Kula Jeopark

Avrupa UNESCO Jeoparklar ağı içerisine girebilen ilk Türk jeoparkının Manisa’nın Kula ilçesinde bulunduğunu öğrendim. Divlit Yanardağı ve yürüyüş parkuru, lav mağarası ve tüneller, lav tarlası gibi simsiyah taşlarla bezeli alanlar, volkanik patlama sonucu oluşan cüruflar ve bazalt taşlarının kullanılmasıyla yapılmış evler, peri bacaları, kaya mezarları, kaplıcalar, tarihi evler, Yunus Emre türbesi, halen üretmeye devam eden demirci-kalaycı ustaları, keçe ustaları, Kula yöresine özgü yarenlerin müziği ve dahası mevcutmuş ilçede. Kula’nın antik çağdan kalma ismi olan ‘Katakekaumene‘ ‘yanık ülke’ anlamına gelmekteymiş. Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO jeoparkı ve Avrupa jeoparkı olarak 2013 yılında sertifikalandırılmış olan Kula Jeoparkı, 2017’de denetleme geçirmiş.

[Kula Geopark]

Kaynaklar:

Kula Volkanik Jeoparkı Sitesi

Videolar:

Yanık Ülke Kula (Katakekaumena) – Manisa, Ayhan Yörük, 2015

Kula Divlit Yanardağının Oluşumu, İzzet Gedik, 2012 (Kula Belediyesi)

Kula’da Yaşam Belgeseli, İzzet Gedik, 2012 (İsmail Özboyacı, Alper Gültekin, Ayşen Gültekin, 2010)

Reklamlar
Categories: Coğrafya, Doğa, Ekonomi, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ağlatırsa Mevlam Yine Güldürür

“Dertli ne ağlayıp gezersin burada” diye başlayan parçanın sözlerinin Yunus Emre’ye ait olduğunu öğrendim.

Dertli ne ağlayıp gezersin burada
Ağlatırsa mevlam yine güldürür
Nice dertli kondu göçtü buradan
Ağlatırsa mevlam yine güldürür

[Asuman Kertmen]

Categories: Edebiyat, Müzik | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Üstsüz Olabilirsin, Tayt Giyemezsin, Flört Yasak

New York’ta, kanunen yasak olduğu hâlde her gün yüzlerce yurttaş tarafından çiğnenmekte olan bazı konuları öğrendim. Birkaç tanesini sıralarsak:

1. Gülmek için birinin kafasına top atmak,
2. Nanik yapmak,
3. Kadınların vücudu saran kıyafetle dışarı çıkması,
4. Flört,
5. İki veya daha fazla kişinin bir arada maskeyle dolaşması (Cadılar bayramında filan sakata gelmeyin 🙂 Kimliğinizi gizleyen kostüm yasakmış.)

Yüz – iki yüz yıllık yasakların her birinin bir öyküsü ve kanunda yer alma nedeni var elbet. Ancak bugün, bu yasaları her çiğnediğinizde yakanıza yapışmalarının imkanı yok. Yapmıyorlar da. Sadece bir olay yaşanır ya da şikayet olursa yasa devreye giriyormuş. Örneğin, ‘akraba olmayan ikiden fazla kişinin aynı evde yaşaması’, kötü niyetli bir komşu tarafından şikayet edilirse ya da siz gerçekten kötü işler yapıyorsanız dava konusu oluyormuş. Başka bir nedenle evinizi aramaya geldiklerinde filan sorun olabiliyormuş anca.

Birisi sizi bakışlarıyla rahatsız eder ve siz şikayetçi olursanız flört yasası girer devreye muhtemelen. İstenmeyen flörtün cezası 25 Dolarmış. Bizde olsa, “parasıyla değil mi” diyerek devam ederlerdi sanırım 😀 

Dumb Laws sitesinde daha komik ifadeler de var “Binadan atlamanın cezası ölümdür” gibi (Başladığın işi yarım bırakmanı istemiyor demek adamlar).

Ya da, “Ticari amaçla kullanılmadığı sürece kadınların toplum içinde üstsüz olması serbesttir” gibi (Ama vücudunuzu saran kıyafet olmaz, dikkat edelim) 😮

Ya da, “Asansörde başkalarıyla konuşulmaz. Eller kavuşturulmuş biçimde kapıya bakarak durulmalıdır” gibi (filmlerdeki o buz gibi asansör sahnelerinin sebebi bu mudur ki?)

“Pazar günleri cebinde külah dondurmayla dolaşmak yasaktır” gibi…

Ama biz milleti bırakıp kendimize bakalım en iyisi. Biz iyi olalım, onlar bizi örnek alsın. 🙂 Üstümüzde bluz, cebimizde dondurma külahı olan bir Pazar günü asansörde insanlarla konuşmanın kötü bir şey olmadığını gösterelim. Ama yine de vücudu saran bir kıyafetle bindiğimizde konuşmamakta fayda var.

Kaynaklardan bazıları: Dumb Laws & Time Out

Categories: Ülkeler, Giyim, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Drone Milli Takımı

Türkiye’de ‘Drone Şampiyonası’ yapıldığını öğrendim. 3 Aralık günü final etabı yapılan şampiyonada dereceye giren lisanslı pilotlardan oluşturulacak olan ‘Türkiye A Milli Drone Takımı’, Avrupa’daki yarışlarda ülkemizi temsil edecekmiş. Bunun bir spor dalı olduğunu da böylece öğrenmiş oldum. Takımımıza başarılar dilerim.

Kaynak: turkiyedronesampiyonasi.com

 

Categories: Güncel, Spor, Teknoloji | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Mezarlık Adası

Paris‘te olduğu gibi İtalya’da da turistlerin ilgisini çeken bir mezarlık bulunduğunu öğrendim. İki adacığın birleşmesiyle oluşan Isola di San Michele üzerinde sadece mezarlar ve kiliseler varmış. 19.yüzyıl başlarından beri kent mezarlığı yani ‘cimitero’ olarak kullanılmaktaymış. Venedik’in bir adalar topluluğu olduğu göz önünde bulundurulduğunda kent mezarlığının da bir adada olmasında şaşılacak bir şey yok aslında ama yine de ilginç geliyor tabii. Turist de çekiyor. Ünlü besteci Stravinsky buradaymış örneğin. Ezra Pound da bu adanın protestan mezarlığı bölümünde yatmaktaymış. 

Ancak tabii ne de olsa bir ada olduğu için yer sıkıntısı varmış. Mezarların bir kısmı şifonyer usulü üst üste olsa da başka çözümler de gerektiği için, San Michele’de istirahatte olan bedenlerin kalıntıları bir süre sonra çıkarılıyormuş. Burada 10-12 yıl kadar huzur içinde yatabiliyormuşsunuz. Bu sürenin sonunda, ikinci defin işlemi için ücret ödenirse kemikleriniz bir kutuya aktarılarak daha küçük bir alana gömülüyormuş. Ödenmezse şayet ‘ossuary’ denen, ölü kemiklerinin koyulduğu yerlere aktarılıyormuşsunuz. Mezarlık girişinde, kimin ne zaman taşınacağının listesi varmış. Çok da ‘Rest In Piece’ değil yani 😦

Venedik’ten kalkan vapurlarla beş dakikada ulaşılıyormuş mezarlık adasına. Bu bölgedeki adaları gezdiren turlar da uğruyormuş. Ya da rengarenk Burano adası gibi adalara giderken önünden geçiliyormuş. O da ilginç bir ironi oluşturur herhalde. Neyse… Sağlıklı günler! 🙂

Kaynaklar:

Italy Heaven ve Minor Sights

Categories: Coğrafya, Ekonomi, Kültür, Mekan, Seyahat, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Trump Konya’da Bulundu

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde “İnsansı Taşlar Müzesi” olduğunu öğrendim. Müze kurucusu Ahmet Aslan bir çoban. Konya’da hayvan güderken rastladığı ‘insan yüzünü andıran’ taşları toplamış. Mevlana’ya benzeyen taşı tam da Konya’da bulmuş. Gel gör ki Trump da Konya’da bulunmuş. Walt Disney’in “her şey bir fareyle başladı” sözünden çok etkilenen Aslan, sekiz yıldır biriktirdiği taşların bir yerde sergilenmesi için, sosyal medya da dahil çeşitli araçlar kullanmış ve yılmadan girişimlerde bulunmuş. Sonunda Edirne’den kabul görmüş ve taşlarıyla Uzunköprü yolunu tutmuş. Kültür-Sanat Evi olarak kullanılan Aziz İoannis Kilisesi’nde sergilenen taşların ziyaretçilerle buluşmaya başlaması Aslan’ı çok mutlu etmiştir eminim. Kendisi ise 2023 hedefinin olduğunu belirtmiş. Belirgin bir hedefimiz olmadan hiçbir şey başaramayız ne de olsa.

Urfalı çoban Ahmet Aslan dört tane de kitap yayınlamış bugüne kadar. Belli ki kendisinden öğreneceğimiz çok şey var…

Japonya’da da Chinsekikan Müzesi var aynı şekilde.

Kaynak: Anadolu Ajansı, Gökhan Zobar, 29.11.2017 ve Edirne Televizyonu

Categories: Doğa, Güncel, Mekan, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 14 Yorum

Kuçuradi

İoanna Kuçuradi isminde çok değerli bir felsefe insanımız olduğunu öğrendim. Hacettepe Üniversitesi’nin Felsefe Bölümünü de Türkiye Felsefe Kurumunu da, İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezini de Kuçuradi kurmuş. 1988’de genel sekreterliğine getirildiği Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonunun (FISP: Fédération Internationale des Sociétés de Philosophie) 1998-2003 yılları arasında da başkanlığını yürütmüş.

Türkiye’de doğmuş, büyümüş ve eğitiminin tamamını bu ülkede almış Kuçuradi bir Rum. 1936’da doğmuş. Varlık Vergisini de 6-7 Eylül olaylarını da 1964’teki zorunlu Rum göçünü de görmüş. Ülkesi Türkiye’nin eğitimine katkıda bulunmaya devam etmiş. “Okullarda felsefe öğretsek yirmi yıl sonra farklı bir Türkiye olur” diyerek konunun önemini anlatmaya çalışmış da sesini pek duyuramamış. Yılmamış. Elinden geleni yapmaya devam ediyor.

İki de sözünü paylaşayım:

Bir tane insan hakkı ihlali vardır; o da kişiye farklı davranmaktır.

Niye insanlar sık sık sevgili değiştiriyor? Niye sık sık aşık oluyor? Çünkü o ilişkide, karşısındaki insan, o kişinin bir ihtiyacını karşılıyor. Kendisine yönelik bir nedenden dolayı duygular besliyor. O ihtiyacı karşılamaz olduğu anda o ilişki bitiyor.

Categories: Bilim, Diğer, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Çin İşi

Kafa nakli yapılması konusunda çok ciddi çalışmalar olduğunu ve bunu gerçekleştirmeye çalışan Doktor Canavero’yu Çin Hükümetinin desteklediğini öğrendim. İsim de çok canavarımsıymış ama… 🙂

Haberin detaylarını Onur Bey‘in heyecanlı kaleminden okumanızı öneririm.

Categories: Ülkeler, Bilim, Güncel, Sağlık, Teknoloji | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

AIDS Günü

1 Aralık gününün Dünya AIDS Günü olduğunu öğrendim. İnsanları bu konuda bilinçlendirmek için Madonna da pek çok uğraş veriyor. Çok sevdiği arkadaşlarını AIDS yüzünden kaybetmiş. Ofra Haza’nın da bu hastalıktan öldüğünü daha önce yazmıştım: “Kapılar Kapalıysa

Categories: Müzik, Sağlık | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Burano

İtalya’da rengarenk bir Burano Adası olduğunu öğrendim. Venedik’ten kalkan vapurlarla kırk dakikada ulaşılabiliyormuş. Evlerin rengi yasalarla korunuyor tabii ki. Ama bu sayede bir turizm geliri elde ettikleri ortada. Bu minik adanın poz poz fotoğraflarıyla dolu Internet.

24’lük film yeter mi ki? 36’lık mı alsak yoksa giderken 😛

Herkese İtalyan tarzı rengarenk günler dilerim 😀

Çektiği muhteşem fotoğrafları görmek için Wandertoes sayfasını ziyaret edebilirsiniz örneğin. Ben bu adanın varlığını bu blogdan öğrendim.

 

Categories: Ekonomi, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Steve Cutts

“Man” (İnsan) isimli animasyonun yaratıcısı Steve Cutts’ın harika bazı çizimlerini öğrendim.

Diğerlerine kendi web sitesinden bakabilirsiniz: stevecutts.com

Daha önce izlemediyseniz Man‘i de mutlaka izlemenizi öneririm. İnsan denen canlının, tüm dünyayı ne hâle getirdiğini üç buçuk dakikada oldukça çarpıcı bir biçimde özetliyor.


 

Categories: Doğa, Ekonomi, Giyim, Hayvan, Sanat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Gavur Hamamı

Antalya Yeni Kapı Sokak’ta bulunan tarihi hamam binasının adının ‘Gavur Hamamı’ olduğunu öğrendim.

 

Categories: Antalya, Kültür, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Aziz Nesin Akşamında Kırkpınar

Aziz Nesin’in, güreş konusunda hiçbir şey bilmeyişimize ve layık olduğu değeri kendisine sunmuyor oluşumuza içerleyerek, 1959 yılında Akşam Gazetesinde, Kırkpınar ve yağlı güreşler üzerine bir yazı dizisi yayınlandığını öğrendim.

Gazetede çıkan yazı dizisinden alıntılarla ve enfes fotoğraflarla desteklenmiş, haklı serzenişlerin işitildiği yazıyı mutlaka Eyüp Esen’in güçlü kaleminden okuyunuz: İnsana Dair

 

Categories: Ekonomi, Kültür, Spor, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Turistik Mezarlık

Birçok ünlünün mezarının Paris’teki Père Lachaise mezarlığında olduğunu öğrendim. Örneğin: Jim Morrison, Oscar Wilde, Édith Piaf, Chopin, Balzac, Proust, Maria Callas, Sarah BernhardtIsadora Duncan, Bizet, Yılmaz Güney,  Ahmet Kaya. Tam bir heykel müzesi gibi görsel şölen sunan yeşil ve yaşlı alanı görmek güzel olur. Bir mezarlık gezmek isteyeceğim aklımın ucundan geçmezdi ama yalnız değilim. Père Lachaise tam bir turistik cazibe merkezi.

[ParisByM]

Categories: Ekonomi, Mekan, Sanat, Seyahat | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

Chopin’in Kalbi

Ölümünden sonra Chopin’in bedeninin ve yüreğinin ayrı yerlere koyulduğunu öğrendim. Yaşamının büyük kısmını Paris’te geçirmiş olan Chopin, ölünce kalbinin ana vatanında saklanmasını istemiş. Bu dileği de yerine getirilerek Varşova’nın bir kilisesinde bulunan bir sütuna yerleştirilmiş kap içerisinde. Şimdi kalbi Polonya’da, bedeninin geri kalanı ise Fransa’da istirahat ediyor. Müzik dehasının koca kalbiyle aynı ortamda bulunmak isteyenler Varşova’da Holy Cross adlı kiliseyi ziyaret ediyor, geri kalan kısımla ilgilenenler ise Paris’teki Le Père Lachaise Mezarlığının yolunu tutuyor.

Bu bilgiyi bana öğreten Nurcan Hoca’ya teşekkür ederim. Bestecinin yaşamına dair daha fazla bilgiyi Sosyal Bilgiler Site blogundan okumayı unutmayınız lütfen.

Bu arada, ben bu araştırmayı yaparken Chopin’in ‘Cenaze Marşı’nın çalmaya başlaması da komik ama ürpertici bir tesadüf oldu 🙂

Kompozitörün izlerini sürerek Varşova’yı gezmeye yardımcı olan ‘Chopin in Warsaw’ ve ‘Selfie with Chopin’ gibi uygulamalar bile varmış. Bu da meraklısına duyurulur.

Categories: Müzik, Mekan, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Ödüllü Yaban

“Yaban” romanının 1942 yılında CHP Edebiyat Ödülü aldığını öğrendim. Roman dalında ikinci gelmiş. Bu kitap, sınava yönelik ezberletilen maddeler arasından sıyrılıp, her Türk gencinin -gerçekten- okuması gereken eserlerden. Yaşadıklarımızı ve yaşayabileceklerimizi unutmamak için…

Categories: Edebiyat, Eğitim, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kaytan

‘Kaytan’ sözcüğünün ‘pamuktan ya da ipekten yapılmış sicim’ anlamına geldiğini öğrendim. Denizcilikte de bir halatın ismiymiş.

Categories: Dil | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Ezan Makamları

Ezanların, sabâ, rast, hicaz, segâh, uşşak makamlarında okunduğunu öğrendim. Anladığım kadarıyla, “öğle ezanı illa rast makamında okunacak” gibi kurallar yok, ama gün içerisinde kişinin durumuna en uygun makamlar tercih edildiği için genelde sabahları sabâ makamında okunurmuş filan. Bu sadece Osmanlı’da mı var bilemiyorum. Çünkü Fas gibi ülkelerde farklı makamlar duyduğumu sanmıyorum.

Categories: Müzik, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kadere 45

‘Kadere kırk beş’ diye bir söz olduğunu öğrendim. Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” romanında geçiyor. ‘Her şey olacağına varır’ anlamında kullanılıyormuş. O yüzden de, ‘ne olursa olsun’ gibi bir boş vermişlik de barındırıyor. Olacağına varır diyerek dangır dungur bir işlere kalkışmayı da 🙂

“O, bu değil ya, gittiğimize göre zorlu birer iş tutaydık bari…”
“Tutarız Allah’ın izniyle. Bizi yurdumuzdan, yuvamızdan eden Allah…”
“Doğru, yurdumuzdan, yuvamızdan…”
“Kadere kırk beş!”
“Bu işte de var bir hayır…”

 

Categories: Dil, Edebiyat, Kültür | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

İlkokul Mezunuyla Evlenmem

Bir kadının ağzından dökülen “ilkokul mezunuyla evlenemem” lafının, koskoca eğitim kurumlarının temelini atabileceğini öğrendim. İstanbul’un iyi okullarından birinin kurucusu olan Rüstem Eyüboğlu, zor geçen çocukluğu nedeniyle okuyamamış ve küçük yaşta iş hayatına atılmış. Doğduğu Çayeli’nde ilkokulu bitirdikten bir süre sonra ailesiyle İstanbul’a göçen Rüstem Bey, onlara destek olmak için gazete satmış, ayakkabı boyamış… Garsonluktan aşçılığa kadar bir çok işte çalışmış. Derken bir kıza aşık olmuş. Fakat lise mezunu kızımız evlilik teklifini kabul etmeyince Rüstem Bey iş dünyasını biraz ileri iterek okula dönmüş. 22’sinde ortaokul sınavlarını halletmiş. 23 yaşında liseye başlamış. Veee gerisi gelmiş… Dr. Rüstem Eyüboğlu’nun heyecan verici yaşam öyküsünün detaylarını okumak için kaynaklarıma bakabilirsiniz: 

Demet Cengiz Bilgin, Hürriyet Gazetesi, 12.11.2007
Murat Aydın, Sözcü Gazetesi, 31.03.2016

Fotoğraf: Dr. Rüstem Eyüboğlu Twitter Hesabından: @rustemeyuboglu

Categories: Ekonomi, Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Donald Duck Yasağı

Donald Duck’ın Finlandiya’da 1970 yılında yasaklandığına, yani bu sevimli ördeğin altına bir şey giymediği için eğitim devi bir ülkede halen yasaklı olduğuna, dolayısıyla çizgi filmlerinin televizyonda gösterilmesinin ve hatta çizgi romanlarının satılmasının yasak olduğuna dair bir paylaşımın uzunca bir süredir sanal alemimizde paylaşılmakta olduğunu öğrendim. ‘İlginç bilgi’ paylaşan bütün sitelerimiz ve sosyal medya hesaplarımız bunu bu kadar net bir bilgi olarak paylaşmış. Hem de ne cümleler kurarak… Yani çok aradım aksini iddia eden Türkçe bir hesap ama bulamadım. Ancak gerçek şu ki, böyle bir yasak yok! Hatta çok başarılı bir dergisi bile var: Aku Ankka (yani Donald Duck’ın Fincesi). Peki nereden çıkmış bu Daisy ile evlilik dışı ilişki yaşayan donsuz Donald hikayesi? Helsinki’de 1977’de yaşanan finansal sıkıntı üzerine yapılan toplantıda, Liberal Parti yerel temsilcisi Holopainen’in şöyle bir önerisi olmuş: Gençlik merkezleri için Donald Duck çizgi romanlarını satın almayı keselim. Para sıkıntısını çözmeye çalıştıkları için öneri kabul edilmiş ve şehir fonundan yapılan bu harcamaya son verilmiş. Ertesi yıl yapılan seçimlerde, öneri sahibi beyefendinin de aday olması, akıllara bu konuyu getirmiş ve medyanın abartılı başlıkları da devreye girince söylentiler almış yürümüş. Holopainen seçimi kaybetmiş ama Donald Duck kazanmış! Belli ki iyi reklam olmuş. Finlandiya’nın bu ünlü pekin ördeğine duyduğu sevgi katlanarak artmış.

Kısaca: Böyle bir yasak hiç olmamış!

Kaynaklar: Snopes ve The Disney Wiki (bu konuda bolca İngilizce kaynak var ve forumlarda olsun, videoların altında yazan yorumlarda olsun Fin halkı sürekli bu çizgi filmin ülkelerinde yasak olmadığını, aksine çok popüler olduğunu anlatmaya çalışmış.)

Categories: Ülkeler, Dergi, Teknoloji, TV | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Kangurular İleri!

Kanguruların geriye doğru yürüyemediğini öğrendim.

Categories: Hayvan | Etiketler: , , | 1 Yorum

Doğan Kardeş Apartmanı

Doğan Kardeş dergisinin isminin nereden geldiğini öğrendim. Yapı ve Kredi Bankası’nı kuran Kazım Taşkent’in oğlunun adıymış Doğan. Çocuk yaşta Avrupa’ya yollanmış iyi bir eğitim alması için. Ancak 1939’da ölüm haberi gelir yavrucağın. Bu haberle sarsılan duayen bankacı, oğlunu bir şekilde yaşatabilmek için, onun adını vererek şirketler kurmaya başlar. İyi çocuklar yetişmesine katkı sağlamak için dergi de çıkarır. Düzeyli çocuk dergisi Doğan Kardeş onlarca yıl bu ismi başarıyla yaşatır.

İstanbul’daki güzel Doğan Apartmanı’nın ismi de aynı yerden geliyormuş. Bina, Taşkent’in şirketi tarafından alınınca ismi Doğan Apartmanı yapılmış Kuledibi’ndeki sarışın güzelin. Muhsin Bey filminin çekildiği bina da burasıymış. Ayrıca başka filmlerin sahneleri ve Deli Deli Kulakları Küpeli gibi şarkıların klipleri de Doğan Apartmanında çekilmiş. Doğan kardeşimizin adı birçok şekilde yaşatılmış. Ama yine de… Keşke Taşkent oğlunu evine yakın bir okula yollasaymış 😉

Yaşayan Mekanlar – Doğan Apartmanı Belgeselini de izlemenizi öneririm.

Categories: Dergi, Edebiyat, Eğitim, Mekan, Seyahat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

TAC

Şu kişilerin Tarsus Amerikan Koleji’nde eğitim aldığını öğrendim: 

İstemihan Talay,
Ayhan Sicimoğlu,
Cengiz Çandar,
Tuncel Kurtiz,
Mete Akyol,
Oral Çalışlar,
Sabancıların bir kısmı 🙂

Categories: Eğitim | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Zebercet

Zebercet taşının, ismini Kızıldeniz’deki Zebercet Adasından aldığını öğrendim. Daha doğrusu, Mısır’ın güneyine düşen bu adadan zebercet çıkarıldığı için Arapça ‘Zebercet’ denmiş. Zebercet, yeşil bir taş.

Ayrıca Kadıköy’de ‘Zebercet’ isminde bir sahaf varmış. ‘Zebercet’ adında bir müzik grubumuz da varmış gerçi artık ama bence bir kitabevi için gerçekten çok başarılı bir isim seçimi.

Categories: Coğrafya, Doğa, Edebiyat, Sinema | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Koca Kentin Kitap Kulübü

Viyana’da her yıl ‘Eine STADT. Ein BUCH.’ adında bir etkinlik gerçekleştirildiğini öğrendim. ‘Bir KENT. Bir KİTAP.’ olarak çevirebileceğimiz bu etkinlik kapsamında belirlenen bir kitap ücretsiz olarak halka dağıtılıyormuş. Sınırsız değil elbet, ama nüfusu iki milyonu bile bulmayan kentte 100.000 bedava kitap bence son derece harika bir miktar. Yazarın wordpress blogundaki etkinlik listesinde ‘öğrencilerle tartışma’ ve ‘yazarla sohbet’ de var. Ne diyeyim? Ben daha üç kişi bulup bir kitap kulübü yapmayı başaramıyorum kendi kentimde, âlem şehirce organize olup kitap okuyor, tartışıyor. Tabii bu şehircilik başarısını göz ardı etmemek gerek. İşte kitap okumayı sevdirecek, teşvik edecek örnek bir çalışma. Ayrıca bu etkinlik sadece Viyana’da değil dünyanın başka şehirlerinde de yıllardır gerçekleştirilmekteymiş.

Bu harika projeden beni haberdar eden kitap dostu İrem Hölzl’e çok teşekkür ederim. Dilveedebiyat.com sitesinden bu konudaki yazısını okuyabilirsiniz: Yola Çıkmak

Bu sene seçilen kitabın Amerikalı yazarının kendi blogunu inceleyebilirsiniz: Stewart O’Nan

Etkinliğin resmi sitesine bakabilirsiniz: Eine STADT. Ein BUCH.

Dublin kent konseyinin her yıl Nisan ayında gerçekleştirdiği ve başkentle ilgili bir kitabı geniş kitlelere okuttukları ödüllü inisiyatifine delirebilirsiniz: Dublin One City One Book

Ya da hiçbir şey yapmayabilirsiniz… 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Categories: Antalya, Ülkeler, Edebiyat, Etkinlik, Kültür, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Kolyoz

Kolyoz adındaki bir balığın tadını öğrendim.

Categories: Hayvan, Yiyecek | Etiketler: , , , , | Yorum bırakın

Dövmesi Olan Giremez

Japonya’da ‘onsen’ denen kaplıcalara girebilmek için vücudunuzda kesinlikle dövme olmaması gerektiğini öğrendim. Ayrıca, şifa niyetine kullanılan bu sıcak su havuzlarına girmeden önce iyice bir yıkanmanız ve sıcak su havuzuna çıplak girmeniz gerekiyormuş. Dövmeyi saklama şansınız da yok yani. 

Onsen… Dövmen varsa girme sen 🙂

Bu bilgiyi bana öğreten Minimalist Günlük sahibi Pelin Hanım’a teşekkür ederim. Japonya hakkında izlenimlerini okumak ve fotoğraflarına bakmak için blogunu ziyaret edebilirsiniz.

Categories: Ülkeler, Kültür, Sağlık, Seyahat, Teknoloji | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Akraba Sarkozy

Fransa’nın eski cumhurbaşkanlarından Sarkozy’nin geçmişinde Osmanlı izleri olduğunu öğrendim. Sarkozy’nin anne tarafından dedesi Ascher Mallah Effendi, 1880’de Selanik’te doğmuş bir Osmanlı vatandaşıymış. Isabella ve Ferdinand’ın 1492’de imzaladığı Elhamra Kararnamesi ile ülkeleri İspanya’dan kovulan Yahudilerdenmiş ataları. Osmanlı padişahının davetiyle topraklarımıza yerleşmiş Mallah Ailesi. Yani 15.yüzyılda Osmanlıya sığınan Sefarad Yahudilerine dayanan kökleridir eski başkanı Selanikli bir Yahudi torunu yapan. Güzel Carla Bruni’nin de nihayetinde bizden bir adama vardığını düşünmeyi sevecekler için de ‘Osmanlı torunu’ olduğunu söyleyebiliriz belki. Ascher Mallah, Galatasaray Lisesinden yani o zamanki ismiyle Mekteb-i Sultani’den mezun olmuş. Daha sonra Bay Mallah Fransa’ya gitmiş. Evlenip Katolik olmuş. Çocuklarından birisi Sarkozy’nin annesi. Aynı kaynağa göre, Sarkozy’nin babası da Osmanlı’ya karşı çarpışmalardaki rolüyle ünlenerek terfi etmiş bir atanın da dahil olduğu Macar sülalenin oğlu 😀 Bu durumda kendisine hâlâ ‘Osmanlı torunu’ diyebilir miyiz, bilemedim.

Ascher Mallah Effendi’nin doğum tarihi ve mezun olduğu lise bazı kaynaklarda daha farklı verilse de durumun özünü anladık sanırım.

Kullandığım Kaynak: The Contrarian Progressive

Daha önce de “Akraba Napolyon” başlıklı yazımda İmparatorun eşi Joséphine‘in Osmanlı ile bağlantısından bahsetmiştim. “Bizim gelin” öykülerini sevenlere… 😀

Categories: Tarih, İnanç | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Narmanlı

Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Dietmar Friese’nin de bir dönem Narmanlı Yurdu’nun misafiri olduğunu öğrendim. Atölyesi varmış bu handa.

[Umut Mete SOYDAN]

19.yüzyılın ilk yarısında inşa edilen yapı, Narmanlı Han ismini almadan yıllar önce Rus Konsolosluğu imiş. Sefaret, çeşitli amaçlarla kullanmış binayı. Hatta sürgündeki Troçki’nin bile Büyükada’da yaşadığı köşkten önce burada olduğu söyleniyor. Derken Narmanlı Kardeşler almış yapıyı 1933’te. Onların ev sahipliğinde şairler, yazarlar, heykeltraşlar, ressamların ikametgâhı olmuş Narmanlı Han. Düşük ücretle stüdyo ve pansiyon olarak kiralamışlar odalarını. Evleri ve/veya atölyeleri Narmanlı Han’da olduğu için bir dönem burada yaşamış isimler arasında sayılanlardan bazıları şunlar: Ulus Gazetesi temsilcisi Neşet Atay, Tatyana Moran, ‘Fosforlu Cevriye’nin yazarı gazeteci Suat Derviş, Fidzek Karoly. Bir de onların misafirleriyle tam anlamıyla bir sanatçı yuvasıymış Narmanlı Han. Ama işte göçmüş hepsi birer birer… Ne Tanpınar kalmış ne Berger… Ne avluda barınan onlarca kedisi kalmış, ne bahçesinde akasyalar ne de yıllara meydan okuyan bekçi ve noter…

Üstteki fotoğraf, SALT Online’daki Eliza Day arşivinde yer alıyor. Yer, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesi. Poz veren kişi, bu blogda yayınladığım ilk yazıda bahsettiğim keman virtüözü Ayla Erduran. Arkasındaki tablodaki beyefendi, hem Ayla Hanıma hem de Aliye Hanıma keman dersleri veren Macar keman sanatçısı Karl Berger. Yani Aliye Berger’in kocası. (Fotoğraf kaynağı: saltonline.org)

Bilmeyenler için ekleyelim: Ressam ve gravür sanatçısı Aliye Berger, aynı zamanda Halikarnas Balıkçısının da kardeşidir.

Küçük bir not daha: Troçki’nin Meksika’da yaşadığı ev bugün müze olarak kullanılmakta ve her gün birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Categories: Edebiyat, Ekonomi, Kültür, Müzik, Mekan, Sanat, Seyahat, Tarih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: