Dil

Blog Ne Demek?

Blog sözcüğünün ‘weblog‘un kısaltılmış hali olduğunu öğrendim.

WEB + LOG:
‘Web’, yani ‘World Wide Web’, yani www, bildiğimiz gibi Internet ağını kastediyor. ‘Log’ ise olayların-gelişmelerin düzenli olarak kaydedilişini anlatan bir sözcüktür. Günlük gibi de düşünülebilir ama günlük olmak zorunda değildir. Denizcilikte kaptanın seyir defteri de ‘log’dur.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Kelime Bulucu

Scrabble gibi kelime oyunlarında sizin yerinize sözcük bulan bir web sitesi öğrendim. Örneğin ‘lur’ ile biten kelimeleri listeletebiliyorsunuz. Hatta elinizdeki harfleri yazıyorsunuz, o size kelime türetiyor. Kelimeler.net sitesi bir yandan da sözcük öğrettiği, hafiften Türkçe dersi verdiği ve de kelime oyunları hakkında bilgi verdiği için hoş bir site ve kelimelerle çok ilintili bir işiniz varsa oldukça yararını görebilirsiniz gibi geldi. Örneğin şiir yazarken bir türlü uyak tutmadı diyelim, çıldırmadan önce buraya başvurabilirsiniz. Beyninizi zorlamanız her zaman daha iyi olsa da bu sizin tercihiniz. Ama Scrabble oynarken karşımdakinin telefonundan kelime aradığını görürsem de kalkar giderim yani. Bu da benim tercihim. 

Bugün bir Scrabble oynayalım o zaman. İyi Pazarlar!

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Mastorluk Üzerine Master

‘Mastor’ kelimesinin ‘master’ ile aynı kökenden geldiğini öğrendim. Yani ‘magister’ kelimesinden. Latincede bu sözcük usta demekmiş. Ayrıca, saygı gösterilen kişiler için kullanılırmış.

Bizdeki en yaygın kullanımıyla ‘master’ (mastır) kelimesi yüksek lisans ile aynı anlama gelmektedir.

Rumca kaynaklı argo bir kelime olduğu söylenen ‘mastor’ lafını ise büyüklerimiz içen kişiler için kullanırdı. Zaten TDK‘ya göre ‘mastor’ çok sarhoş demek. ‘Mastor olmak’ sözünü ise ‘esrar içerek kendinden geçmek’ olarak vermiş. Yunan için ‘meyhaneci’ anlamına da gelirmiş ‘mastor’.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Fransızca Çok mu Kolay?

Panait Istrati’nin Fransızcayı kendi kendine öğrenerek bu dilde romanlar yazdığını öğrendim. Rumen yazar, temizlik yaparak geçimini güçlükle sağlayan bir hanımdan doğuyor. Babasına dair resmi bir kayıt bulunmasa da Yunan bir kaçakçı olduğuna inanılıyor. Fakir ve yeterli eğitim almamış bir çocuk olarak küçük yaşta kendisine uygun olmayan işlerde ve koşullarda çalışmak zorunda kalıp yaşamın zorluklarıyla ve sokak hayatıyla tanışmış.

Zorluklardan yılıp 37 yaşındayken boğazını keserek intihara kalkışması vesilesiyle Fransız yazar Romain Rolland ile tanışıyor ve yazın çalışmalarının önü açılarak dünya çapında beğenilen bir yazar doğuyor. 

Fransızcaya dönecek olursak: Derler ki bu dili sözlüklerden öğrenmiş otuzlu yaşlarında. Sonrasında da Fransız klasiklerini hatmederek geliştirmiş bilgisini. Sözlüklerin çok kıymetli kaynaklar olduğundan eminim ama Fransızcanın da en zor dillerden biri olduğunu iyi biliyorum. O zaman helal olsun Istrati’ye!

 

Kaynak: Encyclopaedia of the Hellenic World (blacksea.ehw.gr)

Categories: Dil, Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zor Çeviri

Otomatik Portakal kitabını dilimize ilk çevirenin Aziz Üstel olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Gakgo

Elazığlılar için gakgoş dendiğini öğrendim. Yiğit, mert, babayiğit, dürüst, delikanlı anlamına gelirmiş. Harput dolaylarında erkek kardeşe hitap ederken söylenegelen gakgo sözcüğünden türemiş. Akrabalar arasında kıymet verilen büyükler, saygı duyulan erkek figürler için kullanılırmış ama tanımadığına seslenirken de söylenebilirmiş. O zaman da size saygıyla yaklaşıldığını gösterirmiş. Kelimenin gakgoş halinin popüler kültür bozması olduğunu gören de var tabii. Doğrusu gakgodur diyenlere kulak vermeli sanırım. Kendi kültürleri ne de olsa. Gakgolara selam olsun.

Categories: Dil, Kültür, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Wiki

Wikipedia’daki ‘wiki’nin Hawaii dilinde hızlı, çabuk demek olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Marsık Gibi

Güneşte çokça kalıp fazla yanmış ya da zaten çok koyu tenli kişilere yakıştırılan “marsık gibi” sözündeki marsığın bir tür odun kömürü olduğunu öğrendim. Ama hatalı üretilmiş, kalitesiz bir kömür. Hatası da, üretim aşamasında olması gerektiği gibi yanmamış olması. Dolayısıyla, siz yaktığınızda tütermiş ve rahatsız edici bir biçimde kokar, baş ağrısı yaparmış. TDK’ya göre, bu yakıştırmaya uğrayacak kişilerin zayıf da olması gerekiyor. İlk anlamını ise şu şekilde vermiş: “Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü.” Her halükarda hoş bir benzetme olmadığı ortada ama ben dahil bir çoğumuz bu sıfata maruz kalmıştır herhalde çocukluk yazlarında.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Çamaşırcı Ayı

Rakunlara çamaşırcıayı da dendiğini öğrendim.

Memeliler: Küçükayıgiller. (1981). Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi içinde (Cilt.2, s.346-347). İstanbul: Fratelli Fabbri Editori Milano ve Gelişim Basım Yayım A.Ş.

Categories: Dil, Hayvan | Etiketler: , , , | 5 Yorum

Kurt Gibi Yaşamak

Dilimizde ‘sirkede kurt gibi yaşamak’ biçiminde bir söz olduğunu öğrendim. Kendisi bir emek harcamadan başkalarının alınteri üzerinden yaşamını sürdüren kişilerin bu tavrını anlatmakta kullanılıyormuş. TDK sayfasında bulamadım ama halk arasında iyi bilinen bir söz belli ki.

Sirke kurdu 2-3 milimetre kadar bir solucanmış ve sadece sirke değil şarap gibi ekşimenin söz konusu olduğu ortamlarda da bulunabilirmiş.

Categories: Dil, Hayvan, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

9 Eşli Esneyen Adam

Apaçi Geronimo’nun kendi dilindeki isminin ‘Esneyen Adam’ anlamına geldiğini öğrendim. Ayrıca dokuz karısı olmuş haşmetli liderin. Bu iki bilgiyi birlikte okuyunca insanın aklına koalalar geliyor 🙂

Categories: Dil, Hayvan, Tarih | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Meşe Oyunu

Bilye oyununun bir adının da ‘meşe’ olduğunu öğrendim. Biz cilli derdik. Bunun dışında misket ve gulle de duymuştum, ama Ege’de de meşe dendiğini yeni öğrendim.  

Nasıl güzeldir bilyeler…

Categories: Dil, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 6 Yorum

Hakaret Söylemleri

“Yahudi’ye güveneceğine yılana güven, Yunan’a güveneceğine Yahudi’ye güven, ama Ermeni’ye asla güvenme” şeklinde bir söz olduğunu öğrendim. Bazı kaynaklarda Fransız atasözü olarak açıklanıyor.

Bizim hakkımızda da bu tür sözler olduğunu biliyoruz tabii. En basitinden “Türk gibi başla, Alman gibi bitir” sözü. Ya da bilinen diğer biçimiyle “Türk gibi başla, Alman gibi çalış, İngiliz gibi bitir”. Başlamadaki şevkimizi bitirme sebatı olarak da gösteremediğimizin ima edilmesi çok da hoş değil tabii ama maalesef daha sevimsizleri de var.

Hakaret söylemleri için kaynak: insults.net

Categories: Ülkeler, Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lesbian

Denizlerin değerli komutanı Barbaros Hayreddin Paşanın Midilli’de doğduğunu öğrendim. Doğal olarak kardeşi Oruç Reis de bu adada doğmuş. Bunu bilmiyordum. Merkezi Midilli olduğu için bizim öyle isimlendirdiğimiz, ama aslında Yunanca adı ‘Lesbos’ olan bu adayı biz hep şair Sappho ile özdeşleştirmişizdir oysa. Kendisi Lesbos’da doğduğu için ‘Lesbian’ yani Lesboslu olarak anılmaktadır. Sappho’nun öyküsünü bunca insanın bilmesi güzel tabii ama keşke biz bu adayı Kaptan-ı Deryamızın memleketi olarak da öğrenebilseymişiz. Sonuçta Avrupalının Akdeniz’i titreten bir Osmanlı paşasını değil Sappho’yu ön plana çıkarması normal de bizim tarihimizi daha iyi bilmemiz gerekiyor. Geçmişimizi bilelim de, sonra yine “savaşma seviş” diyebiliriz. Bob Marley şarkısında geçtiği gibi yani: “Tarihini bilirsen nereden geldiğini bilirsin. Böylece ‘kim olduğumu sanıyorum ben’ diye bana sorman gerekmez”

 

Categories: Dil, Eğitim, Kültür, Müzik, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Ja, Ja Ja, Jaja ya da Jajaja

‘Jaja’ sözcüğünün bazı dillerde ‘yumurta’ anlamına geldiğini öğrendim. Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar, Karadağlılar ve hatta Lehler yumurtaya ‘jaja’ diyor (okunuşu ‘yaya’). Argo anlamı da var.

Bildiğiniz gibi ‘ja’ Almancada ‘evet’ anlamına gelir (okunuşu ‘ya’). “Ja ja” biçiminde söylerseniz, “heee, tabii tabii, görürsem söylerim” gibi bir anlamı vardır. Örneğin arkadaşınıza bir şeyi çabuk yapmasını söylüyorsunuz ya da borç istiyorsunuz, “ja ja” diyebilir. Almansa der tabii 🙂

İspanyol dili ülkelerinde ise “jajaja” bizdeki “hahaha” anlamına geliyor ve zaten öyle okunuyor. Yani gülme efekti. Ja’sını istediğiniz kadar uzatabilirsiniz doğal olarak. Bu iki harfe tüm dünyanın bu kadar değer vermesi de komikmiş hani. Jajajajajajaja

Categories: Ülkeler, Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

J Yokmuş

Ünlü Çek besteci Dvorjak’ın adını yazarken ‘j’ harfi kullanmadığımızı öğrendim. Soy isminin doğru yazılışı ‘Dvořák’ imiş. Ayıp etmişiz…

Categories: Dil, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Apaçi

Türk diline geçmiş ‘apaş’ diye bir sözcük olduğunu, kökeninin de Amerika’nın Apache yerlilerine dayandığını öğrendim. Kabilelerin dövüş becerileri ve azimlilikleri konusunda yaptığı ün romanlara konu olmuş ve böylece Parizyen topluluğun yaşantısını da etkileyerek, gözleri gibi koruyup sevip sakladıkları, pamuklara sardıkları dillerine bir sözcük daha girmesine neden olmuş: Apache (okunuşu ‘apaş’). Dolayısıyla da Türkçeye…

Fransızca kullanım şekli ‘haydut’, TDK’da verilen anlamı da ‘hayta’. EtimolojiTürkçe sitesine göre de ‘şehirli suç çetesi mensubu, serseri’ anlamına geliyor.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Aç Kapıyı

“Aç kapıyı bezirgânbaşı” şarkısıyla oynanan çocuk oyununda adı geçen bezirgân kişisinin ‘tüccar’ olduğunu öğrendim. Belli ki daha çok kumaş alım-satımıyla ilintili olarak kullanılmış bu sözcük geçmişte, çünkü TDK’ya göre bezirgânbaşı, padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent gibi eşyayı sağlamak ve bunları korumakla görevli kişiymiş. Sonuçta satın-alma gibi bir pozisyon. Osmanlının saray dışına görevli çıkan iş kollarından olan bezirgânlık çok kârlı bir işmiş, ama parasal anlamda da büyük sorumlulukmuş. Seyyar oluşları, bu sayede bir sürü macera deneyimlemeleri, surlarla çevrili hayatlar süren kişilere kıyasla o kapılardan girip-çıkabilme şansları belli ki cezbetmiş ahaliyi ve şarkılara konu olmuş. Aç kapıyı bezirgânbaşı demişler de duyan olmuş mu bilmiyorum.

Oyunu oynamış çocuklardan olduysanız bilirsiniz ki bezirgânlar karşılıklı geçip el ele tutuşur ve ellerini yukarı kaldırır. Böylece kapı inşa etmiş olurlar. Sıraya girip bu kapıdan geçen diğer çocuklara da kervan denir. “Aç kapıyı bezirgânbaşı, kapı hakkı ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” gibi anlamlı sözleri olan şarkıyı söyleyerek tek tek kapıdan geçerler ama her turda bir çocuk yakalanır. Her şey oturdu da, arkadaki yadigârı pek bilemedim 🙂 Olsun… Hiç olmazsa naif oyunlarımız bize yadigâr oldu.

Categories: Dil, Ekonomi, Eğitim, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 2 Yorum

Atay’ın Notları

Oğuz Atay’ın not tutarken aralara İngilizce sözcükler serpiştirdiğini öğrendim.

Atay, O. (2016). Günlük. İstanbul: İletişim Yayınları

Categories: Dil, Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Şengen

Schengen’in Lüksemburg’da bir kasaba olduğunu öğrendim. 1985 yılında bazı ülkeler bu kasabada bir araya gelerek bir anlaşma imzalayıp bir nevi sınırları kaldırdıkları için şengen ismi verilmiş vizelerine de.

Kaynak: Sami KILIÇ, Olmadı Gezeriz (Schengen vizesi ve nasıl alınabileceği hakkında çok daha detaylı bilgi almak isterseniz mutlaka ziyaret edin.)

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Hatunummm

‘Kadın’ sözcüğünün ‘hatun’dan geldiğini öğrendim. Soğdca olarak bilinen ve İpek Yolu üzerinde konuşulan dildeki χwatēn kelimesi ‘kraliçe’ anlamına geliyormuş. Prenses de dahil soylu kadınlar için kullanılan xatun zamanla evrilerek hatun, kadun ve kadın olmuş. Ne de güzel bir kadın olmuş… 

Hatunlar gününüz kutlu olsun kıymetli kraliçeler!

Bu arada bu sözcük, hükümdar anlamına gelen ‘χwatāw‘dan türemeymiş. Dolayısıyla kadındı, bayandı, hatundu, kelimelere çok takılmayalım bence. Ardından ne dendiği ve nasıl bir duyguyla, nasıl bir tavırla dendiği daha önemli sanki…

Categories: Dil, Kültür, Kutlama, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum

Nigde

Sırpçada ‘nigde’ sözcüğünün ‘hiçbir yer’ anlamına geldiğini öğrendim.

Kaynak: Glimpses of the World

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , | 2 Yorum

Mayalar

Tek ve çift hörgüçlü develerin melezlenmesiyle ‘tüylü’ ya da ‘tülü’ denen bir deve türü ortaya çıktığını ve bu tüylü develerin dişisine ‘maya’ dendiğini öğrendim. Soğuk bölgelerde kullanılırmış. Tek hörgüçlü ve uzun tüylü olurmuş. Şimdi “ne yapacaksın bu bilgiyle, tüylü deveden sana ne Özlem” diyeceksiniz ama benim için gerçekten önemli. Antalya’nın turistik bir beldesi var yirmi yıldır gittiğim. Kışın el-ayak çekildiğinde açık kalan bir tanecik balık restoranı olurdu bu köyde. Dört kişilik bir aile işletirdi ve her işe koşturan kızlarının adı Maya idi. Daha doğrusu yıllarca kızcağızın adını Maya sandım ve öyle seslendim, ama asıl adı bu değilmiş, köy ahalisi takmış ismi. Nedenini sorduğumdaysa artık çok geçti, kimse bu öykünün nasıl başladığını hatırlamıyordu. Ben o zaman arı Maya’ya benzettikleri için söylemiş olabileceklerini düşünmüştüm ama tüylü deve benzetmesi daha mantıklı geliyor yörüklerle dolu bir köy hikayesinin kahramanı söz konusu olunca. Arı gibi çalışan, her işi hakkını vererek yapan, uzun saçlarını toplayıp zor işlere koşan güzel Maya’ya gönülden sevgilerimi yolluyorum.

Categories: Antalya, Dil, Hayvan, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Senle Bitiyor

Danimarka halkının üçte ikisinin soyadının ‘-sen’ ile bittiğini öğrendim.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: channel4learning

 

Categories: Ülkeler, Dil, Kültür | Etiketler: , | Yorum bırakın

Zürefanın Düşkünü

‘Zürefa’ sözcüğünün ‘zarif’in çoğulu olduğunu öğrendim. Dolayısıyla “zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü” sözündeki zürefa, zarif kişileri kastediyor. Düşkün ise düşmekten geliyor. TDK açıklamasıyla bu söz şu anlamda kullanılıyor: “daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.” Bu sözü nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde geçmiş zaman lezbiyenlerine bağlayan açıklamalar olsa da bana en makul gelen bilgi şudur: Eskiden sarayda yaşayan, dolayısıyla her gün hoş giysilerle salınan kimseler bir biçimde kaderin tokadını yiyip halk içinde yaşamak durumunda kalınca giyecek sıradan bir şeyler bulamayarak hâlâ cicili-bicili gezince (ki muhtemelen beyazdı bunların bir kısmı) bu lafı türetivermiş ahali.

Annelerimizden işittiğimiz en güzel azarlardan biri olan zemheri zürefasındaki ‘zemheri’ de kış soğuğuna gönderme yapar biliyorsunuz. Ama iki söz birbirine karıştırılarak söylenmemeli yahu.

Yani kısaca zürafaların konuyla hiçbir ilgisi yok. Beyaz giyenler de zürafa düşkünü değil zaten. Rahatlayalım.

 

Categories: Dil, Giyim, Hayvan, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | 4 Yorum

Deveye Diken

Başka hayvanların burun kıvırıp yanından geçip gidebileceği dikenli bitkileri develerin yiyebildiğini ve hatta yediğini öğrendim. Aslında buna uygun bir ağız yapısıyla dizayn edilmiş develer deri ve kemik dahil bulduğu birçok şeyi yiyebilirmiş (zehirli bitki değil ama). Hatta çölde karşı karşıya olduğu yiyecek kıtlığı durumu ileri düzeydeyse sahibinin çadırını tırtıklamaya bile başlarmış.

Livaneli, Z. (2017). Huzursuzluk. İstanbul: Doğan Kitap

Kaynak: Calamunnda Camel Farm

Categories: Bilim, Dil, Edebiyat, Hayvan, Seyahat | Etiketler: , , | 2 Yorum

Fıstıklara Fıstık

Sırpça, Boşnakça, Hırvatça dillerinde ‘kikiriki’ sözcüğünün ‘yer fıstığı’ anlamına geldiğini öğrendim. Antalya’da kıyafet satan mağaza var bu isimde. Kikirikilere kikirikiiiii!

Categories: Dil, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Kim Neyi Nerede Görür?

Gencin aynada gördüğünü ihtiyar kerpiçte görür” diye bir söz olduğunu öğrendim. Bunu, “gençlerin aynada göremediğini yaşlılar kaya parçasında görür” diye söyleyen de var, “cahilin aynadan göremediğini âlim tuğladan görür” şeklinde dillendiren de. “Senin aynada açıkça gördüğünü pir, hem de daha önce bir kerpiç parçasında görür” şeklinde olması gerektiği söylenen sözün Mevlana’ya ait olduğunu duydum. Mesnevi’de geçermiş. Rumi’nin sözü şu biçimde de anılır: “Halkın aynada gördüğünü pir, pişmemiş kerpiçte görür.” Bunu şöyle bütün detayları ekleyerek yanlış anlaşılmasına olanak bırakmayacak biçimde söyleyen de var: “Genç delikanlının aynada gördüğü şeyleri tecrübeli pir pişmiş tuğlada görür.” Delikanlı genç olur, pir de tecrübeli hesabı 🙂 Benim en sevdiğim versiyonu ise Oğuz Atay’ın ‘Babama Mektup’ öyküsünde söylediği şekli oldu: “Senin aynadan gördüğünü ben dıvardan görürüm.

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Se Ne Plaši

“Imaj nekoga ko se ne plaši da samo tebi pripada” cümlesinin “sadece sana ait olmaktan korkmayacak birisi var” anlamına geldiğini öğrendim. Kotor eski kent içinde öğretmenleriyle sevgililer günü etkinliği yapan gruptan bir çocuğun hediye ettiği kalp şeklindeki kurabiyenin yanında verilen mesajda yazıyordu.

Categories: Ülkeler, Dil, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: