Ekonomi

Kırmızı Palmiye Böceği

Koca palmiyelerin ömrünü bitiren böceğin neye benzediğini öğrendim. Kırmızı palmiye böceği, endemik Datça hurmasının başlıca düşmanlarından. İçten içten çürüttüğü ağacın yaprakları sararmaya başladı mı artık hiçbir kurtuluş yok demek. Kumluca dolayları, Bodrum ve bir de Girit Adasında bulunabilen bu ağaçlar Türkiye’de en fazla Datça’da görülüyor ama türü tehlike altında. Bunun nedeni, yurt dışından getirtilen palmiyelerle yayılmış bu böcek değil sadece. Yapılaşmanın yanı sıra, civarında yetişen başka bitkiler de endemik hurmamızı tehdit ediyor. Çünkü Datça hurması her daim su kaynaklarına ulaşabilmek istermiş ve bulunduğu yerde su seven başka bitki türerse ölümü kolay olurmuş. Hurmama dokunma!

Categories: Doğa, Ekonomi, Hayvan | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Atatürk Nazilli’de

Açılışını Atatürk’ün yaptığı ilk ve son fabrikanın Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası olduğunu öğrendim. Tabii ki bu fabrika Sümerbank’ın da ilk fabrikası. Kuruluşu çok kısa bir sürede Nazilli’nin çehresini değiştirmiş, gerek ekonomik gerekse sosyal ve kültürel anlamda canlılık kazanmasını sağlamış ve çağdaşlaşmasına katkıda bulunmuş. Halk operayı-tiyatroyu tanımış. Nazilli’nin ilk hastanesi bile Sümerbank tarafından yapılmış. 1937’de fabrikanın açılması kadar 2002’de kapanması da Nazilli’de hayatı değiştirmiş.

Sümerbank emeklisi İlhan Öden’in fabrikayla ilgili yazılarını paylaştığı blogunda verdiği kısa özgeçmişi her şeyi özetler gibi: “Nazilli Basma fabrikası lojmanlarında dünyaya geldi. Sümer ilkokulunu, Sümer ortaokulunu ve endüstri meslek lisesi tesfiye bölümünü bitirdi. Ekmeği, elektriği, suyu, önlüğü, donu, pijamaları Sümerbanktandı. İlk filmini Sümerbank sinemasında, ilk tiyatroyu ve ilk konseri Sümerbank salonunda, ilk maçını Sümerbank futbol sahasında izledi, Sümersporda futbol, voleybol ve basketbol oynadı. … ” O güzelim basmaları yeniden basma hayalini hep canlı tutan ve bu uğurda tek başına büyük çabalar harcayan Sayın İlhan Öden harika bir de video hazırlamış:
[İlhan Öden]

‘Gıdı gıdı’ dedikleri tren de işçileri taşırmış ve tabii o da yıllar önce yatırıldığı kenarda beklerken bir süre önce bakım görüp arada nostalji turları atmaya başlamış.

[Ali Turunç]

**********************************************************

Kaynaklar:
Nazilli Belediyesi

İlhan Öden: Blog & Facebook

 

İleri Okuma: İşte Atatürk

 

Categories: Ekonomi, Kültür, Sanat, Seyahat, Spor, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Cafe X

Verilen kahve siparişlerini bir robotun yerine getirdiği ve hiç çalışanı olmayan bir kafe olduğunu öğrendim. San Francisco’da açılan kafede sadece bir koldan oluşan robot çalışıyor.

Categories: Ekonomi, Güncel, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

İlk Yapboz

İlk yapbozun bir harita olduğunu öğrendim. Eğitim amaçlı olarak yaratma gereksinimi duyulmuş. Mucidine dair rivayet çeşitli olsa da en sık rastlanan yanıt İngiliz Spilsbury’ye işaret ediyor. 1760’larda John Spilsbury coğrafya öğretimini desteklemek için bu aracı geliştirmiş ve bir tahta parçasına iliştirdiği haritayı sınırlardan keserek parçalara ayırmış. Yıllarca sadece harita yapbozları üretilmiş ve bunlar tahtadan yapıldığı için pahalıymış. Gerçi şimdi de puzzle fiyatları hiç fena değil.

 

Kaynak: ThoughtCo, Mary Bellis

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İtalyan Kahvesine Saygı

2018 yılında İtalya’da da Starbucks açılacağını öğrendim. Hem de Milan kent merkezindeki tarihi posta binasında hizmete girecekmiş. Aslında zincirin bugünkü konseptinin temelini yıllar önce yapılan bir Milan gezisi atmış. Yani fikri İtalyan kahve evleri vermiş. Dolayısıyla İtalya’da da bir Starbucks açmanın neden otuz yıldan daha uzun bir zaman sonra anca gerçekleştirileceği sorulmuş yetkililere. Verilen yanıt şu: “İtalyan halkına ve kahve sanatı üzerine şekillenmiş zengin kültürel miraslarına duyduğumuz derin saygıdan.” Türk kahvesine ve kültürüne ve halkına ve mirasına neden duyamamışlardı acaba aynı saygıyı da 2003 yılında pazarımızda yerlerini almışlardı?

Kaynak: NPR The Salt, Lucia Maffei, 28.02.2017

Ayrıca tarihçesine, hangi ülkede ne zaman şube açtıklarına buradan bakabilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Güncel, Kültür, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kıspet

Kıspet fiyatının 500 lira civarı olduğunu öğrendim. Yağlı güreşçilerin giydiği kıspetin üretilişini izledim. Gerçekten ciddi bir emek ve ustalık istiyor. Zaten bu iş kolunun ölmemesi için yıllarca tek başına mücadele vermiş ve son yıllarda nihayet yetiştirebileceği birkaç kişi bulabilmiş Bigalı Îrfan Usta UNESCO Yaşayan Insan Hazinesine alınmış. Kıspetler eskiden manda derisinden yapılırmış ve on kilo kadar gelebilirmiş. Şimdilerde dana derisinden yapılıyormuş ve iki kilo civarına düşmüş (yağlanınca daha ağırlaşıyor tabii).

Kaynaklar:

Edirne Aktüel

Kültür ve Turizm Bakanlığı

Kıspet Yapım Videosu

Categories: Ekonomi, Giyim, Kültür, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , | 6 Yorum

Parası Kadar Konuşuyor

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, ülkedeki su sıkıntısını çözümleyebilmek için Antarktika’dan buz dağı çekmeyi planladığını öğrendim. Yok artık yaa! Hepimizin geleceğini satın alabilmek için kaç para verecekler acaba? Kime verecekler? Yabancı kaynaklarda hararetli tartışmalar başlamış bile. Tabii ki bunun faturasını tüm müslümanlara keserek “size olmaz o, kutup ayıları dışkıladığı için helal değil” gibi düzeysiz espriler yapan da var, “siz bu yarı kürede yaşamıyorsunuz bile, gidin kuzey kutbundan çekin” diyerek malı sahiplenen Avustralyalılar da, olayı daha sağduyulu bir biçimde değerlendirebilen de, her zamanki gibi sadece küfür yazabilen sözcüksüz takımı da. Ne olursa olsun bu tartışmalar bile suyun biz insanları ne durumlara sokacağı konusunda ufak bir hatırlatma aslında, ama… Off yine sözün bittiği yerdeyim 😦

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Doğa, Ekonomi, Güncel, Hayvan, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Arapapıştı

Arapapıştı isminde bir kanyonumuz olduğunu öğrendim. Aydın taraflarından geçerken yol boyu adını görüp bir türlü okuyamadığım, daha doğrusu okuyup da yanlış okuduğumu sandığım Arapapıştı’yı eve dönünce araştırdım. Gerçekten ismi Arapapıştı olan bir kanyonumuz var! Videolara baktım, oldukça da güzel görünüyor.

Tam açılışının üstüne oradan geçtiğimiz için her yerde açılış duyurusu varmış meğer. Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da gazetecilere kanyonu gezdiren teknenin kaptanlığını yapmış ara ara. Hepsi iyi hoş da… güzelliği hayranlık uyandırıcı da… kanyonda kaya mezarı bulunması filan son derece heyecan verici de… isim sadece Arabı değil herkesi apıştıracak cinsten…

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Güncel, Kutlama, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 5 Yorum

Yaz Saati – Kış Saati

Yaygın kanının aksine, yaz saati-kış saati uygulamasının fikir babasının Benjamin Franklin olmadığını öğrendim. Franklin’in 1784’te kaleme aldığı satirik bir makalede “Parizyenler erken yatıp şafak vakti uyanmayı alışkanlık haline getirirse mum masrafını ciddi anlamda düşürebilirler” dediği için bu uygulamanın mucidi kendisiymiş gibi söylenirmiş.

Günümüzde yetmişten fazla ülkenin kullandığı uygulamanın ilk kimin fikri olduğundan emin olamadım çünkü değişik kaynaklarda değişik isimler anılıyor. Ancak bir konuda hepsi birleşmiş: Saati geri alarak ya da ileri alarak gerçekleştirilen haliyle gün ışığından daha fazla yararlanma uygulamasını (DST) ilk kez Almanlar kullanmış 1916 yılında, savaş kaynaklarına katkı sağlamak amacıyla. Tabii müttefiki Avusturya da kullanmış.

Yaz saati, kış saati, hani bunun ilk sahibi? 🙂

Kaynaklar: timeanddate.com & History.com

Categories: Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Gözümün Önünde Çoğalıyoruz

Nüfus artışının izlenebildiği bir site öğrendim. Örneğin Türkiye nüfusu sayacı gözünüzün önünde bir bir artıyor: worldometers

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ana sayfanın Türkçesine bakarak sadece nüfus değil, birçok konudaki anlık değişimi izleyebilirsiniz yüreğiniz kaldırırsa: worldometers

 

Categories: Doğa, Ekonomi, Sağlık, Teknoloji, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eğitim İçin İzmarit

Brezilya’nın bir şehrinde yerlere atılan sigara izmaritlerinin toplanarak kağıt hammaddesine dönüştürüldüğünü öğrendim. Kağıtlar da okullarda kullanılıyormuş. 

Bahsedilen kentin nüfusu 105.000. Antalyamınsa 2,5 milyon civarı. Ne kadar isterdim güzelliğinin izmaritlerden arındırılmasını… Eğitim kısmını da sonra bir ara düşünürüz elbet.

Kaynak: Yeşilist, Görkem Gömeç, 19.04.2017

Categories: Antalya, Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sebze Halinde Bir Müzisyen

Kerem Görsev’in gençliğinde çok işler yaptığını, bunlardan birisinin de hâlde çalışmak olduğunu öğrendim. Klasik müzik çalmak istemediği için tepki duyduğu konservatuvarı bırakmış ve 1978-79 gibi bir meyve-sebze halinde sekiz ay çalışmış.

Kaynak: Apartman Sohbetleri, Bölüm 40, İlker Gümüşoluk, 6.12.2015 [Bu diziyle de bugün tanıştım. Çok sağlam kişilerle onbeşer dakikalık samimi sohbetlerden oluşuyor. Bilmiyorsanız şiddetle öneririm.]

Categories: Ekonomi, Müzik, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sançez’in Çocukları

“The Children Of Sánchez” kitabının yazarının antropolog olduğunu öğrendim. Zaten anca varoş yaşantısını  böyle derinlemesine incelemiş ve yoksulluk kültürü üzerine çalışmış bir değerden böyle bir eser çıkabilirdi diye düşündüm ister istemez. Roman daha sonra sinemaya uyarlanmış ve başrolü Anthony Quinn oynamıştı. Filmin müziği de Grammy ödüllüdür:

Without dreams of hope and pride, a man will die
Though his flesh still moves, his heart sleeps in the grave
Without land, man never dreams cause he is not free
All men need a place to live with dignity

Take the crumbs from starving soldiers, they won’t die
Lord said not by bread alone does man survive
Take the food from hungry children, they won’t cry
Food alone won’t ease the hunger in their eyes

Every child belongs to mankind’s family
Children are the fruit of all humanity
Let them feel the love of all the human race
Touch them with the warmth, the strength of that embrace

Give me love and understanding, I will thrive
As my children grow, my dreams come alive
Those who hear the cries of children, God will bless
I will always hear the Children of Sánchez

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Maaş 25 Katına Çıkınca…

New York’taki bir konservatuvarın başına geçme teklifi alan Çek besteci Dvořák’ın yurt sevgisinden ötürü işi geri çevirdiğini, ancak kendisine ABD’de verilecek olan maaşın Prag’da aldığının yirmibeş katı olduğunu duyunca mecburen kararından dönüp işi kabul ettiğini öğrendim. Gençlik yılları berbat bir fakirlik içinde geçmiş bir insan evladı için ayıp bir durum değil hani. 

 

 

Kaynak:
Burke, J. (2007). Twin Tracks: The Unexpected Origins of the Modern World. Simon & Schuster

Categories: Ekonomi, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Değerli Domuzcuk

Danimarka’daki domuz nüfusunun insan nüfusundan fazla olduğunu öğrendim. 5.5 milyon civarı insan yaşayan ülkede bilinen domuz sayısı 24 milyon (bazı kaynaklar 13 milyon dese de aradaki farkın büyük olduğu net).

Bu arada 1 Mart günü ABD’de Ulusal Domuz Günü olarak kutlanır. Kutlu olsun! 😀

 

 

 

 

Kaynak: wiseGEEK

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Hayvan, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Havaalanında Susanmaz

Havalimanında bir taksi durağının fiyatının trilyon lirayı aştığını öğrendim. Yani tevellütümüzün aynı olduğunu düşündüğüm durak sahibinin söylemiyle trilyon da muhtemelen bir milyon lira. Durak bu kadar pahalıysa limandaki mekanların ücreti ne kadardır kim bilir. Sanırım bu da havaalanlarındaki gereksiz pahada satılan yiyeceklerin ve beş liralık küçük suların nedenini açıklıyor.

Geçenlerde dinlediğim bir radyo programındaki kadının serzenişi geldi aklıma: “Napolyon parayı bulmasaymış iyiymiş. Para, para diye tutturmuş, bizi ne hallere sokmuş.” Sözlerinin yarısına katılmamak mümkün değil 😀

Categories: Ekonomi, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Az İç (Ya da Daha Çok)

Karadağ’da markete boş şişe götürmeden ellilik şişe bira alınamadığını öğrendim. 33 cl olanlardan alabiliyorsunuz ama o da hiç hesaplı değil. Hatta restoranlardaki 33lük ve 50lik fiyatları aynı gibi. Bazen küçük bira ellilikten daha pahalı. Bu sorunun tartışıldığı bir forumda okuduğuma göre küçük biranın üretim maliyeti daha yüksek olduğu için böyleymiş. Zaten şişeyi iade etmenizin beklenmemesi de fiyatı otomatik olarak artırıyor.

Karadağ’da marketçiler şişeleri elimizden alarak satışı direk reddettiler (daha pahalıya alma seçeneği de sunmadı yani), ama Sırbistan’da şişeni ve fişini ertesi gün getirme sözü vermen durumunda satış yapılabiliyordu 🙂 Okuduğum forumda da o mahallenin sakiniyseniz marketin size güvenip elliliği de şişe parası kesmeden sattığını okudum. Bizde ne zaman nerede kaybolmuştu acaba bu depozito olayı? 

En ucuz bira ise kola misali iki litrelik plastik şişelerde satılan biralar tabii. İçersen…

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Budva’da Türkler

Budva’nın incisi Sveti Stefan adlı tarihi adanın 15.yüzyılda Türklere karşı savunma amaçlı inşa edildiğini öğrendim. Şu an adanın tamamı bir otel olarak kullanılıyor ve plajına günübirlik girebilmeniz için bile 70-80 Euro veriliyor (sağlam savunma).

Asıl güzel olan kısım şu ki, yayalar için de tüneller olduğunu öğrendim. Bugün Sveti Stefan’dan Budva’ya otobüsle dönmek istemedik ve yürümeye başladık. Ancak denize inen bazı dağ parçaları yüzünden sahilden ulaşmak olası görünmüyor, ana yolun bazı kısımları da kaldırımsız ve dar olduğundan zorlayıcı görünüyordu. Tekrar ana yola tırmanmamız gerekiyor diye ümitsiz bir şekilde sahilin sonuna doğru yürüyorduk ki tüneli fark ettik. Budva’daki bu Türklerin heyecanını siz düşünün artık.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kafadan Koparmış

Türkiye’nin ilk plastik poşetlerini Yıldo’ya borçlu olduğunu öğrendim. Çoğu kaynak böyle derken bazısı da ‘torba sektörünün öncülerinden’ şeklinde niteliyor. Her halükarda kafadan koparmış bir kişilik olduğu kesin. Ahhahhahahahah kocanı yatırdın mı?

Categories: Ekonomi, TV | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eli Paketliler Sokağı

İngilizcede ‘Easy Street’ şeklinde bir tabir olduğunu öğrendim. Gayet varlıklı ve rahatı yerinde, bir eli yağda bir eli balda, refah içindeki kişilerin ekonomik durumunu ve güvenli yaşamını anlatmak için kullanılırmış bu deyim. Hatta Charlie Chaplin’in 1917 yapımı bir filmi var ‘Easy Street’ isminde. Filmin başında çok sıkıntılı bir sokakken o sokağa polis olarak atanan Şarlo sayesinde yaşam kaliteleri değişiyor ve tam Easy Street bir hâl alıyorlar. Yusuf Atılgan’ımız ise bu tür sakinleri olan sokaklara ‘Eli Paketliler’ sokağı diyor. “Aylak Adam” romanının muhteşem karakteri Bay C’nin tabiriyle “Komşusunun saygısını yitireceğinden başka sıkıntısı olmayanlar yaşar burda.” (s.14) Ve yine C’nin kendilerine benzemekten aşırı korktuğu bu eli paketliler kesimi, içlerinde boşluklar olmayan kimselerdir: “Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok.”

[iconauta]

Categories: Dil, Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sessiz Saatler

Birleşik Krallık’ta bulunan Toys ‘R’ Us mağazalarının ‘quiet hour’ yani ‘sessiz saat’ diye bir uygulaması olduğunu öğrendim. Sabah erken bir saatte gerçekleştirilen bu uygulama sırasında mağazanın ışıkları kısılıyor, floresan aydınlatma azaltılıyor, müzik kapatılıyor, duyurular yapılmıyormuş. Tüm bunların sebebi de otistik çocuklara uygun sakin bir alışveriş ortamı sunabilmekmiş. Otizmi olan kişiler, hareketin çok fazla olduğu mağazalarda akan bilgi fazlalığından çok bunalırmış. Yapay ışıklandırmalar ve gürültülü anonslar anksiyete düzeylerini artırabilir, hatta fiziksel acılara-ağrılara yol açabilirmiş. Bu uygulama, Britanya’da otizmden etkilenmiş binlerce vatandaşı çok mutlu etmiş olsa da bazı sıkıntılar da dile getirilmiş tabii. Sadece noel öncesi gibi zamanlarda değil daha sık yapılmasını ve bir saatten daha uzun sürmesini istemişler örneğin.

Categories: Ülkeler, Ekonomi, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Noel Çelengi Bizim İşimiz

Türkiye’den Avrupa’ya noel çelengi satıldığını öğrendim. Antalya ve Burdur’da köylülerin topladığı kozalak, mersin, kızılcık gibi çeşitli bitkilerden yine yerli halkın ürettiği çelenkler şu anda kim bilir hangi kapıları ve masaları süslüyorlar yurt dışında. On yılı aşkın süredir devam ettiği anlaşılan bu iş kolunu bir Alman hanımefendi başlatmış.

Categories: Antalya, Doğa, Ekonomi, Kültür, İnanç | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Palamut

Meşe palamudunun tekstil sektöründe bir önemi olduğunu öğrendim. Kök boya yapımında kullanıldığı için ve yine bu amaçla yani boya hammaddesi yapılsın diye İtalya’ya yollandığı için eskiden palamuta talep çokmuş ve Datça’nın da her yeri palamut doluymuş. Zamanla bu talep azalınca ağaçlar yerini bademlere bırakmış.

Bu arada palamut (pelit) kestane gibi pişirilip yenirmiş.

Kaynak: Akın, Ç. (2016) Eski Zaman Batırlıları – Datça’da Anılar, Adetler, Yemekler. Ankara: Kanguru Yayınları

 

Ileri Okuma:

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı

Garova Günlüğü 

Haberler.com

Categories: Doğa, Ekonomi, Giyim, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Cumhuriyet Doları

1923 yılında bir doların ederinin bir liranın altında olduğunu öğrendim. Kaynakların çoğu, Cumhuriyet’in ilan edildiği yıl 1 Amerikan Dolarının 80 Kuruşa alınabilmekte olduğunu söyler. Alan var mıymış acaba?

Categories: Ekonomi, Güncel, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kukumav

Kukumav olarak bildiğimiz baykuş türünün nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde bulunduğunu öğrendim. Bu kahverengi üzerine beyaz lekeleri olan küçük baykuş türü her ne kadar çeşitli kültürlerde ölümü çağrıştırsa da, eski Yunan’da tanrıça Athena’nın, dolayısıyla aklın ve bilginin sembolü olmuştur. Demek ki kukumav kuşu gibi oturanlara da ihtiyacımız var.

 

 

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Hayvan, Kültür, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Kıskanç Bayanlar

Çocukluğumun unutamadığım reklam sloganı “kıskanç bayanlar, eşinize er-os giydirmeyin” sözünün ürün satışında etkili olup olmadığını öğrendim. Erkeklerin iç çamaşırlarını kadınların aldığı bir ülkede böyle bir sloganın yanlış etki yapmış olacağını düşünmüştüm ama bu reklam gerçekten zamanında çok işe yaramış. Bugün Eren Holding olarak bilinen ve ülkemizin en zengin ailelerinden birine ait olan holdingin temellerini bu çamaşır, bu reklam ve Eros’un oku atmış. Nedense kıskanç bayanlar eşlerine bu çamaşırı giydirmiş. Belki kıskanç olmadıklarını ispatlamak içindir. Belki de ilk defa farklı renklerde erkek iç giyimi ile tanıştıklarından hoşlarına gitmiştir. Ama sonuç olarak, 1969’da kurulan iç giyim markası Er-os Çamaşırları A.Ş. için bu reklam ciddi bir başarı getirmiş. Bitlis’ten İstanbul’a göçmüş bir aile olan Erenler küçük bir atölyede çamaşırcıklar üretmeye başlamış. Nasıl olup da bu kadar küçük bir bütçeyle böyle fazla reklam harcaması yapabildikleri konusu İşletme Fakültelerinde irdelenmiş. Ama işe yaramış işte ve bu reklam sayesinde er-os erkek çamaşırları iç piyasamızı renklendirmiş. Yıllar içerisinde sadece bizim değil Komünist Rusya’nın bile dünyasını şenlendirmiş çamaşırlarımız. Ancak sonra çeşitli sebeplerle yön değiştirme ihtiyacı duymuş ve kağıt, çimento, turizm gibi çeşitli alanlara kaymışlar ve bugünkü servetlerine ulaşmışlar. Birçok ciks markanın temsilcisiler ama bizim er-os ile artık pek ilgileri yok anladığım kadarıyla. Olsun… Çocukluk anılarımız bize yeter. Sayesinde Yunan mitolojisinin karakterlerinden birini öğrendiğimiz reklamın videosunu bulamadım. Reklamın kim tarafından yaratıldığı bilgisini de. Bu bilgilere ulaşabilsek çok güzel olurdu.

Kaynaklarım: Capital (Nilüfer Gözütok)  &   Hürriyet (10.01.2003)  &   Holding Web Sitesi

Categories: Ekonomi, Giyim, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kav Gibisin

‘Kav’ denen şeyin ne olduğunu öğrendim. Dokunduğunuz kısmı elinizde ufalanan koca bir kütük parçası düşünün. Ufacık bir kıvılcımda tutuşuveriyor ve kolay kolay sönmüyor ama nemliyse ne yapsan yanmıyor. Mantarlanıp çürümüş ağaç diyelim.

Peki siz bu ismi taşıyan kibrit markasının kutularında çakmak reklamı olduğunu hiç fark etmiş miydiniz?

Categories: Dil, Doğa, Ekonomi, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 3 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: