İnanç

Kendi Dininden Olmayana Kıyanlar

1572 yılında Fransa’da korkunç bir katliam yaşandığını ve binlerce protestanın öldürüldüğünü öğrendim. Öncesinde uzun yıllardır devam edegelen bir Protestan-Katolik anlaşmazlığı var. O sırada tahtta olan IX.Charles ve ondan daha da çok tahtta olan İtalyan Medici sülalesinden gelmiş annesi Catherine de Medici, sonunda bu iki grubu barıştırıp kaynaştıracak bir çözüm bulur: Charles’ın kardeşi yani Catherine’in kızı Katolik Margaret ile Navarre’den olan Protestan Henry evlenmelidir. Ancak düğün için gelen protestan konuklar katledilir, Fransız protestanları Huguenotlar’dan olan lider öldürülür. Aziz Bartholomew Gününde Paris sokaklarını kan gölüne çeviren bu kıyım ünlü film Kraliçe Margot’da da anlatılmaktadır (Dumas romanından uyarlama).

Tabii ki ve maalesef ki tarihte kendi dininden olmayanları toptan ortadan kaldırmaya çalışanlar sadece Fransız soylu familyaları ve onların takipçileri değil. Daha önce ‘Ütopik Düşünceler‘ başlıklı yazımla İngiltere’nin Katolik Kilisesinden ayrılışına ve yerine kurulan Anglikan Kilisesinin işleyişini onaylamayan Thomas More’un idamına değinmiştim. İşte bu yeni yapılanmayı kabullenemeyen bir kişi daha vardı: Mary Tudor. Yani İngiltere Kralı VIII.Henry’nin Anne Boleyn ile evlenebilmek için tüm ülkenin dinini değiştirip de boşadığı karısından olan kızı. Yaşadığı her şeye rağmen ve de yıllarca tam bir Katolik olarak kalmayı başarmış olan I.Mary, 1553’te tahta geçince ülkeye Katolikliği yeniden yerleştirmeye kararlı bir şekilde çalışmalara koyulur. Beş yıllık saltanatı süresince yüzlerce protestanı yaktırır ve tarihe ‘kanlı’ yani Bloody Mary olarak geçer. Ardından tahta gelen I.Elizabeth protestandır ve tahmin edersiniz ki 1572’de Fransa’da yaşanan katliam günlerine çok üzülmüştür, ama bu yazıyı artık burada kesmek daha hayırlı olacaktır. Nitekim yine öğrenince mutlu olmadık… 😦

 

 

Catherine de Medici – BBC Historic Figures

Mary I – BBC Historic Figures

Categories: Ülkeler, Sinema, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Keşkül

‘Keşkül’ kelimesinin Farsçadan geldiğini ve kâse demek olduğunu öğrendim. Ama her türlü kâse değil. TDK’da verilen tanımı şöyle: “Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı.”

Keşkül dediğimiz tatlının adı da ‘keşkül-i fukara’ imiş. Fukara, fakir sözcüğünün çoğuludur. Eskiden, el açmak söz konusu olmasın diye, yardım almak isteyenler koluna keşkül asıp dolaşarak halkın verdiklerini toplarmış. Derler ki, fakirlere dağıtılan tatlı da bu yüzden bu ismi almış.

Farsça keş, ‘çeken’ anlamına gelirmiş. Keşide ve keşmekeş sözcükleri de aynı köktenmiş.

Categories: Antalya, Dil, Ekonomi, Giyim, Kültür, Tarih, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Bandoneon

Bandoneon adlı müzik aletinin aslen Almanya doğumlu olduğunu ve Bay Band tarafından kiliselerin ihtiyacını karşılamak için yaratıldığını, ancak enstrümanın Buenos Aires’e ayak basması ve bir süre sonra da tangoyla tanışmasıyla daha farklı bir değer kazandığını, yıllar içinde Arjantin’in ulusal çalgısı haline geldiğini öğrendim.

Bandoneon, akordeon’a çok benzese de kardeşi değilmiş ve kendisi pek çok müzisyen tarafından en zor çalınan müzik aleti olarak seçilmiş. Çalmasının zorluğu, körüğün iki tarafında da tuşlar bulunması ve her bir tuşun da körüğü açarken ve de kaparken farklı ses çıkartmasından kaynaklanıyormuş.

Libertango’yu bir de yakışıklı İtalyan bandoneon virtüözü Fabio Furia’dan dinleyiniz:

Categories: Kültür, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güneşin Adası

Rodos’a ‘Güneşin Adası’ dendiğini öğrendim. “Berrak gökyüzü, turkuazdan laciverte bir renk skalası sergileyen denizi, yüksek dalgalarıyla ve neredeyse her zaman güneşli oluşuyla bu ismi zaten hak ediyor” diyor Glimpses of the World ve ekliyor: “ama bu ismi almasının tek nedeni bu değil elbet.” Yunan mitolojisine dayanan öyküyü bu blogdan aktarıyorum:

“Zeus, devleri yenip de yeryüzünün efendisi olunca, dünyayı Olympos’un görkemli tanrıları arasında pay etmeye karar verir. Ancak paylaştırma işini gece yaptığı için ve Güneş Tanrısı Helios tabii ki o sırada orada olmadığı için, bu tanrının ismini de dahil etmek kimsenin aklına gelmez. Dolayısıyla bölüşüm işleminin dışında bırakılmış olur ve kendine ait toprak elde edemez. 

Sabah Zeus’a varır ve bu adaletsizlikten yakınır. Kendisi Zeus’un favorilerinden olduğu için ‘denizden gelecek ilk kara parçası’ ile ödüllendirilme sözü verilir. Konuşurlarken derin mavi sulardan çok güzel, çiçeklerle bezeli bir ada belirir.
Mutlulukla dolan Helios, adayı kendi aydınlığıyla yıkar ve Ege Denizinin en sevimli adalarından birine çevirir. Deniz Tanrısı Poseidon’un kızı Rodos’u görür görmez güzelliğine vurulduğu için bu peri ile evlenir ve topraklarına yerleştirir.”

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

Ağla Bebek Ağla

Japonların her yıl ‘Nakizumo’ adında bir ‘bebek ağlatma yarışması’ düzenlediğini öğrendim. İki sumo güreşçisinin kucağına alıp ağlatmaya çalıştığı bir yaşından küçük bebeklerden hangisi önce ağlarsa o kazanıyor. Aynı anda ağlarlarsa daha yüksek sesle ağlayan kazanıyor. Bu gelenek 400 yıldır devam ediyormuş ve bunu bebekler gelecekte sağlıklı olsun diye yapıyorlarmış.

[Ronin Dave]

Categories: Etkinlik, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Boğaz’da Küller

Leyla Gencer’in öldükten sonra yakıldığını ve küllerinin tekneden İstanbul Boğazı’na döküldüğünü öğrendim.

Categories: Müzik, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Krematoryumda Son

Tüm bedenin yanma işleminin iki-üç saatte tamamlandığını ve ortaya çıkacak kül miktarının kemik yapısına bağlı olduğunu öğrendim. Krematoryumda yapılan yakma işleminden önce ceset, protez gibi maddelerden de arındırılıyormuş.

Categories: Diğer, Kültür, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Parası Kadar Konuşuyor

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, ülkedeki su sıkıntısını çözümleyebilmek için Antarktika’dan buz dağı çekmeyi planladığını öğrendim. Yok artık yaa! Hepimizin geleceğini satın alabilmek için kaç para verecekler acaba? Kime verecekler? Yabancı kaynaklarda hararetli tartışmalar başlamış bile. Tabii ki bunun faturasını tüm müslümanlara keserek “size olmaz o, kutup ayıları dışkıladığı için helal değil” gibi düzeysiz espriler yapan da var, “siz bu yarı kürede yaşamıyorsunuz bile, gidin kuzey kutbundan çekin” diyerek malı sahiplenen Avustralyalılar da, olayı daha sağduyulu bir biçimde değerlendirebilen de, her zamanki gibi sadece küfür yazabilen sözcüksüz takımı da. Ne olursa olsun bu tartışmalar bile suyun biz insanları ne durumlara sokacağı konusunda ufak bir hatırlatma aslında, ama… Off yine sözün bittiği yerdeyim 😦

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Doğa, Ekonomi, Güncel, Hayvan, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Gerçekten Prensmiş

Geçtiğimiz yıl 21 Nisanda ölen şarkıcı Prince’in gerçek isminin Prince olduğunu öğrendim. Sahne adıdır sanıyordum. Bir caz piyanisti olan babasının sahne ismi ‘Prince Rogers’ olduğu ve de Minneapolis’teki gruplarının adı ‘the Prince Rogers Trio’ olduğu için, grubun şarkıcısı olan eşinden doğan oğluna da Prince deyivermiş. O da prens olmuş. Çocukken babasının şovlarını izlemeye bayılan Prince müzik kariyerine tabii ki babasının etkisiyle başlamış. Ama özel hayat kariyeri de babasının etkisiyle şekillenmiş. 12 yaşındaki Prince’i yatakta bir kızla yakalayan babası onu evden kovmuş. Hayatında en son o zaman ağlamış Prince, ama babası yumuşamayınca bir arkadaşının evine yerleşmiş, hedonist bir yaşama dahil olmuş (Daily Mail, 28.04.2016, Caroline Howe). Prince, hayatının son dönemini ise Yehova Şahidi olarak geçirmiş. Daha doğrusu, zaten öyle olduğunun farkına varmış (The New Yorker, 24.11.2008, Claire Hoffman). Onu bunu bilmem de, 1990’larda bir arkadaşımın abisi ABD’de Prince’e komşuydu ve kendisinin çok iyi bir adam, harika bir eş, tam bir aile babası olduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım. Görünüş hiçbir zaman önemli olmamalı. Kimin ne olduğunu asla bilemiyorsunuz.

Categories: Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Şarap Çeşmesi

İtalya’da ve İspanya’da şarap akan çeşmeler olduğunu öğrendim. İspanya’daki daha eski. Hristiyan hac rotası olan ‘El Camino de Santiago’ yolunda yer alan Irache Manastırı’nın oradaki şarap üreticisi firma sunuyor. Uzun bir yol yürüyen hacı adaylarının susuzluğunu gidermek için düşünülmüş. Tabii ki bedava. İki çeşmenin birinden su, diğerinden kırmızı şarap akıyor.

İtalya’daki iyiliksever bağ sahibi ise Ortona’da: Dora Sarchese. Orası da hac yolunda bulunuyor. Yedi gün yirmidört saat emre amadeymiş. Bu cömertliği suistimal etmedikleri sürece herkesin içebileceğini belirtmişler. “Naaptın Hacı!” dedirtmeyecek kadar yani.

[Carlotta Balena]

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Kültür, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Marula Hayır

Yezidilerin (ezidilerin) marul yemediklerini öğrendim.

 

 

 

 

 

 

Yezidiler hakkında daha detaylı bilgi için: MIDER

Categories: Kültür, Seyahat, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Tom’dan Sureler

Talking Tom’un sureler okuduğu videolarımız olduğunu öğrendim.

Categories: Teknoloji, İnanç | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Ütopik Düşünceler

Ütopya kitabının yazarı Thomas More’un idam edilerek öldürüldüğünü öğrendim. İngiltere Kralı Henry VIII yeni kadınıyla evlenebilmek için, var olan eşinden ayrılmak istemekteydi. Boşanmasına karşı çıkan papalık kurumuna gıcık olan Kral, 1532’de bir yasa çıkartarak (Act of Supremacy) ülkesini Katoliklerden ayırdı, Anglikan Kilisesinin kuruluşunu duyurdu ve kendini de bu yeni oluşumun başı ilan etti. ‘Kilisenin başını seçme yetkisinin parlamentoda olmadığı’ da dahil konu hakkında tüm fikirlerini açıkça söyleyerek kralın başkanlığına da Anne Boleyn ile evlenmesine de karşı duruş sergileyen More, Henry’nin gazabından kurtulamadı ve 1535’te idam edildi.

Categories: Edebiyat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Çünkü O Madonna

Madonnacım hakkında soruşturma açıldığını öğrendim. Trump taraftarları şarkıcıyı terörist ilan etmiş bile. Şaşırmadım. Madonna şaşırmış ama. Birkaç gün önce Washington DC’de düzenlenen Kadınlar Yürüyüşü adlı protesto gösterisinde yaptığı konuşmada sarf ettiği sözlerinin tamamının değerlendirilmediğini, sadece bir kısmının ele alınarak yanlış karara varıldığını düşünüyor. Aslında tamamen bir sevgi devriminden bahsettiğinin altını çiziyor. Bunun üzerine konuşmasını dinledim tabii. Tam olarak şöyle diyor kendisi: “Bu seçimi kazanan ‘iyi’olmadı. Ama eninde sonunda kazanan ‘iyi’ olacak….. Kızgınım. Kaç kere düşündüm Beyaz Sarayı havaya uçurmayı. Ama biliyorum ki bu hiçbir şeyi değiştirmez.” Ardından Auden’in bir şiirinden alıntı yapıyor: “‘Birbirimizi seveceğiz ya da öleceğiz.’ Ben sevmeyi seçiyorum.” Ve ahali Madonna’nın sözlerini tekrarlıyor: “Sevmeyi seçiyoruz!” Yani öfke yerine ümit beslemeye başlamayı seçtiklerini haykırıyorlar. Ama tabii anlamak istemeyen kafalar bu gibi konularda diretiyor. Trump taraftarları almış ele düşmüş yola, “Obama hakkında böyle bir yorum yapılsaydı çok büyük gürültü kopardı” diye. Kopar mıydı bilmiyorum. Madonna’nın ‘bir metafor’ olarak değerlendirdiği bu sözlerle ilk dalga geçen kişi Obama olurdu gibi geliyor bana da. Ama küfür konusu, ne yalan söyleyeyim bana da pek hoş gelmedi. Dobra dobra “fuck you” diyor Madonna. Hoş, bu sözcüklerin artık pek de yadırganmadığı bir ülke gibi görünüyor ABD. Yine de, karşı olduğunu ifade etmenin daha dolaylı yollarını tercih ediyorum ben. Ama tabii burada çılgın bir şarkıcıdan bahsediyoruz, benden değil. Vakti zamanında kilisenin aforoz attiği bir fenomense kendisi küfür de eder. Çünkü o bir kürk mantolu Madonna…

Categories: Güncel, Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Suyu Kirletene Ceza

Su kaynaklarının Hititler için kutsal olduğunu ve Hitit yasalarının temiz su kaynaklarını kirletenleri cezalandırmayı buyurduğunu öğrendim. Bunu bugün izlediğim “Sulak” adlı 2015 yapımı belgeselde dinledim. Çarpıcı gerçeklerle dolu belgeseli mutlaka izlemenizi ve izletmenizi öneririm. (Yönetmen: Alkım ÜN  –  Metin Yazarı: Önder CIRIK)

Categories: Doğa, Kültür, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Noel Çelengi Bizim İşimiz

Türkiye’den Avrupa’ya noel çelengi satıldığını öğrendim. Antalya ve Burdur’da köylülerin topladığı kozalak, mersin, kızılcık gibi çeşitli bitkilerden yine yerli halkın ürettiği çelenkler şu anda kim bilir hangi kapıları ve masaları süslüyorlar yurt dışında. On yılı aşkın süredir devam ettiği anlaşılan bu iş kolunu bir Alman hanımefendi başlatmış.

Categories: Antalya, Doğa, Ekonomi, Kültür, İnanç | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Günahsız Gebe

Hristiyanlıkta vaftiz etmenin anlamını öğrendim. Adem ve Havva’nın yasak meyve yiyerek gerçekleştirdiği günah nedeniyle herkesin halihazırda bir günahla doğduğuna inanılır, ‘Ilk Günah’ denen bu günahtan temizlensinler diye her doğan bebeği önce vaftiz ederlermiş. Roma Katolikleri sadece Meryem’in günahsız doğduğuna ve vaftiz edilmediğine inanırmış. ‘Günahsız Gebe’ (ya da ‘Lekesiz Gebe’) Dogması da bu anlama geliyormuş. Katolik Kilisesi her sene 8 Aralık gününü Günahsız Gebelik Dogmasına dayanan bir yortu olarak kutluyormuş.

Categories: Kutlama, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kukumav

Kukumav olarak bildiğimiz baykuş türünün nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde bulunduğunu öğrendim. Bu kahverengi üzerine beyaz lekeleri olan küçük baykuş türü her ne kadar çeşitli kültürlerde ölümü çağrıştırsa da, eski Yunan’da tanrıça Athena’nın, dolayısıyla aklın ve bilginin sembolü olmuştur. Demek ki kukumav kuşu gibi oturanlara da ihtiyacımız var.

 

 

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Hayvan, Kültür, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Engizisyondan Gelen

Anadolu’ya en büyük Yahudi göçünün 1500 yılı civarında İspanya ve Portekiz’den kovulan Yahudiler tarafından yapıldığını öğrendim. Osmanlı padişahının davetiyle topraklarımıza yerleşen halk Kastilyan dili konuşuyormuş.

Categories: Dil, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , | 2 Yorum

Haile Hayran

Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’nin de Atatürk’e hayranlık ve şükran duyduğunu öğrendim. Haile Selassie, 1916’dan itibaren yaklaşık 60 yıl Etiyopya’nın yönetiminde kalmış liderdir. Kölelik karşıtı çalışmaları da dahil, gerek Etiyopya gerekse tüm Afrika açısından önemli başarılara imza atmış olan Selassie, ayrıca Rastafari’ye gönül vermiş bireyler arasında ‘yeniden dirilmiş mesih’ yani ‘tanrının beden bulmuş hali’ olarak kabul edilir ve saygı görür. Zaten ‘Ras Tafari’, Haile Selassie’nin isimlerindendir.

Anıtkabir Müzesinde, beyefendiyle ilgili bir gümüş çelenk varmış. Bir sonraki ziyaretimizde buna da dikkat etmeli.

Kıymetlimiz Bob Marley’in de rasta olduğunu da bu vesileyle hatırlayalım isterim tabii.

Categories: Ülkeler, Dergi, Müzik, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Villa Baviera

Şili’de şu an ‘Villa Baviera’ olarak bilinen yerleşkenin Diktatör General Pinochet’nin yönetimi döneminde ne şekilde kullanıldığını öğrendim. Ülkesi Almanya’da çocuklara cinsel istismar cezası almasının ardından bazı müritleriyle kaçan Paul Schäfer’a Şili yönetimi destek çıkarak yer temin ediyor. Schäfer, ‘Colonia Dignidad’ adı verilen prestijli kolonisinin başında Şili’ye hizmet ederken zamanla 300 kişiyi bulan cemaatinde neredeyse bir Tanrı gibi tapılıyor. Ruhani liderlerine ileri düzey saygıdan mı yoksa izole yaşam şartları, dayak ve ilaçların etkisiyle midir bu bağlılık bilemem. Ağır tarım işçiliği yapan halkı para filan almıyor tabii ki. Çocuk istismarı desen devam ediyor. Gel zaman git zaman Şili yönetimine 1973 darbesiyle Pinochet geliyor ve kötü insan kötü insanı pek de güzel buluyor. Schäfer, haşmetmeaba yardımlarını esirgemiyor ve yönetimindeki Colonia Dignidad, bir işkence ve cezalandırma merkezi olarak kullanılıyor. Silah işine de giriyor. Tel örgülerle çevrili ve sürekli kontrol altında tutulan yerden kaçmayı başarabilen kişilerin kampanyalarıyla çiftlikteki yaşamın gerçek yüzü ortaya çıkıyor ancak Schäfer efendi daha anca 2006’da hapse atılmış, dört yıl sonra da ölmüş.

Öğrenince pek de mutlu olmadığım bu acıdan haberdar olmamı sağlayan filmi seyretme sebebim Coffee Sounds Like That adlı bloga çok teşekkür ederim. Her zamanki gibi kaliteli film önerileri olmasaydı ne 2015 yapımı bu filmden ne de yıllar önce Şili’de yaşanan olaylardan haberim olacaktı.

 

İleri Okuma: “Almanya Yakın Tarihiyle Yüzleşiyor” – Özlem Coşkun, Deutsche Welle Türkçe 

Categories: Ülkeler, Seyahat, Sinema, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Alevi Orucu

Alevilerin de 10-12 gün oruç tuttuğunu ve bu sürecin 2016 yılı için dün başladığını öğrendim.

Takvim

Categories: İnanç | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Fellah

Adana’da ‘fellahlar’ olarak bilinen topluluğun kökenini öğrendim. Yani kaynakların çeşit çeşit bilgi verdiğine bakılacak olursa kimse emin değil ama zannımca en makulünü öğrendim. Fellahlar, Mısır Hidivi İbrahim Paşa’nın Çukurova’yı işgali sırasında (1832-1840) iyi kalite şeker kamışı üretimini sağlamak üzere fidelerle birlikte getirilen ve toprak verilen Mısırlı vatandaşlarmış. Fellah, Arapça’da ‘çiftçi’ demekmiş ve zaten Mısır’ın da ilk ahalisi bu çiftçilermiş. Rivayet odur ki sadece şeker kamışı değil, mısır ve hatta portakal üretimini bile bu kişilere borçluymuşuz. Suriye kökenli Adana Araplarına ise Fellah değil Nusayri deniyormuş.

Categories: Coğrafya, Dil, Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Alırko

İshak Alaton’un babasının, Varlık Vergisi Kanunu ile tüm mal varlığını kaybettiğini, Aşkale’de sürgünde geçirdiği bir yılın sonunda da siyah saçları bembeyaz olmuş bir halde İstanbul’a döndüğünü öğrendim. Konuya yabancı olanlar, en naif şekliyle Yılmaz Karakoyunlu’dan Salkım Hanımın Taneleri kitabıyla bu berbat yasayla tanışabilirler. Hatta filmi de var. Tabii ki nette çeşitli videolar da var.

Bense kendime şu kitapları belirledim:

– Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü (1943). Ayhan Aktar. İstanbul: İletişim Yayınları.
– Aşkale Yolcuları Varlık Vergisi ve Çalışma Kampları. Rıdvan Akar. İstanbul: Doğan Kitap

Categories: Ekonomi, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , | 1 Yorum

Stelle

Dante’nin ‘İlahi Komedya’sını oluşturan üç bölümün üçünün de aynı sözcükle bittiğini öğrendim. Inferno (Cehennem), Purgatorio (Araf) ve Paradiso (Cennet) bölümlerinin hepsi ‘stelle’ yani ‘yıldızlar’ sözcüğüyle bitirilmiş.

Categories: Dil, Edebiyat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Gırnata Emirliği

İspanya’nın tarihinde ‘Gırnata Emirliği’ olduğunu öğrendim. Yani şu bizim bildiğimiz Granada dolayları, yani şu bildiğimiz El Hamra Sarayı’nın olduğu yerler  ‘Gırnata Emirliği’ içerisindeymiş. İspanya’nın son müslüman topluluğunun yaşadığı bölge. ‘Katolik Krallar’ olarak bilinen Kastilya Kraliçesi Isabella ve eşi Ferdinand tarafından 1492’de ele geçirilerek yok edilene kadar güzel günler geçirmişler. 

Ben hemen müzik aleti olan gırnatayla bir ilgisi var mı diye merak ettim ama o gırnata klarnetten geliyormuş. Belki de klarnet sözcüğü bu yöreden geliyordur ama bu da ayrı bir araştırma konusu. Bilen varsa yazsın lütfen.

Categories: Dil, Müzik, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Düğün Masraflı İş

Konya’daki semazen gösterileriyle bildiğimiz Şeb-i Arus ismi verilen etkinliğin manasını öğrendim. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ölüm günü olan 17 Aralık gününde kutlanan Şeb-i Arus, düğün gecesi anlamına geliyormuş. Bunun sebebi de Rumi’nin ölüme bakış açısı elbet. Ömrünü ‘vuslat’ içerisinde, sevgiliye yani rabbına kavuşma özlemiyle geçiren Rumi için ölüm elbette ki bir kavuşma gecesi, bir düğün gecesi, yani kutlanması gereken bir zamandır. Ben evliliğe karşıyım zaten.

Categories: Edebiyat, Etkinlik, Kültür, Kutlama, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , | 1 Yorum

Tekrar Cezası

Bizim zamanımızdaki öğretmenlerin verdiği ‘yüz kere yaz’ şeklindeki tekrar cezasını biliyordum da mitolojideki tekrar cezasının ne olduğunu yeni öğrendim. Sisifos, çok önemli işler yapmış bir kral olmasına rağmen kabul edilemez tavırlarıyla tanrıları kızdırmış. En son sınırları iyice zorlayarak tanrıların tanrısı çapkın Zeus’un bir sırrını ifşa edince kendi ipini çekmiş ve insanlık tarihinin en fena cezasıyla tanışmış: Faydasız çaba.

Rivayet bu ya, koca bir kayayı dik bir dağın tepesine çıkarması istenmiş fakat Sisifos tepeye her yaklaştığında kaya aşağı yuvarlanıyormuş. Her deneyişinde aynı sonla karşılaşıyor, yine aşağı yuvarlanacağını bilmesine rağmen kayayı sürekli yukarı çıkarmaya çalışıyormuş. Hatta Camus felsefesinin temelinde de bu mit varmış. Sonucunu bildiğimiz halde salak salak kayayı yukarı çıkarmaya çalışıp durmamızı ‘saçma’ (absurd) kavramının merkezine yerleştiren filozof, felsefesini de bu trajik kısır döngü üzerine inşa etmiş.

Categories: Edebiyat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tekneyle Perge’ye mi?

Günümüzde tekne trafiğine elverişli olmadığı için seyrüsefer olanağı sunmayan Aksu Çayının yıllar önce Perge antik kentinin gelişmesini sağlayan ulaşım yolu olduğunu öğrendim. Eski ismi Kestros olan nehir yıllar içinde yolunu değiştirmiş tabii ama görkemli yıllarında Perge’yi Perge yapmış. Topraklarını besleyip bereketli hale getirdiği gibi kente ulaşımı ve kent içi ulaşımı da sağlamış. Hatta Hristiyanlıkta önemli yeri olan St Paul’ün de Kıbrıs’tan deniz yoluyla Perge’ye ulaştığı ve meşhur yolculuğuna buradan başladığı bilinir (ki Likya Yolu gibi bu rotayı da bize kazandıran İngiliz Kate Clow‘dur).

Antik kentin kalıntılarını gezince bile tam bir su kenti olduğunu anlayabiliyorsunuz zaten. Anıtsal çeşmeyi Nehir Tanrısı Kestros heykeli süslemektedir. Koruma altında olup ziyarete kapalı tutulan tiyatrosundaki Kestros rölyefinin ise yüz kısmını çalmışlar daha önce (Kadir Zengin, Sabah, 12.05.2004). Oooof of…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Categories: Antalya, Coğrafya, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kapılar Kapalıysa

Türk dinleyicisinin daha çok ‘Im Nin Alu’ parçasıyla tanıdığı Ofra Haza’nın ölüm nedeninin AIDS kaynaklı olduğunu öğrendim. Yemen asıllı İsrailli sanatçının küçük yaşlarından itibaren menajerliğini yapmış olan bey, Haza’nın kırkında evlendiği eşinden önce kimseyle birlikte olmadığını, çocuk yapıp bir aile kurmayı düşlediği kocasından başka hiç kimseyle cinsel ilişki yaşamadığını, AIDS’in de kocasından geçtiğini ifade edince sevgili koca da karısının bu virüsü Türkiye’de gerçekleşen bir kan nakliyle kaptığını belirtmiş.

Evliliğinin üçüncü yılında ölmüş Ofra Haza. Çocuğu da olmamış. Hepsi acı tabii ama bizim açımızdan olayın asıl sevimsiz yanı şu ki, Internette arama yaptığınız zaman, bu mükemmele yakın sese sahip olduğu kabul edilen büyük sanatçının hamileliğini bir Türk hastanesinde sonlandırırken verilen kanla HIV virüsünü aldığı haberlerine ulaşıyorsunuz (yani bir dehayı öldürmüşüz gibi) de, Türk yetkililerin bunu araştırmak ya da hastanelerimizi aklamak için yaptığı herhangi bir veriye ulaşılamamaktadır henüz (2000’den beri).

Ama diyeceğim o ki, sen ne yaparsan yap, ne kadar korumacı bir karakter olursan ol, kader seni o şekilde kıstırmayı kafaya koyduysa, kıskıvrak yakalıyor valla. Haza’yı bir dünya starı yapan parça Im Nin Alu, ‘Kapılar Kapalıysa’ anlamına geliyor ve merhametin, doğruluğun, erdemin kapıları kapalıysa bile Cennetin kapılarının açık olacağını söylüyor. Bu kadar erdemli bir insan AIDS’ten ölüp cennetin kapılarından geçmiş midir ne dersiniz?

Sesinin büyüsünü kulaklarımıza üfleyen Shecharchoret şarkısı, yani Morenika, esmer kızın öyküsünü anlatır. Peki sizce de bu esmer kızın öyküsü bir haksızlıkla sonlanmamış mı?

Categories: Müzik, Sağlık, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: