Kurşun Kalemle Farklı Bir Sanat

Kurşun kalem oyma sanatı olduğunu öğrendim. Aşağıda çalışmalarından örnekler verdiğim Salavat Fidai bu sanatın en bilinen isimlerindenmiş.

Daha fazla eserini görmek için: salavatfidai.com

Reklamlar
Categories: Sanat | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Kelli Felli

Üstü-başı, kıyafeti düzgün, gösterişli görünüme sahip kişiler için kullandığımız ‘kelli felli’ lafının, Farsça ‘ker’ ve ‘fer’ sözcüklerinden oluşan ‘kerli ferli’ deyimi ile bir olduğunu öğrendim. ‘Ker’ (ya da kar) kelimesi ‘kuvvet’ anlamına geliyormuş. ‘Fer’ de (ya da far), aynı gözümüzün ferinde olduğu gibi, parlaklık, canlılık, aydınlık ve ışık saçma ile ilintili olarak şan-şöhret ve kudreti ifade edebiliyormuş. Kar u far da güç-kuvveti, ihtişamı anlatıyormuş.

Bazı sayfalarda kelli felli demek yanlışmış gibi yazılmış olsa da TDK böyle bir şey demiyor ve iki kullanıma da yer veriyor. Ama en azından, kelli felli kişilerin kel olması gerektiğini düşünmezsek iyi olur 😉

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Nubar Dayı

Fedon’un annesinin, Nubar Terziyan’ın kardeşi olduğunu öğrendim.

Categories: Müzik, Sinema | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum

İyi ki Doğdun

Geçen sene bugün Öğrenince Mutluyum’un doğum gününü kutlayarak yazmaya devam etmem için beni yüreklendiren blog arkadaşlarımın yüzde ellisinin artık yazmadığını öğrendim. Demek ki ben sizler kadar iyi bir yüreklendirici olamamışım. Özür dilerim. 😦

Burukça da olsa üçüncü yaşını kutlarım Öğrenince Mutluyum. Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümünde yola çıkmış olmamız bile elimden geleni yapmam konusunda hep dürtüyor beni. Bazı dönemler çok zorlansam da sürekli yazmaya çalışacağım. Ama buralar da sizlerle güzel blog dostlarım. Siz de gitmeyin. Sizleri çok seviyorum. Iyi ki doğduk. Yaş günümüz kutlu olsun hepimizin ❤

***

Tarihte bugün olan önemli olaylara geçen yılki kutlama yazımdan bakabilirsiniz: “Doğum Günüm

Categories: Kutlama, Teknoloji | Etiketler: , , | 11 Yorum

Cevataki

Yunan dilindeki birçok sözcüğün sonunda duymaya alışık olduğumuz ‘-aki’nin bir küçültme eki olduğunu ve -cık, -cik, -ciğim gibi anlamlara geldiğini öğrendim. Hayati Çitaklar’ın “Alyoşa” adlı tiyatro oyununu okurken, Aliye Berger’in, abilerine ‘Cevataki-Suataki’ diye seslenmesi ilgimi çektiği için araştırdım. Bu çok yaygın bir kullanım şekliymiş. Yani Cevatcık, Suatcık gibi ama bizdeki gibi kulağa tuhaf gelmiyormuş.

Kıbrıs’a taşındığımızda çok güldüğümüz bir durum vardı: Örneğin alışveriş yaparken satıcı kızın bize “tabakcıktır yoksam bardakcıktır?” gibi sorular sormasına alışmamız zamancık almıştı. O zaman demek ki bu kullanım Yunan kültüründen geliyor diye bir çıkarımda bulunuyorum şimdi ister istemez. Ne kadar doğrudur bilemem.

Örneğin ‘moro’ kelimesi ‘bebek’ anlamına gelirmiş ve ‘moraki mou’ da ‘benim küçük/tatlı bebeğim’ tarzında bir sevgili-sesleniş-sözü imiş. ‘Sirtaki’ sözcüğünün bile bu biçimde ortaya çıktığını duydum. Sirtos dansından.

Bu vesileyle, 17 Nisan’da Girit’te doğmuş olan Cevataki’nin yani Halikarnas Balıkçımızın yaş gününü de kutlarım.

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Susuz ve Doyumlu

Kars’ın Susuz ilçesine bağlı Doyumlu Köyü’nde, milattan öncesi döneme ait yazılı taşlar ve kaya resimleri bulunduğunu öğrendim. Binlerce yıllık geçmişe sahip kaya resimlerinin, runik yazıların, kitabelerin yer aldığı bölge sit alanı ilan edilmiş. Bu gizemli vadilerin mağaralarında gerek kazınma gerekse çizgisel üslupla resmedilmiş insan, at ve geyik figürlerinin dikkat çekmekte olduğunu söyleyen köy muhtarı, bu kaya resimlerinin Urartular dönemine ait olduğunu da belirtmiş. Bunların ortaya çıkarılması, korunması ve tanıtılması için bizzat çabalayan Muhtar Yücel Üzeyir’in kendisi de ressam ve heykeltıraşmış aynı zamanda. Her tarafında kaya resimleri görülebildiği için açık hava müzesi gibi olan Doyumlu’nun turizme kazandırılması için çok çabalamış.

Konu hakkında haberdar olmamı sağlayan Sayın Yakup Uykutalp’e teşekkür ederim. Yazısını henüz okuyamayanlar için:  https://yakupuykutalp.wordpress.com/2018/03/05/doyumlu-koyu-kars-susuz/

Diğer Kaynaklarım:
27 Ekim 2011, serhattv.com.tr
27 Nisan 2012, karshaberler.com

Categories: Ekonomi, Kültür, Sanat, Seyahat, Tarih, Teknoloji, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yumurta Sorunsalı

Bayat yumurtanın nasıl anlaşılacağını öğrendim. Tuzlu su dolu derin kaba ya da bardağa attığınız yumurta batmıyorsa yememeniz gerekiyormuş. Evdekileri denedim, hepsi battı ama zaten yeni almıştım. Dolayısıyla deney yarım kaldı. Yani kesin bilgi değil, yaymayalım.

Ancak bir sürü video izledim bu sorunsalı irdeleyen 🙂 Tuz bile koymadı çoğu, normal suya atarak denedi. Söylediklerine göre taze yumurta dibe yanlamasına yerleşerek yatıyor. Bir haftayı geçmeye başladıkça ucundan yukarı meyletmeye başlıyor, yenmemesi gereken, sizi rahatsız edecek kadar bozuk tayfa da her zamanki gibi yüzeyde yüzüyor. Kaçalım onlardan.

Ancak videolardan birinin altında kızgın yorumlar okudum. Yumurtacılık yaptığını söyleyen bir abi bu deneyi yapıp yumurtaları geri getiren müşterisini anlatmış ve “demek ki tavuk bayat yumurtlamış çünkü ben günlük yumurta satıyorum” diye bitirmiş. Bir başkası da yumurtayı yıkamanın ve hatta suya atmanın en büyük bozulma sebebi olacağını belirtmiş (bozuk yumurta satıcısı da olabilir tabii 🙂 ). Bu konudaki araştırmalarımız devam edecek efendim. Siz yine de her şey gibi yumurtayı da güvendiğiniz yerden alın.

Categories: Sağlık, Yiyecek | Etiketler: , , , , | 3 Yorum

Caz Ayı

ABD’de Nisan ayının ‘Jazz Appreciation Month’ (JAM) olarak kutlandığını öğrendim. Kısaca caz ayı. Ortadaki sözcüğü çevirmek zorladı. ‘Appreciation’ çok hoş, kapsamlı ve de derin bir sözcüktür. Bir şeyi takdir etmek ya da teşekkür etmek için de kullanabilirsiniz, minnettarlığınızı anlatmak için de. Sadece anlamak, anlamlandırmak değil değerlendirmektir aynı zamanda. Beğenmek, zevk almak, değerini bilip minnet duymaktır. Nasıl çevireyim bu sözcüğü? Zaten Türkiye’de bu konuda yapılan etkinlikler de ‘Jazz Appreciation’ adı altında verilmiş. Örneğin Ankara’da yaşayan Polonyalı caz sanatçısı Janusz Szprot önderliğinde bir kurs başlatılmış geçtiğimiz Mart ayında. Kursun adı: Jazz Appreciation Kursu. Şöyle ifade etmişler tanıtımında: ‘Cazın ve müziğin hayatımızdaki yeri, nasıl dinlediğimiz, farklı türler’ gibi temel konularda cazseverlerin yararlanacağı bilgiler aktarılacak ve İngilizce yürütülecek olan kurs, müzikseverlere entellektüel bir bakış açısı kazandıracak. İlgilenenler Caz Derneği ile iletişime geçebilirmiş.

Kaynaklar: ankaracaz.com & Smithsonian

Konu cazdan açılmışken, çalışmalarım sırasında severek dinlediğim caz radyosunu da paylaşayım sizlerle: Jazz24.org

Categories: Dil, Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Mavi Ayaklı Sümsük

Mavi ayaklı sümsük kuşu diye bir kuş türü olduğunu öğrendim.

[Stephanie Plummer]

Categories: Doğa, Hayvan | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Maraş’a Yeni Müze

Kahramanmaraş’ta uğur böceği müzesi kurulacağını öğrendim. Uğur böceği Maraş’ın simgelerindenmiş ve zaten her yıl kentte festivali yapılırmış. Yazın yeniden hayata merhaba diyen yedi beneklilerin Çimen Dağı’nın 2300 metre yüksekliğindeki Uludaz Tepesi’nde yayılış gösteren kolonileri tesadüfen keşfedilmiş.

Yıllardır her yaz düzenlenen (2015’te sekizincisi yapılmış ama yeni bilgi bulmak zor) festival kapsamında, Sır Barajı’ndaki kamp alanından tepeye yürüyüş yapıp böceklere bakılırmış. Ama bundan sonra ‘Kelebek ve Uğur Böceği Müzesi’nde de görülebileceklermiş. Yani aslında şöyle: Projenin sahibi Onikişubat Belediyesi, geniş bir alanda çocuk parkı, düğün salonu, kafe ve benzeri mekanın yanı sıra müze de açacakmış. Güzel manzaralı dağın zirvesinden getirilen böceklerin kapalı alanda yaşamasını sağlayabilmek için Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile çalışıyorlarmış.

Manzaranın güzelliğini görmeniz için ‘sariyersentez‘in paylaştığı (Veli Gürgah-AA) videoyu izlemenizi öneririm:

[sariyersentez – Veli Gürgah]

Categories: Doğa, Güncel, Hayvan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Nomura

‘Nomura’ olarak bilinen dev medüz türü yani denizanası olduğunu öğrendim. Koskocaman denizanası olan aslan yelesi denizanası ile aynı kategoride sınıflandırılıyormuş kendisi. Vay medusa vaaay…

 

Foto: Lucia Terui

Kaynak: MailOnline (Dailymail), 16.12.2014, Michael Gadd

 

 

Categories: Doğa, Hayvan | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Unutmayacağım Seni Hocam

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde öldürülen akademisyenlerden Mikail Yalçın’ın, bir öğrencisine yazdığı elektronik postayı okuyarak nasıl bir insan olduğunu azıcık da olsa öğrendim.

Blog yazarı arkadaşımız ‘kotuvegan’ vakitsiz kaybettiği öğretmeninin yasını tutuyor. Mikail Hocayla arasında geçen ilginç anıyı ve öğretmeni için yazdığı duygusal yazılarını okumak, kendisine taziyelerinizi iletmek için blogunu ziyaret etmek isterseniz: kotuvegan

 

Categories: Güncel | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum

Yumurtalı Kahve

Vietnam’da ‘yumurtalı kahve’ olduğunu ve bu içeceğin çok da tercih edildiğini öğrendim. Bunu yolumuzun.com sitesi sahibi Ali Bey’in “Vietnam’a Gitmek İçin 22 Neden” başlıklı yazısında okuyunca, öğrenme aşığı ruhum araştırmaya daldı.

Kendisini Norveç, İsveç ve hatta Macaristan’da da bulmak mümkünmüş, ancak Vietnam’a özgü olanla İskandinav ve Macar versiyonları farklılık gösteriyormuş. Bahsettiğim fark yapılışa dair olsa da kaynaklardan birinde asıl en belirgin farkın Vietnam’ın muhteşem kahvesi olduğunu okudum. Her hâlükârda çok lezzetli bir içecekmiş…

Tabii eggnog’da da yumurta var ama o ayrı konu 😉

Categories: Kültür, Seyahat, Teknoloji, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Susuz Yaz

Yurt dışında ödül kazanan ilk Türk filminin “Susuz Yaz” olduğunu öğrendim. 1964 yılında, Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ alan bu Metin Erksan filminden, çekildiği yer olan Bademler Köyü‘ne yaptığım geziyi anlatan yazımda bahsetmiştim. Ancak o zaman bunun ilk ödülümüz olduğunu bilmiyordum. Bu ödülün, ülkemizin sinema alanındaki ilk ‘uluslararası başarı’ sevincini yaşattığını ise Antalya Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen ‘Felsefe Konuşmaları’nın konuğu Doç. Dr. Zehra Yiğit’ten öğrendim. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanı Yiğit, “Türk Sineması’nda Aşkın Aşk” üzerine konuşuyordu.

Categories: Antalya, Etkinlik, Mekan, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gökyüzünde Yemek

‘Dinner in the sky’ adı verilen bir organizasyon olayıyla gökyüzünde yemek yiyebileceğinizi öğrendim. Fikir babası Belçikalılar olsa da kırktan fazla ülkede veriliyormuş bu hizmet. Turizm Global’in yazdığına göre, en fazla ilgi çekenler de Kuala Lumpur Gökdeleni, Dubai Marinası, Roma’da Villa Borghese, Atina, Copacabana ve Cape Town imiş. Elli metre kadar yükseğe çıkarılan 22 kişilik kapasiteye sahip oturma gruplarının ortasında şef yemekleri hazırlarken siz de manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz (ortalama 300 dolarınız varsa). Emniyet kemeri hayat kurtarır!

Not: Tuvalet yok. Gökyüzüne çıkmadan önce girmeyi unutmayın 😉

Ürkütücü tatlılıktaki fotoğraflara şuradan bakabilirsiniz: dinnerinthesky.com

Turizm Global, Leyla Gezer Güvenç, 23 Mart 2017

Video izlemek isterseniz: INSIDER, 28 Ağustos 2017 (Başkaları da mevcut tabii)

Categories: Ekonomi, Mekan, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Attalos Tuttalos

II.Attalos heykeli 2004 yılında Antalya’nın merkezindeki yerini almadan önce kentte bolca argüman döndüğünü öğrendim. Bir kısım halk “bu adam eşcinsel, onun heykelini istemeyük” diye tutturmuş. Kimisi “sapık o zaten, kardeşiyle evlendi” diye vıdı vıdı yapmış. “Onun yerine Korkutelili Mustafa’yı dikelim” diyen olmuş. Bir dünya başarıya imza atmış kent kurucumuz Attalos Attalos olalı böyle söylenen halk görmemiş. Derken bilim insanları sinirlenmiş. Belediye Başkanı da “heeeeyt, o zaman şehrin adını da değiştirelim voyn” demiş de heykel kurtulmuş, ama zabıta bir ay heykelin başını beklemiş 🙂 Bu arada tabii sanatçılar da boş durmayıp 80 milyar lira para dökülen heykelin aslına hiç benzemediğinden yakınmış. Aslında, Attalos’un tam olarak neye benzediğini gösteren çok sağlam kanıtlı bir görsel materyal yokmuş. Roma’daki ulusal müzede sergilenen Helenistik Prens figürünün o olabileceği düşünülse de kesin değilmiş. Gel gör ki o heykel de çıplak imiş ama bizim Attalos’a giydirmişler! Yani her zamanki gibi yine ülkede herkes attalos tuttalos! Benim de haberim yok, beyefendinin yanından her geçişimde “Ne güzel kent yaaaa, bak kurucusunu ve de isim babasını ne güzel onurlandırıyorlar, işte Antalya farkı, sanat aaabiii, kültür başka bir şey” diye gerim gerim geriniyorum. Hihihi. Canım ülkem ❤

Categories: Antalya, Kültür, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Ne Alaka?

“Hiç ilgisi yok” gibi bir anlamda kullandığımız ‘kelalaka’ argo ünleminin başında bulunan ‘kel’ kısmının Fransızcadan geldiğini öğrendim.

Fransızca ‘quel’ (‘ne’ anlamında) + Arapça ‘alāḳa’ olarak verir TDK. Yani kelalaka!

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Otto(man)

İlk Yunan Kralı Otto’nun Yunan olmadığını öğrendim.

Fatih Sultan Mehmed zamanında tamamı Osmanlı topraklarına katılan (6 Ağustos 1458) Yunanistan, 1832’de tam bağımsızlığını elde etti. 1821-1829 yılları arasında, onların deyimiyle ‘Yunan Bağımsızlık Savaşı’ (ya da Yunan Devrimi), bizim kabul edişimizle ‘Yunan İsyanı’ yaşandı. Çok da yolunda gittiği söylenemeyecek olan isyanlarının seyri, ufak bir İngiltere-Fransa-Rusya müdahalesiyle değişiverdi ve bağımsızlık kabul edildi (1830). Üç büyük devletin himayesinde ne kadar bağımsız denebilirse artık, bir Yunan Krallığı dünyaya geldi. Bavyera Kralı’nın oğlu olan 17 yaşındaki Otto ithal edilerek modern Yunanistan’ın ilk kralı yapıldı. [Otto’dan sonraki kral da Danimarkalı bir hanedandan 17-18 yaşlarındaki George imiş. Tesadüf olmalı 😉 ]

1821’de Mora’da başlayan isyanın tarihi nedeniyle Yunanistan’da 25 Mart günü tatilmiş.

 

Not: Mora’daki ayaklanmayı bastıran İbrahim Paşa’dan “Mısır Yunanları” yazımda kısaca bahsetmiştim. 

Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Anlamaz Okuz

Eşi hakkında konuştuğu video ile ülkeyi kahkahaya boğan hanımın eşinin kendisini terk ettiğini öğrendim. Ama olay yıllar önce olmuş. Belki barışmışlardır artık.

 

Categories: TV | Etiketler: , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Avlanma Bitti

Av sezonunun 25 Şubat 2018 tarihi itibariyle ülke genelinde kapandığını öğrendim. Hayvan öldürmeyi spor olarak seçenler bir süreliğine başka alanda enerji harcayabilirler. Kara hayvanları da Ağustosa kadar rahat nefes alabilirler. Oh…

Categories: Doğa, Güncel, Hayvan, Kültür, Psikoloji, Spor, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , | 9 Yorum

Moena: La Turchia

İtalya’nın kuzeyinde kendini bayağı bayağı Türk sanan bir köy olduğunu öğrendim. Moena’ya gelenleri Il Turco dedikleri yeniçeri için yapılmış büst karşılıyor, beldeyi Türk bayrakları süslüyor, Türk gelenekleri yaşatılıyor, her yaz Türk şenlikleri yapılıyormuş.

 

İzle: 2 dakika Video (Lale Tezcan, Ömer Ayılmazdır)

Categories: Ekonomi, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , | 3 Yorum

Kaçıncı Derecedensin?

İmparatorluk Rusya’sındaki devlet barem sisteminde sivil, askeri ve saraylı olmak üzere üç bölüm ve her bölümde de ondört derece olduğunu öğrendim. Şöyle diyor çevirmen Serdar Arıkan, Gogol’ün ‘Palto’suna yaptığı çeviride: “Sivil memur bölümünde ‘itibari müşavir’ diye çevirebileceğimiz unvanı taşıyan 9. dereceden memur aslında tam bir sınırdadır, zira bir sonraki 8. dereceye ulaştığında soylular arasında sayılacaktır ama bu dereceye geçiş o kadar zorlaştırılmıştır ki Rus yazınında ‘ebedi itibari müşavirler’ diye adlandırılan oldukça kalabalık bir memur kitlesi oluşmuştur. (s.8)” Hay Allah razı olsun! Biz de o baremin 9. derecesine çakılıp kalmış kalabalık memur kitlesinin öykülerini okuyup duruyoruz yıllardır ama o değerli romanlarda bahsi geçen dereceler hiç bu kadar anlamlı olmamıştı. Neredeydin şimdiye kadar Serdar Arıkan? Neden yaşantıma anca uğradın? Geçmişteki okumalarımda kimbilir neler kaçırdım 😦 Erdal Beşikçioğlu, namıdiğer İvanoviç Poprişçin bile daha bir anlam buldu şimdi. Hani şu sekizinci dereceden devlet memuru olup da kendini İspanya Kralı ilan eden deli 🙂

İşte çevirmen farkı! İşte İthaki yayınları… Edebi eserlere hak ettiği değeri veren gerçek yayınevlerine teşekkür ederim.

Durum böyle olunca çevirmenin kim olduğunu merak ettim ve araştırdım. Serdar Arıkan, Rusya’da yani o zamanki SSCB’de Felsefe okumuş. Ülkesine dönünce de aftan yararlanarak 12 Eylül’le yarım kalmış Hukuk eğitimini tamamlamış. Ama o, baroya kaydından sonrasında da, gönül verdiği çevirmenlikle hayatına devam ederek pek çok Rus klasiğini ana dilinde okuyup incelemiş ve Türkçemize kazandırmış. İncelemek diyorum çünkü çeviri yaparken, öncelikle o dönemlerde kullanılan eşyaya dair ciddi araştırmalar yapıyormuş. Örneğin ‘kapıya gelip zili çalamazsınız’ diyor. Özellikle ‘Suç ve Ceza’ severseniz şu röportajı okumanızı öneririm: türkrus.com

Kaynaklar:
– Gogol, N.V. (2017). Palto. (Serdar Arıkan, çev.) İstanbul: İthaki Yayınları
– türkrus.com, 13.12.2016

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür, Sanat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Mezarcı’da Küller

2016 yapımı “Mezarcı” filminin, öldükten sonra yakılmanın mümkün olup olmadığı konusuna da değindiğini öğrendim. Tabii daha fazlası var filmde de izlemeniz lazım. Söyleyemem 🙂

Öykü: Osman Şahin
Senarist-Yönetmen: Talip Karamahmutoğlu

 

Fotoğraf: Mezarcı Filmi Web Sitesi

 

Ölü Yakma konusundaki önceki yazılarım:
Baltık’da Küller, Boğaz’da Küller, Krematoryumda Son

 

Categories: Sinema, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Mezarcıya Ödül

“Dondurmam Gaymak” ve “Entelköy Efeköy’e Karşı” gibi filmlerde rol almış Muğlalı oyuncu Turan Özdemir’in, “Mezarcı” filmindeki performansıyla İngiltere’den yardımcı oyuncu ödülü aldığını, ancak bunun, aktörün ölümünden bir ay sonra gerçekleştiğini öğrendim. Özdemir, 15 Ocak 2018’de kalp krizi geçirerek ölmüş.

Bu arada, “Dondurmam Gaymak” filmi “Ice Cream, I Scream” ismiyle de bilinmekteymiş. Filmde Turan Özdemir dışında profesyonel aktör yokmuş, hepsi filmin çekildiği bölgede yaşayan yerel halk imiş. Turan Özdemir de dondurmacılık konusunda köyde pratik yaparak kendi kendini eğitmiş çekimlerden önceki haftalarda.

Kaynak:

Hürriyet Kelebek, 19.02.2018

IMDb

[Kuzey Film]

 

Categories: Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Harmani

‘Harmani’nin, “bütün vücudu saran, kolsuz ve bazen kukuletalı bir tür üst giysisi” (TDK) olduğunu öğrendim.

Categories: Dil, Giyim, Kültür | Etiketler: | Yorum bırakın

I’m Done

Anne Marie’nin ‘Ciao Adios’ şarkısının video klibinin Marakeş’te çekildiğini ve yönetmeninin Başak Erol olduğunu öğrendim.

Categories: Müzik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Barışı Görememek

Ataol Behramoğlu’nun 1985’te çıkan “Kızıma Mektuplar” kitabında seslendiği biricik kızının adının Barış olduğunu öğrendim. Kendi kitabı olan ve çevirmenlik yapan Barış Hanım 1979’da İstanbul’da doğmuş olsa da 12 Eylül 1980’in ardından Fransa’ya göçmüş. 1990’da tekrar İstanbul’a dönerek Pierre Loti Lisesinde okumaya başlamış ve Saint Benoit’dan mezun olmuş. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili-Edebiyatı ile öğrenciliği tamamlayarak tamamen yazı-çizi dünyasına dalmış. Deneme, öykü, çeviri derken kendi romanını da yazmış Bayan Behramoğlu.

Barış Behramoğlu’nun çevirdiği kitaplardan birisi de Pierre Loti’nin “İzlanda Balıkçısı” imiş ve ben bunu fark etmemişim diye üzüldüm ama sonra gördüm ki benim okuduğumla onun çeviri yaptığı yayınevleri farklıymış. Ancak Yitik Ülke’den çıkan “Olimpos Öyküleri” kitabında ‘Kaptan, Ozan ve Kedi’ adlı öyküsünü okuduğumda da fark etmemişim Ataol Bey’in kızının adını. Barış’ı görememişim… 😦

Not: Barış Behramoğlu’nun oğlunun adı da Miro imiş.

 

KIZIMA

Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil kızım
Zulmün önünde dimdik tut onurunu
Sevginin önünde eğil kızım

(1981)

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Beni Seviyor musun?

‘Williams Sendromu’ denen bir rahatsızlık olduğunu öğrendim. ‘Mutluluk hastalığı’ da deniyormuş. Çünkü bu sendroma muzdarip çocukların yüzünde hep bir gülümseme olurmuş. Tanıdık-tanımadık herkese sıcacık yaklaşan bu çocuklarımız kimseden kötülük, yalan, ve sair yanlış davranış beklemezmiş. Örneğin Türkiye’deki Williams Sendromlu çocuklardan olan Elif’in annesi diyor ki, Elif her dakika “anne seni çok seviyorum, sen beni seviyor musun” diye soruyormuş ve buna olumsuz bir yanıt vermeniz zavallı miniğin dünyasını karartabileceği için asla böyle bir durum olmaması gerekiyormuş (bkz video). Bu güler yüzlü çocuklarla hayatı paylaşmak çok keyifli gibi görünse de maalesef kalp-damar hastalıkları ve benzeri önemli sağlık sorunları yaşandığı için erken teşhis önemli oluyormuş.

Kaynak:
* Schmitt, E. (2012). Şişmanlayamayan Sumocu. (Bahadırhan Bozkurt, çev.) İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık
* ÇADEM Psikoloji

[leo sano, 12 Mayıs 2014 – Kanal Türk Özel Haber: Elif Nur Güder & Ünal Çetiner]

Categories: Bilim, Edebiyat, Psikoloji, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Balaban

‘Balaban’ın bir kuş türü olduğunu öğrendim. TDK’da yırtıcı bir kuş olarak verilse de Internet araştırmasında alaca balıkçıla benzer bir sazlık kuşu şeklinde geçiyor.

Categories: Dil, Hayvan | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum

Akraba Zsa Zsa

Budapeşte’de doğmuş Hollywood yıldızı Zsa Zsa Gabor’un 1930’lu yılların sonlarında Murat Belge’nin babası Burhan Asaf Belge ile evli olduğunu ve Ankara’da yaşadığını öğrendim. Türkiye’den ABD’ye, kız kardeşinin yanına göçen Gabor Hollywood’un en çekici aktrisi olarak ünlenmiş ve ödüllenmiştir. Burhan Belge’den sonra otelci Conrad Hilton ile evlenip çocuk yapan Gabor’un toplamda dokuz resmi evliliği olmuş (kendisi sekiz dese de). Enteresan bir biçimde, üçüncü eşi olan aktör George Sanders, Zsa Zsa’dan boşandıktan 16 yıl sonra bir de ablasıyla evlenmiş, ki bu deneme de bir yıldan kısa sürmüş. Bu arada, üç kız kardeş Gabor, üçü de çoook yetenekliymiş demek ki üçü de Amerikan film yıldızı olmayı başararak annişlerini de sıkıntılı Macaristan’dan Kaliforniya güneşine transfer edebilmişler. Petrol kralıydı, Barbie bebekleri imajını yaratan mucitti, boşanma davasındaki avukatıydı derken dokuzuncu evliliğini de bir prensle yapıp prenses olarak 99 yaşında ölmüş Zsa Zsa 2016 Aralık ayında.

Categories: Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: