Şerefli Bir Armağan

Doğuştan görme engelli ve üzerinde inceleme-araştırma yapılan bir ressamımız olduğunu öğrendim: Eşref Armağan.

Doğru düzgün eğitim alma şansı olmamış, ışığı hiç tanımamış, renkleri bilmeyen, ama on parmağıyla daldığı boyalarla mucizeler yaratan Armağan’ın başarısı (ve beyin yapısı) Toronto ve Harvard Üniversiteleri tarafından bile incelenmiş.

“Yaşamı, böyle geldim ve ben böyle yaşayacağım ve böyle öleceğim. Bunu kabullendikten sonra zaten tüketicilikten çıkıp üretici bir insan olabilme kapasitesine geliyorsunuz.” diyor Eşref Armağan, Cengiz Özkarabekir’in “Görmeden Görmek” belgeselinde.

Bana göre en ilginci de, gören insanın bile algılamakta zorlandığı ‘gölge’ ve ‘perspektif’ kavramlarını başkalarına sora sora öğrenmesi. Ve Öğrenince Mutlu olması 🙂 Oynadığı Volvo reklamında şöyle diyor Eşref Armağan: “Ben resim yapacağım diye resme başlamadım; sadece yaşadığım dünyayı öğrenme isteğim vardı.” Kendi yaptığı güzellikleri göremese de karanlık bir dünyası olduğunu da söyleyemeyeceğimiz Eşref Bey, en az tabloları kadar renkli, neşeli, esprili, umutlu, öğrenmeye sevdalı bir kişilik.

Böylesine önemli bir insanı bana öğreten Sayın Sevil Okay’a teşekkür ederim. Kendisinin bu konuyu Descartes, Locke ve Helen Keller ile ilişkilendirdiği muhteşem yazıyı mutlaka okumalısınız: sevilokay.wordpress.com

Bu bilgiyi kulaktan kulağa yaymalı ve Eşref Bey’in menajeri Joan Eröncel’in bahsettiği üzücü durumun üstesinden gelmeliyiz: “O zaman anladım, bu memlekette bir dahi vardır, sizin de haberiniz yok.” (“Görmeden Görmek” 14:20)

Ressamımızın isminin anlamını şu şekilde açıklıyor TDK:

Eşref: Çok onurlu, çok şerefli

Eşref Armağan gibi şerefli ve onurlu bir değerimize en az Amerikalılar kadar sahip çıkmalı, bir armağan olarak kucaklamalıyız biz de.

KAYNAKLAR:

Kendi web sitesi: esrefarmagan.com

“Görmeden Görmek”, Cengiz Özkarabekir (Detaylı yaşam öyküsü, 45 dk): Video

“The Blind Painter” (Discovery): Video

“John Kennedy with Blind Painter”: Video

“The Man Who Sees With His Fingers” trailer (A film by Savaş Ceviz, 3 dk): Video

TEDxTunalı, 2016: Video

TEDxTunalı, 2013: Video

Volvo Reklamı: Video

the colors of darkness documentary

 Gazete Bilkent, 23 Nisan 2014

Reklamlar
Categories: Bilim, Sanat, Sağlık, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

60

Ellen DeGeneres’nin altmış yaşında olduğunu öğrendim.

[TheEllenShow]

Categories: TV | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Beyin Hücreleri Yenilenir mi?

“Sinir sisteminde ve beyinde bir hücre öldüğünde yerine yenisi gelmez” savının bir şehir efsanesi olduğunu öğrendim. 1912 yılında Nobel fizyoloji ödülünü kazandıran bu tez aslında 1960’larda çözülmüş ve yine 1971’de Nobel almış. “Beyindeki genetik mekanizmalar hücre yenilenmesi yaparlar. Yaşa göre yavaşlayabilir ama ölene kadar hiçbir zaman bitmez. Ama maalesef bu efsane sürüyor” diyor Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ.

Sandrine Thuret de TED konuşmasında diyor ki öğrenmek, sevişmek, aktif yaşam, kalori azaltımı gibi durumlar, yetişkin beyninin yeni sinir hücresi üretmesini arttırır; stres, uykusuzluk, yanlış beslenme gibi etkenler ise azaltır.

Kaynaklar: 

* Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, 20.08.2017, Gündem Özel Programı (Dakika: 59:54), “Dünyanın Bütün Gizemleri”, CNN TÜRK

* Sandrine Thuret, Haziran 2015, TED Talks Londra

 

Categories: Bilim, Sağlık | Etiketler: , , , , , , | 4 Yorum

Aç Gidip Aç Dönülesi Mekanlar

Dünyanın dört bir tarafından ilginç restoranlar listelerinde bir tane de “Cabbages and Condoms Restaurant” bulunduğunu öğrendim. Önemli bir konuya dikkat çekmeye çalıştıklarını belirtiyorlarmış ama ben daha fazlasını belirtemeyeceğim 🙂

Gökyüzünde Yemek” başlıklı yazıma konu olan mekanların da adının geçtiği bir listede şunlar var:

10. Vampir Café (Tokyo)
9. Dinner in the Sky
8. Dining Pod Tree Restaurant (Tayland)
7. Dalu Robot Restaurant (Çin)
6. Cabbages & Condoms (Tayland)
5. Hobbit House Restaurant (Manila – dünyanın en kısa boylu garsonları)
4. The Zzak (Güney Kore – blind dating restoranı)
3. Waterfall Restaurant (Filipinler – şelalede masalar)
2. Restaurant Le 3842 (Mont Blanc, Alpler, Fransa – Avrupa’nın en yükseği)
1. Cat Café Nekorobi (Toshima, Tokyo – kedi kafesi)

Bir tane de eksta vereyim: Modern Toilet Restaurant. Tayvan’daki mekanın konsepti adından da anlaşılacağı üzere tuvalet!

Mideniz kaldırırsa, daha güncel bir vlogdan incelemek için: The Daily Phil, 2018

Tamam biliyorum çok pisim, ama adamlar yapmış ben ne yapayım? Durdukça fikir üretmişler. İyi Pazarlar ❤

Categories: Ekonomi, Mekan, Seyahat, Yiyecek | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Salaş

‘Salaş’ sözcüğünün kökeninin Macarca ‘konut’ kelimesi olduğunu öğrendim. Konmak, yerleşmek anlamındaki ‘száll’ fiilinden türeyen ‘szállás’ yani ‘ev’ sözcüğünden almışız ve önceleri isim olarak kullanılırken şimdilerde sadece basit tarzda yapılmış gösterişsiz lokantaları ve bol kıyafetten oluşan rahat ve nispeten özgün tarz giyimi niteleyen bir sıfat olarak anımsamaktayız kendisini. Bayılırım ikisine de!

TDK’ya göre üç anlamı var ‘salaş’ sözcüğünün:

1. (isim) Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân
2. (sıfat) Tahtadan yapılmış (baraka)
3. (sıfat) Uyumsuz, derme çatma, kötü görünen

Örnek tümce: “Kuşdili’nde küçük bir salaşta oyunlarımız başladı.” [A.H. Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1961), s.76] Burada, Kadıköyü’nde bir kumpanyanın tiyatro oyunlarının oynandığı yerden bahsediliyor ‘salaş’ olarak. Bir önceki sayfada da, müşterilerin gürültü, itişme ve sabırsız ıslıklarının salaşı kökünden sarstığını ifade ediyor.

Bolca evrilttiğimiz sözcüklerden belli ki 🙂

 

Kaynaklar:
Etimoloji Türkçe
Nişanyan Sözlük
TDK

 

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yiğidim Aslanım

Zülfü Livaneli ile Uğur Mumcu’nun “Yiğidim Aslanım” adlı parça ile ilgili bir anılarını öğrendim. Şeffaf Oda programında Livaneli’nin anlattığı hikayeyi biraz kısaltarak aktarayım: “Paris’teyim. 1980 başları. Uğur Mumcu geldi bir gün, Roma’da Ağca duruşmasını takip etmekten. ‘Yeni ne var, neler yaptın’ dedi? ‘Bedri Rahmi’nin Nazım için bir ağıtı var, onu besteledim’ dedim. ‘Dinleyebilir miyiz?’ dedi. Dinlemeye başladık. Hüngür hüngür ağlıyor. ‘Niye ağlıyorsun Uğurcum?’ dedim. ‘Bu sadece Nazım Hikmet değil, bütün devrim şehitlerimizin ağıdı olmuş’ dedi. Ve, o olaydan on yıl sonra Ankara’da yüz binlerce kişi bu ağıtla Uğur’un cenazesinin arkasında yürüdüler.”

Kaynak: Zülfü Livaneli, Güneri Civaoğlu ile Şeffaf Oda, 8 Nisan 2018, CNN Türk [Dakika-30:30]

[netd müzik]

Categories: Müzik, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Çarnaçar

Çarnaçar sözcüğünün kökenini öğrendim: Farsça ‘çar’ (yani çare) ve ‘naçar’ (çare değil, çaresiz, çaresi olmayan) kelimelerinden oluşuyor. Bulmacalardan bile bildiğimiz üzere ‘na-‘ bir sözcüğü olumsuz yapan ya da karşıt anlamına getiren ön ek. Namert, nahoş gibi. Dolayısıyla ‘çarnaçar’ da şu anlamları veriyor: işe yarasın ya da yaramasın, zorunlu olarak, çaresiz. Ya da TDK’nın söylediği biçimiyle ‘ister istemez’ anlamına gelen bir belirteç oluyor.

 

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zamansız Giden Çingene

“Çingeneler Zamanı” (1988) filminin genç oyuncusu Boşnak Davor Dujmović’in, namıdiğer ‘Perhan’ın intihar ettiğini öğrendim. 31 Mayıs 1999 günü, henüz otuz yaşındayken hayattan ayrılmış olan oyuncuyu yine Kusturica’nın “Underground” (Yeraltı-1995) filminden de biliriz.

Anısına açılan web sayfası: davordujmovic

Categories: Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kanser Olmayan Hayvan Var mı?

Fillerde kanserden ölüm oranının sadece %5 olduğunu öğrendim. İngilizce ismi ‘bowhead whale’ olan ve 200 yıldan uzun yaşayabilen Grönland (ya da kutup) balinalarındaysa çok çok ender kansere rastlanıyormuş.

Kaynak: BBC, Melissa Hogenboom, 31 October 2015

Categories: Doğa, Hayvan, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Zülal Hoca

Seksenlerde, biz İngilizce sevdalılarını ya da dili öğrenmeye çabalayanları televizyona yapıştıran Açık Öğretim İngilizce programlarının özgün saçlı ve bluzlu öğretmeni Prof. Dr. Zülal Balpınar’ın hâlen Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü’nde çalışmakta olduğunu öğrendim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1982’de üniversitenin Eğitim Fakültesi kurulmuş ve 1984’te Açık Öğretim programlarına başlamışlar.

Çekimlerin, Zülal Hocanın fiyonklu bluzlarının ve Mike’ın (Michael Smith) öyküsünü, Melis Danişmend’in kaleme aldığı röportajdan okuyabilirsiniz. Bu yazı, “Şimdi Neredeler” serisinin ilk bölümüymüş.

Kaynak: Melis Danişmend, Mayıs 2018

Fotoğraflar: aof, 2007

Categories: Dil, Eğitim, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Dev Gibi Sevenler…

Nazım Hikmet’in ‘Mavi Gözlü Dev’inden uyarlanmış bir İspanyolca şarkı olduğunu öğrendim. Sözlerinin üç versiyonunu buldum ve şarkıyı dinleye dinleye üçünü birleştirip ortaya karışık bir şeyler yaptım. Dev gibi seven bir devle yapamayıp cüce koluna girerek rahatı seçen minnacıklara gelsin…

 

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev. 
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: 
bahçesinde ebruliiii 
                hanımeli 
                        açan ev.

[Pedro Pino]

Categories: Dil, Edebiyat, Müzik, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Dolarları Var

Ekvador’un para biriminin Amerikan Doları olduğunu öğrendim!! Hem de 2000 yılından beri.

Blog yazılarıyla bu ülke hakkında bilgiler edinmemi sağlayan Mutlu Bey’e teşekkür ederim.

Kaynak: “Ekvador Gezi Rehberi“, 31 Mayıs 2018, Nasıl Gezdim (nasilgezdim.net)

Categories: Ülkeler, Ekonomi | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Gerçek Sevgi Pıtırcığı

Pıtırcık Akerman isminde bir sinema sanatçımız olduğunu öğrendim. Daha doğrusu ‘Pıtırcık’ diye bir bayan ismi olduğunu öğrendim diyeyim. Ailesi “Pıtırcık” adlı çocuk kitabı serisinden etkilenip de koymadıysa bu adı, gerçekten birbirlerini çok severek dünyaya getirmiş olmalılar Pıtırcıklarını ❤

Bayan Akerman, “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” filminde Şener Şen’in aşık olduğu oyuncu imiş. Ayrıca balerinmiş kendisi.

Şu an 56 yaşındaymış Pıtırcık Hanım. Ne sıkılmıştır ismine tepki gösterilmesinden… Ben de özür dilerim kendisinden, ama farklı olmak kolay değil tabii. Sezercik Mezercik neyse de Pıtırcık…

– İsminiz nedir?
– Pıtırcık!

Benim başarısızlığımdan kaynaklanmıyorsa eğer ‘pıtırcık’ sözcüğünü TDK’da bulamadım.

Categories: Dil, Edebiyat, Sanat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Eğitimde Yarım Asır

IB’nin ellinci kuruluş yıl dönümünü kutladığını öğrendim. IB, yani Uluslararası Bakalorya programının bir kurum çatısı altında resmen dünyaya gelişi 1968 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleşti.

Nice elli yıllara IBO ❤

ibo.org

Categories: Eğitim, Kutlama | Etiketler: , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ankara’da Facia

1963 yılında Ankara’da korkunç bir kaza yaşandığını ve yüzden fazla kişinin öldüğünü, ancak günümüzde bunu bilen pek kimse olmadığını, Cebeci Mezarlığında yaptırılan anıt ile mezarların neredeyse unutulduğunu öğrendim. 1 Şubat 1963 Cuma günü Ankara havalimanına inmek üzere olan Lübnan uçağı ile bir askeri uçağımız havada çarpışıp Ulus semtine düşmüşler. Gökten sadece uçak parçaları değil insan da yağmış balkonlara, çatılara. 120 kişinin öldüğü belirtilen kaza sonrası çok büyük acılar yaşamış başkent. Görgü tanıklarının anlattığı, acılarla dolu anılar okudum, videolar izledim. Olay çok çok üzücü ama bir kere de buraya yazabileceğimi sanmıyorum. Videolarda fazla rahat çekilmiş uygunsuz görüntüler var. Çocuklar ve kaldıramayacaklar seyretmemeli. “Unutulmayan Olaylar” belgesel serisinin bu vaka için hazırlanmış üçüncü bölümünün yarım saatlik videosunun linkini vereyim isteyenlere: TRT Arşiv (2009 yapımı) Gazete küpürlerinin bir kısmında da Mete Akyol imzası var bu arada…

Tamamen bulutsuz pırıl pırıl bir Ankara kışı günü meydana gelen bu talihsiz olayda çok insan ölmesinin en büyük sebebinin Ramazanda gerçekleşmiş olması olduğu söyleniyor. Hem de ilk günü. Ayrıca ay başı ve akşamüstü. Bankalarda maaş alan da var iftara hazırlık için fırına tepsisini bırakan da. 

İstanbul Bankası çalışanlarının binadan çıkamamış olması gibi çok acı gerçekler de var. O kadar üzücü ki Ankara merkezinin nüfusunun o zamanlar 1 milyon civarı olduğuna sevindim iser istemez. Şimdinin beş milyonu geçmiş nüfuslu Ankara’sında Ulus gibi semtlerde insanlar omuz omuza yürüyor, caddeler araba ve otobüs kaynıyor.

Pencereden bakarken iki uçağın çarpıştığını gören çocuklar çok mu normal Allah aşkına! Kentten günlerce çıkmayan kokular? Neden bilmiyoruz biz bu olayı? Ne kadar üzüldüğümü anlatamam…

 

Hürriyet, 6 Ocak 2013, Yaşar Sökmensüer, “Hiçbir Ankaralının Unutamadığı Kaza”

Ankara Barosu, Hukuk Gündemi, Şubat 2014, Soner Alper-Gözde Bolat, “Ankara Uçak Kazası”

Nüfus bilgisi için kaynak: WikiZero

British Pathé‘nin görüntüleri daha masum:

Categories: Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 14 Yorum

İncirlik

Adana’da bulunan İncirlik Hava Üssü’nün seksenli yıllarda bir süreliğine sivil hizmete açıldığını öğrendim. Adana Havalimanı bakım gördüğü için sivil uçakların İncirlik tesislerine inmesine izin verilmiş. 1981 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan diziden oluşan “01 Adana” adlı kitapta geçen bilgiye oldukça şaşırdım. Seksenlerde İncirlik’e birkaç kez girmişliği olan bir insan olarak ne kadar sıkı bir denetimden geçirilerek içeri alındığınızı biliyorum. 

 

Altan Öymen’in yazıları ve Tan Oral’ın çizimlerinden oluşan, ülkemizin yakın tarihini de ufaktan bir anımsatan kitap özellikle Adana geçmişi olanlar için oldukça keyifli.

 

Öymen, A. (2018). 01 Adana-80’li Yıllarda Adana. İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş.

Categories: Edebiyat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Arunlar, Özkullar ve Diğerleri…

Özdemir Asaf (Halit Özdemir Arun) ve Yıldız Moran’ın ortanca oğulları Olgun Arun ile Münir Özkul’un kızı Güner Özkul’un bir zamanlar evli olduğunu öğrendim.

Olgun Arun yönetmen-yapımcı imiş. Video klipler, reklam filmlerinde imzası varmış. “Tramvay” adlı bir filmi varmış.

Olgun Arun ile Güner Özkul 1998 yılında Las Vegas’ta evlenmiş, beş yıl sonra da ayrılmış. Güner Özkul, 2009 yılında sperm bankası aracılığıyla bebek yaptığı için ülke gündemini çokça meşgul etmiş de tabii ki benim ondan da haberim olmamış.

Münir Özkul dört evlilik yapmış. Güner Özkul, ikinci eşi olan büyük tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen’den kızı.

Tam hatırlamıyorum ne olduğunu ama “Çalıkuşu” dizisi olabilir Suna Selen ile ilk ilgilenişim (seksenler). Oyunculuğunu değerlendirebilecek yetkinlikte değildim tabii. Sadece dizi bitince oynayanları yazarken ‘Suna Selen’ adını görmekten hoşlandığım için bakıp kalıyordum ekrana. Çünkü ergenliğimde iki yıl platonik aşk beslediğim delikanlının adıydı Selen 😀

Suna Selen’in ilk evliliği Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın yeğeni Cem Kabaağaç ile olmuş. Anlaşılan, bu aileye her yerden rastlamaya devam edeceğiz 🙂 Side yazılarımda anlattığım Suat Şakir‘in çocuğu olduğunu anladığım Cem Bey’den olan oğlu Derya Simkurt Kabaağaç’ın vefat ilanı var gazetede (Cumhuriyet Arşivi). 6.10.2006’da öldüğü ve Side mezarlığına defnedileceği belirtiliyor. Bir tane de gazete haberi (Hürriyet). Ailenin bu boyutu hakkında başka bilgiye rastlamadım.

Suna Selen’in ikinci eşi Münir Özkul. Üçüncü evliliğini ise Tezer Özlü‘nün ilk eşi ile yapmış. Yani Adalet Ağaoğlu’nun kardeşi olan Güner Sümer ile. Ondan olan oğlu da oyuncuymuş ailedeki hemen hemen herkes gibi…

Suna Selen, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı dediğimiz Fatma Aliye Topuz’un da torunu imiş ayrıca.

Yıldız Moran’ın fotoğraflarının gün ışığına çıkarılmasını da borçlu olduğumuz Olgun Arun ayrıca Özdemir Asaf’ın kendi sesinden şiirlerini yüklediği bir kanalın sahibi: olgunarun-YouTube (“Rrr” yazımda paylaşacak şiiri boşuna aramışım o kadar 🙂 ) Vaktiyle şairin şiirlerini Sayın Moran toparlarmış. Şimdi de Olgun Bey hem annesinin hem babasının eserleriyle ilgilenmekte.

***********************************************************

İleri Okuma:

Fatma Aliye Topuz’un hayatı için: İstanbul Kadın Müzesi

Suna Selen ile yapılmış 1960 tarihli çok sevimli bir röportaj ve oyuncunun hayatına dair: Türk Sineması Araştırmaları

 

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Sanat, Sinema, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Züğürdün Çenesi

Kate Middleton’ın dördüncüye aynı elbiseyi giydiğini öğrendim. Hem de Prens Harry’nin düğününde. Tasası da bizi tutmuş yeni kıyafet almıyor diye! 😮

Categories: Ekonomi, Güncel, Giyim, Kültür | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Müzede Bir Gece

18 Mayıs 2018 Cuma günü bazı müzelerin geç saate kadar ziyaretçilere açık ve de ücretsiz olacağını öğrendim. Avrupa Müzeler Gecesi etkinlikleri kapsamında gece 23:00’a kadar gezilebilecek olan müzeler TC Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfasından duyurulmuş. Hatay gibi, Side gibi birbirinden değerli müzeler var listede. Henüz gezmediyseniz çok önemli bir fırsat. Müzelerin normalde kapanış saatinden başlayıp 23:00’e kadar ücretsiz gezebileceklerinize listeden bakabilirsiniz.

Açık müzeler listesi: kulturvarliklari.gov.tr

Ancak Antalya’da bazı özel müzeler de bu etkinlikte yer alacaklarını kendi sosyal medya hesaplarından paylaştılar. Buna göre, Kaleiçi’ndeki Oyuncak Müzesi (23:00), Suna-İnan Kıraç Müzesi (22:00) ve Deniz Biyolojisi Müzesi (23:00) de geç saate kadar açık kalacak müzeler arasında. Kendi kentinizde de bakanlık sayfasında yer alandan daha fazlası olacağından emin olabilirsiniz. Bu fırsatı kaçırmayalım derim ben 🙂

Tabii Avrupa’da da birbirinden ilginç etkinlikler var bu akşam…

Categories: Antalya, Etkinlik, Eğitim, Güncel, Kültür, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Saatleri Ayarlama Sözlüğü

Tankut Yıldız adlı blog yazarının, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında geçen ve günümüzde pek kullanılmayan sözcükler için bir sözlük oluşturarak bunu blogundan paylaştığını öğrendim. 385 kelime bulunan Saatleri Ayarlama Enstitüsü Sözlüğü alfabetik olarak hazırlanmış. Kitabı okumaya çalışıp da Arapça-Farsça sözcük bolluğunda boğulanlara öneririm. Kendisini de bir kez daha tebrik ederim özveri ve sabır isteyen bu meşakkatli iş için. Tanpınar da görse teşekkür ederdi sanırım.

Ebediyen Edebiyat, Temmuz 2012, Tankut Yıldız

Categories: Dil, Edebiyat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Güzel Bakan Gözler Birbirini Bulur

Fotoğraf sanatçısı Yıldız Moran’ın, şair Özdemir Asaf’ın eşi olduğunu öğrendim. Ve de aslan burcu olduğunu 😀 

1932 doğumlu Moran, Robert Kolej’de öğrenim görür. Ardından İngiltere’ye gider ve fotoğrafçılık eğitimi alır. 1953 yılında ilk sergisini açar İngiltere’de. Sergilerin ve çalışmaların arkası gelir. Onsekiz yaşında fotoğraf makinesi ile tanışıp kendini bu alanda yetiştirmeye başlayan Moran, “Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk kadın fotoğraf sanatçısı” ünvanına erişir. Çok gezer ve çok fotoğraflar. İngiltere’de iyi para getiren sanatı Türkiye’de aynı heyecanla karşılanmaz. O da para kazanmak için yılbaşı kartları yapıp satmak ister. Fakat anlaştığı yerle problem yaşayınca, şair Asaf’ın matbaası önerilir kendisine ve titiz çalışmaları övülür. Yıldız Moran matbaadan içeri adım atınca hayatı değişir. Şairi ilk gördüğü günü ve hatta saati bir daha asla unutmaz. Yani 4 Kasım 1954 gününü. O sırada zaten evli olan Özdemir Asaf ile Yıldız Moran’ın evlenmesi ise sekiz yıl kadar sonra gerçekleşir ve bu evliliğin ardından Moran sanatını bırakarak çeviri ve sözlük çalışmaları yapmaya başlar. Üç çocukları olur: Gün, Olgun, Etkin. 1981’de Asaf ayrılır aramızdan, 1995’de de Moran.

Tutkularının peşinden gitmekte hiç tereddüt etmeyen cesur, güçlü ve kararlı kadınlara saygılarımla…

“Zamansız Fotoğraflar” sergisini Antalya’ya getirerek bu değerli sanatçımızdan haberdar olmamı sağlayan Antalya Kültür Sanat’a bir kez daha teşekkür ederim. Sergiden kareler:

Yıldız Moran Arun web sayfası: yildizmoran.com.tr

Bu web sayfası çok kapsamlı ve harika derlenmiş. Kaynağım olan iki röportaja da oradan ulaştım:

Moran ile Röportaj 1: Ses Dergisi, 25.Sayı, 25 Haziran 1983, “Türkiye’nin İlk Kadın Fotoğraf Sanatçısı Yıldız Moran”
Moran ile Röportaj 2: Son Saat, Mart 1955, “Kapanmıyacak Bir Sergi!.” Yüksel Söylemez – Sanat Âleminde

Facebook: Yıldız Moran Arun

Categories: Antalya, Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Rrr

R harfini söyleyememe sıkıntısına ‘rotasizm’ (rhotacism) dendiğini öğrendim. Özdemir Asaf da r harfini söyleyemeyenlerdenmiş.

Kendi sesinden bir şiirini dinlemek için: Kaan Özer

Categories: Dil, Edebiyat, Sağlık | Etiketler: , , , , | 1 Yorum

Alyoşa

Aliye Berger’e ‘Alyoşa’ adını ailesinin taktığını öğrendim. Dostoyevski karakterinden esinlenerek bu isimle çağırmaya başlamışlar sanatçıyı.

 

Kaynak:

Çitaklar, H. (2011). Alyoşa. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları

Categories: Edebiyat, Sanat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Mutsuz Keçiler

BBOM Mutlu Keçi Okulunun kapandığını öğrendim 😦 Çok çok üzüldüm… 

Öğrencileri, okulun ismini ‘Mutlu Keçi’ koyduklarında bile “keçi inatçı hayvandır, olmaz” diye geri çevrilmiş, 1001 sıkıntıyla yola çıkmış ve dört yıl her şeye rağmen etkili eğitim ortamını sürdürmüşlerdi nitekim. Yazık oldu mutlu keçilere…

Bodrum’daki ‘Mutlu Keçi’ yani Özel Yahşi İlkokuluna dair daha fazla bilgi için gazeteci Umay Aktaş Salman’ın 16 Ekim 2013 tarihli yazısını okumanızı öneririm: Harita Metod Defteri

Kapanış Duyurusu: BBOM

Gazete Haberi: Bodrum Gündem, 07.08.2017

Categories: Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

İftarlık Gazoz

“İftarlık Gazoz” filminde imamı oynayan aktörün Macit Koper olduğunu öğrendim. Film hakkında okuduğum eleştiri yazılarından birinde, filmde sadece Koper’in rolünün sırıttığı yazıyordu ama bende tam tersi bir etki yarattı.  Hatta görseli zayıf bir insan olarak, “Anayurt Oteli”nin ‘Zebercet’inden beri pek Koper’i algılamamış gözlerim ‘İftarlık Gazoz’un cami hocasını da tanıyamadı ama “imam efendi iyiymiş ya, bu kim ki?” diyerek araştırmama ve Koper olduğunu öğrenmeme neden oldu.

Ayrıca, başroldeki çocuk oyuncunun büyüklüğünü canlandıran aktör de Macit Koper’in oğlu Gün Koper imiş.

Filme dair bir başka ilginç nokta da kadroda Sümer Ezgü ve eşi Gülay Ezgü’nün oluşuydu benim için.

Eminim daha ilginç başka konular vardır bu filmle ilgili olarak, henüz bilmediğim. Şimdilik şunu demek isterim: 2016 yapımı Cem Yılmaz filmi beklentilerimin çok üstündeydi. Tavsiye edilir.

Categories: Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

İkinci El

Pasif içicilerin maruz kalarak soluduğu havaya İngilizcede ‘secondhand smoke’ dendiğini öğrendim. Yani ikinci el duman 🙂

 

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Donsuz Geceler

Yıllar önce TRT haber spikeri Ersin İmer’in hava durumunu sunduktan sonra halka donsuz geceler dilediğini öğrendim. Ülkede aşırı soğuk günler yaşanan bir dönemmiş ve İmer, izleyicileri don tehlikesine karşı uyardıktan sonra “Hepinize donsuz geceler dilerim sayın seyirciler” cümlesiyle kapanışı yapmış. Birçok kaynak, bu olay sebebiyle İmer’in işinden uzaklaştırıldığını yazıyor. Hatta görevinden alındığı için üzüntüye dayanamayıp felç geçirdiğini yazanlar da var. 2003 yılında da ölmüş.

Fakat Mikdat Kadıoğlu bunun uydurma olduğunu belirtmiş. İmer’in “Geçirdiğim bir felç nedeniyle ayrılmak zorunda kalmama rağmen benim hava durumu spikerliğini alkol yüzünden bıraktığım yazıldı, seyirciye ‘donsuz geceler’ dilediğim için atıldığım da yazıldı” sözlerine yer verilen yazıda kendisinin nasıl ilkeli, mesleğine ve emeğe saygılı bir kişi olduğu da anlatılıyor.

Öyle ya da böyle, bu da onun ‘don davası’ olmuş anlaşılan.

1992 Erzincan depremine, enflasyona, yeşil kart uygulamasına yer verilen haberleri sunduğu kaydın linkini vermek istiyorum. Özellikle benim yaş grubunun yarım saatini ayırıp bu videoyu izlemesini öneririm. Çok ilginç duygular ve sorgulamalarla izledim bu Özallı Demirelli Ecevitli İnönülü Erbakanlı haberleri. Tansu Çiller, Cavit Çağlar, Aktuna, Mesut Yılmaz, Cindoruk bile var 🙂 TRT kameramanı dolaşırken takındıkları ilginç pozlar da takdire şayan.

TRT Arşiv, 15 Mart 1992, “Son 7 Gün”

Donsuz geceler dileğinin 2015 yılı Cüneyt Özdemir versiyonu: video

KAYNAKLARIM:
Yüksel Aytuğ, Sabah, 17.04.2010
Sezai Bayar, Hürriyet, 23.07.2003
Mikdat Kadıoğlu, Milliyet, 22.12.2013

 

Categories: Dil, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Cehaletle Mücadele Malzemeleri

Antalya sokaklarında bir cehalet savaşçısının dolaştığını öğrendim.

 

Categories: Antalya, Eğitim, Güncel | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Cep Hikayeleri

2016’dan beri her hafta bir yaşam öyküsü paylaşan kaliteli bir kanal olduğunu öğrendim. ‘Cep Hikayeleri’ adlı kanalın ortalama üç dakikalık videoları her yönden o kadar başarılı ki daha ilk geceden onyedi bölümünü izlemişim. İzlediklerimi sizinle de paylaşayım:

No:1 “Bisiklet” (1 Haziran 2016) Osman Şirin – Liseli kızının ölümünün yarattığı çöküntünün üstesinden bisikletle gelen ve 110 kilodan 75’e düşen tesisatçının başarıları

No:2 “Kitap” (8 Haziran 2016) Durmuş Durmaz – Arabasının arkasında meyve satan Durmuş Bey’in yıllardır dinmeyen okuma aşkı

No:6 “Ön Yargı” (20 Temmuz 2016) Ayhan Çetiner – Akmar Pasajındaki sahafın, medyada yer alan satanizm haberlerinin ardından yaşadığı sıkıntılar

No:8 “Hırsız” (4 Ağustos 2016) Behçet Herdem – Kadıköy’de yaklaşık yüz iş yerinin olduğu binayı soyan hırsızların neden Behçet Bey’in dükkanına girmediğinin öyküsü

No:36 “Savaş” (2 Mart 2017) Mohammed Al Hadad – Suriye’den göçen bir gencin anıları, Türkiye’de yaşadıkları ve savaşa dair yürek burkan izlenimleri – “Babam dedi ki iki ay sonra geri döneceksin. Dört yıl oldu, iki ay bitmedi.”

No:38 “Futbol” (17 Mart 2017) Efe Akyol – Genç Efe’nin iyi bir futbolcu olma yolunda adımları

No:39 “Pikap” (23 Mart 2017) Fuat Daştan – Bozuk teypleri, pikapları yeniden hayata döndüren Fuat Bey’den yaşama dair çarpıcı notlar – “Oysa insanoğlu istese bu dünyayı cennete çevirebilir.”

No:57 “Merak” (20 Temmuz 2017) C.M. Kösemen – “Garip yaratıklara meraklıyım, böcekleri çok severim, farelerden korkmam, yılanlardan korkmam” diyen Kösemen’in ilginç çizimleri

No:66 “Kurşun Kalem Sanatı” (10 Ekim 2017) Nihat Özcan – Kurşun kalem oyma sanatına merak salan Nihat Bey’in tutkuyla yarattığı muhteşem eserleri

No:67 “Mesleğin Peşinde” (24 Ekim 2017) Öget Öktem – Küçüklüğünden itibaren ‘beyin’ konusuyla çok ilgilenen fakat babası istediği için Hukuk Fakültesinden mezun olan, hayatının çeşitli aşamalarında babasına isteğini yinelese de doktor olmasını bir türlü kabul etmeyen ailesi nedeniyle düşüne uzun yoldan dolaşarak ulaşan, nöropsikoloji biliminin Türkiye’deki kurucusu Prof. Dr. Öget Öktem Tanör’ün, ‘sevdiği işi yapma’ konusundaki düşünceleri – “Meslek değiştirmenin ayıp olmadığını öğrendim.”

No:73 “Çöp Değil” (14 Aralık 2017) Atakan Aydın – Çocukken köyün hurdalığında bulduğu eşyayı oyuncağa çevirerek başlayan macerasını, yıllar içinde Tırışka Tasarım’a vardıran ve elden çıkarılan nesnelere yeni biçimler kazandırmakta ustalaşan Atakan Bey ile tüketim toplumu, kasıtlı eskitme ve aile tarafından desteklenen yaratıcılık üzerine sohbet

No:74 “İmzalar” (21 Aralık 2017) Haluk Oral – Yazarı ya da şairi tarafından imzalanmış kitaplarının sayısı onbini geçmiş olan Haluk Bey’in muhteşem koleksiyonu – “Sevgili karıcığıma; okuma tenezzülünü göstermeyeceğini bile bile…”

No:77 “Sualtı” (18 Ocak 2018) Bengiz Özdereli – Sualtı çekimlerine dair detaylar ve denizlerdeki kirlenme üzerine tespitler

No:79 “20 Gün 20 Ülke” (1 Şubat 2018) Bahtiyar Demirel – Eski bir minibüsle yirmi günde yirmi ülkeyi gören üç kişinin yolda olma aşkı – “Bir daha sorgulamaya başlıyorsunuz hayatı”

No:83 “Koku” (1 Mart 2018) Vedat Ozan – Koku üzerine uzmanlaşmış bir beyefendiden dört dakikada çarpıcı bilgiler

No:86 “Hüseyin Avni Dede” (29 Mart 2018) – Bir elmayla duygulanan Hüseyin Avni Dede, fikirleri ve şiir kitapları

No:89 “Karavan Hayatı” (19 Nisan 2018) Taylan Erler – Yıllarca kirada yaşadıktan sonra karavana yerleşen sanatçının ‘minimum’ yaşamından kesitler – “Herkesin küçük bir hayali var, ama geç kalmayın, yapın bunları.”

 

Categories: Teknoloji | Etiketler: , , , | 2 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: