadar 2002’de kapanması da Nazilli’de hayatı değiştirmiş.

Sümerbank emeklisi İlhan Öden’in fabrikayla ilgili yazılarını paylaştığı blogunda verdiği kısa özgeçmişi her şeyi özetler gibi: “Nazilli Basma fabrikası lojmanlarında dünyaya geldi. Sümer ilkokulunu, Sümer ortaokulunu ve endüstri meslek lisesi tesfiye bölümünü bitirdi. Ekmeği, elektriği, suyu, önlüğü, donu, pijamaları Sümerbanktandı. İlk filmini Sümerbank sinemasında, ilk tiyatroyu ve ilk konseri Sümerbank salonunda, ilk maçını Sümerbank futbol sahasında izledi, Sümersporda futbol, voleybol ve basketbol oynadı. … ” O güzelim basmaları yeniden basma hayalini hep canlı tutan ve bu uğurda tek başına büyük çabalar harcayan Sayın İlhan Öden harika bir de video hazırlamış:
[İlhan Öden]

‘Gıdı gıdı’ dedikleri tren de işçileri taşırmış ve tabii o da yıllar önce yatırıldığı kenarda beklerken bir süre önce bakım görüp arada nostalji turları atmaya başlamış.

[Ali Turunç]

**********************************************************

Kaynaklar:
Nazilli Belediyesi

İlhan Öden: Blog & Facebook

 

İleri Okuma: İşte Atatürk

 

Categories: Ekonomi, Kültür, Sanat, Seyahat, Spor, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güneşin Adası

Rodos’a ‘Güneşin Adası’ dendiğini öğrendim. “Berrak gökyüzü, turkuazdan laciverte bir renk skalası sergileyen denizi, yüksek dalgalarıyla ve neredeyse her zaman güneşli oluşuyla bu ismi zaten hak ediyor” diyor Glimpses of the World ve ekliyor: “ama bu ismi almasının tek nedeni bu değil elbet.” Yunan mitolojisine dayanan öyküyü bu blogdan aktarıyorum:

“Zeus, devleri yenip de yeryüzünün efendisi olunca, dünyayı Olympos’un görkemli tanrıları arasında pay etmeye karar verir. Ancak paylaştırma işini gece yaptığı için ve Güneş Tanrısı Helios tabii ki o sırada orada olmadığı için, bu tanrının ismini de dahil etmek kimsenin aklına gelmez. Dolayısıyla bölüşüm işleminin dışında bırakılmış olur ve kendine ait toprak elde edemez. 

Sabah Zeus’a varır ve bu adaletsizlikten yakınır. Kendisi Zeus’un favorilerinden olduğu için ‘denizden gelecek ilk kara parçası’ ile ödüllendirilme sözü verilir. Konuşurlarken derin mavi sulardan çok güzel, çiçeklerle bezeli bir ada belirir.
Mutlulukla dolan Helios, adayı kendi aydınlığıyla yıkar ve Ege Denizinin en sevimli adalarından birine çevirir. Deniz Tanrısı Poseidon’un kızı Rodos’u görür görmez güzelliğine vurulduğu için bu peri ile evlenir ve topraklarına yerleştirir.”

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Didgeridoo

Aborjin kökenli didgeridoo adlı üflemeli çalgının nasıl yapıldığını öğrendim. Termit karıncalarının oyup içini boşalttığı ağaç dallarından yapılıyormuş. Tabii bunlar geleneksel olanları. Yoksa herhangi bir boruyla da çalışılabilir, iş ki öncesinde o egzersizleri yapıp o sesleri çıkarabilecek kıvama gelelim 🙂

[RamasHederas]

Categories: Doğa, Hayvan, Kültür, Müzik, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ağla Bebek Ağla

Japonların her yıl ‘Nakizumo’ adında bir ‘bebek ağlatma yarışması’ düzenlediğini öğrendim. İki sumo güreşçisinin kucağına alıp ağlatmaya çalıştığı bir yaşından küçük bebeklerden hangisi önce ağlarsa o kazanıyor. Aynı anda ağlarlarsa daha yüksek sesle ağlayan kazanıyor. Bu gelenek 400 yıldır devam ediyormuş ve bunu bebekler gelecekte sağlıklı olsun diye yapıyorlarmış.

[Ronin Dave]

Categories: Etkinlik, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gakgo

Elazığlılar için gakgoş dendiğini öğrendim. Yiğit, mert, babayiğit, dürüst, delikanlı anlamına gelirmiş. Harput dolaylarında erkek kardeşe hitap ederken söylenegelen gakgo sözcüğünden türemiş. Akrabalar arasında kıymet verilen büyükler, saygı duyulan erkek figürler için kullanılırmış ama tanımadığına seslenirken de söylenebilirmiş. O zaman da size saygıyla yaklaşıldığını gösterirmiş. Kelimenin gakgoş halinin popüler kültür bozması olduğunu gören de var tabii. Doğrusu gakgodur diyenlere kulak vermeli sanırım. Kendi kültürleri ne de olsa. Gakgolara selam olsun.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Krematoryumda Son

Tüm bedenin yanma işleminin iki-üç saatte tamamlandığını ve ortaya çıkacak kül miktarının kemik yapısına bağlı olduğunu öğrendim. Krematoryumda yapılan yakma işleminden önce ceset, protez gibi maddelerden de arındırılıyormuş.

Categories: Diğer, Kültür, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Yeni Tanıştık

Süryani şarabının çok lezzetli olduğunu öğrendim.

Categories: Kültür, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Kıspet

Kıspet fiyatının 500 lira civarı olduğunu öğrendim. Yağlı güreşçilerin giydiği kıspetin üretilişini izledim. Gerçekten ciddi bir emek ve ustalık istiyor. Zaten bu iş kolunun ölmemesi için yıllarca tek başına mücadele vermiş ve son yıllarda nihayet yetiştirebileceği birkaç kişi bulabilmiş Bigalı Îrfan Usta UNESCO Yaşayan Insan Hazinesine alınmış. Kıspetler eskiden manda derisinden yapılırmış ve on kilo kadar gelebilirmiş. Şimdilerde dana derisinden yapılıyormuş ve iki kilo civarına düşmüş (yağlanınca daha ağırlaşıyor tabii).

Kaynaklar:

Edirne Aktüel

Kültür ve Turizm Bakanlığı

Kıspet Yapım Videosu

Categories: Ekonomi, Giyim, Kültür, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , | 6 Yorum

Lüks Cezaevi

İstanbul’daki lüks bir otelin, geçmişte yazın dünyamızın önemli isimlerinin yattığı Sultanahmet Cezaevi olduğunu öğrendim.

 

Cezaevi’nin yürek burkan öyküsünü Sevil Okay‘ın kaleminden okuyun. Ve Sultanahmet’te dolaşırken bastığınız yerin altında neler yatıyor olabileceğini…

 

Categories: Edebiyat, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kurt Gibi Yaşamak

Dilimizde ‘sirkede kurt gibi yaşamak’ biçiminde bir söz olduğunu öğrendim. Kendisi bir emek harcamadan başkalarının alınteri üzerinden yaşamını sürdüren kişilerin bu tavrını anlatmakta kullanılıyormuş. TDK sayfasında bulamadım ama halk arasında iyi bilinen bir söz belli ki.

Sirke kurdu 2-3 milimetre kadar bir solucanmış ve sadece sirke değil şarap gibi ekşimenin söz konusu olduğu ortamlarda da bulunabilirmiş.

Categories: Dil, Hayvan, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Meşe Oyunu

Bilye oyununun bir adının da ‘meşe’ olduğunu öğrendim. Biz cilli derdik. Bunun dışında misket ve gulle de duymuştum, ama Ege’de de meşe dendiğini yeni öğrendim.  

Nasıl güzeldir bilyeler…

Categories: Dil, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Hakaret Söylemleri

“Yahudi’ye güveneceğine yılana güven, Yunan’a güveneceğine Yahudi’ye güven, ama Ermeni’ye asla güvenme” şeklinde bir söz olduğunu öğrendim. Bazı kaynaklarda Fransız atasözü olarak açıklanıyor.

Bizim hakkımızda da bu tür sözler olduğunu biliyoruz tabii. En basitinden “Türk gibi başla, Alman gibi bitir” sözü. Ya da bilinen diğer biçimiyle “Türk gibi başla, Alman gibi çalış, İngiliz gibi bitir”. Başlamadaki şevkimizi bitirme sebatı olarak da gösteremediğimizin ima edilmesi çok da hoş değil tabii ama maalesef daha sevimsizleri de var.

Hakaret söylemleri için kaynak: insults.net

Categories: Ülkeler, Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Şarap Çeşmesi

İtalya’da ve İspanya’da şarap akan çeşmeler olduğunu öğrendim. İspanya’daki daha eski. Hristiyan hac rotası olan ‘El Camino de Santiago’ yolunda yer alan Irache Manastırı’nın oradaki şarap üreticisi firma sunuyor. Uzun bir yol yürüyen hacı adaylarının susuzluğunu gidermek için düşünülmüş. Tabii ki bedava. İki çeşmenin birinden su, diğerinden kırmızı şarap akıyor.

İtalya’daki iyiliksever bağ sahibi ise Ortona’da: Dora Sarchese. Orası da hac yolunda bulunuyor. Yedi gün yirmidört saat emre amadeymiş. Bu cömertliği suistimal etmedikleri sürece herkesin içebileceğini belirtmişler. “Naaptın Hacı!” dedirtmeyecek kadar yani.

[Carlotta Balena]

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Topic: Despina

Madam Despina’nın kim olduğunu öğrendim. Dünya güzeli bir dostumun en sevdiği şarkı olduğu için duymuş olduğum Sezen Aksu şarkısında geçermiş ismi. Ancak her dinlediğimizde kurulu bir masada ‘güzel’ olmakla meşgul olduğumuz için anlamazmışım ne dediğini. Bir tek “yine mi güzeliz” kısmını duyardım. Ne bileyim.

Despina Hanım Türkiye’nin ilk kadın meyhane işletmecisiymiş. Hem de herkesin sevdiği iyi bir işletmeciymiş. Ama sağlam da kuralları varmış hani. İstemediği adamı mekanına sokmazmış filan. 1946’da ilk yerini açmış. 2006 yılında öldüğünde mezarına şarap dökülmüş, sevdiği parçalar çalınmış (Hürriyet). Kendisi gitse de halen varlığını sürdüren ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kültür mirası denebilecek son meyhanesinde ise vasiyet ettiği üzere dekorasyon dahi değiştirilmiyormuş. Akıllı kadınmış belli ki. Rum usulü pilakisi, yaprak ciğeri, aşçısı, garsonları ve muşamba masa örtüleri hep aynıymış. Gerçi son yıllarda yorum yazan sözlük yazarları pek beğenmemiş mezelerini.

Şarkıda geçen ‘topik’ de bir Rum mezesiymiş meğer. İngilizcede ‘topic’ ‘konu’ anlamına geldiği için -ki çocuklar çok güler öğretmenleri topic deyince- ben onu Sezen’in söz yazmadaki şakacı tavrına vermiştim oysa. Konu mu bitti? Canın sağolsun hesabı… Biliyorum, çok saçma. Zaten şarkının sözlerini de Sezen değil Meral Okay yazmış. Çünkü kendisi de Kurtuluş son duraktaki bu salaş meyhanenin müdavimiymiş.

Öğrettiğin için teşekkür ederim Dünyalı Deli… İstanbul’a gittiğimde nereyi görmek için tutturacağım belli oldu. 🙂

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen Abla
Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağ olsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun
Gece çok genç arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti’den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

[Futca G]

Categories: Kültür, Müzik, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Lesbian

Denizlerin değerli komutanı Barbaros Hayreddin Paşanın Midilli’de doğduğunu öğrendim. Doğal olarak kardeşi Oruç Reis de bu adada doğmuş. Bunu bilmiyordum. Merkezi Midilli olduğu için bizim öyle isimlendirdiğimiz, ama aslında Yunanca adı ‘Lesbos’ olan bu adayı biz hep şair Sappho ile özdeşleştirmişizdir oysa. Kendisi Lesbos’da doğduğu için ‘Lesbian’ yani Lesboslu olarak anılmaktadır. Sappho’nun öyküsünü bunca insanın bilmesi güzel tabii ama keşke biz bu adayı Kaptan-ı Deryamızın memleketi olarak da öğrenebilseymişiz. Sonuçta Avrupalının Akdeniz’i titreten bir Osmanlı paşasını değil Sappho’yu ön plana çıkarması normal de bizim tarihimizi daha iyi bilmemiz gerekiyor. Geçmişimizi bilelim de, sonra yine “savaşma seviş” diyebiliriz. Bob Marley şarkısında geçtiği gibi yani: “Tarihini bilirsen nereden geldiğini bilirsin. Böylece ‘kim olduğumu sanıyorum ben’ diye bana sorman gerekmez”

 

Categories: Dil, Eğitim, Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Apaçi

Türk diline geçmiş ‘apaş’ diye bir sözcük olduğunu, kökeninin de Amerika’nın Apache yerlilerine dayandığını öğrendim. Kabilelerin dövüş becerileri ve azimlilikleri konusunda yaptığı ün romanlara konu olmuş ve böylece Parizyen topluluğun yaşantısını da etkileyerek, gözleri gibi koruyup sevip sakladıkları, pamuklara sardıkları dillerine bir sözcük daha girmesine neden olmuş: Apache (okunuşu ‘apaş’). Dolayısıyla da Türkçeye…

Fransızca kullanım şekli ‘haydut’, TDK’da verilen anlamı da ‘hayta’. EtimolojiTürkçe sitesine göre de ‘şehirli suç çetesi mensubu, serseri’ anlamına geliyor.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Süt Reçeli

‘Süt reçeli’ denen bir lezzet olduğunu öğrendim. Sadece bir litre süt, bir bardak şeker ve karbonat ile yapılıyor. Yabancıcası da ‘Dulce de Leche’ imiş ve Latin Amerika’ya özgü bir tatmış.

Categories: Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , | 7 Yorum

Yeşil Giymezsen Çimdiklerler

Aziz Patrick gününde yeşil giymeyenlerin neden çimdirildiğini öğrendim. Yeşil giyersen İrlanda cüce cinlerinin (Leprechaun) seni göremeyeceği düşünülürmüş. Cinler görebildiği herkesi çimdikleyeceği için, yeşil giymeyeni uyarmak isteyen kişiler sizi çimdiklermiş. Yani öyle veya böyle… 🙂

Tabii bunun aslında İrlanda ile ilgisi yok. Amerikan geleneği kendisi. St Patrick İrlanda’nın azizi olsa da onlar kimseyi çimdirmiyor ve hatta bu günün Amerika’da çılgınca kutlanmasını yadırgıyorlar biraz.

Geçen yılki yazım için: Aziz Patrick

Categories: Ülkeler, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hatunummm

‘Kadın’ sözcüğünün ‘hatun’dan geldiğini öğrendim. Soğdca olarak bilinen ve İpek Yolu üzerinde konuşulan dildeki χwatēn kelimesi ‘kraliçe’ anlamına geliyormuş. Prenses de dahil soylu kadınlar için kullanılan xatun zamanla evrilerek hatun, kadun ve kadın olmuş. Ne de güzel bir kadın olmuş… 

Hatunlar gününüz kutlu olsun kıymetli kraliçeler!

Bu arada bu sözcük, hükümdar anlamına gelen ‘χwatāw‘dan türemeymiş. Dolayısıyla kadındı, bayandı, hatundu, kelimelere çok takılmayalım bence. Ardından ne dendiği ve nasıl bir duyguyla, nasıl bir tavırla dendiği daha önemli sanki…

Categories: Dil, Kültür, Kutlama, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum

Marula Hayır

Yezidilerin (ezidilerin) marul yemediklerini öğrendim.

 

 

 

 

 

 

Yezidiler hakkında daha detaylı bilgi için: MIDER

Categories: Kültür, Seyahat, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Hangimiz Sevmedik Çılgınlar Gibi?

Müslüm Gürses’in annesinin öldürüldüğünü, katilin de eşi yani Müslüm’ün babası olduğunu öğrendim. Ama ne diyeceksin, Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş…

Bugün Müslüm Babanın ölüm yıldönümüymüş. Bir şarkı patlatalım o zaman!

Categories: Güncel, Kültür, Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , | 9 Yorum

Mayalar

Tek ve çift hörgüçlü develerin melezlenmesiyle ‘tüylü’ ya da ‘tülü’ denen bir deve türü ortaya çıktığını ve bu tüylü develerin dişisine ‘maya’ dendiğini öğrendim. Soğuk bölgelerde kullanılırmış. Tek hörgüçlü ve uzun tüylü olurmuş. Şimdi “ne yapacaksın bu bilgiyle, tüylü deveden sana ne Özlem” diyeceksiniz ama benim için gerçekten önemli. Antalya’nın turistik bir beldesi var yirmi yıldır gittiğim. Kışın el-ayak çekildiğinde açık kalan bir tanecik balık restoranı olurdu bu köyde. Dört kişilik bir aile işletirdi ve her işe koşturan kızlarının adı Maya idi. Daha doğrusu yıllarca kızcağızın adını Maya sandım ve öyle seslendim, ama asıl adı bu değilmiş, köy ahalisi takmış ismi. Nedenini sorduğumdaysa artık çok geçti, kimse bu öykünün nasıl başladığını hatırlamıyordu. Ben o zaman arı Maya’ya benzettikleri için söylemiş olabileceklerini düşünmüştüm ama tüylü deve benzetmesi daha mantıklı geliyor yörüklerle dolu bir köy hikayesinin kahramanı söz konusu olunca. Arı gibi çalışan, her işi hakkını vererek yapan, uzun saçlarını toplayıp zor işlere koşan güzel Maya’ya gönülden sevgilerimi yolluyorum.

Categories: Antalya, Dil, Hayvan, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senle Bitiyor

Danimarka halkının üçte ikisinin soyadının ‘-sen’ ile bittiğini öğrendim.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: channel4learning

 

Categories: Ülkeler, Dil, Kültür | Etiketler: , | Yorum bırakın

Zürefanın Düşkünü

‘Zürefa’ sözcüğünün ‘zarif’in çoğulu olduğunu öğrendim. Dolayısıyla “zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü” sözündeki zürefa, zarif kişileri kastediyor. Düşkün ise düşmekten geliyor. TDK açıklamasıyla bu söz şu anlamda kullanılıyor: “daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.” Bu sözü nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde geçmiş zaman lezbiyenlerine bağlayan açıklamalar olsa da bana en makul gelen bilgi şudur: Eskiden sarayda yaşayan, dolayısıyla her gün hoş giysilerle salınan kimseler bir biçimde kaderin tokadını yiyip halk içinde yaşamak durumunda kalınca giyecek sıradan bir şeyler bulamayarak hâlâ cicili-bicili gezince (ki muhtemelen beyazdı bunların bir kısmı) bu lafı türetivermiş ahali.

Annelerimizden işittiğimiz en güzel azarlardan biri olan zemheri zürefasındaki ‘zemheri’ de kış soğuğuna gönderme yapar biliyorsunuz. Ama iki söz birbirine karıştırılarak söylenmemeli yahu.

Yani kısaca zürafaların konuyla hiçbir ilgisi yok. Beyaz giyenler de zürafa düşkünü değil zaten. Rahatlayalım.

 

Categories: Dil, Giyim, Hayvan, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Kim Neyi Nerede Görür?

Gencin aynada gördüğünü ihtiyar kerpiçte görür” diye bir söz olduğunu öğrendim. Bunu, “gençlerin aynada göremediğini yaşlılar kaya parçasında görür” diye söyleyen de var, “cahilin aynadan göremediğini âlim tuğladan görür” şeklinde dillendiren de. “Senin aynada açıkça gördüğünü pir, hem de daha önce bir kerpiç parçasında görür” şeklinde olması gerektiği söylenen sözün Mevlana’ya ait olduğunu duydum. Mesnevi’de geçermiş. Rumi’nin sözü şu biçimde de anılır: “Halkın aynada gördüğünü pir, pişmemiş kerpiçte görür.” Bunu şöyle bütün detayları ekleyerek yanlış anlaşılmasına olanak bırakmayacak biçimde söyleyen de var: “Genç delikanlının aynada gördüğü şeyleri tecrübeli pir pişmiş tuğlada görür.” Delikanlı genç olur, pir de tecrübeli hesabı 🙂 Benim en sevdiğim versiyonu ise Oğuz Atay’ın ‘Babama Mektup’ öyküsünde söylediği şekli oldu: “Senin aynadan gördüğünü ben dıvardan görürüm.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: