Author Archives: Özlem Soydan

About Özlem Soydan

Özlemim. Babasının biricik incisiyim. Annesinin inatçı keçisiyim. Kardeşi için “abla yaa”yım. Öğrencilerinin Miss Soydan’ıyım. Kırk yaşında bir gencim her sene yeni icatlar çıkaran. Ömrünü denizlerde sürmek isteyip Ankara’nın bozkırında kalakalmış olanlardanım. Öğretmenim herşeyden önce… Gelecek nesilleri yetiştirmede pay sahibi olabilmek için elimden geleni yapmada kararlıyım. Naçizane… ozlemsoydan.wordpress.com ogrenincemutluyum.wordpress.com

Daha Fazla Aslan

Doğum günüm şerefine 17.08.2015 tarihinde yaptığım listede yer almayan başka kimlerin aslan burcu olduğunu öğrendim.

Aktörler: Birol Ünel, Münir Özkul
Yazarlar: Panait Istrati, Sevim Ak, Mehmet Eroğlu
Gazeteci: Mete Akyol
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı: Özlem Çerçioğlu
Muratpaşa Belediye Başkanı: Ümit Uysal
Altın Kemerli Başpehlivan: İsmail Balaban
Wikipedia Kurucusu: Jimmy Wales

Öğrenince aslansı bir gurur duyduklarım var ister istemez 🙂 İyi ki doğmuşlar.

Aslan burcuna mensup diğer ünlü isimlere göz atmak isterseniz: “Aslanım Benim

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 19 Yorum

Okullu Pehlivanlar

Yağlı güreş başpehlivanı İsmail Balaban ve ikiz kardeşi Turan Balaban’ın yüksek lisans çalışmalarını Trakya Üniversitesinde yapma kararı verdiklerini öğrendim. Edirne’yi çok seviyormuş.

Categories: Eğitim, Güncel, Spor | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bursalı Laklakan

Bursa’da bir leylek hastanesi olduğunu öğrendim. Daha doğrusu, ondokuzuncu yüzyılda dünyanın ilk leylek hastanesine sahipmişiz. ‘Gurabahane-i Laklakan’, sakatlanan leyleklerin yanı sıra göç yolunda sıkıntısı olan diğer göçmen kuşların derdine de deva olmuş yıllarca. Derken bakımsız kalmış binası ve zamanla yok olup gitmiş. Ancak Osmangazi Belediyesi bu değere sahip çıkmayı aklına koymuş ve tarihi Irgandı Köprüsü’nün yanındaki hoş bir binanın restorasyonunu sağlayarak yine laklakana gurabahane olarak 2010 yılında hizmete açmışsa da yeni bina hayvan hastanesi olarak kedi-köpek-kuş, tüm sokak hayvanlarına yardım etmekteymiş.

Ben Pierre Loti’nin bir makalesinden öğrendim, ama Ahmet Haşim’in de “Gurebâhâne-i Laklakan” adında bir kitabı varmış ve Haşim de Bursa’da Haffaflar Çarşısı (Kapalıçarşı’daki ayakkabıcılar) meydanında bakım alan kuşlardan bahsedermiş.

Categories: Edebiyat, Hayvan, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İstinyelinin Sevdası

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Ercüment Ekrem’in de yazar olduğunu öğrendim. İstinye’de doğmuş Ercüment Ekrem Talu, İstanbullu oluşuyla pek bir gururlanırmış. 1924’te Cumhurbaşkanlığı‘nda çalışmış. Birçok dil bilen Ercüment Bey öğretmenlik dahil çeşitli görevlerde bulunmuş. Gazetelere makaleler, sohbetler, öyküler yazmışsa da kaynaklar asıl romancılığını övmekte. Zamanının çok satan yazarı olduğu anlaşılan Ercüment Bey’in kitaplarını bulabilir miyiz bilmem.

Ercüment Ekrem Talu’nun torunu da Çiğdem Talu imiş. Yani Türk pop müziğinin pek ünlü şarkılarının sözlerini yazmış sevgili Talu, Recaizade Mahmut Ekrem’in torununun kızı imiş. Gazeteci Umur Talu da Çiğdem Talu’nun kardeşi.

Categories: Edebiyat, Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zimbit

Zimbit denen bir bitki olduğunu öğrendim.

TDK açıklaması: “Sarı çiçekli, yapışkan yapraklı, genellikle deniz kıyılarında biten, kötü kokulu bir ot”.

Komşumun açıklaması: “Dokunma, çok pis kokar bu. Yapışkanlı bitki olduğu için frenk yemişinin dikenlerini temizleriz biz bununla. Bak böyle.” 

Ve bir tabak temizlenmiş, soyulmuş dikenli incir getirir. Sağolsun. Yoksa biz bahçede fışkıran meyvelere bu Ağustos da uzaktan bakmakla yetinirdik.

Sanırım bitkinin daha bilinen ismi andız otu. Dikenli incir, Hint inciri, Frenk inciri, Frenk yemişi ya da Kaktüs meyvesi olarak bilinen bal gibi tatlı meyvelerin gayet sakat bir dikenli kabuğu olduğu için Antalya yöre insanı ellerine eldiven giyip bu otu meyvenin kabuğunda gezdirerek dikenlerini temizlerlermiş önce.

Doğa sen ne güzelsin! Antalya komşulukları, siz ne farklısınız!

Categories: Antalya, Doğa, Kültür, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

İngilizceci Çiğdem

Söz yazarı Çiğdem Talu’nun, İstanbul’da bir özel okulda 17 yıl İngilizce öğretmeni olarak çalıştığını öğrendim. Ben doğduğum yıl mesleği bırakıp şarkı sözü yazarlığına başlamış.

Categories: Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tutunanlar

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserinin ilk baskısının 1.500-2.000 liraya satılabildiğini öğrendim. Ahh rahmetlik de görseymiş de kıymetini bilseymiş…

Kaynak: Bayram Koç, Kırkambar Sahaf (Kedili Kütüphane 27.Bölüm)
[Edebiyat tutkunuysanız mutlaka 26. dakikadan sonrasını izleyin derim…]

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Müzik Uykunun Gıdasıdır

Didgeridoo denen müzik aletini çalmanın horlama ve uyku apnesi sorunlarına iyi gelebileceği tezine dair çalışmaların devam etmekte olduğunu öğrendim. Didgeridoo öğretmeni Aj Block’un yönettiği web sayfasına yorum yazan bir beyin tümcelerini aktarıyorum: “Bir buçuk yıldır, belki de daha uzun zamandır uyku sırasında solunum problemleri yaşıyorum: yüksek sesli horlama, nefes alamama… İki ay kadar önce uyku apnesi için didgeridoo çalmaya başladım. Günde otuz dakikadan haftanın dört-beş günü pratik yapıyorum. Geçen hafta sonu arkadaşımın evindeydim. Bütün gece nefes alıp verişimin çok düzenli olduğunu söyleyince gururlandım. Uyku apnesine doğal terapi olarak didgeridoo kullanmak hayatımda büyük fark yarattı.”

2005 yılında The British Medical Journal’da yayınlanan bir raporda, ‘düzenli olarak didgeridoo çalmanın uyku apnesi için etkin bir tedavi sağlayabileceği’ hipotezinden yola çıkan araştırma görevlilerinin Zürih Üniversitesinde yürüttüğü çalışmanın detayları paylaşılmış. Çalışmaya katılanların çoğu gün içerisinde uykululuk hâli sıkıntısı yaşayan 50 yaş civarı beylermiş. Düzenli ders alarak didgeridoo çalmayı öğrenmeleri ve dört ay boyunca, her gün en az yirmi dakika olmak suretiyle haftada beş gün pratik yapmaları istenmiş.

Yazının gidişatından tahmin edileceği üzere didgeridoo çalanlar, çalmalarına izin verilmeyen kontrol grubu elemanlarına kıyasla gelişme göstermiş ve gün boyu deneyimledikleri uykuluk hâlinde azalma olmuş. Bu da bir başarı olarak kaydedilmiş ancak tabii çalışmalar devam ederse tam sonuçları alınabilir denmiş haberde. Yani deney-gözlem süreleri uzatılarak, daha yoğun ve sık dersler alınarak.

Enstrümanın uzmanları, didgeridoo çalmak için rahatlamış bir boğaz ve dudaklara gereksinim olduğunu, bu aleti çalmanın boğaz ve dil kaslarını güçlendirdiğini ve bu tür bir üflemeli çalgıyı seslendirmek için gereken ağız-dil hareketlerinin uyku apnesi sorununu olumlu yönde etkileyebileceğini belirtiyor.

Gece uyku bozukluğu yaşayan kişiler gündüz uykulu hissediyor, halsiz ve huysuz oluyor. Horlama sorunu olanların refakatçileri de halsiz ve huysuz oluyor. İngilizce olsa da izleyince anlaşılan videoda Aj bu enstrümanın nasıl çalınacağını öğretiyor. Baştan sona izleyince insan düşünmeden edemiyor: Gece horlayan bir koca mı, gündüz bu sesleri çıkaran koca mı? Sağlık hepsinden önemli tabii ama ufak bir sorun daha var: Didgeridoomuz yok 😉

Bol uykulu günler 🙂

[Didge Project]

Kaynaklar: Didge Project, American Sleep Apnea Association

Categories: Bilim, Eğitim, Müzik, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Castro Duysa…

Ankara’nın Çankaya Belediyesi’ne bağlı bir parka ‘Castro Parkı’ adı verilmekte olduğunu öğrendim. Pek cüretkar bir davranış tabii ama ‘putlaştırılma’ kaygısıyla isminin parklara bahçelere verilmesini istemediğini dile getiren Castro duysa ne derdi acaba…

Ilgili Yazı: Beni Putlaştırmayın

Categories: Diğer | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Senden Nefret Etmeyi Seviyorum

Almancadaki ‘Hassliebe’ sözcüğünün, ‘birinden ya da bir şeyden nefret edip aynı zamanda da onu sevmek anlamına geldiğini öğrendim. Verilen örnek şu şekilde: Bir insan, evleri çok güzel görünüyor diye ya da şık restoran ve alışveriş merkezleri var diye bir kenti sevebilir, ama aynı zamanda stresli, kirli, kalabalık oluşu, suç oranının ve kirlilik düzeyinin yüksekliği ve trafik unsurlarını can sıkıcı buluyordur, ama örneğin orada alışveriş yapmayı da çok seviyordur. Bu durumda diyebiliriz ki bu kişi bu kent için bir Hassliebe duyuyordur. Türkçe karşılığı ‘aşk-nefret ilişkisi’ ya da ‘sevgi-nefret ilişkisi’ olarak verilmiş sözlük sitelerinde. Yönetmen Erden Kıral ise “Gece” filmi üzerine yapılan bir röportajda, filmdeki çiftin arasındaki ilişkiyi bir Hassliebe olarak tanımlamış ve Türkçe karşılığını da ‘nefret aşkı’ olarak vermiş ve mutlu olmadan sevmekten bahsetmiş. Kıral, anılarını anlattığı kitabında kendisinin Yılmaz Güney’e karşı olan hislerini de Hassliebe sözcüğünü kullanarak açıklıyor ve ekliyor: “Ben hem onun sinemasına hayrandım hem de davranışlarını eleştiriyordum.” (s.163)

Blogda yer alan başka ilginç Almanca sözcüklerden bazıları:

Torschlusspanik
Weltschmerz
Schadenfreude
Geschlechtsverkehr

[Yelens82]

Bu yazı için başvurulan kaynaklar:

HiNative.com
Artful Living, Ece Koçal Röportajı, 15.04.2015
Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Aizonai

Kütahya’da muazzam bir antik kent olduğunu öğrendim. Turizm potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan (ama nedense ismi yanlış yazılan 😦 ) web sayfalarında şu özellikleri ön plana çıkarılmış Aizonai Antik Kenti’nin:

* Dünyada bir benzeri bulunmayan ve günümüze en sağlam gelmeyi başarmış Zeus Tapınağına sahip oluşu,
* Dünyanın bilinen en eski borsa yapısını barındırışı (ki bu yapı 1970 depreminde cami yıkılınca altından çıkmış),
* Stadyum-Tiyatro kompleksinin eşsizliği,
* Romalılara ait ilk barajı,
* Nekropolleri, köprüleri, tüneli…

Kaynak: Aizanoi.com

Kent hakkında detaylı bilgi almak için Ömer Çelik videosunu izleyebilirsiniz.

Not: TÜRSAB‘ın sitesinde gördüğüm şu ibare çok hoşuma gittiği için bunu da eklemeden geçemeyeceğim: “Fotoğrafların gerek amatör, gerekse profesyonel alanda kullanımı telif hakları açısından serbesttir.” Kendilerine teşekkür ederim 🙂

Categories: Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Makak Maymunu

Makakların da selfie çılgını olabildiğini öğrendim 😀 

İngiliz doğa fotoğrafçısı David Slater 2011 yılında Endonezya’dayken kendisine ait fotoğraf makinesi bir süre doğada yalnız kalıyor. Bu durum siyah makak maymunlarının bir sürü fotoğraf çekmesiyle sonuçlanıyor. Ancak bu fotoğraflar nette yayılınca Bay Slater telif hakkı istiyor. Bütün mizanseni ayarlayanın kendisi olduğunu belirtiyor. Bu yayılmaya katkı sağlamış mecraların başında gelen Wikipedia ise fotoğrafları çekenin kendisi olmadığını ve telif ücreti ödenmesine dair bir hakkı olmadığını savunuyor.

Belki fotoğrafı kaldırırım çünkü anlaşmazlığın devam etmesi gerekçesiyle the Guardian bile iki gün önce sayfasındaki resmi kaldırmış. Slater ise hiç parası olmadığı için birkaç hafta önceki duruşmaya katılmak üzere ABD’ye uçamamış.

Categories: Doğa, Ekonomi, Hayvan, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Güneydeki Bilinmeyen Ülke

Avustralya kıtasına adını veren ‘Australis’ sözcüğünün Latincede ‘güney’ anlamına geldiğini öğrendim. Güneydeki, güneyli, güneye ait, güney tarafta olan demekmiş Australis.

Categories: Ülkeler, Coğrafya, Dil | Etiketler: , , , , , , , | 5 Yorum

Sabırlık

Resimdeki bitkiye ‘sabırlık’ dendiğini öğrendim.

Categories: Doğa, Edebiyat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , | 7 Yorum

Kitap Okumak Yasak

Okumaya tutkun Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın (Halikarnas Balıkçısı), Robert Kolej’de öğrenciyken okul kütüphanesinden kitap almasının yasaklandığını, onun da arkadaşlarına aldırdığı kitapları gece gizlice battaniye altında yaktığı fenerle okuduğunu öğrendim. Robert’den sonra Oxford Üniversitesi’ne gidince kütüphanedeki kitapları yutmuş üç-dört yıl boyunca. Bunu duyunca ben de pek rahatladım çünkü küçükken benim de sokak lambasından gelen ışıkla kitap okumak durumunda kaldığım acılı bir dönemim olmuştu 😀

Categories: Edebiyat, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Baba Travmalılardan

‘Halikarnas Balıkçısı’ olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın babasını tabancayla öldürdüğünü öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , , , | 8 Yorum

Maraş Cipsi

‘Maraş cipsi’ denen bir atıştırmalık olduğunu, tarhanadan yapıldığını ve çerez gibi yemek istenmezse çorbaya da dönüştürülebildiğini öğrendim. Yani kıtır kıtır tarhana çorbası yiyorsunuz gibi bir şey anladığım kadarıyla 🙂

Categories: Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , | 4 Yorum

Abasıyanık Miras

Sait Faik Abasıyanık’ın kitaplarının telif hakkını Darüşşafaka’ya bağışladığını öğrendim. Bunu ölmeden önce annesi Makbule Hanım’a teklif etmiş. Makbule Hanım da, mal varlıklarının çoğunu, yazarın eserlerinin telif haklarını ve Abasıyanık Müzesi yapılması şartıyla Burgazada’daki köşkü Darüşşafaka Cemiyeti’ne bırakmış.

Abasıyanık, S.F. (2014). Şimdi Sevişme Vakti. İstanbul: Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Erkekler Kadınlara Bakar

John Berger’in bir sözünü öğrendim: “Erkekler kadınları seyreder, kadınlarsa seyredilişlerini seyreder.”

“Men look at women. Women watch themselves being looked at.”

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , | 1 Yorum

Datça Sokakları

Datça’nın sokaklarındaki ağaçların, kadınların el emeğiyle süslenmekte olduğunu öğrendim.

Fotoğraftaki Eser: Jale Soydan

Categories: Güncel | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

O

‘Yol’ filmi çekilirken Yılmaz Güney’in Erden Kıral’a kırılarak birlikte çalışmayı durdurduğunu, o dönem yaşananlardan dolayı morali çok bozulan Kıral’ın sinemayı bırakmayı bile düşündüğünü, ama eşi Tezer Özlü’nün desteğiyle toparlandığını öğrendim. O zamanlar Goethe Enstitüsü’nde çalışan Tezer Özlü eşine mutlaka film yapmaya devam etmesi gerektiğini söylemiş ve ben çalışıp bize bakarım demiş. Hatta Ferit Edgü’nün “O” romanını filmleştirmesini önererek Kıral’ı dürtmüş, Edgü ile konuşmuş. Iyi ki de dürtmüş. Ortaya çıkan “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı yapıt, 1983 Berlin Film Festivalinden Gümüş Ayı ile döndü. 

 

Kaynak: Kıral, E. (2012). Aynadan Yansıyan Hatıralar. İstanbul: Agora Kitaplığı

Categories: Edebiyat, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Sinematek

Dünya sinemasının kendisine çok şey borçlu olduğu Henri Langlois’nın 1914’te İzmir’de doğduğunu öğrendim. Çocukluktan itibaren sinemaya büyük ilgi duyan Henri Langlois bulduğu her filmi toplayarak ciddi anlamda bireysel arşivcilik yapmış. Ayrıca zarar görmüş filmleri onarmış ve hatta II.Dünya Savaşı yıllarında filmleri saklayarak bu günlere ulaşmalarını sağlamış. Fransız Sinematek Derneği’ni kurmuş ve binlerce filmden oluşan kocaman bir arşiv armağan etmiş sinema dünyasına. Fakat 1968’de, sol görüşe yakınlığından dolayı hükümet Henri Langlois’yı görevden alınca, sanatçı ve aydın kesimden oluşan büyük bir grup eylemler yapmış. Yönetmenler filmlerinin sinematekte gösterimini yasaklamış önce, sonra toplanmışlar. Olaylar çıkmış ve hatta Truffaut yaralanmış. Olayların büyümesi sonucu Langlois’ya görevi iade edilmiş. 

Aynı Langlois, 1965’te Onat Kutlar, Hüseyin Baş ve Şakir Eczacıbaşı’na yardımcı olarak Türk Sinematek’ini kurmalarını sağlamış, Türk sinemasına ve özellikle Yılmaz Güney’e destek vermiş. Ancak maalesef 1980’de Türk Sinematek arşivi kaybolmuş.
Kaynaklar:
TSA, Jak Şalom ile söyleşi, Barış Saydam, 21 Mart 2016
SOL, Hakkı Başgüney, 10 Nisan 2013
Categories: Eğitim, Kültür, Sanat, Sinema, Tarih, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Lavanta

Lavantanın sulama gerektirmediğini öğrendim.

Categories: Doğa | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Booktube-A-Thon

‘Booktube-A-Thon’ isminde bir okuma maratonu olduğunu öğrendim. 24-30 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılacak olan etkinliğin detaylarını Ayşegül Hanımın ‘Içimdeki Hisler‘ adlı blogundan öğrenebilirsiniz.

Categories: Etkinlik, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Çatra Patra

‘Çat pat’ anlamında ‘çatra patra’ zarfının da kullanılageldiğini öğrendim. TDK’nın örnek tümcesi: “Bülbül gibi İtalyanca, Fransızca, çatra patra Türkçe konuşuyor.” (P.Safa)

İlk defa duyuyorum!

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Yıllar Boyu

Harun Kolçak’ın profesyonel müzik hayatına Erkin Koray ile çalışarak başladığını öğrendim. Zaten yaşam öyküsüne bakınca görülüyor ki yıllar boyu birlikte çalışmadığı kimse kalmamış neredeyse.

[Arpej Yapım]

Categories: Müzik | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Altın Leoparlar

Locarno Film Festivalinin düzenlendiği kentin İsviçre’de olduğunu öğrendim. En eskilerden olan festivalin ödülü altın leopar imiş. İki altın leoparımıza dair bir anıyı okurken öğrendim:

Ayrıca şehrin jeopolitik konumunun uygunluğundan olsa gerek şöyle de bir tarihi önemi varmış: I. Dünya Savaşında ortalığı kasıp kavuran Avrupa devletleri, savaştan sonra ilişkilerini düzeltmek için bu kentte biraraya gelmişler. Yani bir nevi öpüşüp barışma anlaşması olan Locarno Anlaşması burada oluşturulmuş. Detaylarını Ali Çimen’in ‘Sessiz Tarih‘ sitesinden okuyabilirsiniz.

Bu arada Cuma gecesi Locarno’da Imagine Dragons konseri varmış. Gidecekseniz söyleyeyim 😀

Categories: Coğrafya, Edebiyat, Etkinlik, Konser, Sanat, Seyahat, Sinema, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ölümsüzler Kulübü

Amin Maalouf’un da Fransız Akademisi üyesi olduğunu öğrendim. 1635 yılında kurulmuş olan bu köklü Fransız kurumuna girmek oldukça zordur. Bunun nedenleri şöyle sıralanabilir: Üye sayısı 40 olarak sabitlenmiştir ve üyelerden birisi ölmeden yeni üye aranmaz (o yüzden üyelerine ‘ölümsüzler’ denir). Genel olarak sergilediği tutucu duruşu, edebi içerik ve biçime getirilmek istenen yeniliklere karşı çıkar. Zaten üye olmanın tek kriteri edebiyat alanında başarılara imza atmış olmak değildir. Örneğin politik bazı konular da söz konusu. Çok prestijli görülmesine rağmen bolca da eleştiri alan akademinin üyelerinin iyi ilişkilerle seçildiği de söyleniyor. Nitekim, Fransız dilinin korunmasını sağlamak ve edebi beğeninin standartlarını belirlemek gibi ulvi amaçlarla kurulmuş olan Akademi’nin bugüne kadar ölümsüz ilan etmediği adaylar arasında Molière, Rousseau, Balzac, Flaubert, Stendhal, Proust, Camus, Sartre, Descartes gibi isimler var. Yani dışarıda kalanlardan neredeyse daha seçkin bir liste oluşmuş.

Boşalan 29. koltuğu doldurma onuruna layık görülerek 2011’de Akademili olan Maalouf’un seçilme nedeni ise şu şekilde açıklanmış: Batının güçlü ve zayıf yanlarıyla tanışan doğuluları eserlerine taşıyor oluşu. Doğunun öykülerini batıya sunma durumu, ya da onların ifade şekliyle ‘iki kültür arasındaki etkileşime kapı aralama’ hâli bana bir başka doğu öyküleri yazarını anımsattı. Sosyal hayatı hareketli ve enteresan, çevresi geniş olan ve o zamanlar Fransa’da gayet saygın bir figür olarak görülen 41 yaşındaki Pierre Loti de 1891 yılında Fransız Akademisi’ne seçilerek çıtır üye olmuştu. Hem de rakibi Emile Zola’yı açık ara farkla yenerek ve Akademi’ye giriş konuşmasında o yılların yeni edebi hareketi olan ve Zola’nın da öncüsü olduğu Natüralizm akımını hiç onaylamadığını anlatarak. Zola ise defalarca aday gösterilmiş olmasına rağmen -çok natüralist bulunduğundan olsa gerek- hiçbir zaman Akademi’nin itibarlı üyeleri arasına girememiştir, ancak bugün Loti’nin eserlerini sadece ilgili kesimler anımsarken Zola, Fransa’nın en fazla okunan ve saygı duyulan roman yazarlarından biri olarak halkının gözündeki ölümsüzlüğünü korumaktadır.

Bu arada 1635’ten bu yana faaliyet gösteren Akademi’nin ilk kez bir kadını ölümsüzleştirme tarihi sadece 1980.

Categories: Edebiyat, Kültür, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Arif Efendi

İstanbul’da yaşarken Pierre Loti’ye ‘Arif Efendi’ dendiğini öğrendim.

Categories: Edebiyat | Etiketler: , , , , | 1 Yorum

Batıya Doğru!

Ünlem işaretiyle biten bir yer ismi olduğunu öğrendim. Devon’da bulunan Westward Ho! isimli sahil kasabası adını bir romandan almış. 1855’te yayınlanan Westward Ho! (Batıya Doğru!) adlı kitap Charles Kingsley tarafından yazılmış. I.Elizabeth döneminde yaşamış bir denizcinin maceralarından yola çıkarak kaleme alınmış bu tarihi kurgu da Devon’da başlar ve denizlerde devam eder. İspanyollara karşı elde edilen zaferleri kutlar niteliktedir. Karakterimiz Amyas, Yenilmez Armada’ya büyük zararlar veren kuvvetleri komuta eden ‘Sir’ ünvanlı korsan Francis Drake’e katılır ve okuyucuyu keşiflere, fetihlere, zafer coşkusuna sürükler. İngiliz Emperyalizminin ateşli bir savunucusu tarafından yazılan kitap içinde korsanlarla mücadele, Karayiplerde hazine avı, sevdiğini kurtarma gibi unsurlar da barındırınca çok beğeni görmüş ve kısa sürede çok satmış tabii. İşte Devon’daki o yerleşim biriminin insanları da acaba bu kadar sevilmiş ve meşhur olmuş bir kitap bizi de iyi bir turist destinasyonu yapar mı ki diyerekten köylerine Westward Ho! ismini vermiş. Batıya Doğru!


Kitapla ilgili bilgi kaynağı: Revolvy

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: