Edebiyat

Ağlatırsa Mevlam Yine Güldürür

“Dertli ne ağlayıp gezersin burada” diye başlayan parçanın sözlerinin Yunus Emre’ye ait olduğunu öğrendim.

Dertli ne ağlayıp gezersin burada
Ağlatırsa mevlam yine güldürür
Nice dertli kondu göçtü buradan
Ağlatırsa mevlam yine güldürür

[Asuman Kertmen]

Reklamlar
Categories: Edebiyat, Müzik | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Ödüllü Yaban

“Yaban” romanının 1942 yılında CHP Edebiyat Ödülü aldığını öğrendim. Roman dalında ikinci gelmiş. Bu kitap, sınava yönelik ezberletilen maddeler arasından sıyrılıp, her Türk gencinin -gerçekten- okuması gereken eserlerden. Yaşadıklarımızı ve yaşayabileceklerimizi unutmamak için…

Categories: Edebiyat, Eğitim, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kadere 45

‘Kadere kırk beş’ diye bir söz olduğunu öğrendim. Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” romanında geçiyor. ‘Her şey olacağına varır’ anlamında kullanılıyormuş. O yüzden de, ‘ne olursa olsun’ gibi bir boş vermişlik de barındırıyor. Olacağına varır diyerek dangır dungur bir işlere kalkışmayı da 🙂

“O, bu değil ya, gittiğimize göre zorlu birer iş tutaydık bari…”
“Tutarız Allah’ın izniyle. Bizi yurdumuzdan, yuvamızdan eden Allah…”
“Doğru, yurdumuzdan, yuvamızdan…”
“Kadere kırk beş!”
“Bu işte de var bir hayır…”

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Doğan Kardeş Apartmanı

Doğan Kardeş dergisinin isminin nereden geldiğini öğrendim. Yapı ve Kredi Bankası’nı kuran Kazım Taşkent’in oğlunun adıymış Doğan. Çocuk yaşta Avrupa’ya yollanmış iyi bir eğitim alması için. Ancak 1939’da ölüm haberi gelir yavrucağın. Bu haberle sarsılan duayen bankacı, oğlunu bir şekilde yaşatabilmek için, onun adını vererek şirketler kurmaya başlar. İyi çocuklar yetişmesine katkı sağlamak için dergi de çıkarır. Düzeyli çocuk dergisi Doğan Kardeş onlarca yıl bu ismi başarıyla yaşatır.

İstanbul’daki güzel Doğan Apartmanı’nın ismi de aynı yerden geliyormuş. Bina, Taşkent’in şirketi tarafından alınınca ismi Doğan Apartmanı yapılmış Kuledibi’ndeki sarışın güzelin. Muhsin Bey filminin çekildiği bina da burasıymış. Ayrıca başka filmlerin sahneleri ve Deli Deli Kulakları Küpeli gibi şarkıların klipleri de Doğan Apartmanında çekilmiş. Doğan kardeşimizin adı birçok şekilde yaşatılmış. Ama yine de… Keşke Taşkent oğlunu evine yakın bir okula yollasaymış 😉

Yaşayan Mekanlar – Doğan Apartmanı Belgeselini de izlemenizi öneririm.

Categories: Dergi, Edebiyat, Eğitim, Mekan, Seyahat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zebercet

Zebercet taşının, ismini Kızıldeniz’deki Zebercet Adasından aldığını öğrendim. Daha doğrusu, Mısır’ın güneyine düşen bu adadan zebercet çıkarıldığı için Arapça ‘Zebercet’ denmiş. Zebercet, yeşil bir taş.

Ayrıca Kadıköy’de ‘Zebercet’ isminde bir sahaf varmış. ‘Zebercet’ adında bir müzik grubumuz da varmış gerçi artık ama bence bir kitabevi için gerçekten çok başarılı bir isim seçimi.

Categories: Coğrafya, Doğa, Edebiyat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Koca Kentin Kitap Kulübü

Viyana’da her yıl ‘Eine STADT. Ein BUCH.’ adında bir etkinlik gerçekleştirildiğini öğrendim. ‘Bir KENT. Bir KİTAP.’ olarak çevirebileceğimiz bu etkinlik kapsamında belirlenen bir kitap ücretsiz olarak halka dağıtılıyormuş. Sınırsız değil elbet, ama nüfusu iki milyonu bile bulmayan kentte 100.000 bedava kitap bence son derece harika bir miktar. Yazarın wordpress blogundaki etkinlik listesinde ‘öğrencilerle tartışma’ ve ‘yazarla sohbet’ de var. Ne diyeyim? Ben daha üç kişi bulup bir kitap kulübü yapmayı başaramıyorum kendi kentimde, âlem şehirce organize olup kitap okuyor, tartışıyor. Tabii bu şehircilik başarısını göz ardı etmemek gerek. İşte kitap okumayı sevdirecek, teşvik edecek örnek bir çalışma. Ayrıca bu etkinlik sadece Viyana’da değil dünyanın başka şehirlerinde de yıllardır gerçekleştirilmekteymiş.

Bu harika projeden beni haberdar eden kitap dostu İrem Hölzl’e çok teşekkür ederim. Dilveedebiyat.com sitesinden bu konudaki yazısını okuyabilirsiniz: Yola Çıkmak

Bu sene seçilen kitabın Amerikalı yazarının kendi blogunu inceleyebilirsiniz: Stewart O’Nan

Etkinliğin resmi sitesine bakabilirsiniz: Eine STADT. Ein BUCH.

Dublin kent konseyinin her yıl Nisan ayında gerçekleştirdiği ve başkentle ilgili bir kitabı geniş kitlelere okuttukları ödüllü inisiyatifine delirebilirsiniz: Dublin One City One Book

Ya da hiçbir şey yapmayabilirsiniz… 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Categories: Antalya, Ülkeler, Edebiyat, Etkinlik, Kültür, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Narmanlı

Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Dietmar Friese’nin de bir dönem Narmanlı Yurdu’nun misafiri olduğunu öğrendim. Atölyesi varmış bu handa.

[Umut Mete SOYDAN]

19.yüzyılın ilk yarısında inşa edilen yapı, Narmanlı Han ismini almadan yıllar önce Rus Konsolosluğu imiş. Sefaret, çeşitli amaçlarla kullanmış binayı. Hatta sürgündeki Troçki’nin bile Büyükada’da yaşadığı köşkten önce burada olduğu söyleniyor. Derken Narmanlı Kardeşler almış yapıyı 1933’te. Onların ev sahipliğinde şairler, yazarlar, heykeltraşlar, ressamların ikametgâhı olmuş Narmanlı Han. Düşük ücretle stüdyo ve pansiyon olarak kiralamışlar odalarını. Evleri ve/veya atölyeleri Narmanlı Han’da olduğu için bir dönem burada yaşamış isimler arasında sayılanlardan bazıları şunlar: Ulus Gazetesi temsilcisi Neşet Atay, Tatyana Moran, ‘Fosforlu Cevriye’nin yazarı gazeteci Suat Derviş, Fidzek Karoly. Bir de onların misafirleriyle tam anlamıyla bir sanatçı yuvasıymış Narmanlı Han. Ama işte göçmüş hepsi birer birer… Ne Tanpınar kalmış ne Berger… Ne avluda barınan onlarca kedisi kalmış, ne bahçesinde akasyalar ne de yıllara meydan okuyan bekçi ve noter…

Üstteki fotoğraf, SALT Online’daki Eliza Day arşivinde yer alıyor. Yer, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesi. Poz veren kişi, bu blogda yayınladığım ilk yazıda bahsettiğim keman virtüözü Ayla Erduran. Arkasındaki tablodaki beyefendi, hem Ayla Hanıma hem de Aliye Hanıma keman dersleri veren Macar keman sanatçısı Karl Berger. Yani Aliye Berger’in kocası. (Fotoğraf kaynağı: saltonline.org)

Bilmeyenler için ekleyelim: Ressam ve gravür sanatçısı Aliye Berger, aynı zamanda Halikarnas Balıkçısının da kardeşidir.

Küçük bir not daha: Troçki’nin Meksika’da yaşadığı ev bugün müze olarak kullanılmakta ve her gün birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Yazgı

Zeki Demirkubuz’un, “Yazgı” filmini, Fransa’nın sömürgesi altındaki Cezayir’de doğmuş yazar Albert Camus’nün “Yabancı” romanından esinlenerek senaryolaştırdığını öğrendim. Seyretmem gereken bir film daha çıktı.

Categories: Edebiyat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Murdoch Kitaplarındaki Sorun

Iris Murdoch’ın son kitabının, yazarın Alzheimer’ın erken evrelerinde olduğunu gösterdiğini öğrendim. Eleştirmenlerce ‘çok basit’ bulunan, hatta bir ergen kızın yazabileceği tarzda diye nitelenen son romanı, o zamanlar henüz tanısı konmamış olan hastalığının habercisiymiş aslında. Konu hakkında araştırma yapan İngiliz ekip, yazarın farklı dönemlerde kaleme aldığı üç romanını incelemiş: İlk yayınlanan kitabı, kariyerinin en parlak dönemine ait ödüllü bir kitabı ve Alzheimer teşhisi koyulmadan önce çıkan son kitabı. Bilgisayarda metin-analiz yazılımı kullanarak yapılan bu incelemede, kullanılan sözcük çeşitliliğine bakılmış. Dijital ortama aktarılan kitaplarda kullanılan sözcükler listelenmiş ve her birinin kaç kez kullanıldığı, kelime türleriyle birlikte kaydedilmiş. Kısaca söylemek gerekirse; son kitabında dil bilgisi yönünden hiçbir problem olmasa da kelime çeşitliliğinin azaldığı ve dilinin basitleştiği tespit edilmiş. “The Sea, The Sea” (Deniz Deniz) kitabında alışılmışın dışında sözcüklerle karşılaşılmasına rağmen son roman olan “Jackson’s Dilemma” (İkilem) çok sıradan sözcüklerden oluşuyormuş. Uzmanlar bu durumun, Alzheimer’ın dil üzerindeki etkilerinin erken aşamalarına uyduğunu belirtmişler. Kişinin sözcükleri sürekli ‘dilinin ucunda’ hissedip bir türlü bulamaması ve dağarcık azalması problemi, cümle kurma sorunlarından önce gelirmiş. Bu arada “İkilem” kitabını tamamlama sürecinde Murdoch şaşılası bir biçimde yazma sıkıntısı yaşamış yani tıkanma, yazamama sorunu baş göstermiş. Bununla ilintili olarak da, hastalığının, bilişsel becerilerini ele geçirmeye başlamış olması açıklamasını getiriyor uzmanlar. Zaten ortaya çıkan eser için eşi bile ‘sanki Murdoch yazmamış gibi’ yorumunu getirmiş.

Son kitabı 1995 yılında çıkan yazar dört yıl sonra öldü.

Kaynak: UCL News, 1 Aralık 2004

Categories: Bilim, Dil, Edebiyat, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sürükleyici Kitap

“Kısa, kolay okunan, sürükleyici bir kitap” sorulunca yanıtlayamadığımı öğrendim. Sizlerden bana yardım etmeniz ricasında bulunacağım: Okumaya pek alışık olmayan ama bir yerden başlamak isteyen bir yetişkin için zorlanmadan okuyabileceği ama tabii zevk de alabileceği kitap önerisinde bulunabilir misiniz?

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | 17 Yorum

Lup

Türk diline ‘lup’ diye bir sözcük geçtiğini öğrendim. Bir tür büyüteçtir lup (Bkz: TDK).

“Bir lup alıp içtiğimiz suya bakarsan, onun göze görünmeyen küçük küçük kurtlarla dolu olduğunu görürmüşsün. Kurtları görecek ve su içmeyeceksin. İçmeyeceksin de susuzluktan gebereceksin! Lupu kır patron! Kır namussuzu da, kurtlar hemen kaybolsun! Sen de suyu içip serinle!” (s.143)

Kazancakis, N. (2017). Zorba. (Ahmet Angın, çev.) İstanbul: Can Sanat Yayınları

 

Categories: Bilim, Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

33 Dilde Levi

Mario Levi’nin kitaplarının 33 dile çevrildiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , | Yorum bırakın

Bubulina

Zorba’nın sevgilisine taktığı isim olan ‘Bubulina’nın, 1821 Yunan savaşında çarpışmış bir kadın kahramanın ismi olduğunu öğrendim. Laskarina Bouboulina, Yunan deniz komutanı ve Rus deniz donanması amirali imiş. 

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çölde Bowles

“Çölde Çay” adıyla sinemaya uyarlanmış “Esirgeyen Gökyüzü” (The Sheltering Sky)  romanının yazarı Paul Bowles’ın aslında oldukça iyi eserlere imza atmış bir kompozitör olduğunu öğrendim. İlk romanı “Esirgeyen Gökyüzü” 1949 yılında yayınlandığında yani 39 yaşındayken birçok beste yapmış kişi olarak tanınmaktaymış. 1910’da gözlerini açtığı New York’tan, kitabını yazdığı yer olan Fas’ın Tanca kentine yerleştiğindeyse yıl 1947 imiş ve Bowles bir daha Büyük Elma’ya dönmemiş yani 1999 yılında ölene kadar Fas’ta yaşamış, o kültürün parçası olmuş.

Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tasha Tudor

Dünyamızda Tasha Tudor adında bir çocuk kitapları yazarı ve çizerinin yaşamış ve göçmüş olduğunu öğrendim. Geçmişin debdebeli Tudor ailesiyle nedense pek bir ilgisi olduğunu sanamadığım hanımefendi 1915’te ABD’de doğmuş, teknolojiden fersah fersah uzak ve de son derece doğal bir ortam olan köy evinde, uzun etekleri ve çıplacık ayaklarıyla, sebzeleri, hayvanları, çiçekleri, resmettiği kitaplarıyla yaşamış. Doğal mı doğal ve de huzurlu mu huzurlu bir Tasha Tudor geçmiş bu hayattan. Yüze yakın yıl yaşamış olan Tudor, “‘Şimdi’de bulunamayacak hiçbir huzur yoktur” demiş gitmeden de. Ve daha neler söylemiş… 

Lütfen sanat eseri tadındaki fotoğraflarına bakmayı unutmayın. Öyküsünün tamamına ve muhteşem fotoğraflara şu siteden ulaşabilirsiniz: “Reçel karıştırırken Shakespeare okuyabilirsiniz

Ama resmi sitesi de şudur: Tasha Tudor & Family

Daha önce uzun yaşamanın formülünü verirken de Alice Herz-Sommer adında harika bir başka bayandan bahsetmiştim. Konu ilginizi çekiyorsa buyurun: Uzun Yaşamanın Şifresi Çözüldü

Categories: Edebiyat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

İki Keklik

Zorba romanında Türkçe bir türkü söylendiğini öğrendim. Şu şekilde vermişler:

İki keklik bir tepede ötüyor
Ötme de keklik, benim derdim yetiyor

 [AysiiO]

Categories: Edebiyat, Kültür, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Çalışkan Oblomov

Gonçarov’un “Oblomov” adlı romanını bir ayda yazdığını öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Girit’ten İki Yazar

Yazar Nikos Kazancakis gibi Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın da Girit adasında doğduğunu öğrendim. Kazancakis 1883 yılında doğmuş. Halikarnas Balıkçımız da ondan üç ya da yedi yıl sonra doğmuş diyebileceğim çünkü Kabaağaçlı’nın doğum yılı tam bilinmiyor. Ama sonuçta ikisi de aynı onluk dilimde ve aynı topraklarda dünyaya göz açmışlar.

Categories: Edebiyat, Kültür, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum

1 Çamaşırla Yaşamak

Çok değerli Muzaffer İzgü’nün, ortaokuldan sonra devam ettiği Diyarbakır Öğretmen Okulu’nda kendisine ilk gün üç adet çamaşır verilmesine çok sevindiğini öğrendim. Son derece fakir bir hayat sürdükleri evinde çocukluğu boyunca sadece bir adet çamaşırı olmuş çünkü.

Kaynak: “Muzaffer İzgü Aydınlatıyor” (Edremit Belediyesi Edebiyat Galerisi – 2. Şiir Dinletisi, Panel ve Kitap İmza Günleri, Mayıs 2011 )

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Güncel, Giyim | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Otuz Kuş

‘Simurg’ sözcüğünün Farsçada ‘otuz kuş’ anlamına geldiğini öğrendim. ‘Si’ otuz demekmiş, ‘morgh’ ise kuş.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Sanat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum

Fayrap

Türkçe’de kullanılan ‘fayrap’ sözcüğünün İngilizce ‘fire up’tan geldiğini öğrendim. Küçükken hep duyardım etraftakilerden ‘faryap etti’ diye. Ne dendiğini tahmin ederdim de tam bilmezdim. Kelimeyi yıllardır duymamıştım. ‘Zorba’da çok geçiyor. Sözcüğün doğrusu faryap değilmiş tabii ama fayraptan daha rahat söylendiğinden öyle deniyor olsa gerek. Ne de olsa İngilizce kelime.

Neyse, ateşin yakılması ya da harlamasıyla ilintili olan ‘fayrap’ şu anlamda kullanılırmış: “Herhangi bir işi veya şeyi hızlandırma.” TDK‘nın verdiği örnek: “Beleş rakıyı bulunca fayrap etti.” Eder…

Ben de Zorba’dan bir örnek vereyim: “Kısa bir sessizlikten sonra yine fayrap etti; kalbi taşıyor, artık ona komuta edemiyordu.” (s.256) Edemez… 

[Kazancakis, N. (2017). Zorba. (Ahmet Angın, çev.) İstanbul: Can Sanat Yayınları]

Categories: Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hemingway Kitaplığı

Hemingway’in Küba’daki evinde 8.000 kitap bulunduğunu öğrendim. Aydınlık ve ferah evin, çalışma odasında yere serili ayı postunun, bahçesindeki kedi mezarlığının ve teknesi Pilar’ın fotoğraflarını şu sayfada bulabilirsiniz: Glimpses of The World

Categories: Edebiyat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Ciddi Evlilik İlişkisi

Sait Faik Abasıyanık’ın güneye yerleşip bir kahve açmayı ve orada Leyla Erbil ile çalışmayı düşlediğini öğrendim. 1953 Nisanı ile 1954 Mayısı arasında arkadaşlık etmişler. Yani Sait Faik sirozdan ölene kadar. Tanıştıklarında Abasıyanık 47 yaşında. Leyla Hanım ise 22’sinde, filolojide okuyan bir genç kız ve İskandinav Hava Yollarında sekreterlik ve çevirmenlik yapıyor.

Abasıyanık’ın ölümünden Erbil’i suçlayanlar olmuş. Mektuplaştığı Ahmed Arif ise hiçbir suçu olmadığı konusunda Leyla Hanımı ikna etmiş.

Öykülerine hayranlık duyduğu, çok etkilendiği, tanışıp arkadaşlık ettiği yazarın ölümünden bir yıl sonra Erbil bir yüksek mühendis ile evlenmiş. Eşi Mehmet Erbil ile İskandinav Hava Yollarında çalışırken tanışmış.

Anladığım kadarıyla Erbil için Abasıyanık ömrünce en değer verdiği figürlerden biri olarak kalmış.

Kaynaklar:
* Abasıyanık, S.F. (2014). Şimdi Sevişme Vakti. İstanbul: Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları
Writers of Turkey
Sennur Sezer, 22.09.2013, Radikal Kitap

İleri Okuma:
Elif Tanrıyar, 19.07.2015, t24

 

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Prafa

Prafa diye bir iskambil oyunu olduğunu öğrendim. Aynı sözcük hem Kazancakis’in Zorba romanında bir Girit kahvesinde gözlemlenenler anlatılırken hem de Sait Faik’in ‘Deli Çay’ şiirinde geçince merak edip baktım. Bilinen ve sevilen de bir oyun imiş meğersem. Dilinden hiç anlamadığım kağıtlar onlar 😉 Siz tanır mısınız bu oyunu?

Geceleyin üç ayaklı titrek masalarda oynanan
Kazıklı prafa partilerinin
Bıçak çektirdiği lüks lambalı kahveler…

(‘Deli Çay’ şiirinden)

 

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Şimdi Sevişme Vakti

Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınmış ‘Şimdi Sevişme Vakti’ adlı şiirin Ezginin Günlüğü şarkılarından birisi olduğunu öğrendim.

Categories: Edebiyat, Müzik | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Bursalı Laklakan

Bursa’da bir leylek hastanesi olduğunu öğrendim. Daha doğrusu, ondokuzuncu yüzyılda dünyanın ilk leylek hastanesine sahipmişiz. ‘Gurabahane-i Laklakan’, sakatlanan leyleklerin yanı sıra göç yolunda sıkıntısı olan diğer göçmen kuşların derdine de deva olmuş yıllarca. Derken bakımsız kalmış binası ve zamanla yok olup gitmiş. Ancak Osmangazi Belediyesi bu değere sahip çıkmayı aklına koymuş ve tarihi Irgandı Köprüsü’nün yanındaki hoş bir binanın restorasyonunu sağlayarak yine laklakana gurabahane olarak 2010 yılında hizmete açmışsa da yeni bina hayvan hastanesi olarak kedi-köpek-kuş, tüm sokak hayvanlarına yardım etmekteymiş.

Ben Pierre Loti’nin bir makalesinden öğrendim, ama Ahmet Haşim’in de “Gurebâhâne-i Laklakan” adında bir kitabı varmış ve Haşim de Bursa’da Haffaflar Çarşısı (Kapalıçarşı’daki ayakkabıcılar) meydanında bakım alan kuşlardan bahsedermiş.

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İstinyelinin Sevdası

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Ercüment Ekrem’in de yazar olduğunu öğrendim. İstinye’de doğmuş Ercüment Ekrem Talu, İstanbullu oluşuyla pek bir gururlanırmış. 1924’te Cumhurbaşkanlığı‘nda çalışmış. Birçok dil bilen Ercüment Bey öğretmenlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş. Gazetelere makaleler, sohbetler, öyküler yazmışsa da kaynaklar asıl romancılığını övmekte. Zamanının çok satan yazarı olduğu anlaşılan Ercüment Bey’in kitaplarını bulabilir miyiz bilmem.

Ercüment Ekrem Talu’nun torunu da Çiğdem Talu imiş. Yani Türk pop müziğinin pek ünlü şarkılarının sözlerini yazmış sevgili Talu, Recaizade Mahmut Ekrem’in torununun kızı imiş. Gazeteci Umur Talu da Çiğdem Talu’nun kardeşi.

Categories: Edebiyat, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İngilizceci Çiğdem

Söz yazarı Çiğdem Talu’nun, İstanbul’da bir özel okulda 17 yıl İngilizce öğretmeni olarak çalıştığını öğrendim. Ben doğduğum yıl mesleği bırakıp şarkı sözü yazarlığına başlamış.

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tutunanlar

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserinin ilk baskısının 1.500-2.000 liraya satılabildiğini öğrendim. Ahh rahmetlik de görseymiş de kıymetini bilseymiş…

Kaynak: Bayram Koç, Kırkambar Sahaf (Kedili Kütüphane 27.Bölüm)
[Edebiyat tutkunuysanız mutlaka 26. dakikadan sonrasını izleyin derim…]

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: