Antalya

Demir Adam

Türkiye’nin demir adamı da denen sportmen iş adamı Antalyalı Ali Bıdı’nın vücuduna çok güvendiğini öğrendim. Ali Bıdı, “bana kanser hücresi aşılasınlar, benim vücudumun savunma sistemi onu anında öldürür” diyerek gönüllü denek olmaya hazır olduğunu söyledi ve bilim adamlarını bu deneye davet etti.

Kaynak: Denizli Radyo Televizyonu, Sabah Keyfi Programı, 10.10.2017

Reklamlar
Categories: Antalya, Bilim, Sağlık, Spor | Etiketler: , | Yorum bırakın

Side Hippisi Sicimoğlu

Ayhan Sicimoğlu ve diğer hippi arkadaşlarının, yetmişli yıllarda Side’deki antik tiyatroyu keşfettiklerini öğrendim. O zamanlar orada müze filan yokmuş ve tamamen bakir bir yermiş. Sicimoğlu abimin saçlar uzun, boynunda kolyeler, elinde gitar, antik tiyatroya takılırlarmış. Sabah yanlarında yiyecek götürüp kahvaltılarını yaparlarmış tiyatroda, akşamları da yabancı müzisyenlerle ve yerli halkla toplanıp resmen konser verirlermiş. Tamamen kendi kendilerine tabii. Tanrıların arasında… yıldızların altında… Yetmişler… Hastasıyız…

Kaynak: Ayhan Sicimoğlu ile Renkler – Side, Antalya – 26.06.2014

Categories: Antalya, Kültür, Konser, Müzik, Sanat, Seyahat, Tarih, TV | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Yorum

İstanbul’un Akdeniz’i

Antalya’nın Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın da bir zamanlar talip olduğu ‘Akdeniz Heykeli’nin neden İstanbul’da yaşadığını öğrendim. Halk Sigorta’nın (şimdi Yapı Kredi Sigorta) siparişiyle yapılan heykel 1980’de sigorta şirketinin genel müdürlük binası önüne yerleştirilmiş doğal olarak.

Falezlerde daha güzel dururdu bence yine de…

Categories: Antalya, Coğrafya, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Kemer Korkusu

Radyocu ‘Melon Şapka’nın çocukken en korktuğu şeyin ‘kemer’ olduğunu öğrendim. Bunu da babasına borçluymuş. 

 

Kaynak: 91.3 Antalya Üniversite FM, 28 Eylül 2017

Categories: Antalya, Diğer, Psikoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Çöpler Denize Atılır

1925 yılında yayın hayatına başlayan ve 1926’da çıkan yangınla hem kapanmak zorunda kalıp hem de arşivini yitiren Akdeniz Gazetesi’nin kayıp nüshalarına ulaşıldığını öğrendim. O yılların Antalya’sında yaşamı belgelemesi açısından çok önemli bir gelişme tabii bu. 58 adet gazete nüshasının birinde Antalya Belediyesi’ne yönelik yapılan şu sert eleştiri göze çarpıyormuş: “Deniz olan yerde çöpler denize atılır, Belediye Reisi’nin nazar-ı dikkatine!”

Kaynak: Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Eylül 2017

Categories: Antalya, Doğa, Güncel, Kültür, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Sahi, Neydi Barış?

Finike’de mermer ve taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan, ancak dört ay önce evlerinde öldürülen Büyüknohutçu çiftinin katil zanlısının cezaevinde intihar ettiğini öğrendim.

Dünya Barış Gününüz kutlu olsun bu arada. Sahi, neydi barış?

Barış: Karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam (TDK)

Categories: Antalya, Doğa, Ekonomi, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Avrupa Hareketlilik Haftası

Önümüzdeki haftanın yani 16-22 Eylül 2017 haftasının Avrupa Hareketlilik Haftası (European Mobility Week) olduğunu öğrendim. Bu yıl kampanyaya Türkiye’den katılacak yerler listesi web sayfasında şu şekilde veriliyor: Alanya, Bartın, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Karşıyaka, Konak. Her birinin planladığı etkinliklere bu siteden erişilebiliyor. Örneğin Bartın Belediyesi ‘En yavaş bisiklet sürme yarışması’ ve ‘otomobilsiz gün’ gibi etkinliklerin yer aldığı haftalık planlarını belediyenin sitesinde de vermiş: bartinbelediyesi.com

İliniz katılmasa da siz pekala bireysel etkinlikler yapabilirsiniz. 

 

Web Sayfası

Türkiye Web Sayfası

Categories: Antalya, Doğa, Etkinlik, Güncel, Sağlık, Spor | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zimbit

Zimbit denen bir bitki olduğunu öğrendim.

TDK açıklaması: “Sarı çiçekli, yapışkan yapraklı, genellikle deniz kıyılarında biten, kötü kokulu bir ot”.

Komşumun açıklaması: “Dokunma, çok pis kokar bu. Yapışkanlı bitki olduğu için frenk yemişinin dikenlerini temizleriz biz bununla. Bak böyle.” 

Ve bir tabak temizlenmiş, soyulmuş dikenli incir getirir. Sağolsun. Yoksa biz bahçede fışkıran meyvelere bu Ağustos da uzaktan bakmakla yetinirdik.

Sanırım bitkinin daha bilinen ismi andız otu. Dikenli incir, Hint inciri, Frenk inciri, Frenk yemişi ya da Kaktüs meyvesi olarak bilinen bal gibi tatlı meyvelerin gayet sakat bir dikenli kabuğu olduğu için Antalya yöre insanı ellerine eldiven giyip bu otu meyvenin kabuğunda gezdirerek dikenlerini temizlerlermiş önce.

Doğa sen ne güzelsin! Antalya komşulukları, siz ne farklısınız!

Categories: Antalya, Doğa, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

ABBO

‘ABBO’nun ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando ve Orkestrası’nın kısaltması olduğunu öğrendim.

Categories: Antalya, Müzik | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Sütunlu Süslemeli Sokak

Antalya’da yıllar önce bir evin önüne dikilmiş olan tarihi sütunların, bu olayın peşine düşen bir sanat tarihi öğretmeninin çabaları sonucu kaldırıldığını ve Antalya Müzesi’ne teslim edildiğini öğrendim. Zamanında müzenin de izniyle bu evin önüne taşınmış olan ikibin yıllık Roma sütunları için emekli öğretmen Ertekin Kaya change.org’da kampanya başlatmış, çektiği fotoğrafları kendi hesaplarında paylaşmış ve durumu medyaya bildirmiş.

Categories: Antalya, Güncel, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum

Keşkül

‘Keşkül’ kelimesinin Farsçadan geldiğini ve kâse demek olduğunu öğrendim. Ama her türlü kâse değil. TDK’da verilen tanımı şöyle: “Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı.”

Keşkül dediğimiz tatlının adı da ‘keşkül-i fukara’ imiş. Fukara, fakir sözcüğünün çoğuludur. Eskiden, el açmak söz konusu olmasın diye, yardım almak isteyenler koluna keşkül asıp dolaşarak halkın verdiklerini toplarmış. Derler ki, fakirlere dağıtılan tatlı da bu yüzden bu ismi almış.

Farsça keş, ‘çeken’ anlamına gelirmiş. Keşide ve keşmekeş sözcükleri de aynı köktenmiş.

Categories: Antalya, Dil, Ekonomi, Giyim, Kültür, Tarih, Yiyecek, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Yurda Dönen Boğa

Bir şekilde yurt dışına çıkarılmış tarihi eserlerimiz arasında yer alan bir boğa figürünün ülkemize iade edildiğini öğrendim. İ.Ö. 3000-1000 arası bir zamandan kalan eseri Avusturyalı bir turist 1963 yılında tatile geldiği Antalya’da küçük bir dükkandan satın almış. 2015 yılında da kargo ile Antalya Müze Müdürlüğüne yollamış.

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Edebiyat Aşığı Başkan

Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın en sevdiği yazarın Dostoyevski olduğunu öğrendim. Sanatın her dalıyla ilgilendiğini bildiğimiz başkanın en büyük aşkı edebiyatmış. Kendisi de öyküler yazan Uysal, Hürriyet’e verdiği bir röportajda şu üç kitabı önermiş:

* Semerkant, Amin Maalouf,
* Pupa Yelken, Sadun Boro
* Esir Şehir Üçlemesi, Kemal Tahir

Kaynak: Ceren Deniz, Hürriyet Akdeniz, 30.03.2017

Categories: Antalya, Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eğitim İçin İzmarit

Brezilya’nın bir şehrinde yerlere atılan sigara izmaritlerinin toplanarak kağıt hammaddesine dönüştürüldüğünü öğrendim. Kağıtlar da okullarda kullanılıyormuş. 

Bahsedilen kentin nüfusu 105.000. Antalyamınsa 2,5 milyon civarı. Ne kadar isterdim güzelliğinin izmaritlerden arındırılmasını… Eğitim kısmını da sonra bir ara düşünürüz elbet.

Kaynak: Yeşilist, Görkem Gömeç, 19.04.2017

Categories: Antalya, Ülkeler, Doğa, Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çinlinin Herekesi

Çinlilerin çakma Hereke halılarıyla o pazarı da ele geçirdiklerini öğrendim. Antalya’da satılan güya el yapımı çanak-çömlek de çoğunlukla Çin malı. Hatta dün, Çanakkale’de papyonlu Seyit Onbaşı bibloları satıldığını öğrendim. Neden? Çinli gözlerde muska papyona dönüştüğü için. Ben gülüyor muyum? Hayır tabii.

Ha şimdi diyelim ki Çinli çaktırmadan işgal ediyor, Hollandalı çaktırarak posta koyuyor falan filan da, bizim sahip olduğumuz değerleri artık biraz daha kucaklamamız gerekmiyor mu? Bu arada, Hereke halılarının dokunduğu gerçek mekan Türkiye’nin ilk özel dokuma fabrikası imiş. Fabrika, 1845’te hizmete girmiş ve Ohannes – Bogos Dadyan kardeşler tarafından kurulmuş. Başta bez, kumaş, fes, vs dokunurken zamanla halıya geçilmiş.

Categories: Antalya, Ülkeler, Ekonomi, Kültür, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Runatolia 12

Geçen Pazar günü (5 Mart 2017) 12.si yapılan Antalya Runatolia Maratonunda 11.200 kişinin koştuğunu öğrendim. Hem farklı ülkelerden etkinliğe katılan insanlarıyla hem de koşucuların kostümleriyle Antalya caddeleri rengarenkti.

Categories: Antalya, Etkinlik, Güncel, Spor | Etiketler: , , , , | 3 Yorum

Mayalar

Tek ve çift hörgüçlü develerin melezlenmesiyle ‘tüylü’ ya da ‘tülü’ denen bir deve türü ortaya çıktığını ve bu tüylü develerin dişisine ‘maya’ dendiğini öğrendim. Soğuk bölgelerde kullanılırmış. Tek hörgüçlü ve uzun tüylü olurmuş. Şimdi “ne yapacaksın bu bilgiyle, tüylü deveden sana ne Özlem” diyeceksiniz ama benim için gerçekten önemli. Antalya’nın turistik bir beldesi var yirmi yıldır gittiğim. Kışın el-ayak çekildiğinde açık kalan bir tanecik balık restoranı olurdu bu köyde. Dört kişilik bir aile işletirdi ve her işe koşturan kızlarının adı Maya idi. Daha doğrusu yıllarca kızcağızın adını Maya sandım ve öyle seslendim, ama asıl adı bu değilmiş, köy ahalisi takmış ismi. Nedenini sorduğumdaysa artık çok geçti, kimse bu öykünün nasıl başladığını hatırlamıyordu. Ben o zaman arı Maya’ya benzettikleri için söylemiş olabileceklerini düşünmüştüm ama tüylü deve benzetmesi daha mantıklı geliyor yörüklerle dolu bir köy hikayesinin kahramanı söz konusu olunca. Arı gibi çalışan, her işi hakkını vererek yapan, uzun saçlarını toplayıp zor işlere koşan güzel Maya’ya gönülden sevgilerimi yolluyorum.

Categories: Antalya, Dil, Hayvan, Kültür | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Püse

‘Püse’ sözcüğünün ‘bitkisel katran’ demek olduğunu öğrendim. Çam ağacının çıralı kısımlarını kapalı bir yerde yavaşça yakarak koyu renk sıvı çıkarıyorlarmış. Eskiden halk arasında çeşitli rahatsızlıkların giderilmesinde katrana başvurulduğu için, o günleri bilenler, geçmişte bazı hastalıkların görülmemesini bile ayakkabılarındaki püseye veriyorlar. Çünkü püse, çarık üretiminde de kullanılırmış. Püse, çarığa sadece rengini değil yumuşaklığını ve uzun ömrünü de veriyormuş. Sütte beklemiş çarığa bir sonraki aşamada püse sürülüyormuş ve ardından toprakta bekletiliyormuş.

Folklor Araştırmacısı Bircan Durdu tarafından hazırlanmış ‘çarık’ hakkındaki yazıyı şu siteden okuyabilirsiniz: muglakulturturizm.gov.tr

 

UYARI: Bu yazı yalnızca bilgi amaçlı olarak oluşturulmuştur. Tabii ki kesinlikle evde denenmemesi gerekir. Lütfen, herhangi bir rahatsızlığınız olduğunda sadece doktora gidiniz. Piyasada bu tür ürünler satmaya çalışan kim olduğunu bilmediğiniz kişilere değil yıllarca bu alanda eğitim alıp uzmanlaştığı belgelenmiş hekimlere inanınız.

Categories: Antalya, Doğa, Giyim, Kültür, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İnce Memed ile Yedi Mehmet

Antalya’daki 7 Mehmet adlı restoranda Yaşar Kemal’in de yemek yediğini, beğendiğini ve hatta anı defterine “Akdeniz Lokantası Akdeniz gibi büyük ve güzel” yazdığını öğrendim. Web sitesinde Talipoğlu ve Koç’un da yazılarını görmek olası: 7 Mehmet Web Sitesi

Ayrıca mekanın isminde geçen 7’nin sebebi ve Atatürk için güç bela bulunan 850 gram taze fasulyenin öyküsü de dahil bazı sevimli anılar da yer alıyor.

Categories: Antalya, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Noel Çelengi Bizim İşimiz

Türkiye’den Avrupa’ya noel çelengi satıldığını öğrendim. Antalya ve Burdur’da köylülerin topladığı kozalak, mersin, kızılcık gibi çeşitli bitkilerden yine yerli halkın ürettiği çelenkler şu anda kim bilir hangi kapıları ve masaları süslüyorlar yurt dışında. On yılı aşkın süredir devam ettiği anlaşılan bu iş kolunu bir Alman hanımefendi başlatmış.

Categories: Antalya, Doğa, Ekonomi, Kültür, İnanç | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Arif Nerede?

Likya’nın en eski kentlerinden olan Arykanda’nın içinde bulunduğu köyün adının Arif Köyü olduğunu öğrendim. Finike’den yarım saat kadar uzakta bulunan Arykanda, tiyatrosu da dahil olmak üzere çok çok iyi korunabilmiş antik kentlerimizden. ‘Yüksek kayalığın yanındaki yer’ anlamına gelen Arykanda, gerçekten de sarp bir kayanın dibinden yükselir.

Categories: Antalya, Coğrafya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güreşin Ama Kilitlemeyin

Atatürk’ün 1930’daki Antalya ziyareti sırasında Aspendos’a da gittiğini ve incelemelerinin ardından Müze Müdürüne “Bu tiyatroyu restore ediniz, ama kapısına kilit vurmayınız. Burada temsiller veriniz, güreşler düzenleyiniz” dediğini öğrendim. Yani Aspendos Tiyatrosu, sayesinde iyice bir güzel ortaya çıkmış. 

Yine aynı yıl Antalya kentinde Belediye Başkanlığı görevinin teslim edildiği Karakaşzade Hüsnü Bey’in Antalya surlarını yıktırdığını da öğrendim. Sebebi şuymuş: Halk, Kaleiçi’ni çevreleyen yüksek surlar yüzünden rüzgarın kesildiği gerekçesiyle kendisine başvurmuş. Sayın Belediye Başkanı da sıkıntı çeken halkını refaha ulaştırabilmek üzere surların yıkımına başlanması emrini vermiş. Yani o vakte kadar surların ardında kaldığı için pek belli olmayan Üç Kapılar, sayesinde iyice bir güzel ortaya çıkmış.

Görebilmek için kaç örnek gerekiyor?

Kaynaklar:
2015-2019 Antalya Büyükşehir Belediyesi Stratejik Plan
atam.gov.tr [T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu – Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı – Dr. Alpaslan Aliağaoğlu, Faruk Alaeddinoğlu]

Categories: Antalya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Çay Derken?

Tarsus’un eskiden liman kenti olduğunu öğrendim. İlk çağda gemiler Tarsus Çayı üzerinden kent merkezine kadar sokulabiliyormuş. Tabii o zaman ‘çay’ demiyorlarmış deli nehre. Daha önce de Perge‘ye deniz aracıyla gidilebildiğini duyunca şaşırmıştım. Nerdeeee eski zamanlar… 🙂

Categories: Antalya, Coğrafya, Doğa | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Manisalının Kardeş Sevgisi

Philadelphia’nın Manisa’da olduğunu öğrendim. Bu kente bağlı Alaşehir ilçesinin Bergama dönemindeki ismi ‘kardeş sevgisi’ anlamına gelen ‘Philadelphia’ imiş (phileo + adelphos). Antalya’nın da kurucusu olan Kral II. Attalos abisini o kadar seviyormuş ki lakabı ‘kardeşini seven’ haline gelmiş ve dolayısıyla yeni kurulan şehir de bu isimle anılır olmuş. Bazı yabancı kaynaklarda Türklerin şehri ele geçirince ‘Allah’ın Şehri’ anlamında Alaşehir olarak isimlendirdiğini yazıyor ancak belediyenin kendi sitesinde ‘ne ala bir şehir’ şeklindeki hayranlık sözlerinden kaldığı ya da siyah-beyaz taşların yarattığı ala görünümden kaynaklandığı belirtiliyor.

(Antalya şehir merkezindeki Attalos heykeli)

Categories: Antalya, Coğrafya, Dil, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Liselilerin Başarısı

Antalya’dan iki lise öğrencisinin, ABD’de gerçekleştirilen bir proje yarışmasında altın madalya kazandığını öğrendim. Kabuklu deniz hayvanlarından üretilen bir ‘yara örtüsü’ fikrini geliştiren gençler, bu şekilde kanamayı durdurabilmeyi ve bası yarası gibi zor yaraların iyileşmesini hızlandırmayı hedeflemişler. 

Aslında Genius Olympiad web sayfasını inceleyince yarışmaya katılan Türklerin sayısının Amerikalılardan bile fazla olduğunu ve başka Türk gençlerinin de bilim ve sanat dallarında ödüller aldığını görüyorsunuz ancak sanırım bu projenin öne çıkmasının nedeni, daha önce TÜBİTAK’ın yarışmasında ilk aşamayı bile geçemeyerek elenmiş olması. Gençlerimizin bu konudaki izlenimini öğrenebilmek isterdim.

 

Haberin Detayları: Antalya Ajans (28.06.2016)

 

Categories: Antalya, Bilim, Eğitim, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yazıklar Olsun

Kumluca-Adrasan-Olimpos bölgesindeki yangının nihayet kontrol altına alınabildiğini öğrendim. 24 Haziran Cuma gününden beri yüzlerce hektar alanı yok eden yangın yüreklerimizi de parçaladı…

Categories: Antalya, Doğa, Güncel | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Tekneyle Perge’ye mi?

Günümüzde tekne trafiğine elverişli olmadığı için seyrüsefer olanağı sunmayan Aksu Çayının yıllar önce Perge antik kentinin gelişmesini sağlayan ulaşım yolu olduğunu öğrendim. Eski ismi Kestros olan nehir yıllar içinde yolunu değiştirmiş tabii ama görkemli yıllarında Perge’yi Perge yapmış. Topraklarını besleyip bereketli hale getirdiği gibi kente ulaşımı ve kent içi ulaşımı da sağlamış. Hatta Hristiyanlıkta önemli yeri olan St Paul’ün de Kıbrıs’tan deniz yoluyla Perge’ye ulaştığı ve meşhur yolculuğuna buradan başladığı bilinir (ki Likya Yolu gibi bu rotayı da bize kazandıran İngiliz Kate Clow‘dur).

Antik kentin kalıntılarını gezince bile tam bir su kenti olduğunu anlayabiliyorsunuz zaten. Anıtsal çeşmeyi Nehir Tanrısı Kestros heykeli süslemektedir. Koruma altında olup ziyarete kapalı tutulan tiyatrosundaki Kestros rölyefinin ise yüz kısmını çalmışlar daha önce (Kadir Zengin, Sabah, 12.05.2004). Oooof of…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Categories: Antalya, Coğrafya, Seyahat, Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Morenika

Antalya’da ‘Morenika’ adında mükemmel bir grup olduğunu öğrendim. Gitar, bateri, kontrbas üçlüsünden dinlediğiniz özenle seçilmiş dünya müziklerine eşlik eden Merve Akyıldız’ın buğuluyla billur arasında gidip gelen naif ve büyülü sesinden Rumeli ve Anadolu türkülerini de duyunca keyfin doruklarına varıyorsunuz. Caz müziğinin bildik melodilerinde ses kalitesini en üst düzeyde sergileyen Akyıldız, Balkan ezgilerinde melodikasını da konuşturmayı ihmal etmiyor. Bir Kusturica filmiyle coşarmış gibi tempo tutarken neden çocukluğunuza gittiğinize anlam veremiyorsunuz.

Dünyanın dört bir tarafından esmer kızların öykülerini dinlemek ruhumu rahatlattı. Dilleri unutulmuş ve henüz unutulmamış toplumların sevilmekten şaşkın esmer kızlarının öykülerini… Caz müziğinde kendini kanıtlamış Oğan Doruk Şadan, kalitesizliğin dibine vurmuş toplumumuzda bana eğitimimi borçlu olduğum kurumumun profesyonellik anlayışını hatırlattı. Murat İbze ve Yiğit Hakyemez’in işlerini çok iyi yapmalarının verdiği özgüvenli ama kibirsiz tavırları, güler yüzlü paslaşmaları ve saçtıkları olumlu enerji Amerika’da bir cazbardaymışım hissini yaşattı. Dahası, bence dünyanın parasını bayılarak izleyebileceğimiz bir uluslararası caz festivali grubunun haftada iki akşam Antalya’nın göbeğinde bir barda çıktığını öğrenmenin sevinci bu kente yerleşme mutluluğuma mutluluk kattı.

Teşekkürler Morenika, bilinçli, kaliteli ve gencecik enerjinizle yorgunluğumu erittiğiniz için.

 

 

 

 

 

 

 

Kimdir Morenika: Morenika Facebook Hesabı

Merve Akyıldız Videoları: Youtube

Categories: Antalya, Müzik, Mekan | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Kardelen Karlı

Likya Yolu yürüyüşlerini bir İngiliz’e borçlu olduğumuzu öğrendim. Teke Yarımadasındaki dağ köylerinde unutulmaya yüz tutmuş patika yolları araştırıp ortaya çıkarmış, ve kırmızı-beyaz çizgilerle işaretlenmesini ve tabelalandırılmasını sağlamış, böylece ülkemize ilk uzun mesafe yürüyüş rotasını kazandırmış olan Kate Clow, Türk vatandaşlığına geçtikten sonra Kardelen Karlı adını almış. 1999’da açılmasını sağladığı bu rotadaki eski yolları koruyabilmek ve tanınmasını sağlamak adına elinden geleni yapan Clow’a yoldaki konaklama olanağını artırdığı, gerekli bilgiyi kitapları aracılığıyla güncel tuttuğu ve Türk turizmine önemli bir alan yarattığı için de teşekkür borçluyuz. Avrupa’da çok iyi bilinen bu rotayı tamamlamak için her yıl çok sayıda turist ülkemize geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Who is Kate Clow? Trekking in Turkey

Categories: Antalya, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

En Özel Okur

Manavgat’ın işlek bir caddesinde simit satan bir bayanın Antalya’nın en değerli okuru seçildiğini öğrendim. Havva Genç yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelebilmek için okumaya başlamış. Kitaplarda huzur bulunca da üç yılda binbeşyüz kitap okuyarak örnek okur gösterilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından 2016 sıra dışı okurlarından seçilerek plaket almaya hak kazanmış. Kitap kurdu simitçi, halkı okumaya özendirmeyi ve kütüphane kullanmayı öğretmeyi de kendine görev bilmiş.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan sıra dışı halk kütüphanesi kullanıcılarını anlatan onbeş dakikalık belgeselde Havva Genç’in yanı sıra diğer üç özel okur da kitap okumanın güzelliğini, önemini ve gerekliliğini kendi sözcükleriyle ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak olağanüstü bir biçimde anlatıyorlar. Belgesel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Türk Kütüphaneciler Derneği işbirliği ile hazırlanmış.

(Kürşat Kafkaslı aracılığıyla)

Categories: Antalya, Edebiyat, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: